Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 9 saat önce
Erol Sunat, Meddah Misali adlı metninde, geçmişin sıcak toplumsal değerleri ile günümüzün ekonomik zorluklarını ve bireysel yabancılaşmasını Ramazan ayı üzerinden karşılaştırmaktadır. Yazar, eski dönemlerin yardımlaşma ve hoşgörü dolu atmosferinin yerini hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı ve insanların birbirine karşı sergilediği duyarsızlığın aldığını vurgular. Geleneksel hikâye anlatıcılığı olan meddahlık sanatına atıfta bulunarak, günümüz insanının yaşadığı çaresizliği ve kalplerin katılaşmasını eleştirel bir dille ifade eder. Yazıda, özellikle emeklilerin ve dar gelirlilerin maruz kaldığı fırsatçılık ve enflasyon karşısındaki mücadelesi ön plana çıkarılır. Toplumun manevi değerlerinden kopuşunu ve vicdani bir yalnızlığa sürüklenişini hüzünlü bir tonda özetleyen yazar, eski günlere duyulan derin bir özlemi dile getirir. Sonuç olarak metin, modern yaşamın getirdiği maddi ve manevi yozlaşmayı bir ayna gibi okuyucuya yansıtmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şöyle bir duralım, bugünü bir de geçmişin gözüyle bir meddahın diliyle anlamaya çalışalım mı ne dersiniz?
00:07Hadi o eski Ramazanların ruhuna doğru şöyle kısacık bir yolculuğa çıkalım.
00:12İşte bir meddah çıka gelse, meclise girse hikayesine tam da böyle başlardı.
00:19Düşünsenize daha ilk cümleden sizi alıp o taplı, beklenti dolu Ramazan atmosferine sokuyor.
00:25Ve ardından hemen eklerdi. Bu sözler aslında bir nevi sözleşme gibidir değil mi?
00:31Yani anlatıcıyla dinleyici arasında bir anlaşma.
00:34Size anlatacağım hikaye dürüst, saf ve dinlemeye kesinlikle değer demenin bir yolu.
00:41Çünkü meddahın olayı sadece eğlendirmek değildi ki, asıl mesele bir ders vermekti.
00:46Her kıssadan bir hisse çıkarmak. İşte bütün hikaye bunun üzerine kuruluydun.
00:50Peki, işte asıl soru bu. Zamanın ötesinden gelen bu meddah, bugünün dünyasına şöyle bir baksa, acaba ne görürdü?
00:59Heybesini hangi hikayelerle doldurur, bize neyi fısıldardı?
01:03Şurası kesin, meddahın bugün anlatacağı hikaye öyle basit bir kıssa falan olmazdı.
01:09Hayır. Aksine hem anlatanın diline hem de dinleyenin yüreğine ağır gelen böyle kalınca bir romana dönüşürdü adeta.
01:15Ve işin ilginci malzeme aramak için hiç çabalamasına gerek kalmazdı.
01:20Şöyle sokağa inse, insanların arasına bir karışsa, bir parka, bir bankaya otursa ve sadece, sadece dinlese,
01:29işte o zaman bugünün en dokunaklı hikayeleri bir bir önüne serilirdi zaten.
01:34O defter var ya, o meddahın not defteri, bugünün hüzünleriyle dolup taşardı.
01:40Ne mi yazardı içinde? Parktaki emeklilerin o sessiz sohbetleri, pazarda etiketlere bakan o yorgun, o bitkin yüzler,
01:48asgari ücretlinin bir türlü sonu gelmeyen hesabı kitabı, kendi kendine konuşarak yürüyen insanlar,
01:54hani derler ya, bir dokun bin ah işit, işte tam da o ahların dinsiz acısı.
02:00Hepsi, hepsi anlatılmayı bekleyen birer hikaye.
02:03Ve tabii ki meddah, gözünü özellikle Ramazan'a çevirirdi.
02:07O maneviyat dolu iklimin, nasıl olup da bir tür ekonomik hasat zamanına dönüştüğünü fark ederdi.
02:13Ve işte hikayesinin en can alıcı, en acı çelişkisini de tam bu noktada bulurdu.
02:19Dün ve bugün arasındaki makas nasıl mı açıldı?
02:23İşte tam olarak böyle.
02:24Dün, evet zorla da olsa kurulabilen o sofralar vardı.
02:28Bugünse, bugün yanına bile yaklaşılamıyor.
02:31O mütevazi iftar sofralarının yerini artık sadece hayali kurulabilen şeyler aldı.
02:36Arada gerçekten de derin bir uçurum var.
02:39Artık bu bir gelenek oldu sanki, değil mi?
02:42Zamsız bir Ramazan göremiyoruz.
