Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 6 saat önce
Yazar, Ramazan ayının manevi iklimiyle günümüzün ekonomik gerçekleri arasındaki derin uçurumu eleştirel bir dille ele almaktadır. Metin, fırsatçı zamlar ve artan hayat pahalılığı karşısında emekli ile dar gelirlinin düştüğü çaresiz durumu vurgularken, toplumun yitirdiği merhamet ve yardımlaşma değerlerine duyulan özlemi dile getirmektedir. Savaşların ve küresel krizlerin gölgesinde geçen bu dönemin, Türk kültüründeki hoşgörü ve dayanışma ruhundan uzaklaştığına dair sitem dolu bir tablo çizilmektedir. İbadetin sadece şekilsel kalmaması gerektiğini savunan yazar, gösterişten uzak sessiz iyiliğin önemini hatırlatarak toplumsal bir vicdan muhasebesi yapmaktadır. Nihayetinde bu kaynak, insani erdemlerin maddi hırsların gerisinde kalmasına karşı güçlü bir uyarı niteliği taşımaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün Erol Sunat'ın çok dokunaklı bir yazısı var önümüzde.
00:04Yazı, günümüz Türkiye'sine dair böyle bir iç çekişi, bir umutsuzluğu, yitip giden değerleri anlatıyor.
00:11Zaten başlığı her şeyi özetliyor aslında.
00:14Kalburla su taşımak.
00:16Hani, boşa kürek çekmek deriz ya, tam o his.
00:19Gelin, yazarın bu siteminin derinliklerine birlikte inelim.
00:23Yazar, yazıya hepimizin bildiği, dilimize pelesenk olmuş bir sözle giriyor.
00:28Zor dostum zor.
00:29Bu, hani sadece benim işim zor demek değil, bu bütün bir toplumun omuzlarındaki o ağırlığın, o kolektif yorgunluğun sesi aslında.
00:38Ve bu his, inanın, yazının her satırına eşlemiş.
00:42Şimdi ilk olarak, bugünün o ağır havasına bir bakalım.
00:45Yazarın çizdiği o tabloya, insanlar neden zor dostum zor diyor, gelin şu anki endişelere bir odaklanalım.
00:51E tabi bu endişeler tek bir kaynaktan da gelmiyor.
00:54Baksanıza, yanı başımızda bir savaş var.
00:56İran, Amerika, İsrail gerilimi.
00:59Bu durum piyasaları altüst ediyor.
01:01E akaryakıt, doğalgaz, altın, döviz, her şey ateş bağısı ve ne olacağı belli değil.
01:06Yazarın da dikkat çektiği nokta tam olarak şu.
01:09Bütün bunların üstüne bir de Ramazan kapıya dayandı.
01:13Bu da ne demek?
01:13Acaba fiyatlar katmerli mi gelecek korkusu?
01:16İşte bu korku insanların üstündeki yükü iyice artırıyor.
01:19Peki tüm bu baskı sokaktaki insana nasıl yansıyor?
01:24Yazarın tabiri çok çarpıcı.
01:26Dokunsan ağlayacak bir halde insanlar.
01:28Emeklisi, asgari ücretlisi, dar gelirlisi, hepsi bu ekonomik fırtınanın ortasında kalmış, çaresiz.
01:35Ve bu sadece cüzdanla ilgili bir mesele değil, ruhları yoran, insanı içten içe tüketen bir durum.
01:41İşte bu karanlık tablodan sonra yazar rotayı geçmişe çeviriyor.
01:45Hani o birbirimizi daha iyi anladığımız, dayanışmanın daha güçlü olduğu zamanlara.
01:50Yazarın merhameti bildiğimiz zamanlar dediği o döneme gelin birlikte gidelim.
01:55Ve şu sözler yazarın özleminin tam kalbini oluşturuyor aslında.
01:59Biz ki halden anlardık, biz ki Ramazan bilirdik.
02:03Bakın buradaki halden anlamak ya da Ramazanı bilmek öyle kuru kuruya bir ibadetten bahsetmiyor.
02:09Bu, birbirinin gözünden derdini anlayan, komşusu açken tok yatamayan, o daha istemeden ihtiyacını sezen bir toplum demek.
02:17Yazarın yaptığı şu karşılaştırma o kadar vurucu ki,
02:21düşünsenize, bir yanda konuşmadan, bakışarak anlaşan bir toplum, öbür yanda ise yitip gitmiş bir merhamet duygusu.
02:29Yazar diyor ki, o birbirine koşma hali gitti, yerine bir umursamazlık, bir kayıtsızlık geldi.
02:35İşte bu sözlerdeki sitem de tam olarak bu.
02:38Yazar için Ramazan, öyle takvimdeki herhangi bir ay değil, ona göre Ramazan, merhametin ta kendisi olmalı.
