Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 5 saat önce
Spor yazarımız Celal Duruoğlu, Fenerbahçe'nin Avrupa arenasındaki performansını odağına alarak Türk futbolunun gerileyen kalitesini sert bir dille eleştirmektedir. İngiliz ekibi Nottingham Forest karşısındaki etkisiz oyunu örnek gösteren metin, yerli ligdeki başarının uluslararası standartlarda karşılık bulmadığını vurgular. Özellikle teknik direktör Domenico Tedesco'nun kadro mühendisliği ve taktiksel tercihleri yerilirken, yetersiz fiziksel güç ile yanlış oyuncu rolleri başarısızlığın temel nedenleri olarak sunulur. Metin genelinde, Türk takımlarının modern futbolun gerekliliklerinden uzaklaştığı ve lig içindeki kısır tartışmaların gerçek sorunları gölgelediği savunulmaktadır. Yazara göre disiplinli ve kolektif oyun anlayışından yoksun olan kulüplerimiz, Avrupa'nın tempolu ve taktiksel üstünlüğe dayalı futbolu karşısında çaresiz kalmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, bugün Türk futbolunun durumunu masaya yatırıyoruz.
00:03Ama bunu yaparken tek bir maça odaklanacağız.
00:06Çünkü bazen tek bir 90 dakika bütün bir sistem hakkında çok şey anlatır.
00:12İşte yola çıkış noktamız bu, Celal Duruoğlu'nun bu sert tespiti.
00:16Ona göre bu maç basit bir yenilgi değil.
00:18Tam tersine futbolumuzun genelindeki sorunları bütün çıplaklığıyla yüzümüze vuran bir ayna gibi.
00:23Bu söz aslında tüm bu analizinde anahtar olacak.
00:27Şimdi gelin olayın geçtiği zamana gidelim.
00:30Kendi liginde adeta fırtına gibi esen, nam alıp bir fenerbahçe düşünün.
00:35Herkes onlardan bahsediyor.
00:37Ama sonra İngiltere'de ligde kalma mücadelesi veren Nottingham Forest'ın karşısına çıkıyorlar.
00:44Ve birdenbire o büyülü hava dağılıyor.
00:47Yazar durumu tam da bu atasözüyle özetliyor aslında.
00:51Yani diyor ki evet kendi liginde bir şekilde idare ediyorsun, atlıyorsun, zıklıyorsun ama
00:56eninde sonunda karşına daha dişli, daha sistemli bir rakip çıktığında o sihir bozulur.
01:02İşte o üçüncü atlayışta yakalanırsın.
01:05Peki bu başarısızlığın kökeninde ne var?
01:08İşte burada yazar eleştirinin tam kalbine iniyor ve takım mühendisliği kavramını ortaya atıyor.
01:13Yani sorun oyuncularda değil, takımın kurgulanış biçiminde.
01:18Gelin bakalım mühendislikte hangi hatalar yapılmış.
01:21Evet o yenilmez denilen takımın nesi yanlıştı sahiden.
01:25Yazarın tespitlerine göre sorunlar hiç de küçük değil.
01:27Gelin o zayıf noktalara daha yakından bakalım.
01:30Yazarın ilk ve en büyük eleştirisi tam da takımın beyni olan orta sahaya.
01:34Düşünsenize, elinizde birbiriyle neredeyse aynı işi yapan, hepsi kesici dediğimiz,
01:39yani rakibi bozan ama oyunu kuramayan, ileriye taşıyamayan dört tane oyuncu var.
01:44Bu takımın hücumdaki yaratıcılığına vurulmuş en büyük darbe değil de nedir?
01:49İşte yazarın isyanı da tam bu noktada patlıyor.
01:51Bu cümledeki büyük harfler aslında bir çölük gibi.
01:54Bu kadar kötü takım mühendisliği olamaz diyor.
01:57Yani bu sıradan bir transfer hatası değil.
02:00Bu bir plansızlık, bu bir vizyonsuzluk göstergesi.
02:03Eleştiriler bitmiyor tabii, sahanın diğer bölgelerine de sıçrıyor.
02:07Savunma için tek hamleli, yani öngörülebilir stoperler diyor.
02:12Osterwalde için hızlı ama her an patlamaya hazır bir canlı bomba benzetmesi yapıyor.
02:17Ama en ağır, en can alıcı iddia hücum atlığı için.
02:21Diyor ki, bu takım dünyanın center forces tek takımı.
02:24Çok ama çok sert bir eleştiri.
02:26Peki, madalyonun diğer yüzünde ne var?
02:29İşte orada Nottingham Forest devreye giriyor.
02:31Yazar onlara adeta bir ders verir gibi Fenerbahçe'nin tam zıttı bir model olarak sunuyor.
02:37Gelin bakalım bu iki farklı futbol anlayışı arasında nasıl bir uçurum varmış.
02:41Bakın, tablo her şeyi anlatıyor aslında.
02:44Bir tarafta yazarın tabiriyle yürüyerek oynanan, pasların hep oyuncunun arkasına atıldığı sürekli geriye dönük bir futbol.
02:51Diğer tarafta ise ne yaptığını bilen, pasları oyuncunun koşu yoluna yani önüne atan, hep ileriye bakan, disiplinli, gerçek bir takım
03:00oyunu.
03:00Yazarın tavsiyesi ise çok net ve biraz da iğneleyici.
03:05Diyor ki, bizim antrenörler bu maçı açıp defalarca tekrar tekrar izlesinler, belki o zaman takım olmanın ne demek olduğunu öğrenirler.
03:15Bu aslında sadece bir hocaya değil, bütün bir ekole yönelik bir eleştiri.
03:19E peki, sahadaki bu tablonun bir sorumlusu olması gerekmez mi?
03:24İşte burada eleştiri okları kaçınılmaz olarak kenar yönetimine.
03:28Teknik direktör Domenico Tedesco'ya dönüyor.
03:31Ve yazarın Tedesco hakkındaki hükmü kesin ve çok ağır.
03:35Diyor ki, Domenico Tedesco bu maçla vasat hoca kategorisine girmiştir, nokta.
03:41Sezon başında hakkında kurulan o büyük hayaller, büyük beklentiler, hepsi yazarın gözünde bu tek cümleyle yerle bir oluyor.
03:49Peki neden bu kadar sert bir yargı?
03:52Yazar hataları tek tek sayıyor.
03:54Birincisi, rakibi doğru dürüst analiz etmemişsin.
03:58İkincisi, elindeki dünya yıldızı Kante'yi asıl rolü olan kesici olarak değil de hücumcu olarak kullanıp heba etmişsin.
04:06Fred ya da İsmail gibi dinamizm katacak oyuncuları kenarda unutmuşsun ve en önemlisi bu kadar fiziksel bir maça yumuşak kalan
04:14bir kadroyla çıkmışsın.
04:15Ve işin bir de oyuncu kültürü boyutu var.
04:18Yazara göre oyuncularımız Avrupa maçlarında bile sürekli hakeme itiraz ediyor, kendilerini kolayca yere atıyorlar.
04:25Peki neden?
04:25Çünkü bizim ligimizdeki hakemlik anlayışı buna izin veriyor.
04:29Hatta bu davranışları şımartıyor.
04:31Ama Avrupa sahnesine çıktığınızda bu tavırlar size sadece zarar veriyor.
04:36İşte tam da bu noktada yazar merceği iyice genişletiyor ve diyor ki
04:39Durun bir dakika, bu mesele sadece Fenerbahçe'nin ya da Tedesco'nun sorunu değil.
04:44Bu çok daha derinde yatan, bütün bir sistemle ilgili bir problemin sadece küçük bir yansıması.
04:50Ve işte asıl can alıcı nokta bu.
04:53Yazar diyor ki, bizim ligimiz o kadar kalitesiz, o kadar düşük tempolu ki
04:58en iyi takımlarımızı bile tembelliğe itiyor, onları aşağı çekiyor.
05:02Yani kendi küçük havuzumuzda kendimizi dev sanıyoruz ama okyanusa, yani Avrupa'ya çıkınca
05:09aslında ne kadar hazırsız olduğumuzla yüzleşiyoruz.
05:12Sonuç ne mi oluyor?
05:14Çok basit.
05:14Kendi liginde şampiyonluğa oynayan o süper takımlarımız, Avrupa'ya çıktığında
05:19Kuzey Avrupa'nın orta sıra takımlarına karşı bile çok zorlanıyor ve çoğu zaman kolayca yeniliyor.
05:25Peki biz bütün bunlar olurken neyi konuşuyoruz?
05:28Neyi tartışıyoruz?
05:29İşte yazarı en çok hayal kırıklığına uğratan da bu.
05:32Biz hala hangi takım daha büyük, kim daha çok para harcadı, hakemler bu hafta kimi kolladı
05:37gibi sonu gelmeyen içi boş tartışmalarla vakit kaybediyoruz.
05:41Yani asıl orman yanarken biz tek bir ağaca takılıp kalmış durumdayız.
05:45Ve bu kapsamlı analizi yazarın hepimizin önüne koyduğu o büyük ve kışkırtıcı soruyla bitirelim.
05:51Biz futbolda gerçekten doğru şeylerimi tartışıyoruz.
05:53Belki de bu tek mağubiyetin ötesinde asıl yüzleşmemiz gereken şey futbolu konuşma ve yaşama biçimimizdir.
06:00Yani futbol kültürümüzün ta kendisidir.
06:02Ne dersiniz?
Yorumlar

Önerilen