02:44Her Ramazan öncesi mutlaka yeni zamlar geliyor.
02:47Pide, güllaç, pastırma.
02:50Yani Ramazan'ın o güzelim sembolleri artık her yıl artan fiyatlarıyla bu ekonomik baskının da sembolü haline geldi ne yazık
02:58ki.
02:58Ve o çaresizlik hissi o kadar derinleşti ki.
03:02Hani eskiden sığındığımız limanlar vardı ya.
03:04Kader böyleymiş, ne söylesem boş der.
03:07Bir şekilde teselli bulurduk.
03:09İşte o şarkılar, o tanıdık melodiler bile artık insanları avutmaya yetmiyor.
03:14Ama Meddah'ın hikayesi sadece parayla pulla, maddi zorluklarla ilgili olmazdı.
03:19Belki de daha acısı, madalyonun öbür yüzünü gösterirdi bize.
03:23Manevi erozyonu.
03:24Toplumsal dokumuzdaki o yavaş yavaş çözülmeyi.
03:27Bu çözülmenin tam merkezinde de kaybettiğimiz çok güzel bir erdem var.
03:32Dinlemek.
03:33Ama hani öyle kulakla duymak değil.
03:35Başkasının halinden anlama sanatı.
03:37Derin bir empati yeteneği.
03:39Bir zamanlar bizde olan ama şimdi nerede, hangi sokakta düşürdük.
03:43Hiç bilmediğimiz o güzel haslet.
03:45İşte modern hayatın en acı paradoksu bu belki de.
03:49Aynı kalabalık sokaktayız ama komşular birbirini tanımıyor.
03:53Hatta tanımamayı tercih ediyorlar çünkü bu daha kolaylarına, daha işlerine geliyor.
03:58Aman şimdi tanısam kim bilir ne derdi vardır, ne isteyecek endişesiyle başımızı öteye çeviriyoruz.
04:04E bütün bu maddi sıkıntılar, bu toplumsal kopukluk, nereye gidiyor sanıyorsunuz?
04:09En sonunda dönüp dolaşıp kalplerimize dokunuyor.
04:12Bizi içten içe değiştiriyor.
04:14O sokaklar neden bu kadar ıssız biliyor musunuz?
04:17Belki de asıl ıssızlaşan, taşlaşan yer kalplerimizdir.
04:21Ve işte tam bu noktada Meddah'ın o tatlı hikayesi bir feryadı dönüşürdü.
04:27Arda arda hepimizin içine işleyecek o acı soruları sıralardı.
04:31Yahu biz neden böyle daldık?
04:34Nerede yanlış yaptık?
04:36Biz, biz böyle insanlar mıydık gerçekten?
04:39Bir yanda o eski zamanlar.
04:42Kalpler sıcacıktı, yumuşacıktı.
04:44Biri ağlasa onunla beraber ağlardı.
04:47Öbür yanda da şimdi kalpler kas katı, taş gibi.
04:51Vicden merhamet, sanki bir yerlerde unutulmuş, geride bırakılmış gibi.
04:56İşte aradaki fark bu kadar keskin.
04:58Ve Meddah, hikayesinin sonuna doğru gelirken, belki de işin en trajikomik kısmını anlatırdı.
05:05Hani o eyleme bir türlü dönüşmeyen, içi boş kelimelerle dolu anlamsız sohbetlerimiz var ya, işte onların hikayesini.
05:13Düşünsenize, bir araya geliyoruz, oturuyoruz bir laf sofrasına.
05:17Kaşıklarımızı daldırıyoruz laf aşına.
05:19Laf ekmeğini bölüşüyoruz, hatta biraz da gülüşüyoruz.
05:23İyi, güzel de, sonuç.
05:25Sonuçta her şey lafta kalıyor, hiçbir şey değişmiyor.
05:29Çok doğru bir laf var değil mi?
05:31Laf dumandır uçar gider.
05:33İşte aynen öyle oluyor.
05:35Bütün o konuşmalar bir duman gibi dağılıp kayboluyor.
05:38Ve Meddah, hikayesinin finalini yaparken, dinleyicisine son can alıcı sorusunu sorardı.
05:44Peki, tüm bu konuşmalar, bu tartışmalar, bu dertleşmeler bitince geriye ne kalıyor?
05:51Cevap, maalesef çok acı ve bir o kadar da net.
05:55Geriye kalan tek şey, aynaya baktığımızda gördüğümüz o suret.
05:59Yani, bizim o hali pür melalimiz, acınacak halimiz ve Meddah'ın hikayesi de bizi tam da bu sarsıcı gerçekle yüzleştirip
06:07öylece son bulurdu.
Yorumlar

Önerilen