02:45İşte bu tanım çok önemli, çünkü birazdan göreceğimiz o büyük çelişki, o büyük tezatlığı daha da gözümüze sokuyor.
02:52Ve evet, şimdi yazının tam da can alıcı noktasına geldik.
02:56Hani bir yanda merhamet olması gereken bir Ramazan ruhu var dedik ya,
03:00işte şimdi yazarın fırsatçılığın yangını dediği şeyle bu ruhun nasıl çarpıştığına bakacağız.
03:06Yazara göre bütün güğüm burada çözülüyor.
03:10Her Ramazan ayında gördüğümüz o zamlar var ya, artık bunlar piyasa böyle denilip geçilecek bir şey değil.
03:16Bu, insanların sabrını, tahammülünü taşıran, kanayan bir yaraya dönüşmüş durumda.
03:21Yazarın kullandığı benzetme o kadar güçlü ki, diyor ki, yangın var yanan yanana, yani ortada insanlar yanıyor, canı acıyor, zorlanıyor
03:30ama asıl trajedi ne biliyor musunuz?
03:32O yangını söndürmesi, en azından görmesi gerekenler yananların hemen dibinde duruyor ama olan bitenden ya haberleri yok ya da görmezden
03:41geliyorlar.
03:42İşte en acısı da bu.
03:43İşte tam bu noktada yazar, o vicdanları sızlatan soruları peş peşe sormaya başlıyor.
03:49İlk soru tam bir çelişkiyi yüzümüze vuruyor.
03:52Yahu, bu zamları yapanlar oruç tutmaz mı?
03:55Ramazanı bir kazanç kapısı görenler bu ayın maneviyatından hiç mi haberdar değil?
04:00Soru daha da ileri gidiyor, daha da derine iniyor.
04:03Allah'tan korkmazlar mı?
04:05Artık bu bir ekonomi eleştirisi falan değil, bu yazarın gözünde çok derin bir ahlaki çöküşün, bir manevi krizin ta kendisi.
04:14Peki bu sorular cevapsız kalınca faturayı kim ödüyor?
04:17İşte o bahsettiğimiz yangının en acı, en somut sonucu tam da bu.
04:22Fiyatlar öyle bir hale geliyor ki, emekli alamıyor, askeri ücretli bütçesini denkleştiremiyor,
04:28dar gelirli o tezgahların yanından bile geçemiyor, market trafları, pazar yerleri onlara adeta birer vitrin gibi bakıp geçiyorlar.
04:36Ve geldik yazarın bütün bu umutsuzluğu, bütün bu çaresizliği, tek bir cümlede özetlediği o meşhur deyime,
04:43yazının da başlığı olan kalburla su taşımak meselesine.
04:47Nedir kalburla su taşımak?
04:49Hani bilirsiniz kalbur delik delik bir şeydir.
04:51Siz şimdi onunla su taşımaya kalksanın ne olur?
04:54Bütün su akıp gider.
04:55Yani boşa kürek çekmek, imkansızı denemek.
04:58İşte yazar ülkedeki sorunları çözme çabalarını tam da buna benzetiyor.
05:03Nafile, sonuçsuz bir çaba.
05:05Peki neden böyle düşünüyor?
05:07Çünkü ona göre çarkın bütün dişleri bozulmuş.
05:10Fırsatçı, fırsatçılığından vazgeçmiyor.
05:13Pırası olan fakire dönüp bakmıyor.
05:15Durumu görmesi gerekenler görmüyor, duyması gerekenler duymuyor.
05:19E hal böyle olunca atılan her adım, yapılan her iyi niyetli çaba o delik kalburdan akan su gibi boşa gidiyor.
05:26Yazarın şu sözü da bu çaresizliği adeta mühürlüyor.
05:29Laf lafı açıyor, çare bizden kaçıyor.
05:32Hani dertler o kadar büyük, o kadar iç içe geçmiş ki konuştukça çözüm bulacağımıza çözüm bizden daha da uzaklaşıyor sanki.
05:39Bir kısır döngü gibi.
05:41Ve sona doğru yaklaşırken yazarın bir tespiti daha var ki insanın içine işliyor.
05:45Diyor ki, keşke diye başlayıp, keşke diye biten cümlelerin arasına sıkışıp kaldık.
05:51Ne kadar doğru değil mi?
05:53Hep bir geçmişi özlem, bir pişmanlık, bir türlü gerçekleşmeyen hayaller.
05:57Sanki bütün ülke bir keşke denizinde yüzüyor.
06:00Yazar yazısını hepimizin beyninde çınlayacak, belki de cevabını uzun uzun düşüneceğimiz o tek ve en önemli soruyla bitiriyor.
06:08Cevabı kolay olmayan, öylece havada asılı kalan o soru ne oldu bize?
06:14Gerçekten, toplum olarak, ülke olarak bize ne oldu da bu hale geldik?
Yorumlar

Önerilen