00:00Şöyle bir düşünün, laikliği sıkı sıkıya eleştiriyorsunuz ama yaşamak için seçtiğiniz yer yine laik bir ülke.
00:07Peki bu bir çelişki mi yoksa belki de bilinçli bir tercih?
00:12İşte bugün Türkiye'den bir yazarın tam da bu sorudan yola çıkarak ortaya attığı çok çarpıcı bir suçlamayı,
00:18yani o ikiyüzlülük iddiasını masaya yatırıyoruz.
00:22Hadi gelin bu epey hararetli tartışmanın katmanlarını şöyle bir aralayalım.
00:27Peki her şey nerede başlıyor?
00:29İşte burada. Ne Bezirgan isimli bir kullanıcının sosyal medyadaki şu paylaşımıyla Atatürk'ü sevmiyorum laik düzeni getirdi.
00:37Şimdi bu ilk bakışta basit ama aslında çok net bir ifade değil mi?
00:41Ama yazar için bu sadece bir görüşten ibaret değil.
00:44Hayır, bu çok daha derin bir çelişkinin adeta bir başlangıç vuruşu.
00:49Öyle ki yazar bütün argümanını, bütün o iddialarını işte bu tek cümlenin üzerine kuruyor.
00:54Tabii yazar için Enes Bezirgan sadece tek bir kişi değil.
00:58Aslında o, Türkiye'nin laik düzenine ve kurucusuna karşı çıkan, sesini duyuran pek çok kişiden sadece biri.
01:05Yani bir nevi buzdağının görünen yüzü gibi.
01:08Yazar da zaten onu merkeze alarak çok daha büyük bir resmi sorgulamaya hazırlanıyor.
01:13Ve işte tam bu noktada yazar o kilit soruyu soruyor.
01:17Laikliği bu kadar açıkça eleştiren bu kişi sizce nerede yaşıyor?
01:21Yani aklınıza ilk ne gelir?
01:23Belki şeriatla yönetilen bir ülke değil mi?
01:26Ama işte yazarın verdiği cevap okuyucuyu epey şaşırtacak türden.
01:30Çünkü bu eleştirilerin yapıldığı yer, yazarın kurduğu bütün o denklemin en kritik parçası.
01:36Cevap Kanada.
01:38Evet, evet yanlış duymadınız Kanada.
01:40İşte yazarın işaret ettiği o büyük çelişki, o büyük soru işareti tam da burada başlıyor.
01:46Düşünsenize, Türkiye'deki laikliğe karşı çıkıyorsunuz ama yaşamak için dünyanın en gelişmiş, en laik, en batılı demokrasilerinden birini seçiyorsunuz.
01:56Yazar bu durumu adeta bir paradoks olarak görüyor.
02:00İşte bu durum bizi yazarın tam da söylem ve eylem çelişkisi olarak adlandırdığı noktaya getiriyor.
02:06Düşünün, bir yanda Türkiye'deki laik düzenine yönelik o sert, o keskin eleştiriler var.
02:12Diğer yanda ise Batı'nın sunduğu o seküler yaşamın bütün konforu.
02:17E yazar da haklı olarak soruyor, bu şimdi bilinçli bir tercih mi yoksa bariz bir tutarsızlık mı?
02:22Yazar sorusunu daha da keskinleştiriyor.
02:25Gör ki, madem öyle, neden Afganistan değil?
02:29Neden Suudi Arabistan, Pakistan ya da İran gibi şeriat ilkelerinin hakim olduğu bir ülke değil de, ille de Kanada?
02:37İşte bu tercih, yazarın gözünde yapılan eleştirilerin samimiyetini sorgulatan en büyük kanıt.
02:43Ona göre bu, söylem ve eylem arasındaki o derin uçurumun ta kendisi.
02:48Ve tüm bu sorgulamaların sonunda, yazarın temel argümanının tam merkezine geliyoruz.
02:53O can alıcı iddiaya.
02:55Ortada, yazarın deyimiyle derin bir ikiyüzlülük mü var?
02:59İşte yazının bütün düğümü burada çözülüyor.
03:01Yazar bu noktada adeta bir terazi kuruyor.
03:04Düşünün, kefenin bir yanında ne var?
03:06Sürekli eleştirilen ama kadınların sadece dişi değil,
03:10kişi olarak görüldüğü, tarafsız ve adil bir adaletin,
03:14sosyal güvencelerin olduğu,
03:15giyinme, seyahat etme gibi bir sürü kişisel özgürlüğün sunulduğu layık ülkeler.
03:19Diğer kefede ise, yaşamayı pek de tercih etmedikleri, şeriatla yönetilen ülkeler var.
