Yazar Mehmet Özkendirci, Türkiye’nin güncel siyasi ve toplumsal meselelerini sert bir dille eleştirerek ülkenin içinde bulunduğu kaotik durumu sorgulamaktadır. Metinde, emekli maaşlarındaki yetersizlik ve ekonomik belirsizliklerin yanı sıra Atatürk anıtlarına yönelik saygısızlıklar ile hukuki adaletsizlikler ön plana çıkarılmaktadır. Ülkenin dört bir yanındaki demografik değişimler, mülteci sorunu ve dış politikadaki egemenlik ihlalleri ulusal bir güvenlik tehdidi olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca, uyuşturucu ticaretiyle ilgili iddialar karşısındaki sessizlik ve uluslararası güçlerin Orta Doğu üzerindeki emelleri üzerinden hükümetin yönetim anlayışı yerilmektedir. Sonuç olarak yazar, hem iç hem de dış dinamiklerin yarattığı bu gerilimin Türkiye’nin geleceği için ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını vurgulamaktadır.
00:00Merhaba, bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin kalemi aldığı ve Türkiye'nin mevcut durumuna dair oldukça kritik sorular soran bir yorum yazısını mercek altına alacağız.
00:10Yazar adeta ülkenin gidişatına dair bir alarm zili çalıyor.
00:14Gelin şimdi yazarın bu yazısında nelere dikkat çektiğine onun gözünden tek tek bakalım.
00:19Her şey aslında bu başlıkla başlıyor.
00:22Çanlar kimin için çalıyor?
00:24Bu başlık sıradan bir başlık değil, yazar daha en baştan bize diyor ki ortada ciddi bir durum var ve birileri için tehlike çanları çalıyor.
00:34Yazının tamamına hakim olan o sorgulayıcı ve ciddi ton işte bu soruyla başlıyor.
00:39Buradaki amacımız yazarın bakış açısını herhangi bir yorum katmadan olduğu gibi size aktarmak.
00:44Yani onun iddialarını ve gözlemlerini kendi perspektifinden anlamaya çalışacağız.
00:49Peki yazarın çektiği bu Türkiye fotoğrafında ilk olarak ne görüyoruz?
00:53Yazar işe tam da ülkenin kendi içinden, kendi deyimiyle çelişkilerden başlıyor.
01:00Ona göre toplumda ve yönetimde inanılmaz zıtlıklar var.
01:03Gelin yazarın merceğinden bu manzaraya bir bakalım.
01:07Yazarın burada kurduğu karşıtlık çok çarpıcı değil mi?
01:10Yani diyor ki bir yanda cumhuriyetin kurucusunun anıtı kaldırılıyor,
01:14öte yanda ise kendisinin isyancılar olarak nitelediği kişilerin anıtlarına dokunulmuyor.
01:19Yazar için bu basit bir anıt meselesi değil, adeta bir semboller savaşı.
01:25Ve yazar soruyor bu iş neden gecenin karanlığında yapıldı?
01:28Yani eğer her şey usulüne uygunsa bu gizlilik niye?
01:32Yazar burada halkın tepkisinden çekinildiği için böyle bir yola başvurulduğunu ima ediyor aslında.
01:37Yazarın dikkat çektiği bir başka çelişki ise adalet sisteminde.
01:42Düşünün bir tarafta 50 bin mahrum serbest bırakılıyor ama diğer yanda yazarın kan dökmemiş siyasi suçlular dediği kişiler içeride kalmaya devam ediyor.
01:51İşte bu zıtlık yazarın adalet algısını sorgulamasının temel nedeni.
01:55Yazar için bu durum tek seferlik bir şey de değil.
01:59MHP'nin daha fazla tahliye sinyali vermesini bu sürecin devam edeceğine dair bir işaret olarak görüyor ve adalet sisteminin gidişatı ile ilgili endişelerini daha da pekiştiriyor.
02:09Şimdi rotayı biraz değiştiriyoruz.
02:11Yazarın Türkiye'nin sosyal dokusunu yani ekonomik ve demografik yapısını nasıl gördüğüne bakalım.
02:17Mesela hükümetin emekli maaşlarını bu miktara yükseltme vaadi.
02:22Yazar bu vaade oldukça şüpheyle hatta alaycı bir dille yaklaşıyor.
02:27Bozdur bozdur harca kalanını faize ve altına yatır diyerek aslında bu vaadin ekonomik gerçeklerle ne kadar örtüştüğünü sorguluyor.
02:35Ekonomi politikalarına olan güvensizliği ise şu sorusuyla zirve yapıyor.
02:45Yani diyor ki ortada elle tutulur ciddi bir plan var mı?
02:50Yoksa bu işler havada mı kalacak?
02:52Yazar ülkenin demografik yapısının da kökten değiştiğini iddia ediyor ve kendi zihnindeki haritayı şöyle çiziyor.
02:59Kuzey Araplaşıyor, Güneydoğu Suriyelileşiyor, Antalya bölgesi yeni Rus ve Ukraynalı vatandaşlarla doluyor, Ege Adaları ise Yunan işgali altında.
03:08Bunlar yazarın kendi gözlemleri ve iddiaları tabii ki.
03:11Bu demografik değişim iddialarını bir de egemenlik algısındaki kaymalarla birleştiriyor yazar,
03:17İstanbul'daki ekümenik patriğin bir dünya lideri gibi karşılanmasını örnek vererek,
03:21bunun yeni Vatikan hayallerini körüklediğine, yani ulusal kimlikte bir erozyon yaşandığını savunuyor.
03:28İçerideki eleştirilerden sonra yazar, rotayı dış politikaya, özellikle de ABD'ye yönelik olduğunu söylediği çifte standart iddialarına çeviriyor.
03:37Yazarın ortaya koyduğu tablo şu, ABD Venezuela başkanını uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlayıp hedef alıyor ama aynı Venezuela'dan gemilerle uyuşturucu getirenlere karşı ise yazara göre kılını kıpırdatmıyor.
03:51İşte yazar bu durumu uluslararası hukuktaki bir ikiyüzlülük olarak görüyor.
03:55Hatta bu konuda daha da ileri gidip çok net bir iddiada bulunuyor.
04:00Diyor ki, bu işin patronlarının kimler olduğunu Sedat Peker aylar önce açıkladı, yetkililer üç maymunu oynadılar.
04:09Bu aslında organize suç iddialarına karşı yetkililerin bilerek sessiz kaldığı yönünde ağır bir suçlama.
04:16Ve bu çifte standart iddiasını başka bir örnekle daha destekliyor.
04:20Diyor ki, ABD İran'daki protestocuları korumak için gerekirse silah kullanacağını söylüyor ama Gazze'de binlerce insan ölürken derin bir sessizliğe bürünüyor.
04:31Yazar bu iki farklı tutumu yan yana koyarak bir tutarsızlığa işaret ediyor.
04:36Yazarın eleştirisinin en keskin olduğu yerlerden biri de burası.
04:41Gazze'de kumarhaneler açmaktan bahsettiğini iddia ettiği Amerikan kovboyunun duyarlılığına diyerek,
04:47aslında Amerikan dış politikasının arkasında ne kadar vurdum duymaz ve fırsatçı bir yaklaşım yattığını ima ediyor.
04:54Peki, tüm bu iç ve dış meseleler nereye varıyor?
04:57İşte şimdi yazarın tüm bu parçaları birleştirip vardığı sonuca o nihai sorusuna geliyoruz.
05:02Yazar, resmi Türkiye'nin dışına çeviriyor ve diyor ki,
05:07Bakın, komşularımız İran ve Suriye bir bölünme sürecinden geçiyor.
05:12Etrafımız adeta bir ateş çemberi.
05:14Peki, bu bölgesel istikrarsızlık Türkiye için ne anlama geliyor?
05:19Ve işte o son cümle.
05:21Yazar, içerideki karmaşayla dışarıdaki bu kaosu birleştirerek sözünü okuyucunun zihninde çınlayacak tek bir soruyla bitiriyor.
05:28Sıranın kimde olacağı belli değil mi?
05:30Bu soruyla da aslında kendi endişesini ve uyarısını en net şekilde ortaya koymuş oluyor.
İlk yorumu siz yapın