00:00Türkiye'de siyaset, bilirsiniz, atamalar ve o atamaların hemen ardından yapılan görüşmelerle şekillenir.
00:06Herkes bu görüşmeleri konuşur.
00:08Ama bazen, bazen en çok konuşulan olay, asıl önemli olanı gözlerden kaçırmak için bir sis perdesi olabilir.
00:15Hadi gelin, bu konuya biraz daha yakından bakalım.
00:18Siyasette bazen en çok gürültü çıkaran olaylar aslında en sessiz atılan adımları gizlemek içindir.
00:24İşte bu tam da böyle bir hikaye.
00:27Tarihi 11 Şubat, kabinede önemli bir değişiklik oldu.
00:31Akın Gürlek, Adalet Bakanı, Mustafa Çiftçi de İçişleri Bakanı olarak atandı.
00:35Ve hemen sonrasında ne oldu biliyor musunuz?
00:38Yeni İçişleri Bakanı çiftçi, çok ama çok konuşulan bir ismi eski bakan Mehmet Ağar'ı ağırladı.
00:44O görüşmenin fotoğrafı servis edildiği anda da ortalık kelimenin tam anlamıyla yıkıldı.
00:49Günlerce manşetlerden inmedi.
00:51Herkes ama herkes İçişleri Bakanlığındaki bu ziyareti konuşurken, gözler tamamen oraya çevrilmişken,
00:58yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek'in makamında neler olup bittiği kimsenin umurunda olmadı, tamamen gözden kaçtı.
01:05İşte bizim de bugün mercek altına alacağımız gizem tam olarak bu.
01:09Neden bütün spot ışıkları bir bakanın üzerindeyken, diğeri tamamen karanlıkta kaldı?
01:13Şimdi hikayenin en ilginç kısmına geliyoruz.
01:17Neden Adalet Bakanı'nın görüşmeleri önemliydi?
01:19Çünkü yeni Adalet Bakanı Akın Gürlek'in geçmişine, özellikle de ana muhalefet partisi CHP ile olan ilişkisine bakmamız gerekiyor.
01:27Akın Gürlek, Adalet Bakanı olmadan önce İstanbul Cumhuriyet Başsavcısıydı.
01:31Ve o dönemde attığı bazı adımlar çok konuşuldu.
01:34Mesela İstanbul Büyükşehir Belediyesi hakkındaki o meşhur iddianameyi hazırlayan kendisiydi.
01:38Ama asıl mesele bu değil. Başsavcılığı CHP hakkında Yargıtay'a bir yazı göndermişti.
01:45İşte o yazıda öyle ifadeler vardı ki, demokratik düzene sistematik müdahale gibi.
01:50Bu ifadeler siyasi kulislerde doğrudan CHP'ye kapatma davası mı açılıyor sorusunu gündeme getirdi.
01:56Peki Gürlek ne dedi bu iddialara?
01:58Bakan olduktan sonra bir televizyon programına katıldı ve
02:00hayır dedi konunun parti kapatmayla falan ilgisi yok.
02:03Açıklaması şuydu.
02:04Biz kurultay süreçlerinde bir usulsüzlük gördük, görevimiz gereği bunu da Yargıtay'a bildirdik.
02:09Yani tamamen teknik bir konu olduğunu savundu.
02:12Ama işte o açıklamada geçen küçücük bir ifade dikkatli gazetecilerin gözünden kaçmadı.
02:18Herkesin odaklandığı o kilit ifade şuydu.
02:21Kurultay süreçlerindeki usulsüzlükler.
02:24Görünüşte masum bir ifade değil mi?
02:26Ama acaba gerçekten öyle miydi?
02:28Peki bu usulsüzlük lafı neden bu kadar önemliydi?
02:31Çünkü bazı hukukçulara ve gazetecilere göre bu mutlak butlan denen bir hukuki kavrama kapı aralıyordu.
02:39Şimdi bu ne demek?
02:40Basitçe anlatayım.
02:41Eğer bir kurultayda çok ciddi hatalar yapılırsa o kurultay tamamen geçersiz sayılabilir.
02:47Peki bunun sonucu ne olur?
02:48İşte en can alıcı nokta burası.
02:51Partiye verilen hazine yardımı kesilebilir.
02:53Yani parti kapatılmaz belki ama mali olarak eli kolu bağlanmış olur.
02:57Tamam bu hukuki detayı aklımızın bir köşesinde tutalım.
03:01Şimdi bir anlığına geri çekilip büyük resme yani Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın son dönemdeki siyasi söylemlerine bakalım.
03:07Çünkü bu atmosfer olan biteni anlamak için çok önemli.
03:10Şimdi size çok ilginç bir karşılaştırma göstereceğim.
03:13Hatırlıyor musunuz yıllarca Cumhurbaşkanı Erdoğan Kılıçdaroğlu'na ne kadar sert eleştiriler yöneltirdi.
03:18Bay Kemal söylemi vardı.
03:20Ama bakın son zamanlarda ne diyor?
03:22Kılıçdaroğlu dönemi çok daha farklıydı.
03:24Onunla adil bir yarış içindeydik gibi beklenmedik övgüler duyuyoruz.
03:28Çok ilginç bir değişim değil mi?
03:30Peki Kılıçdaroğlu'na bu yumuşak tavır varken özgür özel liderliğindeki yeni CHP yönetimi için ne diyor?
03:36İşte orada durum tam tersi.
03:38İnanılmaz sert ifadeler kullanıyor.
03:40Yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet çeteleri gibi çok ağır suçlamalar yöneltiyor.
03:45Ve son noktayı şöyle koyuyor.
03:46Ben CHP'den umudumu kestim.
03:48İki lider arasındaki bu ton farkı gerçekten dikkat çekici.
03:52Evet işte bütün bu siyasi atmosfer, Erdoğan'ın bu yeni ve sert tutumu bizi en başa yani o kimsenin fark
04:00etmediği ziyarete geri getiriyor.
04:02Adalet Bakanlığı'nda sessiz sedasız gerçekleşen o görüşmeye.
04:06Peki kimdi o ziyaretçi?
04:08Yeni Adalet Bakanı Akın Gürley'i daha koltuğuna oturur oturmaz görevinin ikinci gününde ziyaret eden o gizemli isim kimdi?
04:15Cevap tek bir isim.
04:17Muhsin Şentür.
04:18Belki bu isim size çok bir şey ifade etmiyor olabilir.
04:21Ama ünvanını söyleyince her şey değişecek.
04:24Muhsin Şentürk.
04:25Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı.
04:27Yani Türkiye'de bir siyasi partiye kapatma davası açabilecek tek kişi.
04:32Sadece bu da değil.
04:34Kendisi daha önce anayasa mahkemesi kararına uymayıp üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.
04:39Ve Yargıtay'daki seçimde ikinci sırada olmasına rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından bu göreve atanmıştı.
04:45Yani oldukça kritik bir isim.
04:47Peki şimdi elimizdeki bütün bu parçaları birleştirelim.
04:51Bakalım ortaya nasıl bir tablo çıkıyor.
04:53Karşımızda adeta siyasi bir üçgen var.
04:56Birinci köşede Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni CHP yönetiminden umudunu kestiğini söylediği o çok sert açıklamaları var.
05:03İkinci köşede tam da bu muhalefet partisine karşı daha önce hukuki süreçler başlatmış yeni Adalet Bakanı duruyor.
05:10Ve üçgenin son köşesinde ne var?
05:12İşte o kritik görüşme.
05:14Bu bakanın göreve gelir gelmez Türkiye'de parti kapatma yetkisine sahip tek kişiyle yani Yargıtay Başsavcısıyla bir araya gelmesi.
05:22İlginç değil mi?
05:23Herkes günlerce Mehmet Ağar'ın ziyaretini konuşurken Adalet Bakanlığı koridorlarındaki bu çok daha kritik buluşmayı kimse görmedi.
05:30Şimdi sormak lazım. Bütün bu yaşananlar, bu atamalar, bu açıklamalar ve bu gizli görüşme bunların hepsi sadece bir tesadüften mi
05:39ibaret yoksa Türkiye'de ana muhalefeti bekleyen yeni ve fırtınalı bir dönemin ilk işaretleri mi?
05:45Bu sorunun cevabını zaman gösterecek.
Yorumlar