Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 hafta önce
Yazar Mehmet Edip Ören, toplumsal yozlaşmayı eleştirerek vahiyden uzaklaşmış yeni bir din anlayışının türediğini savunmaktadır. Bu sahte dindarlık örtüsü altında yalan, hırsızlık ve ahlaksızlığın meşrulaştırıldığını çeşitli güncel adli vakalar üzerinden örneklendirmektedir. Metin, siyasi iktidarın ekonomik ve stratejik vaatlerini yerine getiremediğini vurgularken halkın bu boş sözlerle uyutulduğunu iddia etmektedir. Hem hükümetin hem de muhalefetin içinde bulunduğu durumu "kripto savaşları" ve vizyonsuzluk olarak niteleyerek ülkenin geleceğine dair karamsar bir tablo çizmektedir. Okuyucuyu dini istismar eden madrabazlara karşı uyanık olmaya ve akılcı davranmaya davet etmektedir. Sonuç olarak yazı, Türkiye’nin hem manevi değerlerini hem de siyasi istikrarını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğu uyarısında bulunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün yazar Mehmet Edip Ören'in oldukça ses getiren bir yazısını mercek altına alıyoruz.
00:06Türkiye'de dindarlık, siyaset ve tutulmayan vaatler arasındaki ilişkiye dair çok keskin eleştirileri var.
00:13Gelin bu iddialara hep birlikte yakından bakalım.
00:16İşte yazar analizine tam da bu sarsıcı cümleyle başlıyor.
00:20Bütün argümanını aslında bu temel iddia üzerine kuruyor.
00:23Peki ne demek istiyor?
00:24Gelin bu oldukça kışkırtıcı sözün arkasındaki düşünceleri beraber deşifre edelim.
00:30Yazarın bu karmaşık eleştirisini daha anlaşılır kılmak için dört ana başlık belirledik.
00:36Önce vahyin arındırılmış din derken neyi kastettiğine bakacağız.
00:40Sonra öne sürdüğü ahlaki başarısızlıklara, tutulmayan sözlere ve en sonunda da Türkiye'nin geleceğine bayir o karamsar tablosuna odaklanacağız.
00:49İlk bölümle başlıyoruz. Vahiyden arındırılmış bir din.
00:52Yazarın yeni din derken tam olarak neyi hedef aldığını ve bu kavramın neden bütün eleştirisinin kalbinde yer aldığını görelim.
01:00Yazarın en merkezi metaforu tam olarak bu. Yeni din.
01:04Ona göre bu, ahlati özün tamamen buharlaştığı, sadece başörtüsü gibi dışsal sembollerin yeterli görüldüğü bir dindarlık biçimi.
01:12Yani yazar diyor ki, içerik boşaltılmış, sadece şekil kalmış.
01:17İşte bu noktada yazar kendi yeni din tanımıyla geleneksel İslami değerler arasına çok keskin bir çizgi çekiyor.
01:24Bu yeni anlayışın sadece bir yozlaşma olmadığını, İslam'ın en temel ilkelerinden biriyle taban tabana zıt olduğunu iddia ediyor.
01:31Ve yazarın yok olduğunu iddia ettiği o en temel ilke de bu, emanete ihanet etmemek.
01:38Yani sana verilen sorumluluğa, kamu malına, söze sadık kalmak.
01:42İşte ona göre bu ilkenin hiçe sayılması bahsettiği ahlaki çöküşün en net göstergesi.
01:48Peki, yazar bu soyut tezini hangi somut olaylarla destekliyor?
01:52Şimdi ikinci bölüme geçiyoruz ve onun ahlaki çürümenin kanıtı olarak masaya koyduğu örneklere bir bakalım.
02:00Yazar, iddiasını güçlendirmek için kamuoyunun yakından tanıdığı birkaç olayı hatırlatıyor.
02:05Beylikdüzü Adliyesi'ndeki o meşhur hırsızlık, bir medya yöneticisinin durumu, bir televizyon sunucusu ve tabii ki geçmişteki büyük deniz feneri skandalı.
02:13Ona göre bunların hepsi aynı bozulmanın farklı yansımaları.
02:17Örşe'nin en çok üzerinde durduğu örnek bu.
02:20Dışarıdan görünen dindarlık imajıyla iddia edilen eylem arasındaki derin uçurumu göstermek için bu olayı kullanıyor.
02:28Bu onun için adeta bir sembol vaka.
02:31Bu alıntı yazarın ne kadar alaycı ve eleştirel bir noktada durduğunu gösteriyor.
02:36Diyor ki, bu tür eylemler bile dini bir kılıfa uydurulup meşrulaştırılabilir.
02:41Ve daha da kötüsü, toplumun bir kesimi de bunu sorgusuz sualsiz kabul edebilir.
02:46Şimdi yazarın eleştiri oklarını bireysel ahlaktan olup ulusal siyasete çevirelim.
02:52Üçüncü bölümde siyasi vaatler ve sarsılan kamu güveni konusundaki iddialarına bakacağız.
02:58Öğrenin genel hissiyatı şu, büyük vaatler ve resmi açıklamalar karşısında derin bir hayal kırıklığı var.
03:04Bütün bu vaatleri halka oyalayan masallar olarak tanımlıyor.
03:08Yazarın argümanı bu karşılaştırmada çok daha netleşiyor.
03:11Bir tarafta Ay'a gitmek, doğalgaz bulmak, kişi başı geliri uçurmak gibi devasa vaatler,
03:16diğer tarafta ise yazarın bütün bunlara verdiği tek bir yanıt var, bize sürekli masal anlatıldı.
03:22İşte belki de yazarın en çarpıcı iddialarından biri de bu.
03:25Siyasi aktörlerin, biz gidersek felaket olur şeklindeki uyarılarının tam da kendileri iktidardayken bir bir gerçekleştiğini öne sürüyor.
03:33Dolar kurundan Gazze'ye Suriye'ye kadar pek çok konuda bu tezatlığın altını çiziyor.
03:37Peki, tüm bu ahlaki ve siyasi eleştirilerden sonra yazar geleceğe nasıl bakıyor?
03:44Son bölümde Türkiye'nin siyasi geleceğine dair o kasvetli öngörülerine odaklanacağız.
03:49Yazarın geleceğe dair bakış açısı aslında bu tek kelimeyle özetlenebilir.
03:54Asla!
03:55Olumlu bir değişim ihtimaline dair neredeyse hiçbir umut beslemediğini çok açık bir şekilde söylüyor.
04:01Bu umutsuzluğun nedenlerini de sıralıyor.
04:03Yazara göre iktidar kanadı veraset tartışmalarıyla meşgulken, ana muhalefette kendi içindeki yazarın tabiriyle kripto savaşlarıyla boğuşuyor.
04:12Bütün bu tablonun halk için hüsrandan başka bir anlam ifade etmeyeceğini ve bir beş yılın daha boşa geçeceğini iddia ediyor.
04:19Yazarın çizdiği bu karamsar tablo doğal olarak bizi çok temel bir suruyla baş başa bırakıyor.
04:25Eğer mevcut siyasi aktörler bir çözüm sunmuyorsa o zaman çıkış yolu nerede?
04:29İleriye giden yol hangisi?
04:31Ve biz de bu analizi Mehmet Edip Ören'in okurlarına yönelttiği işte bu son ve kışkırtıcı soruyla bitiriyoruz.
04:38Aslında bu bir nevi artık düşünme sırası sizde diyen herkesi kendi muhakemesini yapmaya davet eden bir final.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen