Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Erol Sunat tarafından kaleme alınan ve toplumun içinde bulunduğu ekonomik dar boğazı hüzünlü bir şarkı metaforu üzerinden ele alan bir eleştiridir. Yazar, yüksek enflasyon, yetersiz kalan emekli maaşları ve kontrolsüzce artan altın fiyatları karşısında halkın yaşadığı çaresizliği vurgulamaktadır. Özellikle gençlerin barınma ve gıda sorunlarıyla mücadelesine değinilirken, toplumsal adaletsizliğin yarattığı karamsar atmosfer ön plana çıkarılmaktadır. Geleceğe dair umutların tükendiği bir tablo çizen yazar, dar gelirlilerin talihinin artık gülmesi gerektiğini savunur. Metin, geniş halk kitlelerinin hissettiği geçim sıkıntısını ve sosyal huzursuzluğu sarsıcı bir dille özetlemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bilirsiniz, bazen bir şarkı çıkar ve sanki bütün bir ülkenin ruh haline özetler.
00:05İşte bugün o şarkılardan birine, bir gün olsun gülmedi talih benim yüzüme sözüne bakıyoruz.
00:11Bu söz bugün milyonlarca insan için ne ifade ediyor?
00:15Bu his nereden geliyor?
00:17Gelin hep birlikte bunu anlamaya çalışalım.
00:20Eminim bu sözleri duymuşsunuzdur.
00:22Hatta belki farkında olmadan mırıldanmışsınızdır bile.
00:24Peki bu kadar basit, bu kadar içten sorular neden bugün her yerde?
00:30Evlerde, sokaklarda bu kadar güçlü bir şekilde yankılanıyor.
00:33Bu artık sadece bir şarkı sözü mü yoksa hepimizin içinden gelen bir çıllık mı?
00:39Evet, ilk bölümümüz zamanımızın şarkısı.
00:42Yani klasik bir melodi nasıl oldu da bugünün zorluklarının marşı haline geldi.
00:46Ülke Aker'in yıllar önce yazdığı bu sözler nasıl oldu da bir anda sanki tam da bugün anlatır oldu.
00:52Bu şarkının bu kadar popüler olması bize ne söylüyor aslında?
00:56Çünkü olay şu, bu öyle sıradan bir şarkı değil.
00:59Yıllardır kimler dinlemedi ki?
01:01Murat Kekilli'den Ebru Gündeş'e, hatta filmlere bile konu oldu.
01:05Melodisiyle, sözleriyle, her zaman kalplere dokundu.
01:09Yani nesiller boyu insanların derdini döktüğü bir sırdaş gibi adeta.
01:13Ama işte bugün o talihsizlikten bahseden sözleri birçok insan için artık kişisel bir manifestoya dönüştü.
01:19İkinci bölüme geçelim, hayat sanatı taklit ettiğinde.
01:24Şimdi şarkı sözlerinin ardındaki gerçek dünya mücadelelerine bakacağız.
01:29Yani o meşhur yakarış artık sadece bir sanat eseri, bir metafor değil.
01:34Milyonlarca insanın her gün yaşadığı o zorlu gerçeğin ta kendisi olmuş durumda.
01:38İşte o şarkıdaki kalp ağrısı bu manşetlerde karşımıza çıkıyor.
01:43Alev alev yanan piyasalar, hani düşecek denilen ama inatla bir türlü düşmeyen o enflasyon,
01:5020 bin liraya takılıp kalmış emekli maaşları ve tabii ki bütün bunlara karşı halktan yükselen feryatlar,
01:56işte bütün bu bunalmışlık ve yalnızlık hissi, o hiç şansım yok mu sorusunun nedenini bize anlatıyor.
02:03Ve bitmiyor. Üzerine bir de küresel sorunları ekleyin.
02:07Savaşlar, çatışmalar, hiç beklemediğimiz yerlerde patlak veren sert iklim olayları,
02:12bir de üstüne artan toplumsal bölünmeler.
02:15Bütün bunlar bir araya gelince insanları adeta boğan bir fırtınaya dönüşüyor.
02:20İnsanların duvarlar üzerime geliyor demesi işte tam da bu yüzden.
02:24Geldik üçüncü bölüme.
02:26Enflasyon adlı komşu.
02:28Bu aslında ekonomik gerçekliğin bir masalı.
02:31Şimdi bu soyut, sürekli konuştuğumuz ekonomik baskıyı nasıl somut hale getirebiliriz?
02:36İşte Kaynak Metin bunu çok ilginç bir yolla, hepimizin anlayacağı bir mahalle hikayesiyle, bir masalla anlatmış.
02:44Hikaye şöyle başlıyor.
02:45Önce dediler ki gidiyor, merak etmeyin.
02:48Sonra baktılar gitmiyor, yok yok buralarda kalamaz dediler.
02:51Ama ne oldu?
02:52Söylentiye göre bizim sokağa taşınmış, hem de üç artı bir daire almış.
02:57Yani gitmek ne kelime?
02:58Temelli yerleşti.
03:00Sadece yerleşmekle de kalmıyor, sonra gidiyor mahalledeki iflas eden köşe bakkalını kelepir fiyata satın alıyor.
03:08Bakın ne kadar zekice değil mi?
03:09Zaten var olan ekonomik zorluktan besleniyor, başkasının talihsizliğini kendine fırsata çeviriyor.
03:16Ve o dükkanda yeni bir iş kuruyor.
03:19Adı ne dersiniz?
03:21Enflasyon market.
03:22İşte o soyut, sürekli rakamlarla konuştuğumuz korkutucu kavram bir anda sokağın köşesinde somut, tehditkar bir dükkana dönüşüyor.
03:30Artık kaçabileceğiniz bir şey değil, her gün yüzleşmek zorunda olduğunuz bir gerçek.
03:35Ve masalın en acımasız, en ironik kısmı da burada.
03:39Enflasyon diyor ki, düşmüş olabilirim ama tam da bu mahalleye düştüm.
03:44Hatta veresiye defteri bile açtım, millet bana teşekkür ediyor.
03:48Düşünsenize, acının kaynağı olan şey, şimdi borç vererek bir kurtarıcı rolüne bürünüyor.
03:53İnsanlar ona teşekkür ederken, farkında olmadan bir bağımlılık döngüsünün içine çekiliyor.
03:59Dördüncü bölüme geldik, insani bedel.
04:01Çünkü o soyut rakamlar işte böyle kişisel hikayelere dönüşüyor.
04:06Az önceki enflasyon masalı, evet durumu anlatmak için güzel bir araçtı.
04:10Ama sonuçları maalesef hiç masalsı değil.
04:13Çünkü o rakamların, o politikaların ardında kanlı canlı, gerçek insan hayatları var.
04:18Her şey şu rakamla başlıyor aslında, 20 bin lira.
04:21Bu birçok emeklinin bir ay boyunca, evet tam bir ay boyunca, hayatta kalmaya çalıştığı paranın ta kendisi.
04:28Şöyle bir karşılaştırma yapalım, eskiden bu maaşla yaklaşık 2 çeyrek altın alınabiliyordu, bugün ise 1 çeyrek altının fiyatı 12 bin 500 liraya geçmiş durumda.
04:39Yani artık o maaş 2 çeyrek altından bile daha az ediyor.
04:43Alım gücünün nasıl eridiğini, birikimlerin nasıl buharlaştığını görmek için bundan daha somut bir kanıt olabilir mi?
04:49Peki bir sonraki maaş düzenlemesi ne zaman?
04:53Potansiyel olarak Temmuz'da.
04:55Yani bu tam 5 ay daha beklemek demek.
04:58Ocak sonunda bu zorluklarla boğuşan biri için herhangi bir rahatlama umudu ufukta bile değil.
05:04Çok uzun, çok zorlu bir bekleyiş.
05:07Peki ya gençler, onların durumu ne?
05:09Üniversite öğrencilerinin şu sözü aslında her şeyi anlatıyor.
05:13Bir pizza söylüyoruz, hesabı 3 kişi bölüşüyoruz ve doymuyoruz.
05:17Bu kadar basit ve bu kadar acı.
05:19Bu sadece onları değil, bütün bir nesli etkileyen bir gerçeğin özeti.
05:24Yani onlar sadece ders çalışmak için savaşmıyorlar.
05:27Önlerinde 2 tane dev ejderha var.
05:29Gıda ve barınma.
05:31Aldıkları burslar, aileden gelen destekler artık yetmiyor.
05:35Eğitim, temel bir hayatta kalma mücadelesinin gölgesinde kalıyor.
05:39Hayaller ister istemez erteleniyor.
05:42Ve tüm bu zorlukları daha da can yakıcı hale getiren bir şey var.
05:46O da ne?
05:47Bir yanda bunlar yaşanırken, diğer yanda zengin bir azınlığın, kaynak metninin tabiriyle eski Romalılar gibi yaşadığını, o lüks yaşamlarını, ziyafetleri sergilediğini görmek.
05:59İşte o mücadele eden çoğunlukla bu lüks içindeki azınlık arasındaki devasa uçurum her şeyi daha da zorlaştırıyor.
06:07Ve geldik son bölüme.
06:08Bir talih meselesi.
06:10Bu artık bir suçlamanın ötesinde, bir değişim yakarışı.
06:14Peki talihin kendisine sırtını döndüğünü hisseden bu kadar çok insan varken, ne olacak, ne yapılmalı?
06:22Eskiler ne güzel söylemiş, lafla peynir gemisi yürümez.
06:25İşte tam da o noktadayız.
06:27İnsanlar artık vaatlerden, güzel sözlerden, hamasetlen yoruldu.
06:32Çünkü lafın karın doyurmadığını, faturaları ödemediğini yaşayarak görüyorlar.
06:36Artık şu tartışmadan da sıkıldılar.
06:39Enflasyona mı eziliyoruz, hayat pahalılığına mı?
06:43Bu tartışmanın hiçbir önemi kalmadı.
06:45Adına ne derseniz deyin, etiket ne olursa olsun sonuç değişmiyor.
06:50İnsanlar eziliyor.
06:52Ve bu da belki de en temel gerçek.
06:54Kimse ezilmeye karşı şerbetli değil.
06:57Yani bu durumdan kimse muaf değil.
06:59Bu devasa ekonomik güçler karşısında aslında hepimiz ne kadar kırılganız.
07:05Peki çözüm nerede?
07:06Kaynak Metin diyor ki,
07:08Gerçek çözüm suçlu aramak değil.
07:11Odağı tamamen değiştirmemiz gerekiyor.
07:13Belki de sorun kişilerde değil, daha temel, daha yapısal bir şeyde.
07:18İşte bu yüzden bu analizi bir cevapla değil de
07:20hepimizin üzerinde düşünmesi gereken o güçlü soruyla bitirelim.
07:24Peki ya talih nihayet serbest bırakılsa?
07:26O kadar uzun zamandır bekleyenlerin yüzüne gerçekten gülse?
07:30O zaman ne olurdu?
Yorumlar

Önerilen