00:00Herkese merhaba. Bugün Erol Sunat'ın çok dokunaklı bir yazısı var önümüzde.
00:04Yazı, günümüz Türkiye'sine dair böyle bir iç çekişi, bir umutsuzluğu, yitip giden değerleri anlatıyor.
00:11Zaten başlığı her şeyi özetliyor aslında.
00:14Kalburla su taşımak.
00:16Hani, boşa kürek çekmek deriz ya, tam o his.
00:19Gelin, yazarın bu siteminin derinliklerine birlikte inelim.
00:23Yazar, yazıya hepimizin bildiği, dilimize pelesenk olmuş bir sözle giriyor.
00:28Zor dostum zor.
00:29Bu, hani sadece benim işim zor demek değil, bu bütün bir toplumun omuzlarındaki o ağırlığın, o kolektif yorgunluğun sesi aslında.
00:38Ve bu his, inanın, yazının her satırına eşlemiş.
00:42Şimdi ilk olarak, bugünün o ağır havasına bir bakalım.
00:45Yazarın çizdiği o tabloya, insanlar neden zor dostum zor diyor, gelin şu anki endişelere bir odaklanalım.
00:51E tabi bu endişeler tek bir kaynaktan da gelmiyor.
00:54Baksanıza, yanı başımızda bir savaş var.
00:56İran, Amerika, İsrail gerilimi.
00:59Bu durum piyasaları altüst ediyor.
01:01E akaryakıt, doğalgaz, altın, döviz, her şey ateş bağısı ve ne olacağı belli değil.
01:06Yazarın da dikkat çektiği nokta tam olarak şu.
01:09Bütün bunların üstüne bir de Ramazan kapıya dayandı.
01:13Bu da ne demek?
01:13Acaba fiyatlar katmerli mi gelecek korkusu?
01:16İşte bu korku insanların üstündeki yükü iyice artırıyor.
01:19Peki tüm bu baskı sokaktaki insana nasıl yansıyor?
01:24Yazarın tabiri çok çarpıcı.
01:26Dokunsan ağlayacak bir halde insanlar.
01:28Emeklisi, asgari ücretlisi, dar gelirlisi, hepsi bu ekonomik fırtınanın ortasında kalmış, çaresiz.
01:35Ve bu sadece cüzdanla ilgili bir mesele değil, ruhları yoran, insanı içten içe tüketen bir durum.
01:41İşte bu karanlık tablodan sonra yazar rotayı geçmişe çeviriyor.
01:45Hani o birbirimizi daha iyi anladığımız, dayanışmanın daha güçlü olduğu zamanlara.
01:50Yazarın merhameti bildiğimiz zamanlar dediği o döneme gelin birlikte gidelim.
01:55Ve şu sözler yazarın özleminin tam kalbini oluşturuyor aslında.
01:59Biz ki halden anlardık, biz ki Ramazan bilirdik.
02:03Bakın buradaki halden anlamak ya da Ramazanı bilmek öyle kuru kuruya bir ibadetten bahsetmiyor.
02:09Bu, birbirinin gözünden derdini anlayan, komşusu açken tok yatamayan, o daha istemeden ihtiyacını sezen bir toplum demek.
02:17Yazarın yaptığı şu karşılaştırma o kadar vurucu ki,
02:21düşünsenize, bir yanda konuşmadan, bakışarak anlaşan bir toplum, öbür yanda ise yitip gitmiş bir merhamet duygusu.
02:29Yazar diyor ki, o birbirine koşma hali gitti, yerine bir umursamazlık, bir kayıtsızlık geldi.
02:35İşte bu sözlerdeki sitem de tam olarak bu.
02:38Yazar için Ramazan, öyle takvimdeki herhangi bir ay değil, ona göre Ramazan, merhametin ta kendisi olmalı.
02:45İşte bu tanım çok önemli, çünkü birazdan göreceğimiz o büyük çelişki, o büyük tezatlığı daha da gözümüze sokuyor.
02:52Ve evet, şimdi yazının tam da can alıcı noktasına geldik.
02:56Hani bir yanda merhamet olması gereken bir Ramazan ruhu var dedik ya,
03:00işte şimdi yazarın fırsatçılığın yangını dediği şeyle bu ruhun nasıl çarpıştığına bakacağız.
03:06Yazara göre bütün güğüm burada çözülüyor.
