00:00Merhaba, bugün Türk futbolunun durumunu masaya yatırıyoruz.
00:03Ama bunu yaparken tek bir maça odaklanacağız.
00:06Çünkü bazen tek bir 90 dakika bütün bir sistem hakkında çok şey anlatır.
00:12İşte yola çıkış noktamız bu, Celal Duruoğlu'nun bu sert tespiti.
00:16Ona göre bu maç basit bir yenilgi değil.
00:18Tam tersine futbolumuzun genelindeki sorunları bütün çıplaklığıyla yüzümüze vuran bir ayna gibi.
00:23Bu söz aslında tüm bu analizinde anahtar olacak.
00:27Şimdi gelin olayın geçtiği zamana gidelim.
00:30Kendi liginde adeta fırtına gibi esen, nam alıp bir fenerbahçe düşünün.
00:35Herkes onlardan bahsediyor.
00:37Ama sonra İngiltere'de ligde kalma mücadelesi veren Nottingham Forest'ın karşısına çıkıyorlar.
00:44Ve birdenbire o büyülü hava dağılıyor.
00:47Yazar durumu tam da bu atasözüyle özetliyor aslında.
00:51Yani diyor ki evet kendi liginde bir şekilde idare ediyorsun, atlıyorsun, zıklıyorsun ama
00:56eninde sonunda karşına daha dişli, daha sistemli bir rakip çıktığında o sihir bozulur.
01:02İşte o üçüncü atlayışta yakalanırsın.
01:05Peki bu başarısızlığın kökeninde ne var?
01:08İşte burada yazar eleştirinin tam kalbine iniyor ve takım mühendisliği kavramını ortaya atıyor.
01:13Yani sorun oyuncularda değil, takımın kurgulanış biçiminde.
01:18Gelin bakalım mühendislikte hangi hatalar yapılmış.
01:21Evet o yenilmez denilen takımın nesi yanlıştı sahiden.
01:25Yazarın tespitlerine göre sorunlar hiç de küçük değil.
01:27Gelin o zayıf noktalara daha yakından bakalım.
01:30Yazarın ilk ve en büyük eleştirisi tam da takımın beyni olan orta sahaya.
01:34Düşünsenize, elinizde birbiriyle neredeyse aynı işi yapan, hepsi kesici dediğimiz,
01:39yani rakibi bozan ama oyunu kuramayan, ileriye taşıyamayan dört tane oyuncu var.
01:44Bu takımın hücumdaki yaratıcılığına vurulmuş en büyük darbe değil de nedir?
01:49İşte yazarın isyanı da tam bu noktada patlıyor.
01:51Bu cümledeki büyük harfler aslında bir çölük gibi.
01:54Bu kadar kötü takım mühendisliği olamaz diyor.
01:57Yani bu sıradan bir transfer hatası değil.
02:00Bu bir plansızlık, bu bir vizyonsuzluk göstergesi.
02:03Eleştiriler bitmiyor tabii, sahanın diğer bölgelerine de sıçrıyor.
02:07Savunma için tek hamleli, yani öngörülebilir stoperler diyor.
02:12Osterwalde için hızlı ama her an patlamaya hazır bir canlı bomba benzetmesi yapıyor.
02:17Ama en ağır, en can alıcı iddia hücum atlığı için.
02:21Diyor ki, bu takım dünyanın center forces tek takımı.
02:24Çok ama çok sert bir eleştiri.
02:26Peki, madalyonun diğer yüzünde ne var?
02:29İşte orada Nottingham Forest devreye giriyor.
02:31Yazar onlara adeta bir ders verir gibi Fenerbahçe'nin tam zıttı bir model olarak sunuyor.
02:37Gelin bakalım bu iki farklı futbol anlayışı arasında nasıl bir uçurum varmış.
02:41Bakın, tablo her şeyi anlatıyor aslında.
02:44Bir tarafta yazarın tabiriyle yürüyerek oynanan, pasların hep oyuncunun arkasına atıldığı sürekli geriye dönük bir futbol.
02:51Diğer tarafta ise ne yaptığını bilen, pasları oyuncunun koşu yoluna yani önüne atan, hep ileriye bakan, disiplinli, gerçek bir takım
03:00oyunu.
03:00Yazarın tavsiyesi ise çok net ve biraz da iğneleyici.
