Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazar Yağmur Tunalı, Türkiye’nin tarihsel mirası ışığında Suriye’deki güncel gelişmeleri ve bölgedeki jeopolitik dönüşümü analiz etmektedir. Metin, Suriye'nin kuzeyindeki terör unsurlarının zayıflamasını, Amerika’nın değişen stratejik hamlelerini ve yerel Arap unsurların millî uyanışını ele almaktadır. Batılı güçlerin Türkiye’nin bölgesel liderliğini engelleme çabalarına rağmen, mevcut tablonun Türkiye için kritik bir fırsat penceresi açtığı vurgulanmaktadır. Bu süreçte devletin iç siyasi kaygılardan arınarak tecrübeli diplomatlar ve stratejik akıl ile hareket etmesi gerektiği savunulmaktadır. Nihayetinde yazar, kriz dönemlerinde ekonomik yetersizliklerin ancak liyakatli bir yönetim ve köklü devlet tecrübesiyle telafi edilebileceğini ifade etmektedir. Türkiye'nin bu tarihsel dönemeçte hem askeri gücünü hem de diplomatik zekasını en verimli şekilde kullanması gerektiği üzerinde durulmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün sizlerle bir yazarın Türkiye'nin Orta Doğu'daki değişen rolüne dair ortaya attığı çok çarpıcı bir analizi inceleyeceğiz.
00:08Yazarın iddialı tezleri üzerinden bölgenin geleceğine dair ilginç öngörüleri konuşacağız.
00:14Hazırsanız bu derin analize hemen dalalım.
00:17Yazar analizine işte bu çok güçlü, çok iddialı bir sözle başlıyor.
00:22Bu söz var ya aslında bütün bu anlatının temelini oluşturuyor.
00:26Yazar bize adeta şunu söylüyor, bugünü anlamak mı istiyorsunuz?
00:31O zaman yüzünüzü, geçmişe, o derin tarihsel köklere dönmeniz lazım.
00:36O zaman hadi, yazarın bizi götürdüğü yere tam bir asır öncesine gidelim.
00:41Çünkü ona göre bugünkü bütün o gerilimler, bütün o çatışmalar var ya, onların tohumları işte tam o günlerde atıldı.
00:48İşte yazarın temel tezi tam da bu.
00:50Diyor ki, bir asır önce Osmanlı yıkılınca ortaya çıkan ülkelerin sınırları sanki cetvelle çizildi.
00:57Yani tamamen yapay bir yapıdan bahsediyoruz.
00:59Ve işte bu cetvelle çizilmiş sınırlar yüzünden bölge bir türlü dikiş tutturamıyor, bir türlü huzura kavuşamıyor diyor.
01:06Peki bu işin detayları ne?
01:08Yazar ne diyor tam olarak?
01:10Birincisi, kurulan bu yeni devletler ya da yazarın tabiriyle devletçikler bir türlü istikrarı yakalayamadı.
01:17Ama daha da önemlisi diyor ki, batılı güçler Türkiye gibi bölgenin eski büyük gücünün tekrar ayağa kalkmasından o kadar korkuyorlardı ki bunu engellemek için her şeyi yaptılar.
01:27Hatta işi psikolojik operasyonlara kadar vardırdılar.
01:31İşte bütün meselenin kilitlendiği noktada bu.
01:33Yazar diyor ki, batının en büyük korkusu, temel endişesi şuydu.
01:38Tarih tekerrür edebilir.
01:40Yani tarihte olan yine olabilir diye düşündüler.
01:43Ve sırf bu ihtimal yüzünden Türkiye'nin önünü kesmek için tabiri caizse ellerinden geleni arttırına koymadılar.
01:49Şimdi bu büyük tarihsel çerçeveden çıkıp çok daha yakın bir zamana Suriye'ye gelelim.
01:56Bakalım yazar bu teorisini sahadaki güncel bir olaya nasıl bağlıyor?
02:00O büyük resmin içinde bu gelişme nereye oturuyor?
02:03Ve bu bölümün kalbinde de şu soru yatıyor.
02:06Hani o çok güçlü denen SDG var ya, nasıl oldu da bir günde kağıttan bir kaplan gibi yıkılıverdi?
02:13Medyanın anlattığı gibi bir günde değişen bir harita mıydı bu?
02:17Yoksa işin aslı bambaşka mıydı?
02:19Yazarın cevabı, hayır bu hiç de ani bir çöküş değil de diyor.
02:23Aksine aylarca ilmek ilmek dokunmuş bir planın sonucuydu.
02:27Bakın adımlar çok net.
02:29Önce içeriden müttefik Arap aşiretleri taraf değiştirdi, sonra bölgedeki halk ayaklandı ve en sonunda can damarı olan Amerikan desteği kesilince iş bitti.
02:39İşte yazarın kendi cümleleriyle olayın özeti de bu zaten.
02:44Bir günde değişen harita dedikleri esasında aylarca süren hazırlığın sonucudur.
02:50Yani bu bir sürpriz falan değil, tam tersine gayet hesaplanmış bir hamleydi.
02:54Yazar şunu soruyor, hani bu örgüt Halep'te haftalarca direniyordu, nasıl oldu da burada bu kadar çabuk pes etti?
03:02Cevap diyor, işte o perde arkasındaki hazırlıkta gizli.
03:06Ama durun, asıl önemli nokta şimdi geliyor.
03:09Yazar diyor ki, bu olay sadece buzdağının görünen kısmı.
03:13Yani Suriye'de şahit olduğumuz bu gelişmeler aslında çok daha büyük, bizim henüz tam olarak çözemediğimiz bir stratejik oyunun sadece küçük bir parçası.
03:23Peki, madem bu kadar büyük bir plan var, o zaman bu işin içinde Amerika nerede duruyor?
03:29Onun rolü ne?
03:30Hadi gelin şimdi analizin Amerika kısmına, yani bölgedeki bütün dengeleri değiştiren o Amerikan stratejisine mercek tutalım.
03:39Yazarım bu konudaki tespiti çok ama çok net, hiç lafı dolandırmıyor, Amerika Birleşik Devletleri müttefiği SDG'yi resmen sattı.
03:48Yani diyor ki, artık kullanışlı olmadığına karar verince daha büyük çıkarları için bir kenara attı.
03:55Bu da analize göre Amerika'nın bölgede sık sık başvurduğu klasik bir taktik zaten.
04:00İşte bu noktada yazar, Amerika'nın bu hamlelerini anlamamız için bir anahtar kavramı ortaya atıyor.
04:06Vekalet savaşları.
04:07Yani öyle bir dönemdeyiz ki büyük güçler birbiriyle doğrudan savaşmıyor.
04:13Onun yerine SDG gibi örgütleri, daha küçük devletleri birer maşa olarak kullanıp kendi savaşlarını onlar üzerinden yürütüyorlar.
04:22İyi de Amerika neden durup dururken böyle bir makas değişikliği yaptı?
04:26Yazar bunun birkaç temel nedeni olduğunu söylüyor.
04:29Birincisi, sahadaki durum artık onlar için de sürdürülebilir değildi.
04:33Ama ikincisi ve belki de asıl sebep, Türkiye içindeki o muazzam kamuoyu baskısıydı.
04:39Yani PKK ve benzeri gruplara karşı yükselen öfke o kadar büyüdü ki,
04:43Amerika bu öfkenin kendi büyük planlarını altüst edebileceğini gördü ve pozisyonunu değiştirmek zorunda kaldı.
04:49Tüm bu analizden sonra geldik en can alıcı bölüme.
04:53Peki bu kadar karmaşık bir jeopolitik satranç tahtasında Türkiye ne yapmalı?
04:58Yazarın Türkiye için önerdiği yol haritası ne?
05:01Yazar Türkiye'nin önündeki fırsatlara dikkat çekiyor ama kocaman bir aması var.
05:06Ve bu amanın adı ekonomi.
05:08Yani diyor ki elinizde ne kadar güçlü kartlar olursa olsun, masaya sürecek paranız yoksa o oyunu oynayamazsınız.
05:15Bu kadar basit. Finansal güç olmadan bu fırsatları hayata geçirmek neredeyse imkansız.
05:21E peki para yoksa ne var?
05:23Yazarın cevabı çok net. Akıl.
05:25Diyor ki artık devir değişti.
05:28Sadece bilek gücüyle yani askeri güçle bir yere varamazsınız.
05:31O devir bitti.
05:33Asıl mesele, asıl kazandıran şey akıl.
05:35Yani stratejik düşünce.
05:37Yani aslında bu geçmişin gücünden geleceğin gücüne geçmemiz için bir çağrı.
05:42Peki bu akıl nasıl devreye sokulacak?
05:44Yazarın bunun için çok somut bir önerisi var.
05:48Diyor ki Türkiye'nin en tecrübeli beyinlerini yani emekli büyük elçileri, kurt diplomatları toplayın, onları harekete geçirin.
05:56Çünkü o birikim, o devlet hafızası öyle kolay kolay elde edilen bir şey değil.
06:01Bu bir hazine ve kenarda durmamalı.
06:03Ve işte bu son söz aslında bütün bu anlatının ruhunu, özetini veriyor.
06:09Yazar bize diyor ki, biz burada bin yıl sadece bilek gücüyle kalmadık, akılla ayaktayız.
06:15Yani bu topraklardaki varlığımızın sırrı kaba kuvvette değil, o stratejik akılda.
06:21Ve belki de bugün o akla tarihte hiç olmadığı kadar çok ihtiyacımız var.
06:25Yazar analizini bitirirken işte bu can alıcı soruyu ortaya atıp topu bize bırakıyor.
06:33Hem yeni fırsatların hem de eski tehlikelerin olduğu bu dünyada Türkiye'nin aradığı o akıl nerede?
06:41Kayıpları kazanca çevirecek o ortak akıl nasıl bulunacak?
06:44İşte bu soru sanırım hepimizin üzerinde uzun uzun düşünmesi gereken bir soru.
Yorumlar

Önerilen