- 2 days ago
- #ruh
- #ruhaniyet
- #dualizm
- #islamdaruh
Serdar Yılmaz'ın hazırlayıp sunduğu, fikir dünyamızın bulanıklaştırılmış, gölgede bırakılmış mefhumlarını ele alan program “Hayata Yön Veren Mefhumlar” bu akşam "Ruh ve Ruhaniyet" konusu ile Değişim TV ekranlarında...
- Ruh nedir?
- Ruhi yön nedir?
- Ruhaniyet nedir?
- Dualizm / ruh ve ceset felsefesinin kökeni nedir?
- Dualimz düşüncesinin hristiyanlığa etkileri nedir?
- Dualizm müslümanlara nasıl sirayet etti?
- Ruh ve ruhaniyet konusu neden önemli?
- İnsan ruh ve cesetten mi müteşekkildir?
- Kuran'da ayetlerde geçen ruhun manaları nelerdir?
- İslam'da ruh ve ruhaniyet nasıl anlaşılmalıdır Ve daha pek çok konu ile yayındayız...
#Ruh #Ruhaniyet #Dualizm #İslamdaRuh
- Ruh nedir?
- Ruhi yön nedir?
- Ruhaniyet nedir?
- Dualizm / ruh ve ceset felsefesinin kökeni nedir?
- Dualimz düşüncesinin hristiyanlığa etkileri nedir?
- Dualizm müslümanlara nasıl sirayet etti?
- Ruh ve ruhaniyet konusu neden önemli?
- İnsan ruh ve cesetten mi müteşekkildir?
- Kuran'da ayetlerde geçen ruhun manaları nelerdir?
- İslam'da ruh ve ruhaniyet nasıl anlaşılmalıdır Ve daha pek çok konu ile yayındayız...
#Ruh #Ruhaniyet #Dualizm #İslamdaRuh
Category
📚
LearningTranscript
00:00Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah ve salatu ve selamu ala Resulillah, emma ba'd.
00:11Esselamu aleykum ve rahmetullahi ve berekatuh.
00:16Kerim kardeşlerim, kıymetli izleyicilerimiz, bu hafta Hayata Yön Veren Mefhumlar programımızda ruh ve ruhaniyet konusunu ele alacağız inşallah.
00:32Neden böyle bir konuyu ele alma ihtiyacı hissettik?
00:38Ruh ve ruhaniyet bahsinin önemi nedir?
00:42İlk olarak bundan yani konunun önemi ve ehemmiyetinden biraz bahsetmek istiyorum.
00:50Malum daha önceki derslerimizde de bahsettiğimiz gibi günümüzde İslam ümmetinin kalkınmasının,
01:01doğru esaslar üzerine yeniden ayağa kalkmasının önünde duran engellerden en önemlisi,
01:09Müslümanların zihinlerine ve düşünce yapılarına sirayet eden İslam dışı yabancı fikirlerdir.
01:20İşte Müslümanlara sirayet eden bu yabancı unsurlardan birisi de insan ve insan hayatı hakkındaki fikirlere isabet eden yabancı unsurlardır.
01:36Bu yabancı unsurların etkisiyle insana bakış ve insan hayatı hakkındaki fikirler Müslümanlar nezdinde kapalılaştı ve berraklığını, safiyetini yitirdi.
01:54Dolayısıyla insan hakkındaki bu yanlış fikirler kalkınma hakkında, insanın hayattaki seyri hakkında,
02:06insan davranışlarının esasları hakkında gibi temel hususlarda bir takım karışıklıklara sebep oldu.
02:16İşte İslam düşüncesine etki eden bu yabancı unsurlar en başta Hicri 2. yüzyıldan beri süre gelen Yunan, Hint ve Fars kültürlerinin etkisi ve son yüzyılda ortaya çıkan Batı kültürünün etkisidir.
02:37Bu yabancı unsurlardan İslam düşüncesinin arındırılması ve etkiledikleri fikirlerin ve vakaların yeniden doğru bir bakışla ele alınıp tasih edilmeleri mutlaka sağlanmalıdır.
02:56Ki böylece Müslümanlar nezdinde sağlıklı bir fikri ameliyenin yeniden canlanması sağlanabilsin.
03:07Ancak bu şekilde Müslümanlar nezdinde insanın hayattaki seyri ve davranışlarının esasları hakkındaki mefunlar berraklık ve safiyet kazanabilir.
03:21Yine ancak bu şekilde bugün Müslümanların içinde bulunduğu düşüklük ve çöküşün sebepleri anlaşılabilir.
03:32Ve yine ancak bu şekilde Müslümanlar yeniden doğru esaslar üzerine harekete geçebilir.
03:41Mesela daha önceki derslerimizde bahsettiğimiz aklın tanımı ve düşünmenin keyfiyeti hakkında asırlardan beri Müslümanlar nezdinde açık bir mana yoktu.
03:56Onlara göre aklın hissettikleri bir vakası vardı.
04:03Lakin bunun hakikatini, gerçeğini bir türlü ortaya koyamıyorlardı.
04:10Aklı doğru tarif edemediklerinden dolayı da sınırlarını belirleyemediler.
04:15Bundan dolayı aklın idrak edemeyeceği alanlarda aklı kullanmaya çalıştılar.
04:24Ortaya koyulan hayali faraziyeleri akli çıkarımlar olarak zannettiler ve düşünce alanında fikri sapmalara sürüklendiler.
04:37İşte bunun gibi insana ve insan hayatına bakışta Müslümanlara sirayet eden hatalı fikirlerden birisi de insanın madde ve ruhtan müteşekkil olduğu düşüncesidir.
04:58Ve bu anlayıştan kaynaklanan ruh ve ruhaniyet fikridir.
05:06Evet belki bunu ilk defa duyanlar için bu cümle çok sarsıcı bir cümledir.
05:14Nasıl yani insan madde ve ruhtan müteşekkil değil midir diyenler olacaktır.
05:21Bu düşünce İslam kültürüne ve Müslümanların zihinlerine o derece sirayet etmiştir ki bu neredeyse insana bakışın temeli haline geldi.
05:36İnsanın madde ve ruhtan müteşekkil olduğu, ruhun bedene ve cesede hapsedilmiş bir cevher olduğu,
05:49insanın bu dünyadaki amacının bedene hapsedilmiş olan bu ruhu yükseltmek ve yüceltmek
05:57ve böylelikle bedenin esaretinden kurtarıp yüceler yücesine ulaşmak olduğu şeklinde bir anlayış yaygınlık kazanmıştır.
06:09Hatta bedenin gıdası ve ruhun gıdası söylemleri, bedenin düşük ve süfli istekleriyle ruhun yüce ve yüksek istekleri şeklinde yaklaşımlar,
06:24Müslümanların temel yaklaşımları haline geldi maalesef.
06:30İşte bu anlayışlar ve fikirler nereden kaynaklandı?
06:34İslam düşüncesine nasıl girmiştir?
06:38İnsanda ruh yok mudur?
06:41Ruh hakkında, ruhi yön hakkında, ruhaniyet hakkında doğru fikir nedir?
06:48İşte bugün bu önemli konuyu ele almaya çalışacağız inşallah.
06:54Evet kıymetli dostlar, öncelikle insanın ve varlığın madde ve ruh olarak iki ayrı unsurdan oluştuğu düşüncesi,
07:07İslam öncesi, doğu ve batı felsefelerine ait bir düşüncedir.
07:14Bu felsefelere göre insanın çevresindeki gördüğü ve hissettiği tüm varlık, varlığın maddi yönünü oluşturur.
07:26İnsanın algılayamadığı ve hissedemediği bir yön ve boyut daha vardır ki,
07:34bu da varlığın ruhi yönü ve ruhi alemler olarak ifade edilir.
07:43Ve varlıkta asıl olan bunlara göre ruhtur.
07:48Ruh, ezeli ve ebedi bir cevherdir ve ölümsüzdür.
07:54Maddi yönü ise geçicidir ve ölümlüdür.
07:58İşte bu felsefi yaklaşımın neticesi olarak da bir ruh tarifi yapılmış,
08:08bu tarifin içine bu varlığı yaratan yaratıcı dahil edildiği gibi,
08:14melekler, cinler ve diğer benzeri işte hissedilebilir olmayan varlıklar da dahil edilerek,
08:22ruhlar alemi ya da alemin ruhi yönü şeklinde birçok yaklaşımlar ortaya çıkmıştır.
08:32Aynı şekilde bu bakış insanı tanımlamak içinde kullanılmış,
08:39insanın da maddeden yani bedenden ve bir de ruhtan müteşekkil olduğu düşüncesi kabul edilmiştir.
08:49Tabi daha sonraları bu madde ve ruh dualizmi daha da genişletilerek,
09:00insanı oluşturan bu iki unsurun birbirleriyle kemiyet ve keyfiyet açısından farklı ve zıt olmalarının doğurduğu,
09:11sürekli bir çatışma ve çekişme içerisinde olduğu ve her insanda beden ve ruh, ceset ve ruh arasındaki
09:21bu çekişmenin şu iki neticeden biriyle neticeleneceği fikri hakim bir fikir haline geldi.
09:32Neydi bu iki netice?
09:33Ya ruh, cesede üstün gelecek ya da ceset, ruha üstün gelecektir.
09:41Şayet ruh, maddi olan bedene üstün gelirse,
09:47dünya hayatının çirkefliğinden, sıradanlığından ve geçiciliğinden kurtulmuş,
09:54yüceler yücesi ve aşkın bir insan olmuş olacaktır.
09:58Yok eğer beden ruha üstün gelirse, o zaman bu insan ulvi ve aşkın ruhlar aleminden uzak,
10:08dünya yaşamının çirkefliğine dalmış, hayvanlar seviyesine inmiş, kötü bir insan olarak vasıflandırılacaktır.
10:20Peki ruh cesede ya da ceset ruha nasıl üstün gelir?
10:25İşte burada da şöyle bir izahat yaparlar.
10:29Onların bakışına göre, insanın ruhu bedenin esareti altındadır.
10:36Dolayısıyla ruhun cesede üstün gelmesi için, bedenin zayıf ve kuvvetsiz bırakılması,
10:45aşağılanması, ezilmesi icap eder.
10:48Ki böylece ceset, ruhla çatışmasını sürdürecek olan kuvvetten mahrum kalabilsin.
10:59Ardından da bedenin kayıtlarından ve sınırlarından kurtulup,
11:04hürriyetine ve yücelere, yüceliğe kavuşabilsin.
11:08İşte bundan dolayı, ruhi aşkınlığı, yüceliği isteyen bir kişi için,
11:18yaşamında, hayatında bedenin ihtiyaçlarını ve arzularını cevapsız bırakması,
11:25dünya hayatının nimetleri ve lüksünden uzak durması zaruridir.
11:31Bunlar için bu bir zarurettir.
11:33O ancak kendisini ayakta tutacak kadar ve yemeğin en acı olanını,
11:40işte perhiz yaparak yiyecek, güzel elbiseler giymeyecektir.
11:46Bakın, bunlar bir tasavvuf kitabında geçen ibareler değil kardeşlerim.
11:52Bunlar Hint ve Yunan felsefesine ait düşünceler.
11:57Ne kadar tanıdık geliyor öyle değil mi?
11:58İşte aynı şekilde ruh ve beden dualizmine dair mistik felsefelere ait bu düşünceler,
12:08oradan tasavvuf ve irfan adı altında İslam düşüncesine de girmiştir.
12:15Aynı şekilde Yahudilik, Hristiyanlık,
12:19işte bahsettiğimiz bir kısım tasavvufçular da,
12:23bunlarda da aynı anlayış hakimdir.
12:26Onlara göre de ruhu yüceltmek için bedene çile çektirme anlayışı hakimdir.
12:35Sadece üzerine bir sufi olduğunun alameti olarak,
12:40işte atkı gibi bir şey atacak, atacak ve eski püskü elbiseler giyecektir.
12:47İşte vasıtaya binmek yerine ayaklar çıplak yürümeyi tercih edecektir.
12:52Geniş, rahat evler yerine, işte mağara kovukları şeklinde meskenleri tercih edecektir.
13:02Yatak üzerinde uyumayacak, koltuklara yaslanmayacak,
13:07bilakis yere ve yaş zemine uzanacaktır.
13:12İşte gerekirse evlenmeyecek,
13:16evliyse bile hanımından uzak duracaktır.
13:19Tüm yaşamını, vakitlerini, çilehanelerde bedenlerini aşağılayıp,
13:27eziyet ederek geçirip ruhbani bir yaşam tarzını sürdüreceklerdir.
13:35Bu durum bedenin ruhla çatışmasını sürdüremeyecek kadar kuvvetsizleşmesine ve yıpranmasına kadar sürer.
13:45Böylece ondan kurtulur, yüceler yücelere, ruhlar alemine yükselir,
13:54aşkınlığı elde eder ve hissedilemez olan bir takım hakikatler ve hadiseler,
14:01o şahsın gözleri önünde çok açık ve net olarak aşikar olur.
14:07Bu hakikatlere vakıf olma durumu da,
14:12işte duyu organları olan göz ile kulakla bunlarla değil,
14:17bilakis ruhun gözü olan kalbin keşif yolu ile olur.
14:22İşte söz konusu ruh, onlara göre böylelikle yücelecek ve hatta onların iddialarına göre yüce ruh ile,
14:35yani Allah-u Teala'nın zatı ile, ki Allah-u Teala'yı onların bu söylediklerinden tenzih ederiz,
14:44Allah ile bütünleşinceye kadar yücelecek ve aşkınlığı bulacaktır.
14:50Diğer taraftan da bedenin ihtiyaçlarının peşinde olan,
14:56arzuları ve meyillerinin doyumunu sağlayan,
15:01dünya hayatını ve imkanlarını elde eden,
15:05onun lüksü ve nimeti peşinde olan insan,
15:09fani olan cesedi ile birlikte,
15:12ruhunun da ölümünü ve sonunu hazırlamış,
15:16dünya ve metalarının çirkefliğine dalmış,
15:21kötü ve fasık kimselerden olmuştur.
15:26İşte,
15:27yüzyıllardan beri,
15:29Hint ve Çin toplumlarına hakim olan bu felsefe,
15:34tüm doğulu ve batılı filozofların,
15:37kitaplarına ve görüşlerine kadar sirayet etti.
15:40Orta çağ Avrupa toplumlarını da büyük çapta tesiri altına alan bu felsefe,
15:48malum Hristiyanlık akidesinin tahrifine dahi yol açmıştır.
15:54Bilindiği gibi,
15:55Hristiyanlık fikrinin hem Orta Doğu'da,
15:59hem de Avrupa'da yayılmasının ardından,
16:02Hristiyan din adamları ve papazlar,
16:06aslı İslam olan ve İsa Aleyhisselam'a indirilen o dini,
16:10bambaşka yeni bir dine dönüştürdü.
16:15İşte,
16:16ruh ve ceset ayrımını vurgulayan,
16:19felsefenin de,
16:21Hristiyanlığın tahrif olmasında büyük bir etkisi oldu.
16:25Nitekim,
16:27hayatın, yaşamın,
16:29Adem Aleyhisselam ve eşi Havva'nın işlediği ilk,
16:33yasak sonrası,
16:34yeryüzüne gönderilmeleriyle başlayıp,
16:37kıyamete kadar devam edecek olan,
16:39insanı cezalandırmaktan ibaret olduğu noktasındaki,
16:44izahı yapan o Hristiyanlık akidesiyle,
16:47söz konusu felsefe,
16:49bir yerde örtüşüyordu.
16:52Bundan dolayı,
16:53insanın şu dünya hayatında,
16:56saadeti,
16:58sukuneti araması,
17:00onlara göre doğru değildir.
17:02Aksine,
17:03ahiretteki yaşamını,
17:04nimetleri ve saadeti kazanıncaya kadar,
17:08bu dünyada kendisini zelil,
17:10hakir bir yaşantıya mahkum etmelidir.
17:14İşte,
17:15bundan dolayı onlar,
17:17tüm,
17:18duyusal,
17:20zevki,
17:20şeytanın saptırması olarak görürler.
17:24Ve,
17:25bu şekilde,
17:26Hristiyanlık düşüncesinde,
17:28ruhbanlık fikri,
17:29o bildiğimiz,
17:30ruhbanlık fikri,
17:32böylece,
17:33meydana geldi.
17:34Ve,
17:35ruhani,
17:38otorite fikri de,
17:39bu felsefe ile yaygınlık kazandı.
17:41Dikkat edilirse,
17:44ruh ve beden ayrımı,
17:46ve dualizmi,
17:48Hristiyan düşüncesinde,
17:50temel bir akide haline gelmiştir.
17:53Mesela,
17:54ruhani otorite,
17:56denildiğinde ne kastedilir?
17:58Din ve ibadetlerle ilgili işleri düzenleyen kimseleri kastederler.
18:03Öyle değil mi?
18:03Yani,
18:04ruh ile ilgili işleri düzenlemeyi kastederler.
18:08Ve onlara,
18:09ne derler?
18:10Ruhani otorite derler.
18:13Dünyevi otorite ise,
18:14dünya işlerini,
18:15yani maddi işleri düzenleyen otoritedir.
18:20Aynı şekilde,
18:23Hint toplumlarının inançlarında da,
18:26ruhun bedenden ayrı bir varlığı vardır.
18:30Beden eğer terbiye edilirse,
18:34ruh istediği gibi bedeni terk edip gezebilir.
18:38Ruhani varlıklarla ilişki kurabilir.
18:42Ruh göçü ve reenkarnasyon inançları,
18:46işte hep bu,
18:47ruh-beden dualizmi fikrinden doğmuştur kardeşlerim.
18:51İşte,
18:52madde ve ruh dualizmi,
18:55ikiliği, felsefesi,
18:57eski çağlarda,
18:58ve hatta günümüze kadar,
19:01uzantılarına rastladığımız,
19:04bir takım toplumlarda,
19:05tesirini,
19:07işte bu şekilde,
19:08göstermiştir.
19:09Ve göstermektedir.
19:12Bu,
19:13madde ve ruh dualizmi fikrinin,
19:16İslam düşüncesine,
19:17nasıl sirayet ettiği,
19:19konusuna gelecek olursak,
19:21işte,
19:22bahsettiğimiz bu felsefi görüşleri inceleyen,
19:25ve yine Hristiyanlık ve Yahudilik dinlerindeki anlayışları bilen bir kısım alimler,
19:33İslami naslardaki ruh ile ilgili geçen ifadeleri,
19:37ve yine züht ve takva anlayışı hakkındaki nasları bu felsefi ruh anlayışı ile uyumlu görmüşlerdir.
19:49ve İslam'ın da insanı madde ve ruhtan müteşekkil ifade ettiğini zannetmişlerdir.
20:01Yani,
20:03bu konuya eğilenler,
20:06maalesef,
20:07konuyu köklü bir şekilde,
20:09ele almayıp,
20:11söz konusu felsefeler ile,
20:13İslam'ın aralarındaki,
20:16ayrışımın,
20:17esas da değil,
20:19sadece teferruatta olduğu,
20:21zannına ve zehabına kapıldılar.
20:24Bundan dolayı da,
20:26insanın,
20:27madde ve ruhtan oluştuğu,
20:29düşüncesini baştan kabul edip,
20:33sadece,
20:34diğer dinlerden ve felsefelerden farklı olarak,
20:39bedene ve ruha yapılacak,
20:41muameleler hakkında tartışmaya yöneltiler.
20:45Mesela,
20:48en mutedil olanları,
20:50onlardan konuya şöyle yaklaşırlar.
20:53Derler ki,
20:54İslam'ın,
20:55ruh ve ceset arasındaki,
20:57dengeyi sağladığını,
20:59bu bağlamda,
21:01birinin ihtiyaçlarını,
21:03diğeri lehine,
21:04göz ardı etmediğini,
21:06bilakis,
21:07her ikisinin de,
21:08yani bedenin de,
21:09ruhun da,
21:10isteklerini ve gıdalarını,
21:12göz önünde bulundurduğunu,
21:15bu açıda,
21:16ruhun gıdasının,
21:18iman,
21:19ibadetler,
21:20zikirler ve Allah'a yaklaşmak olduğunu,
21:22cesedin gıdasının da,
21:25yiyecek,
21:26giyecek,
21:27evlilik ve benzeri konularla alakalı hükümlerle tanzim edildiğini ifade etmeye çalışmışlardır.
21:36Yani,
21:37İslam,
21:39ruh beden ayrımını kabul etmiş,
21:41derler,
21:42ve buna göre de bir düzenleme getirmiştir,
21:45derler.
21:46İşte,
21:47gerek,
21:48mutedil yaklaşanlar olsun,
21:51gerekse de,
21:52ruh bahsinde,
21:54tamamen,
21:54Hint,
21:55mistisizmindeki hususları,
21:58İslam düşüncesine,
21:59taşıyanlar olsun,
22:01hemen hepsinin ortak noktası,
22:05İslami naslarda geçen,
22:08ruh ile ilgili,
22:09ayet ve hadisleri alıp,
22:11bunun üzerine,
22:13felsefi ruh bahislerini,
22:16bina etmeleridir.
22:19Malum,
22:20Rabbimiz,
22:21subhanehu ve teala,
22:23birçok ayet kerimesinde,
22:25şöyle buyurur,
22:26şu ifadeler geçer,
22:27estağfurullah,
22:27ve nefakhtu fihi min ruhi,
22:32kendi ruhumdan,
22:34üfürdüm,
22:34üfledim,
22:35der.
22:35İşte,
22:37bu naslarda geçen,
22:38ve Rabbimizin,
22:39kendisine nispetle zikrettiği,
22:43ve insana,
22:44nefh edip,
22:45üflediği ruhu,
22:47felsefi düşüncelerde,
22:49tartışması yapılan,
22:51ruh ve ruhaniyet konusu ile,
22:54karıştırarak,
22:55anladılar.
22:55Müslümanlardan,
22:58birçoğunun,
23:00insanın beden ve ruhtan,
23:02müteşekkil olduğu,
23:03ve her birinin,
23:05ayrı ayrı gıdalarının olduğunu,
23:07vurgulayan,
23:08felsefeyi kabulleri,
23:10bu şekilde meydana geldi.
23:13Böylece,
23:14ruh kavramının geçtiği,
23:16bazı nasları,
23:18bu bakış ekseninde,
23:20tevil ettiler,
23:21yorumladılar.
23:21peki,
23:23İslami naslarda geçen,
23:26ruh kavramı,
23:27neyi ifade ediyor?
23:29Hangi manalara geliyor?
23:31Gelin,
23:32şimdi bunlara,
23:33biraz bakalım.
23:35Kardeşlerim,
23:36ilk olarak,
23:38Arap dilinde,
23:39ruh kelimesi,
23:41birden fazla,
23:42manayı taşıyan,
23:44müşterek bir kelimedir.
23:45Hem Arapların dilinde,
23:48hem de Kur'an-ı Kerim'de,
23:50birçok manada kullanılır.
23:53Mesela,
23:54Allah Subhanehu ve Teala'nın,
23:57şu ayetinde geçen,
23:58ruh manası,
24:00bunlardan birisidir.
24:01Estağfirullah,
24:01Nezele bihir ruhul emin,
24:06ala kalbike,
24:08litekune minel muzirin.
24:10Onu,
24:11yani Kur'an'ı,
24:12uyarıcılardan olasın diye,
24:14ruhul emin,
24:16senin kalbine indirmiştir.
24:19Şimdi,
24:20hem bu ayette,
24:21hem,
24:22ruhul kudüs,
24:24ibaresi,
24:25geçen ayetlerde,
24:26hem de meleklerle birlikte,
24:28zikredilen,
24:29ruh lafzında,
24:31işte melekler ve ruh,
24:32o gün inerler,
24:33ayet kerimesinde olduğu gibi,
24:36buralarda geçen,
24:37ruh lafzında,
24:38kast edilen,
24:40Cebrail aleyhisselam'dır.
24:43Buralardaki ruh,
24:44bu ayetlerdeki ruh,
24:45Cibril,
24:46yani Cebrail,
24:47aleyhisselamı,
24:48ifade eden,
24:50bir kelimedir.
24:51Yine,
24:52şeriat ve vahiy kastedilerek,
24:55şöyle ayetlerde de geçmiştir.
24:57وَكَذَٰلِكَ اَوْحَيْنَا اِلَيْكَ
24:59رُوْحَمْ مِنْ اَمْرِنَا.
25:02İşte böylece sana da,
25:04emrimizden bir ruh vahyettik.
25:08İşte bu ayetlerde de,
25:09şeriat ve vahiy anlamında,
25:12kullanılmıştır.
25:13Bunlarla birlikte,
25:15bir de,
25:16kardeşlerim,
25:17hayatın sırrı anlamında,
25:20kullanılan,
25:21naslar vardır.
25:22وَيَسْأَلُونَكَ عَنِ الْرُّوْحُ
25:25قُلِ الْرُّوْحِ مِنْ اَمْرِ رَبِّ
25:29وَمَا اُتُوتِمْ
25:30اُتُوتِمْ مِنَ الْعِلْمِ
25:32اِلَّا قَلِيلًا.
25:35Bir de sana,
25:36ruhtan soruyorlar.
25:38De ki,
25:39o,
25:39Rabbimin emrindendir.
25:42Size,
25:43onun hakkındaki ilimden,
25:45pek az bir şey verilmiştir.
25:47İşte,
25:48bu ayette geçen,
25:50ruhtan kasıt,
25:51insan yaşamının,
25:53o olursa var olduğu,
25:56olmayışının ise,
25:57ölüm manasına geldiği,
26:00insanı ayakta tutan canıdır,
26:04hayatının sırrıdır.
26:07Bu manada,
26:08ruh,
26:09her ne kadar insan,
26:10onun tesirini görse de,
26:14iç yüzüne,
26:14asla vakıf olamayacağı bir şeydir.
26:19O,
26:19bedenin içinde,
26:21onu harekete geçiren,
26:23hareketli hale getiren,
26:26hayattır,
26:27candır.
26:28İşte kardeşlerim,
26:31ruh ve ruhaniyet bahsinde,
26:33karışıklık,
26:34tam da bu noktada meydana gelmektedir.
26:37Nasıl?
26:38İşte şöyle.
26:39insanların,
26:41insanların hissettiği ve ruhaniyet olarak isimlendirdiği bir hakikat vardır.
26:51Nedir bu?
26:51bir yaratıcının varlığını kabul edenler,
26:56yaratıcılarını takdis ettikleri zaman,
27:00ona ibadet ettikleri zaman,
27:03onun ile ilişkili hususları tefekkür ettikleri zaman,
27:07kendilerinde farklı bir hal ve durum hissederler.
27:13Açık veya gizli bir ürperti, bir haşyet hissederler.
27:20İşte insanlar hissettikleri bu hali ruhaniyet olarak isimlendirmişlerdir.
27:29Yine mesela,
27:32ruhun varlığını inkar eden materyalistler,
27:37asıl itibariyle,
27:38eşyanın bir yaratıcı tarafından yaratılmış olduğunu inkar etmişlerdir.
27:44Onlar,
27:47insan, hayat ve kainatta ruh falan yoktur derken,
27:52tüm bunların,
27:54bir yaratıcı tarafından yaratıldığını inkar etmektedirler.
27:59İşte,
28:00yüzyıllardır süren,
28:02varlık sadece madde midir,
28:05yoksa madde ve ruh mudur tartışması,
28:08aslında varlığı yaratan bir yaratıcının olup olmadığı,
28:14tartışmasıdır.
28:17Bir yaratıcının varlığına iman eden tüm insanlar,
28:23hem bir yaratıcının varlığını idrak etme anlamındaki ruh konusunu,
28:29hem de bu idraktan doğan ve kendilerinin de hissettikleri ruhaniyeti,
28:36naslarda geçen ve biraz önce okuduğum hayatın sırrı,
28:42canlılığın kaynağı olan ruh ile ilişkilendirip hataya düştüler.
28:48Ruhaniyet ile ilgili hissettiklerini hayatın sırrı olan ruha yüklediler.
28:58Dolayısıyla da bu ruhaniyeti hissettikleri o takdis ve ibadete ilişkin hususları da ruhun gıdaları olarak ifade etmişlerdir.
29:11Oysa ki buradaki ruh, ruhiyön ve ruhaniyet konularının ayet ve hadislerde geçen canlılık ve hayatın sırrı anlamındaki ruh ile bir ilgisi yoktur.
29:28Evet, hayatın sırrı olan ruh kesinlikle mevcuttur ve Kur'an'ın katli nasrı ile sabittir.
29:38Onun varlığına iman kaçınılmaz bir husustur.
29:42Ama insanların hissettikleri haşyet ve ürpertinin,
29:49yaratıcı ile alakayı idrak etmenin,
29:52hayatın ve canlılığın sırrı olan ruh ile bir alakası yoktur.
29:58Ancak onlarda ruh anlayışı hayatın sırrı olan ruh ile karıştı.
30:08Dolayısıyla insanın madde ile ruhtan mürekkep olduğu,
30:14madde ile ruhtan meydana geldiğini söylemeye başladılar.
30:19Yine bu konunun kendilerinde netleşmemesinden dolayı üstün bir ruhaniyet hissettim yahut falan kimsede büyük bir ruhaniyet vardır demeye başladılar.
30:34Ve bunu hayatın sırrı olan ruh ile ilişkilendirdiler.
30:40Yine bunların billurlaşmamasından dolayı içerisinde bir ferahlık yahut haşyet hissettikleri mekanlarda,
30:51bu mekanda ruhi yön yahut ruhaniyet çok yüksektir denilmeye başlandı.
30:57Yine bu tür bir şahıs ruhunu takviye etmek istediği iddiasıyla nefsini aç bırakıp bedenine işkence edip vücudunu zayıflatır oldu.
31:12İşte tüm bunlar ruhun manasının, ruhaniyetin manasının ve ruhi yönün manasının anlaşılamamış, netleştirilememiş olmasındandır.
31:25Peki ruh ve ruhaniyet konusunun aslı nedir?
31:33İnsanların tümünün hissettiği ve ruhaniyet dediğimiz bu şeyin hakikati nedir?
31:40Gelin şimdi bu konuyu anlamaya çalışalım.
31:44Evet kıymetli dostlar, ruhun, ruhaniyetin ve ruhi yönün vakasını araştırdığımızda
31:52açıkça ortaya çıkar ki bunlar Allah'ın varlığını inkar eden kimseler nezdinde mevcut değildir.
32:03Oysa ki yaratıcının varlığını inkar eden insanlarda da hayatın sırrı olan ruh vardır öyle değil mi?
32:14Hatta bu canlılık ve hayat hayvanlarda da vardır.
32:18Ama hiç kimse hayvanlardaki ruh ve ruhaniyetten bahsetmez.
32:24Ya da inkarcılardaki ruhaniyetten hiç kimse bahsetmez.
32:30Bilakis yalnızca bir yaratıcının varlığına, bir ilahın varlığına iman edenler nezdinde mevcuttur.
32:40Buradan da açığa çıkmaktadır ki ruhi yön ve ruhaniyet Allah'a imana mütealliktir.
32:50Allah'a olan imanla ilişkilidir.
32:53Bu imanın bulunduğu yerde bunlar vardır.
32:57Bulunmadığı yerde bunlar yoktur.
33:01Dolayısıyla bu konu yaratıcının varlığını idrak etmek ile ilgilidir.
33:07İman ve kesin tasdik halinde ruhi yön bulunur ve onu bulunur hale getiren şey işte bu tasdiktir.
33:20İnkar halinde ise ruhi yön bulunmaz ve onu bulunmaz kılan da bu inkardır.
33:27Aynı şekilde hayvanlarda da canlılık ve hayat olmasına rağmen
33:32onlardaki ruhtan bahsedilmemesinin sebebi de hayvanlarda bu idrakın olmamasıdır.
33:42Böylece ruhi yön eşyanın, varlığın, yaratıcının mahluku olmasıdır.
33:51Yani yaratılış ve yoktan var etme bakımından eşyanın yaratıcısıyla olan bağıdır.
34:00İşte bu bağ yani yaratıcının mahluku olmaları akıl tarafından idrak edildiğinde
34:07bu idraktan dolayı hem yaratıcının azametine dair bir şuur ve hissiyat oluşur
34:16hem de ondan haşyet duymaya dair bir şuur oluşur.
34:22Hem de onu takdis etmeye dair güçlü bir hissiyat meydana gelir.
34:28İşte kardeşlerim, yaratıcı ile varlığın arasındaki bu bağda
34:35bu bahsettiğimiz hissiyatları, şuurları üreten idrak ruhtur.
34:43Dolayısıyla ruh, Allah ile olan bağı idrak etmek demektir.
34:49Ve bu idrak insanın oluşumundan bir parça değildir, arizi bir faktördür.
34:58Burası çok önemlidir kardeşlerim.
35:01Yaratıcı ile olan bağı idrak eden kimsede vardır, etmeyen de yoktur.
35:08İşte bu anlamda insan madde ve ruhtan oluşmaz.
35:13Madde ve ruhtan müteşekkil değildir.
35:16Zira ruh denilen yaratıcı ile olan bağın idrak edilmesi insanın oluşumundan bir parça değildir.
35:30Öyle olsaydı yaratıcıyı inkar eden kafir nezdinde de bulunurdu.
35:36Çünkü o da insandır.
35:37Demek ki ruh, insanın oluşumundan bir parça değil, insanın yaratıcısı ile alakayı idrak edip etmemesine bağlı olan arizi bir durumdur.
35:53Böylelikle ruhi yönünün manası ve ruhun manası billurlaşmış ve açıklığa kavuşmuş olur.
36:04Dolayısıyla ruh, ruhaniyet ve ruhi yön bu anlamıyla Allah'a imanın tezahürlerinin, görüntülerinin açığa çıkardıklarının en önemlilerindendir.
36:17Aynı zamanda kıymetli dostlar bunlar iman esaslarının, onun neticelerinin ve etkilerinin de en önemlilerindendir.
36:27Bir Müslüman Allah'ın yarattıkları hakkında düşündüğünde, Allah'ın varlığı yaratma azametini idrak ettiğinde veya Allah'ın huzurunda namaza durduğunda, rükû ve secde yaptığında veya dua ettiğinde
36:47Allah'ın varlığını, azametini, sadece ona olan kulluğunu idrak eder.
36:55Onun azameti karşısında eşyanın zafiyetini ve küçüklüğünü hisseder.
37:03Yine mesela Beytullah'ın önünde durduğunda, Kabe'nin önünde durduğunda ya da Allah'ın kelamını okuduğunda,
37:10onun manalarını idrak ettiğinde veya Kur'an'ın lafızlarıyla ibadet ettiğinde, işte Müslüman bütün bunları yaptığında ancak onları akıl ve idrak ile yapar.
37:27Akıl ve idraktan yoksun duygularla yapmaz.
37:33Yani salt duygularla yapmaz.
37:35Sırf içgüdüsel hislerle yapmaz.
37:38İşte bu Müslümanın nezdinde, bu amellerden, her bir amelde, her bir harekette ruhaniyet ve ruhi yön bulunur.
37:54İşte ruhaniyet ve ruhi yön denilen şey de tam olarak budur.
38:00Bu ruhaniyet içgüdülerden ve içgüdünün duygularından kaynaklanmış ise de, onları yönlendiren akıldır, idraktır.
38:13Böylelikle ruhaniyet ve ruhi yön, duygular ve içgüdüyle örtüşen akıl ve idrakın amellerinden olur.
38:24Sadece duygular ve sırf içgüdülerin amellerinden olmaz.
38:33Mesela gayrimüslimlerdeki takdis amelleri, gayrimüslimlerin ibadetleri salt içgüdüsel hislerden ve sadece duygulardan kaynaklanır.
38:46Akli idrakın onlarda herhangi bir varlığı yoktur.
38:50Aksine aklı ve idrakı yaptıkları amellerden ve inançlarından uzak tutarlar.
39:00Onların nezdinde sadece salt duygular hakim olur.
39:05İşte bu takdis, gayrimüslimlerde olan bu takdis iman değildir.
39:11İmanın sonucu da değildir.
39:13Ve bu takdis İslam'a göre ibadet de değildir.
39:17Ancak küfür amelleridir ve delalet atmosferidir, sapıklıktır.
39:23Bu her ne kadar ruhaniyet ve ruhi yön görüntüsünde olsa da,
39:29aslen Hıristiyan, şey aslen Hıristiyanlardaki ve diğer din mensuplarındaki bu hal,
39:36ruhaniyet ve ruhi yön değildir.
39:39Dalalet ve küfürdür.
39:43Her ne kadar sahibi Allah'a ve uluhiyet fikrine yönelmiş ise de,
39:50bu bir şirk ve küfürdür.
39:53Bu takdis sahibi Allah'tan mükafat göreceği ve Allah'a yaklaşacağı yerine,
40:04bu ibadetlerinden dolayı Allah'tan azap görecektir.
40:07Ve yaptığı şey onu Allah'tan daha da uzaklaştıracaktır.
40:13Dolayısıyla Allah'tan başkasına ibadet etmesi,
40:21yahut Allah'ın emrettiğinden başkasıyla onu takdis etmesi en büyük günahlardan olur.
40:29İçgüdüsel duyguların akıl ve idrak yolundan başkasıyla doyurulması,
40:35tedeyyünün sadece içgüdüyle akıl ve idraktan yoksun,
40:40böyle salt ve duygusal olarak icra edilmesi,
40:44yahut akıl ve idrak ile yürütülmemesi,
40:48işte insanları saptıran en büyük, en fahiş hatalardan birisidir.
40:54Buradan hareketle ruhaniyetin ve ruhi yönün akıl ve idrak yolundan olmaması
41:03ya da akıl ve idraktan yoksun olması en büyük yanlıştır.
41:10Evet kıymetli dostlar,
41:13İslam'dan önce yeryüzündeki tüm halklarda,
41:17halklarda gerek diğer din mensuplarında gerek felsefeyle iştigal eden bölgelerdeki insanlarda
41:26insanın ruh ve bedenden oluştuğu anlayışı işte bu şekilde hakimdi.
41:34Ve biraz önce bahsettiğimiz şekilde ruh hakkında türlü türlü hayali faraziyeler ortada dolaşıyordu.
41:41İslam işte böyle bir ortama geldiğinde tüm insanlığa sınırlı ve net olarak
41:50hem İslam akidesini hem de içerisinde ibadet ve takdis olmak üzere
41:57insanların bütün amellerini düzenleyen şer'i hükümleri getirdi.
42:03İşte Allah'ı razı eden şey bu akideye,
42:08ibadet ve takdis de içerisinde olmak üzere bu hükümlere bağlılıktır sadece.
42:14Allah'ı gazaplandıran ve öfkelendiren şey ise
42:17bu akide ve bu hükümlere bağlanmaktan geri durmaktır.
42:22Buna göre insanın tüm ihtiyaçlarını ancak Allah'ın indirdiklerine göre doyurması vaciptir.
42:31Yemede içmede bu böyle olduğu gibi
42:34beka içgüdüsünün tezahürlerinde,
42:37nevi içgüdüsünün tezahürlerinde ve
42:39tedeyyün içgüdüsünün tezahirlerinde de bu böyle olmalıdır.
42:45Ve bunun dışında kesinlikle bir yol kabul edilemez.
42:49İslam'ın getirdiği işte tam olarak budur.
42:52Ama Hristiyan, Yahudi, Mecusi, Müşrik ve diğer dinlerden İslam'a girip de
43:00dinlerindeki o eski kalıntıları
43:03kendilerinden kalan bir takım
43:07kimseler de bu kalıntılar bilinçsiz bir şekilde
43:12çocuklarına ve birçok Müslümanlara intikal etti.
43:16İnsanın madde ve ruhtan oluştuğu fikri de işte bu kalıntı halindeki fikirlerdendir.
43:25Ve bu fikir yaygınlaştı.
43:27Buradan da
43:28tedeyyün içgüdüsünün doyumuna yönelik tezahürler, görüntüler
43:33hayatın sırrı olan ve ayetlerde geçen ruha izafe edildi.
43:40İşte bazı Müslümanlara sızan, bilakis neredeyse birçoklarına egemen olan husus da budur.
43:50Bundan dolayı ruh, ruhaniyet ve ruhi yönün manasının
43:56Müslümanlara açıklanması saruri bir hal almıştır.
44:01Bu itibarla ruh, Allah ile olan bağın idrak edilmesidir.
44:07Ruhi yön, Allah ile olan bu bağdır.
44:12Yani ruhi yön, insanın hayatın ve kainatın bir yaratıcı tarafından yaratılmış olmasıdır.
44:19Bu bağı idrak etmek, yani eşyanın bir yaratıcı tarafından yaratılmış olduğunu idrak etmek demektir.
44:30Eşyanın bir yaratıcı tarafından yaratılmış olduğunu idrak eden kimsenin nezdinde işte ruh bulunur.
44:41Ve ruh hayatın kendisinden gelmez.
44:47İnsanın kendi yapısından da gelmez.
44:51Veya başka herhangi bir şeyden de gelmez.
44:53Ancak o Allah ile olan bağın idrak edilmesinden gelir.
45:00Hayatın sırrı olan ruh ise onun bu konuda hiçbir dahli ve yeri yoktur.
45:10O Allah'tandır.
45:11Onun hakikatini Allah'tan başka kimse bilemez.
45:15O canlılığın ve hayatın kaynağıdır.
45:18Ama burada bahsedilen ruh ise bambaşka bir husustur.
45:22Bu insanların hissettikleri ruhaniyeti ifade etmeleridir.
45:28Bu insanların ifade ettikleri idrakı ifade etmeleridir.
45:33Buna binaen ruh idrakın kendisidir.
45:39Ne zamanki idrak insan nezdinde bulunursa onun nezdinde ruh da bulunur.
45:46Eğer insanda idrak bulunmazsa yani yaratıcısı ile olan o idrakı kuramazsa o kişi nezdinde ruh da bulunmaz.
45:57İşte Allah ile olan bağı idrak etmek demek olan bu ruhtan ve onun duygularla bağlantısından dolayı bir etki meydana gelir.
46:14Ki işte bu etki de ruhaniyettir.
46:19Ruhaniyet Allah ile olan bağın idrakından kaynaklanan ve bu idrak ile yürütülen duygulardır.
46:29Duygular şayet böyle olursa ruhaniyet olur.
46:33Böyle olmazlarsa ruhaniyet olmazlar.
46:37Bunu her bir insan kendisinde her bir Müslüman kendisinde hissedebilir.
46:44Namaz kılarken Rabbimiz ile kurduğumuz o bağın bizde oluşturduğu etki işte ruhaniyettir.
46:53Allah'ın kelamını okurken hissettiğimiz o haşyet hali o duygu işte ruhaniyettir.
47:01Ama aynı fiilleri yapan kimse namaz kılsa da Allah'ın kelamını okusa da eğer o idrak kendisinde o anda o halde bulunmaz ise o diğerinin hissetmiş olduğu ruhaniyeti hissetmez.
47:19Çünkü ruhaniyet bizzat kişinin idrakıyla alakalıdır.
47:28Buradan hareketle şeriat İslam tefekkürü bir ibadet olarak getirdi.
47:35Tüm ibadetlerde niyet denilen Allah ile olan bağın idrakını ve Allah'a yaklaşma kastını bir şart olarak getirdi.
47:47Allah'ı tesbih etmeyi, zikretmeyi, ona hamd ve şükretmeyi ibadet olarak getirdi.
47:53İşte tüm bunlar ve dahası Müslümanlardaki ruhaniyeti ortaya çıkartan hususlardır.
48:03Müslümanların üzerine düşen vahyin getirdiği amelleri, sözleri ve düşünüşü, tefekkürü kendi nezdindeki ruha binaen bu amelleri idrak ile yönlendirmek ve yapmaktır.
48:20O zaman onun nezdinde ruhaniyet var olur ve işte o zaman kalbinde itminanı ve rızayı hisseder.
48:31Aksi takdirde sadece tedeyyün duygularına kendini kaptırır, aklı ve idrakı bırakıp duygularına teslim olur
48:42ve sadece o hissettiği duyguların peşinden giderse o zaman Allah muhafaza, şirke, küfre ve Allah'tan başkasına ibadete sapabilir.
48:56Rabbim böyle bir akıbetten tüm Müslümanları muhafaza eylesin.
49:01Amellerimizi ve düşüncelerimizi sadece İslam'dan kaynaklanan ve Allah'ın razı olduğu ameller ve fikirlerden olmasını hepimize nasip eylesin.
49:14İslam dışı tüm fikirlerden ve sapkınlıklardan İslam ümmetini arındırıp yeniden İslam düşüncesi ile şahlanabilmeyi bizlere nasip eylesin.
49:27Amin.
49:28Allahümme amin.
49:29Kıymetli kardeşlerim bu haftada böylece süremizi doldurduk.
49:36Bir sonraki programımızda yeni bir mefhum, yeni bir kavram üzerinde buluşmak ümidiyle hepinizi Allah'a emanet ediyorum.
49:47Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.