03:05Diyor ki, bizim antrenörler bu maçı açıp defalarca tekrar tekrar izlesinler, belki o zaman takım olmanın ne demek olduğunu öğrenirler.
03:15Bu aslında sadece bir hocaya değil, bütün bir ekole yönelik bir eleştiri.
03:19E peki, sahadaki bu tablonun bir sorumlusu olması gerekmez mi?
03:24İşte burada eleştiri okları kaçınılmaz olarak kenar yönetimine.
03:28Teknik direktör Domenico Tedesco'ya dönüyor.
03:31Ve yazarın Tedesco hakkındaki hükmü kesin ve çok ağır.
03:35Diyor ki, Domenico Tedesco bu maçla vasat hoca kategorisine girmiştir, nokta.
03:41Sezon başında hakkında kurulan o büyük hayaller, büyük beklentiler, hepsi yazarın gözünde bu tek cümleyle yerle bir oluyor.
03:49Peki neden bu kadar sert bir yargı?
03:52Yazar hataları tek tek sayıyor.
03:54Birincisi, rakibi doğru dürüst analiz etmemişsin.
03:58İkincisi, elindeki dünya yıldızı Kante'yi asıl rolü olan kesici olarak değil de hücumcu olarak kullanıp heba etmişsin.
04:06Fred ya da İsmail gibi dinamizm katacak oyuncuları kenarda unutmuşsun ve en önemlisi bu kadar fiziksel bir maça yumuşak kalan
04:14bir kadroyla çıkmışsın.
04:15Ve işin bir de oyuncu kültürü boyutu var.
04:18Yazara göre oyuncularımız Avrupa maçlarında bile sürekli hakeme itiraz ediyor, kendilerini kolayca yere atıyorlar.
04:25Peki neden?
04:25Çünkü bizim ligimizdeki hakemlik anlayışı buna izin veriyor.
04:29Hatta bu davranışları şımartıyor.
04:31Ama Avrupa sahnesine çıktığınızda bu tavırlar size sadece zarar veriyor.
04:36İşte tam da bu noktada yazar merceği iyice genişletiyor ve diyor ki
04:39Durun bir dakika, bu mesele sadece Fenerbahçe'nin ya da Tedesco'nun sorunu değil.
04:44Bu çok daha derinde yatan, bütün bir sistemle ilgili bir problemin sadece küçük bir yansıması.
04:50Ve işte asıl can alıcı nokta bu.
04:53Yazar diyor ki, bizim ligimiz o kadar kalitesiz, o kadar düşük tempolu ki
04:58en iyi takımlarımızı bile tembelliğe itiyor, onları aşağı çekiyor.
05:02Yani kendi küçük havuzumuzda kendimizi dev sanıyoruz ama okyanusa, yani Avrupa'ya çıkınca
05:09aslında ne kadar hazırsız olduğumuzla yüzleşiyoruz.
05:12Sonuç ne mi oluyor?
05:14Çok basit.
05:14Kendi liginde şampiyonluğa oynayan o süper takımlarımız, Avrupa'ya çıktığında
05:19Kuzey Avrupa'nın orta sıra takımlarına karşı bile çok zorlanıyor ve çoğu zaman kolayca yeniliyor.
05:25Peki biz bütün bunlar olurken neyi konuşuyoruz?
05:28Neyi tartışıyoruz?
05:29İşte yazarı en çok hayal kırıklığına uğratan da bu.
05:32Biz hala hangi takım daha büyük, kim daha çok para harcadı, hakemler bu hafta kimi kolladı
05:37gibi sonu gelmeyen içi boş tartışmalarla vakit kaybediyoruz.
05:41Yani asıl orman yanarken biz tek bir ağaca takılıp kalmış durumdayız.
05:45Ve bu kapsamlı analizi yazarın hepimizin önüne koyduğu o büyük ve kışkırtıcı soruyla bitirelim.
05:51Biz futbolda gerçekten doğru şeylerimi tartışıyoruz.
05:53Belki de bu tek mağubiyetin ötesinde asıl yüzleşmemiz gereken şey futbolu konuşma ve yaşama biçimimizdir.
06:00Yani futbol kültürümüzün ta kendisidir.
06:02Ne dersiniz?
Yorumlar