00:00Herkese merhaba. Bugün her ne kadar adını duyunca yüzümüzde bir tebessüm oluşsa da aslında hiç de öyle olmayan bir klasik
00:07üzerine konuşacağız.
00:08Evet, her Ramazan ayında artık bir gelenek haline gelen o zamlardan ve bu durumun ardındaki hikayeden bahsediyoruz.
00:15İşte, gelin konuya bu alıntıyla başlayalım.
00:18Aslında her şeyi ne kadar da net özetliyor değil mi?
00:21Yani burada keyifli bir gelenekten değil, her sene tekrar eden, kanıksadığımız, can sıkıcı bir ekonomi kolaydan söz ediyoruz.
00:30Peki, bu durumun temelinde yatan asıl çelişki ne?
00:33Ramazan'ın o manevi ruhuyla piyasanın acımasız gerçekleri arasındaki o derin uçuruma gelin hep birlikte bir göz atalım.
00:40İşte o keskin zıplık tam da burada karşımıza çıkıyor.
00:44Bakın bir tarafta Ramazan'ın özü var, hayırseverlik, empati, bereket, paylaşım.
00:49Diğer tarafta ise ne yazık ki piyasada gördüğümüz gerçeklik, fırsatçılık, bitmeyen zamlar ve kar hırsı.
00:56Sanki tamamen farklı iki dünyadan bahsediyoruz.
00:58İşin daha da ilginç bir yanı var, bu durumu normalleştirmek için dil bile değişime uğramış durumda.
01:05Artık zamlara öyle uluorta zam denmiyor, kulağa daha masum, daha teknik gelen bir kelime girdi hayatımıza.
01:12Evet, işte o sihirli kelime, güncelleme.
01:15Kulağa ne kadar modern ve zararsız geliyor değil mi?
01:18Ama aslında bu bildiğimiz zamların yeni, şık ambalajı.
01:23Her Ramazan öncesi sessiz sedasız gelen bir fiyat güncellemesi.
01:28Peki, bu süslü kelimelerin, bu sözde güncellemelerin arkasında ne var?
01:34Bu işin faturasını, yani o insami bedeli asıl kim ödüyor?
01:39Bakın bu, soyut bir ekonomi tartışması değil.
01:42Bu durumun, özellikle de en zor durumdaki ailelerin evlerinde çok somut, yıkıcı bir etkisi var.
01:48Şu üç kelime, yaşananları belki de en acı şekilde özetliyor.
01:52Ve işte işin geldiği nokta maalesef bu.
01:56Bir, emeklinin ağzından dökülen bu sözler, yaşanan çaresizliği ve o yürek burkan gerçeği bütün çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor.
02:05Üstelik bahsettiğimiz şeyler öyle lüks ürünler falan da değil, farkındasınızdır.
02:10Bunlar, iftar ve sahur sofralarının temelini oluşturan gıdalar.
02:14Zeytin, peynir, un, yağ, hatta şişe su bile artık lüks kategorisine girmiş durumda.
02:20Şimdi diyeceksiniz ki, bu sorun yeni mi ortaya çıktı?
02:24Hayır, aslında bu, yıllardır süre gelen ve giderek daha da kötüleşen bir durumun hikayesi.
02:29Evet, yanlış duymadınız.
02:32Çeyrek asırdan, yani 25 yıldan daha uzun bir süredir bu tablo giderek kararıyor.
02:38Geçmişin ramazanlarıyla bugünün gerçekliği arasında artık devasa bir uçurum var.
02:44İşte bu karşılaştırma o değişimi çok net gösteriyor.
02:48Eskiden çocuklarımıza mahcup olmayacağımız sofralar turma gururu varken,
02:52şimdi el elde baş başta kaldık çaresizliği var.
02:56Kendi kendine yetebilmekten çocukların eline muhtaç kalmaya doğru yaşanan acı bir dönüşüm bu.
03:02Tüm bunlar bizi kaçınılmaz olarak çok zor bir soruyla baş başa bırakıyor.
03:06Bu şartlar altında ramazan aslında kimin için geliyor?
03:10Gördüğümüz gibi aynı kutsal ay içerisinde birbiriyle neredeyse hiç kesişmeyen iki farklı dünya, iki farklı gerçeklik yaşanıyor.
03:18Bir yanda bolluk içinde geçen, şatafatlı iftarlar, dolup taşan alışveriş sepetleri,
03:24diğer yanda ise yokluk, boş mutfaklar ve o sofraları sadece ekranlardan izleyebilmek var.
03:30Ve işte bu analiz bizi tam da bu can alıcı soruyla bırakıyor.
03:34Ramazan geliyor. Evet, geliyor.
03:36Peki ama nasıl geldiğini, kimler için ne anlama geldiğini gerçekten soruyor muyuz?
03:42Bu sanırım hepimizin üzerine uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar