00:00Şöyle bir duralım, bugünü bir de geçmişin gözüyle bir meddahın diliyle anlamaya çalışalım mı ne dersiniz?
00:07Hadi o eski Ramazanların ruhuna doğru şöyle kısacık bir yolculuğa çıkalım.
00:12İşte bir meddah çıka gelse, meclise girse hikayesine tam da böyle başlardı.
00:19Düşünsenize daha ilk cümleden sizi alıp o taplı, beklenti dolu Ramazan atmosferine sokuyor.
00:25Ve ardından hemen eklerdi. Bu sözler aslında bir nevi sözleşme gibidir değil mi?
00:31Yani anlatıcıyla dinleyici arasında bir anlaşma.
00:34Size anlatacağım hikaye dürüst, saf ve dinlemeye kesinlikle değer demenin bir yolu.
00:41Çünkü meddahın olayı sadece eğlendirmek değildi ki, asıl mesele bir ders vermekti.
00:46Her kıssadan bir hisse çıkarmak. İşte bütün hikaye bunun üzerine kuruluydun.
00:50Peki, işte asıl soru bu. Zamanın ötesinden gelen bu meddah, bugünün dünyasına şöyle bir baksa, acaba ne görürdü?
00:59Heybesini hangi hikayelerle doldurur, bize neyi fısıldardı?
01:03Şurası kesin, meddahın bugün anlatacağı hikaye öyle basit bir kıssa falan olmazdı.
01:09Hayır. Aksine hem anlatanın diline hem de dinleyenin yüreğine ağır gelen böyle kalınca bir romana dönüşürdü adeta.
01:15Ve işin ilginci malzeme aramak için hiç çabalamasına gerek kalmazdı.
01:20Şöyle sokağa inse, insanların arasına bir karışsa, bir parka, bir bankaya otursa ve sadece, sadece dinlese,
01:29işte o zaman bugünün en dokunaklı hikayeleri bir bir önüne serilirdi zaten.
01:34O defter var ya, o meddahın not defteri, bugünün hüzünleriyle dolup taşardı.
01:40Ne mi yazardı içinde? Parktaki emeklilerin o sessiz sohbetleri, pazarda etiketlere bakan o yorgun, o bitkin yüzler,
01:48asgari ücretlinin bir türlü sonu gelmeyen hesabı kitabı, kendi kendine konuşarak yürüyen insanlar,
01:54hani derler ya, bir dokun bin ah işit, işte tam da o ahların dinsiz acısı.
02:00Hepsi, hepsi anlatılmayı bekleyen birer hikaye.
02:03Ve tabii ki meddah, gözünü özellikle Ramazan'a çevirirdi.
02:07O maneviyat dolu iklimin, nasıl olup da bir tür ekonomik hasat zamanına dönüştüğünü fark ederdi.
02:13Ve işte hikayesinin en can alıcı, en acı çelişkisini de tam bu noktada bulurdu.
02:19Dün ve bugün arasındaki makas nasıl mı açıldı?
02:23İşte tam olarak böyle.
02:24Dün, evet zorla da olsa kurulabilen o sofralar vardı.
02:28Bugünse, bugün yanına bile yaklaşılamıyor.
02:31O mütevazi iftar sofralarının yerini artık sadece hayali kurulabilen şeyler aldı.
02:36Arada gerçekten de derin bir uçurum var.
02:39Artık bu bir gelenek oldu sanki, değil mi?
02:42Zamsız bir Ramazan göremiyoruz.
02:44Her Ramazan öncesi mutlaka yeni zamlar geliyor.
02:47Pide, güllaç, pastırma.
02:50Yani Ramazan'ın o güzelim sembolleri artık her yıl artan fiyatlarıyla bu ekonomik baskının da sembolü haline geldi ne yazık
02:58ki.
02:58Ve o çaresizlik hissi o kadar derinleşti ki.
03:02Hani eskiden sığındığımız limanlar vardı ya.
03:04Kader böyleymiş, ne söylesem boş der.
03:07Bir şekilde teselli bulurduk.
