Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Recep Küçükizsiz tarafından derlenen bu eser, Ülkücü hareketin tarihini ideolojik bir savunmadan ziyade, farklı toplumsal kesimlerden gelen bireylerin sahici tanıklıklarıyla harmanlayarak sunmaktadır. Kitap; cezaevi koşullarından teşkilat çalışmalarına, sürgün hayatından gurbetteki aidiyet duygusuna kadar geniş bir yelpazede kişisel hafızaları bir araya getirerek dönemin karmaşık yapısını gözler önüne sermektedir. Anlatılar, geçmişi sadece kutsamak yerine, yaşanılan acıları ve insanî temasları dürüst bir perspektifle yansıtarak okuyucuyu derinlemesine düşünmeye davet etmektedir. Yazarın büyük bir emekle topladığı bu hatıralar, yazılı kültür geleneği zayıf olan bir camianın sessizliğini bozarak ortak bir toplumsal hafıza inşa etmeyi amaçlamaktadır. Sonuç olarak çalışma, sloganların ötesine geçerek bir dönemin ruhunu gerçekçi bir dille yarınlara taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba herkese, bazen öyle kitaplar vardır ki sadece kağıt ve mürekkepten ibaret değildir, adeta nefes alırlar.
00:07İşte bugün böyle bir eseri, ülkücülerin anılarını konuşacağız.
00:11Özgür Çelik'in harika bir incelemesi var bu kitap üzerine, biz de oradan yola çıkacağız.
00:16Bakalım bu kitap neden basit bir anı derlemesi değil de çok daha fazlası ve bir dönemin hafızasını nasıl yeniden şekillendiriyor?
00:24İnceleme tam da bu cümleyle başlıyor ve insanı anında durup düşündürüyor.
00:28Bir kitap nasıl yaşanır ki? Bu fikir var ya, insanı direkt alıp götürüyor.
00:33Yani bu sadece sayfaları çevirmekten ibaret bir şey değil.
00:36Sanki bir şahitliğe, hatta bir yüzleşmeye davet gibi bir şey bu.
00:41İşte bu bölümün de ana sorusu tam olarak bu.
00:44Ülkücülerin anılarını bu kadar özel, bu kadar farklı kılan şey ne olabilir?
00:49Onu o bildiğimiz tarih kitaplarından ayıran, onu yaşanan bir şeye dönüştüren sır ne?
00:54Gelin şimdi bu soruların peşine düşelim, adım adım ilerleyelim.
00:59Öncelikle kitabın kimliğine bir bakalım.
01:01Nedir bu kitap?
01:02Şunu en baştan söylemek lazım, bu kitap bir tarih tezi yazmak için ortaya çıkmamış.
01:07Kendini bir şahitlik olarak tanımlıyor.
01:09Peki bu ne demek? Gelin biraz daha yakından bakalım.
01:11Yani şöyle düşünün, kitap bize o bildiğimiz pırıl pırıl parlatılmış tek bir ağızdan anlatılan bir tarih hikayesi sunmuyor.
01:19Tam tersi.
01:20İncelemede de çok güzel belirtilmiş bu, sanki kırık ayna parçaları gibi.
01:24Farklı insanlar, farklı zamanlar, farklı mekanlar.
01:27Her birinin kendi gerçeği, kendi anısı var.
01:30Ve bu parçalar bir araya gelince ortaya inanılmaz sahici, ham bir mozaik çıkıyor.
01:36İşte kitabın gücü de tam buradan geliyor.
01:37Demek ki kilit kelimemiz ne? Şahitlik. Bakın bu çok önemli.
01:42Çünkü anılarını anlatanlar birilerini ikna etmeye, bir davayı savunmaya ya da bakın biz haklıydık demeye çalışmıyor.
01:49Hayır. Onların dediği tek bir şey var.
01:51Ben oradaydım, gördüğüm, yaşadığım buydu.
01:54İşte bu kadar net, bu kadar kişisel ve dolaysız bir anlatım var kitabın temelinde.
01:59Peki, kitabın ruhunda ne var?
02:02Anıların içine daldığımızda bizi ne karşılıyor?
02:05İncelemeye göre aslında iki ana damar var.
02:07Bir yanda çok derin, çok büyük acılar.
02:10Diğer yanda ise o acılara inatla direnen, o acılardan doğan bir azim.
02:15Anılar bizi alıp direkt o mekanların, o anların ortasına bırakıyor.
02:19Mamak cezaevinin o bitmek bilmeyen gece sayımları, o cop sesleri.
02:23Diyarbakır'da her türlü baskıya rağmen yükselen bir direniş veya bir anda sakıncalı damgası yiyip hayatı altüst olanlar.
02:32Bunların hepsi o dönemin acı coğrafyasının birer parçası.
02:35Ama madalyonun bir de diğer yüzü var.
02:38Acının tam ortasında, hatta belki de acı sayesinde filizlenen inanılmaz bir yaşam enerjisi, bir topluluk ruhu var.
02:45Düşünsenize, Almanya'da gurbette sigara dumanıyla dolu küçücük bir odada kurulan o aidiyet,
02:51mahallede tutulan nöbetlerdeki o omuz omuza duruş,
02:54hatta o kadar ki bir sokak köpeğinin sezgileri bile o kollektif hafızanın bir parçası haline geliyor.
02:59Hayat bir şekilde yolunu buluyor işte.
03:01İncelemedeki şu cümle sanırım her şeyi özetliyor aslında.
03:05Çünkü burada anlatılan sadece baskı değil, baskıya rağmen kurulan hayatlardır.
03:10Yani bu kitap bir ağıt değil.
03:12Evet acı var ama aynı zamanda o acıya karşı dimdik ayakta duran bir yaşam manifestosu.
03:18İşte bu zıtlık, bu ikilik kitabı bu kadar sarsıcı ve güçlü yapıyor.
03:22Peki bu anıları okuduğumuzda karşımıza çıkan dünya böyle keskin hatlarla çizilmiş tek tip bir dünya mı?
03:30Kesinlikle hayır.
03:31Hatta kitabın en etkileyici yanlarından biri tam da o döneme ait bildiğimiz bütün sloganları, bütün kalıpları yerle bir etmesi.
03:40Yani o dönemin sadece siyah ve beyazdan kavga ve sloganlardan ibaret olmadığını anlıyorsunuz.
03:46İşin içine insan girince beklenmedik anlar, hiç umulmadık temaslar yaşanabiliyor.
03:53Kitapta tam olarak bu karmaşıklığı bu insani dokuyu seriyor gözler önüne.
03:58Mesela incelemede bahsedilen bir anekdot var.
04:01Deniz Gezmiş ile ilgili.
04:02Bu o kadar çarpıcı bir örnek ki birbirine tamamen zıt iki kutup gibi görünen insanlar arasında bile ne kadar insani anların yaşanabildiğini gösteriyor.
04:11İşte o an anlıyorsunuz.
04:13Tarihin o büyük anlatısı aslında hiç de siyah beyaz değilmiş.
04:17Grinin o kadar çok tonu varmış ki.
04:19Ve bu çeşitlilik sadece fikirlerde değil, anlatanların kimliklerinde de var.
04:24Yani karşımızda tek bir ülkücü profili yok.
04:27Bakın kimler var sesini duyduğumuz.
04:29Asker var, işçi var, öğrenci, gurbetçi, hatta subay var.
04:34Her biri bambaşka bir hayatın içinden, bambaşka bir pencereden bakıyor o döneme.
04:38E bu da doğal olarak ortaya çok daha zengin, çok daha katmanlı bir resim çıkarıyor.
04:43Bütün bunların sonunda anlıyoruz ki kitabın amacı size doğru budur diye kesin hükümler vermek değil, tam tersi size sürekli sorular sorduruyor, ezberlerinizi sorgulatıyor, sizi alıp o dönemin karmaşıklığının tam ortasında bırakıyor ve hadi şimdi sen düşün diyor.
05:03Yani sizden pasif bir okur olmanızı değil, aktif bir katılımcı olmanızı bekliyor.
05:09Peki, bütün bu dağınık anıları bir araya getirmek, bu ne demek aslında?
05:13Bu sadece teknik bir derleme işi mi?
05:15Hayır, bu yılların sessizliğini kırmak demek, bir cesaret eylemi.
05:20Gelin şimdi bu çabanın neden bu kadar önemli, bu kadar hayati olduğuna bakalım.
05:25İncelemede altı çizilen çok önemli bir gerçek var.
05:28Ülkücülerin anı yazma geleneği hep zayıf kalmış, yıllarca yaşanan o kadar çok şey var ki.
05:34Ama bunlar ya hiç konuşulmamış, bir suskunluk duvarının arkasına hapsedilmiş ya da başkaları tarafından belki de eksik, belki de yanlış bir şekilde anlatılmış.
05:44İşte bu kitap tam da o büyük boşluğu doldurma, o sessizliği kırma cesaretini gösteriyor.
05:49Ve tam bu noktada derleyici Recep Küçükhissiz'in inanılmaz emeğini anmak gerekiyor.
05:54Düşünsenize, adeta bir hafıza arkeoloğu gibi çalışmış.
05:58O dağınık, unutulmaya yüz tutmuş anıları, bazen bir ses kaydından, bazen karalanmış bir kağıttan, sabırla toplamış, dinlemiş ve bütün o bireysel, kişisel hikayelerden hepimizin tarihi için ortak bir hafıza inşa etmiş.
06:12Bu gerçekten paha biçilmez bir emek.
06:14Gelelim son bölüme.
06:15Bu kitabın asıl amacı ne?
06:17Bize nasıl bir miras bırakıyor?
06:18Çünkü bu sadece geçmişe dönük bir nostalji kitabı değil.
06:22Asıl derdi gelecekle ilgili.
06:24Geleceğe çok önemli bir mesaj veriyor.
06:26İncelemenin de vulguladığı gibi, kitabın derdi geçmişi yüceltmek, parlatmak değil.
06:32Bakın, amaç bu olsaydı çubuk çok daha düşük olurdu.
06:36Asıl amaç, o yüksek çubukta gördüğümüz gibi geçmişi anlamak.
06:40Neden yaşandı, nasıl yaşandı, ne dersler çıkarabiliriz?
06:43İşte bu ikisi arasındaki fark kitabın değerini ortaya koyuyor.
06:47Ve işte, kitabın geleceğe bıraktığı en güçlü, en net mesaj.
06:51Bu anılar bir daha yaşanmasın diye var.
06:53Bu kadar basit.
06:55Bu anılar, o acıların tekrar etmemesi için bir ders, bir uyarı aslında.
07:00Unutmaya karşı direnen, inatçı bir ses.
07:02Çünkü hepimiz biliyoruz ki, bir toplum ancak geçmişiyle yüzleşip,
07:06onu hatırlayarak aynı hatalara düşmekten kurtulabilir.
07:09İşte tam da bu yüzden, inceleme kitabı bir son olarak değil,
07:14bir başlangıç olarak görüyor.
07:15Bu çok önemli.
07:16Yani bu hikayenin sonu değil.
07:18Tam tersine, yıllardır susmuş, hikayesini içine atmış,
07:23yüzlerce belki de binlerce insan için bir kapı aralıyor.
07:26Onlara yalnız değilsiniz, siz de anlatın diyen bir davet aslında.
07:30Ve bitirirken, aklımızda şu soru kalsın istiyorum.
07:33Bir anı, anlatıldığında mı biter, yoksa asıl anlatılmadığında mı yok olur gider.
07:39Bu kitap, bir hafızayı canlı tutmanın tek yolunun,
07:42onu cesurca anlatmaktan, gelecek nesillere aktarmaktan geçtiğini gösteriyor bize.
07:47Belki de bıraktığı en büyük miras, başlattığı bu cesur konuşmanın ta kendisidir.
Yorumlar

Önerilen