03:25Yani yazara göre bu kişiler,
03:27Batı'nın sunduğu tüm bu güvencelerden sonuna kadar faydalanırken,
03:30bu güvencelerin temel taşı olan layıkliği hedef alıyorlar.
03:33İşte bu, yazarın asıl işaret ettiği nokta.
03:37Ve yazar, bu noktada soruyu çok net, çok keskin bir şekilde doğrudan okuyucuya soruyor.
03:42Buna, akıllılık mı diyeceğiz, ihanet ve hainlik mi?
03:47Yani aslında demeye çalıştığı şey şu,
03:49bu sadece bir tercih meselesi değil,
03:51bu artık ahlaki bir duruş sorunu.
03:54Okuyucuyu resmen bir yargıya varmaya,
03:57bu duruma bir isim koymaya davet ediyor.
03:59İyi de, bu durum sadece o tek kişiye,
04:03neye bezirgana özgü bir durum mu acaba?
04:05Yazarın buna cevabı çok net,
04:07kesinlikle hayır.
04:09Ona göre bu, tek bir olay değil.
04:11Sürekli tekrar eden bir davranış modeli.
04:14Yani karşımızda,
04:15belirli bir zihniyetin,
04:17sistematik bir tercihi var, diyor yazar.
04:20Yazar, bu iddiasını desteklemek için başka örnekler de veriyor.
04:24Mesela merhum Erbakan'ın ABD'ye yerleşen kızından bahsediyor,
04:27Haç Mezarcı'dan, Şeyh Yılmaz'dan, C. Kaplan'dan,
04:31hatta Hümeyni'nin bile batıya sığınmasından dem vuruyor.
04:34Yani farklı isimler, farklı zamanlar,
04:36ama yazara göre hikaye hep aynı.
04:38Türkiye'de laikliğe ve Atatürk'e yönelik sert eleştiriler,
04:41ama yaşamak için seçilen yerler hep batı ülkeleri.
04:44İşte yazar, tek bir örnekten yola çıkarak aslında genel bir kalıp olduğunu iddia ediyor.
04:49Yazarın şu sözleri, argümanının o duygusal ve hatta evet öfkeli tonunu çok iyi özetliyor aslında.
04:56Atatürk'e kin kustular, şeriat diye bağırdılar,
05:00ama hep batıya, laik düzene, hukukun adil olduğu gavur ülkelerine sığındılar.
05:05Yazar özellikle kendi deyimleriyle o gavur ülkelerine sığınmalarındaki derin ironinin altını çiziyor.
05:12Yazar, argümanını toparlarken, sona doğru gelirken sesini daha da yükseltiyor diyebiliriz.
05:17Okuyucusuna son oldukça da sivri bir uyarı da bulunuyor.
05:21Ve bu artık sadece bir sonuç tespiti değil, aynı zamanda net bir eylem çağrısı.
05:25Ve işte geldik yazarın belki de en vurucu tanımına.
05:29Laiklik diyor yazar, bu bireyler için aslında yıkılması gereken bir hedef değil.
05:34Tam tersine, başları sıkıştığında, zor durumda kaldıklarında, güvencesine koştukları korunaklı bir sığınak.
05:40Bu cümle, aslında bütün argümanın tek cümlelik bir özeti gibi.
05:44Ve yazar, yazısını tamamlarken artık doğrudan Türk halkına sesleniyor.
05:49Ey asil halkım diyerek başlıyor sözlerine.
05:53Bu çok kişisel bir çağrı.
05:54Bir uyanış, bir farkındalık ve bu çelişkili durumu artık görün daveti.
06:00Peki, yazar halktan tam olarak ne istiyor?
06:03Aslında çağrısını dört adımda özetleyebiliriz.
06:06Birincisi, diyor ki, bu bireyleri artık oldukları gibi tanıyın.
06:10İkincisi, onların yalanlarına inanmayın, o tuzaklara düşmeyin.
06:14Üçüncüsü, demokrasi ve layıklığı adeta bir yaşam sigortası gibi görün ve koruyun.
06:19Ve son olarak dördüncüsü, Atatürk'ü ve bu cumhuriyeti kuranları şükranla anın.
06:23İşte yazarın okuyucuya bıraktığı mesaj bu.
06:26Soluç olarak, yazarın ortaya koyduğu şey çok keskin bir ikiyüzlülük suçlaması.
06:30Yani eleştirdiğin bir sistemin sunduğu özgürlüklerden sonuna kadar faydalanmak.
06:35Peki bu argüman sadece Türkiye özelinde bir tartışma mı,
06:39yoksa layık değerler üzerine dünya çapında süren o büyük tartışma hakkında,
06:43belki de bireysel özgürlükler ve inançlar arasındaki o hassas denge hakkında bize çok daha fazlasını mı anlatıyor?
06:49İşte bu soru düşünmeye değer.
Yorumlar