03:09İşte o şarkılar, o tanıdık melodiler bile artık insanları avutmaya yetmiyor.
03:14Ama Meddah'ın hikayesi sadece parayla pulla, maddi zorluklarla ilgili olmazdı.
03:19Belki de daha acısı, madalyonun öbür yüzünü gösterirdi bize.
03:23Manevi erozyonu.
03:24Toplumsal dokumuzdaki o yavaş yavaş çözülmeyi.
03:27Bu çözülmenin tam merkezinde de kaybettiğimiz çok güzel bir erdem var.
03:32Dinlemek.
03:33Ama hani öyle kulakla duymak değil.
03:35Başkasının halinden anlama sanatı.
03:37Derin bir empati yeteneği.
03:39Bir zamanlar bizde olan ama şimdi nerede, hangi sokakta düşürdük.
03:43Hiç bilmediğimiz o güzel haslet.
03:45İşte modern hayatın en acı paradoksu bu belki de.
03:49Aynı kalabalık sokaktayız ama komşular birbirini tanımıyor.
03:53Hatta tanımamayı tercih ediyorlar çünkü bu daha kolaylarına, daha işlerine geliyor.
03:58Aman şimdi tanısam kim bilir ne derdi vardır, ne isteyecek endişesiyle başımızı öteye çeviriyoruz.
04:04E bütün bu maddi sıkıntılar, bu toplumsal kopukluk, nereye gidiyor sanıyorsunuz?
04:09En sonunda dönüp dolaşıp kalplerimize dokunuyor.
04:12Bizi içten içe değiştiriyor.
04:14O sokaklar neden bu kadar ıssız biliyor musunuz?
04:17Belki de asıl ıssızlaşan, taşlaşan yer kalplerimizdir.
04:21Ve işte tam bu noktada Meddah'ın o tatlı hikayesi bir feryadı dönüşürdü.
04:27Arda arda hepimizin içine işleyecek o acı soruları sıralardı.
04:31Yahu biz neden böyle daldık?
04:34Nerede yanlış yaptık?
04:36Biz, biz böyle insanlar mıydık gerçekten?
04:39Bir yanda o eski zamanlar.
04:42Kalpler sıcacıktı, yumuşacıktı.
04:44Biri ağlasa onunla beraber ağlardı.
04:47Öbür yanda da şimdi kalpler kas katı, taş gibi.
04:51Vicden merhamet, sanki bir yerlerde unutulmuş, geride bırakılmış gibi.
04:56İşte aradaki fark bu kadar keskin.
04:58Ve Meddah, hikayesinin sonuna doğru gelirken, belki de işin en trajikomik kısmını anlatırdı.
05:05Hani o eyleme bir türlü dönüşmeyen, içi boş kelimelerle dolu anlamsız sohbetlerimiz var ya, işte onların hikayesini.
05:13Düşünsenize, bir araya geliyoruz, oturuyoruz bir laf sofrasına.
05:17Kaşıklarımızı daldırıyoruz laf aşına.
05:19Laf ekmeğini bölüşüyoruz, hatta biraz da gülüşüyoruz.
05:23İyi, güzel de, sonuç.
05:25Sonuçta her şey lafta kalıyor, hiçbir şey değişmiyor.
05:29Çok doğru bir laf var değil mi?
05:31Laf dumandır uçar gider.
05:33İşte aynen öyle oluyor.
05:35Bütün o konuşmalar bir duman gibi dağılıp kayboluyor.
05:38Ve Meddah, hikayesinin finalini yaparken, dinleyicisine son can alıcı sorusunu sorardı.
05:44Peki, tüm bu konuşmalar, bu tartışmalar, bu dertleşmeler bitince geriye ne kalıyor?
05:51Cevap, maalesef çok acı ve bir o kadar da net.
05:55Geriye kalan tek şey, aynaya baktığımızda gördüğümüz o suret.
05:59Yani, bizim o hali pür melalimiz, acınacak halimiz ve Meddah'ın hikayesi de bizi tam da bu sarsıcı gerçekle yüzleştirip
06:07öylece son bulurdu.
Yorumlar