03:10Her Ramazan ayında gördüğümüz o zamlar var ya, artık bunlar piyasa böyle denilip geçilecek bir şey değil.
03:16Bu, insanların sabrını, tahammülünü taşıran, kanayan bir yaraya dönüşmüş durumda.
03:21Yazarın kullandığı benzetme o kadar güçlü ki, diyor ki, yangın var yanan yanana, yani ortada insanlar yanıyor, canı acıyor, zorlanıyor
03:30ama asıl trajedi ne biliyor musunuz?
03:32O yangını söndürmesi, en azından görmesi gerekenler yananların hemen dibinde duruyor ama olan bitenden ya haberleri yok ya da görmezden
03:41geliyorlar.
03:42İşte en acısı da bu.
03:43İşte tam bu noktada yazar, o vicdanları sızlatan soruları peş peşe sormaya başlıyor.
03:49İlk soru tam bir çelişkiyi yüzümüze vuruyor.
03:52Yahu, bu zamları yapanlar oruç tutmaz mı?
03:55Ramazanı bir kazanç kapısı görenler bu ayın maneviyatından hiç mi haberdar değil?
04:00Soru daha da ileri gidiyor, daha da derine iniyor.
04:03Allah'tan korkmazlar mı?
04:05Artık bu bir ekonomi eleştirisi falan değil, bu yazarın gözünde çok derin bir ahlaki çöküşün, bir manevi krizin ta kendisi.
04:14Peki bu sorular cevapsız kalınca faturayı kim ödüyor?
04:17İşte o bahsettiğimiz yangının en acı, en somut sonucu tam da bu.
04:22Fiyatlar öyle bir hale geliyor ki, emekli alamıyor, askeri ücretli bütçesini denkleştiremiyor,
04:28dar gelirli o tezgahların yanından bile geçemiyor, market trafları, pazar yerleri onlara adeta birer vitrin gibi bakıp geçiyorlar.
04:36Ve geldik yazarın bütün bu umutsuzluğu, bütün bu çaresizliği, tek bir cümlede özetlediği o meşhur deyime,
04:43yazının da başlığı olan kalburla su taşımak meselesine.
04:47Nedir kalburla su taşımak?
04:49Hani bilirsiniz kalbur delik delik bir şeydir.
04:51Siz şimdi onunla su taşımaya kalksanın ne olur?
04:54Bütün su akıp gider.
04:55Yani boşa kürek çekmek, imkansızı denemek.
04:58İşte yazar ülkedeki sorunları çözme çabalarını tam da buna benzetiyor.
05:03Nafile, sonuçsuz bir çaba.
05:05Peki neden böyle düşünüyor?
05:07Çünkü ona göre çarkın bütün dişleri bozulmuş.
05:10Fırsatçı, fırsatçılığından vazgeçmiyor.
05:13Pırası olan fakire dönüp bakmıyor.
05:15Durumu görmesi gerekenler görmüyor, duyması gerekenler duymuyor.
05:19E hal böyle olunca atılan her adım, yapılan her iyi niyetli çaba o delik kalburdan akan su gibi boşa gidiyor.
05:26Yazarın şu sözü da bu çaresizliği adeta mühürlüyor.
05:29Laf lafı açıyor, çare bizden kaçıyor.
05:32Hani dertler o kadar büyük, o kadar iç içe geçmiş ki konuştukça çözüm bulacağımıza çözüm bizden daha da uzaklaşıyor sanki.
05:39Bir kısır döngü gibi.
05:41Ve sona doğru yaklaşırken yazarın bir tespiti daha var ki insanın içine işliyor.
05:45Diyor ki, keşke diye başlayıp, keşke diye biten cümlelerin arasına sıkışıp kaldık.
05:51Ne kadar doğru değil mi?
05:53Hep bir geçmişi özlem, bir pişmanlık, bir türlü gerçekleşmeyen hayaller.
05:57Sanki bütün ülke bir keşke denizinde yüzüyor.
06:00Yazar yazısını hepimizin beyninde çınlayacak, belki de cevabını uzun uzun düşüneceğimiz o tek ve en önemli soruyla bitiriyor.
06:08Cevabı kolay olmayan, öylece havada asılı kalan o soru ne oldu bize?
06:14Gerçekten, toplum olarak, ülke olarak bize ne oldu da bu hale geldik?
Yorumlar