Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazarımız Mehmet Edip Ören, Türkiye'deki ekonomik krize rağmen seçim sistemindeki değişiklikler ve muhalefet içindeki stratejilerle iktidarın korunabileceğini savunuyor. İran’daki rejim eleştirilse de, olası bir parçalanmanın Türkiye'nin ulusal güvenliğini ve istikrarını tehdit edeceği vurgulanıyor.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Şimdi elimizde bir yazar var ve Türkiye siyasetinin geleceği için ortaya attığı, hani ilk duyduğunuzda yok canım diyeceğiniz ama bir o kadar da detaylı bir senaryo var.
00:11Peki bu bir komplo teorisi mi yoksa gerçekten de keskin bir öngörü mü? Gelin bu iddialı teoriyi şöyle bir masaya yatıralım.
00:19Yazar söze işte bu ilginç cümleyle giriyor. Yani diyor ki, bakın birazdan size anlatacaklarım ilk başta şaka gibi gelebilir ama hiç de öyle değil.
00:27Aslında ne kadar ciddi olduğunun altını şimdiden çizmek istiyor sanki.
00:32Yani yazar bu öngörüsünün bir şaka falan olmadığını ısrarla söylüyor.
00:36İyi de o zaman akla şu soru geliyor. Bütün veriler, bütün mantık tam tersini söylerken bu kadar sıra dışı bir senaryonun temelindeki o büyük çelişki ne olabilir?
00:47İşte şimdi yazarın argümanının tam kalbine, o merkezdeki muammaya inelim.
00:52Yani bildiğimiz ekonomik gerçeklerle ortaya atılan bu siyasi tahmin arasındaki o devasa uçuruma bir bakalım.
00:59Ve işte muamma tam da burada başlıyor.
01:02Bakın bir tarafta ne var?
01:03Yazarın da söylediği gibi süper zengininden sıradan vatandaşına kadar herkesin şikayet ettiği o ağır ekonomik koşular.
01:10Mantıken bu durumun sandıkta bir yenilgi getirmesi gerekir, değil mi?
01:14Ama sonra terazinin öbür kefesine yazarın o akıl almaz tahminini koyuyorsunuz.
01:19Mevcut lider bütün bunlara rağmen bir şekilde seçimi kazanabilir.
01:24Peki ama nasıl?
01:26İşte bu soru hepimizin aklında.
01:28Ve yazar bu imkansız gibi görünen sonucun nasıl mümkün olabileceğini açıklamak için gerçekten de adım adım çok detaylı bir plan sunuyor.
01:37Gelin şimdi o plana yakından bakalım.
01:39Yazara göre bütün işin sırrı, zaferin anahtarı, seçimi öyle bir noktaya getirmek ki muhalefetin oyları bölünsün.
01:47Yani üç adaylı bir yarış senaryosu.
01:50Peki bu senaryo nasıl işliyor?
01:53Yazar bunu dört basit adımda anlatıyor.
01:55Bir, anayasayı değiştir.
01:57Yani kazanma çıtasını diyelim ki yüzde kırk bir gibi daha ulaşılabilir bir seviyeye çek.
02:03İki, yeni bir rakip parlat.
02:05Ana muhalefet partisi CHP'nin adayı olarak Özgür Özel'i öne çıkar.
02:10Üçüncü ve en kritik adım, asıl tehdidi oyundan düşür.
02:14Yani en güçlü potansiyel rakip olan Mansur Yavaş için o CHP'nin değil milliyetçilerin adayı diye bir propaganda başlat ve onu kendi partisinden uzaklaştır.
02:24Ve işte final adımı.
02:26Dört, Artimu, Mansur Yavaş ve Özgür Özel arasındaki bu üçlü yarış doğal olarak muhalif oyları paramparça eder ve mevcut liderin küçücük bir farkla bile olsa kazanmasını sağlar.
02:37Peki bu teori tamamen hayal ürünü mü?
02:39Yazara göre hayır.
02:41Hatta bunun için yakın tarihten bir de örnek veriyor.
02:44Diyor ki, mevcut liderin İstanbul Belediye Başkanlığı seçimini kazandığı zamanı hatırlayın.
02:50Orada da benzer bir oy bölünmesi yaşanmamış mıydı?
02:52Ama durun, yazarın teorisi burada bitmiyor.
02:56Sadece iç siyasetle de sınırlı değil.
02:58Hatta işin içine bir de dış politika boyutu katıyor.
03:01Ona göre içerideki bu kadar riskli bir seçim planını halka kabul ettirebilmek için bir dış tehdit lazım.
03:07Ve bu tehditin adresi olarak da İran'ı işaret ediyor.
03:11Yani İran'da yaşanacak bir istikrarsızlık bu plan için kilit bir rol oynayabilir, diyor.
03:16Yazar, İran konusuna gelince hiç lafını esirgemiyor.
03:19Mevcut rejimi, İslam adına İslam'ı yok eden bir diktatörlük olarak tanımlıyor.
03:25Halkın nasıl baskı altında olduğunu, liderler zenginleşirken insanların 100, 120 dolar gibi komik paralara çalıştığını anlatıyor.
03:33Ve tabii Türkiye için en önemli noktaya değiniyor.
03:37Güney Azerbaycan olarak adlandırdığı bölgedeki o büyük Türk nüfusu.
03:41Yazar, bu yüzden Türkiye'nin orada doğrudan bir çıkarı olduğunu söylüyor.
03:46Durum böyleyse, akla gelen ilk soru ne olur?
03:48Dur, madem yazar rejime bu kadar karşı, o zaman Türkiye'nin oradaki rejim karşıtı protestoları sonuna kadar desteklemesi gerekir, değil mi?
03:56İşte mantık bunu söylüyor.
03:57Ama yazarın cevabı sizi çok şaşırtacak.
04:00İşte yazarın net ve gerçekten de beklenmedik duruşu tam olarak bu.
04:05Ona göre, Türkiye bu protestoları bu kez desteklememeli.
04:08İyi ama neden?
04:11Yani hem rejime karşı olacaksın hem de protestoları destekleme diyeceksin.
04:15Bu nasıl bir mantık?
04:16İşte yazarın stratejisi tam da bu noktada karmaşıklaşıyor.
04:20Bakın ne diyor?
04:21Birincisi, bu protestolar ABD destekli bir proje, Şah'ın oğlunu geri getirme planı.
04:26Yani oyuna bir sıfır yenip başlamak gibi bir şey.
04:28İkincisi ve belki de en önemlisi, İran şu an dağılırsa o kaosun paturası Türkiye'ye çıkar.
04:35Çünkü Türkiye'nin ne ekonomisi ne de savunma sanayisi böyle bir krizle başa çıkmaya henüz hazır değil.
04:41İşte bu yüzden kulağa ne kadar tuhaf gelse de yazar diyor ki,
04:44karşı olduğumuz bu rejim Türkiye'nin iyiliği için bir süre daha ayakta kalmalı.
04:50Ve şimdi dış politikadan tekrar içeriye, yani Türkiye'ye dönüyoruz.
04:54Yazarın bütün bu siyasi senaryoların asıl sebebi olarak gösterdiği o acı ekonomik gerçeğe geliyoruz.
05:01Yazar, karşılaştırmaya hükümetin sürekli diline doladığı bir rakamla başlıyor.
05:06Hani şu emeklilere verilen destek için bütçeye yük denilen 50-60 milyar lira var ya, işte o.
05:13Ama sonra yazar asıl bombayı patlatıyor ve masaya devasa bir rakam koyuyor.
05:19Tam 3 trilyon lira.
05:20Ve basa basa söylüyor, bakın bu borcun ana parası falan değil, hayır, sadece ve sadece bir yıllık faiz ödemesi.
05:30İşte yazar bu iki rakamı yan yana koyup o meşhur sorusunu soruyor.
05:33Yani bir yanda emekliye verilen 50-60 milyar için yük diyorsun, öbür yanda sadece faize 3 trilyon ödüyorsun.
05:41Yazar tam olarak bu çelişkiye parmak basıyor ve geçmişteki o meşhur NAS politikasını hatırlatarak iğneleyici bir dille soruyor,
05:49ne oldu o iş?
05:50Evet, geldik sona.
05:53Şimdi yapbuzun bütün parçalarını birleştirelim, bakalım yazarın teorisindeki iç siyaset, dış politika ve ekonomi,
06:01bütün bunlar nasıl bir araya gelip tek bir resim oluşturuyor?
06:06İşte yazarın çizdiği büyük resim tam olarak bu.
06:09Her şey birbirine bağlı bir zincir gibi.
06:11Ağır ekonomik baskı, içeride çok riskli bir siyasi kumar oynamayı zorunlu kılıyor.
06:16Peki bu kumar halka nasıl satılacak?
06:18İşte orada da dışarıdaki, mesela İran'daki bir kaos tehdidi devreye giriyor ve bu kumarı meşrulaştırıyor.
06:25Yani yazarın teorisinde her parça domino taşı gibi bir sonrakini deviriyor.
06:30İşte böyle.
06:32Bir yazarın ortaya attığı oldukça detaylı ve bir o kadar da kışkırtıcı bir gelecek teorisini hep birlikte inceledik.
06:38Peki bu anlatılanlar size bir komplo teorisi gibi mi?
06:42Yoksa keskin bir siyasi öngörü mü?
06:44Bu kararı tabii ki size bırakıyoruz.
06:47Ama şu bir gerçek.
06:48Bu parçaları birleştirmeye çalışmak bile gücün, ekonominin ve siyasetin karmaşık doğasını anlamak için bize bambaşka bir bakış açısı sunuyor.
06:57Düşünmeye değer.
06:58Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen