- 3 months ago
İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında. Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir, şahsiyetimizi nasıl koruyacağız?" gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.
Programımızın onbirinci konusu "İçtihat ve Taklit"
- İçtihat ve taklidin vakıası
- İçtihadın önemi ve gereği
- İçtihadı kim yapabilir?
- Taklidin hükmü nedir?
- Hangi durumlarda taklit yapılır?
- Müçtehit ile mukallit arasındaki fark nedir?
Programımızın onbirinci konusu "İçtihat ve Taklit"
- İçtihat ve taklidin vakıası
- İçtihadın önemi ve gereği
- İçtihadı kim yapabilir?
- Taklidin hükmü nedir?
- Hangi durumlarda taklit yapılır?
- Müçtehit ile mukallit arasındaki fark nedir?
Category
📚
LearningTranscript
00:00Euzubillahimineşşeytanirracim, Bismillahirrahmanirrahim, Elhamdülillah, Esselatü vesselamü ala Resulillah, emma vaat.
00:10Kıymetli kardeşlerim biliyorlar gibi İslami şahsiyet isimli bu programımızda İslami kültüre ait konuları ele alıyor.
00:20Bundan sonra önceki derslerimizde fıkıh düzenine dair temel konulardan bazılarını ele aldık.
00:27Bu hafta yine usule uygun olarak sunulan içtihat ve taklit sistemi ana hatlar ile iş başlar umarım.
00:37Tabi ilk olarak içtihat ve taklidin vakasını anlamamızgerekiyor ki bunların hükmünü anlayabilirim.
00:47Kardeşlerim malum Allah subhanehu ve teâlânın rısaleti ile bütün insanlara hitap etti.
00:55Şer'i hükmün tarifi de bilindiği gibi sit şari'in hitabıdır.
01:01İşte bu hitabı duyan kimsenin onu anlaması ve iman etmesi, insanların kimsenin de yine onu anlaması ve inandığı ile amel etmesi gekir.
01:16Çünkü o nedir? Şer'i bir hükümdür.
01:18Bu nedenle Müslüman için asıl olan şeri'in hitabı olan Allah'ın hükmünü bizzat kendisinin bilmesidir.
01:31Çünkü hitap doğrudan doğruya şari'den Allah subhanehu ve teala'dan herkese yönelik bir hitaptır.
01:40Yalnızca müştehitlere veya alışverişlere yönelik bir hitap değil.
01:45Mükellef olan herkese yönelik bir hitaptır.
01:49Dolayısıyla hitabın rektirdiği ameli yapabilmeleri için kişilerin bu hitabı anlamaları farzdır.
01:58Çünkü hitabı anlamaktan veya hitabın rektirdiği ameli yapmak mümkün değildir.
02:05Bu nedenle şer'i naslardan Allah'ın hükmünü çıkarmak, istinbat etmek yani içtihat etmek kişilere genel olarak farzdır.
02:20Yani içtihat mükelleflerine genel olarak farzdır.
02:25İşte bundan dolayı mükellefte asıl olan şeri'in hitabından Allah'ın hükmünü bizzat kendisinin çıkartmasıdır.
02:33Çünkü mükellef bu hitabın biliniyorr muhatabıdır ki o da Allah'ın hükmüdür.
02:42Bir cak sahiplerinin öğrenme vakalarına ilişkin naslarını anlamada ve kavramsalda, ilim ve cehalet bakış açısında farklılık arz etmektedir.
02:56Bu nedenle herkes şer'i delillerden, şer'i hükmün tamamını istinbat etme, çıkarmayı mazurdur.
03:07Yani herkes buna güç yetiremez.
03:09Dolayısıyla bu güç yetirememe bir mazerettir.
03:13Yani yükümlü olanların tamamı müçtehit olmada mazeretli sayılırlar.
03:20Bütün öğrencilerin eğitimde, idrakta, anlamadaki bu farklı seviyelere sahip olmaları
03:29bizzat yaşadıklarının hitabı anlamada da farklı olmalarına neden olduğu için
03:36mazeretli sayılmaları içtihadı, farzı, kifaye haline getirmektedir.
03:43Bu, işi hızlı bir şekilde halletmenin harika bir yoludur.
03:52Ama bir sonraki adım bir sonraki konu üzerinde çalışmaya devam etmek.
04:03Yani buna göre mükelleflerin vakası ve şer'i hükmün hakikatinden dolayı
04:11Müslümanların içinde müçtehitler ve mukallitler olmalı ve tarih boyunca da hep olmuştur.
04:19Çünkü herhangi bir değişiklik şer'i hükmü doğrudan doğruya delillerden çıkarılabilen kişi müçtehit sayılır.
04:28Bir meseledeki şer'i hüküm bir müçtehide sorup öğrenen kimse ise nedir?
04:35Mukallittir.
04:36Soruyu soran kişinin araştırmasını yapmak ve sormak için sormak veya kendisi öğrenip öğrenmek
04:43Bunların da öğretilmesi için sorması arasında fark yoktur.
04:49Şer'i hükmü bilip başkasına verebilme imkanına sahip olan
04:54Ancak müçtehit olmayan bir kimsenin kendisine yöneltilen cevap vermesine rağmen mukallit sayıldı.
05:05Yani mukallit demek cahil kimse demek değildir.
05:10Kişinin mukallit olması demek bizzat kendisi istimbatta, çıkarımda bulunmadan
05:17Başka bir kişinin şer'i hükmünü alması demektir.
05:24Aynı zamanda mukallit demek bir şahsı taklit eden kimse demek de ğildir.
05:33Çünkü söz konusu olan şey kişisel değildir şer'i hükümdür.
05:39Dolayısıyla müçtehit ile mukallit arasındaki fark şudur.
05:43Müştehit şer'i hükmü şer'i delillerden bizzat kendisi istimbat eder.
05:49Mukallit ise hüküm istimbat edeni bilsin ya da bilmesin.
05:54Şer'i hükümden emin olduğu kesin
05:58kendisi dışında bir barındırılan istimbat edilen şer'i hüküm alan kimsedir.
06:05İşte ilk bakışınız
06:13biraz önce zikrettiğimiz o meşru olan şer'i taklitten sayılmaz.
06:19Yani falan alimin, falan düşüncelerinin olması sonunda bir görüşün toplanması gibi
06:26Yazılımın meşru olan şer'i taklit sayılmaz.
06:32Hatta böyle bir şey ancak İslam dışı bir şeyi almak demektir ki
06:38bu da malum şen caiz olmayan bir husustur.
06:42Bir Müslümanın böyle yapması cehennem değildir ve doğru da olmaz.
06:47Çünkü Allah subhanehu ve teala bize kim olursa olsun
06:51Muhammed sallallahu aleyhi ve sellemden başkasından hiçbir şeyi almamamızı emretmiyor.
06:59Zira Allah-u Teala
07:02Rasul boyutunda neyi verdiyse onu alın, sizi neden yasakladıysa ondan da sakının buyuruyor.
07:15İnsanların kendilerine ait bir ödemelerini yasaklayan bizzat naslarda vardır.
07:23Mesela Buhari'de geçen hadis-i şerifte şöyle geçmektedir.
07:27Allah-u Teala boyutu ilmi kalınlaştırdıktan sonra onu sizden söküp almaz.
07:33Fakat alimleri bitirerek ilmi senden alır.
07:37Bundan sonra böyle cahil insanlar kalır ki, bunlar fetva olarak dağıtılır.
07:43Kendi görüşlerine göre fetva verirler.
07:46Böylece bunları saparlar ve diğerlerini de saptırırlar buyuruyor Allah-u Teala.
07:52Yani bu kendi görüşleriyle fetva verirler, burada iyileşme, hadiste iyileşme demektir.
08:01İstimbad edilen bir görüş bu görüş istimbad eden müçtehidin kişisel olarak görüşülmez.
08:10Nedir?
08:11Şer'i delillerden istimbad ettiği şer'i bir hükümdür.
08:15Yani meşru olan taklit müçtehidin çıkarılan şer'i hükmü taklit etmektir.
08:25Kınanan, yasaklanan şeyse bir insanın şahsi, hükme göre ameldir.
08:34Çünkü şer'i hükmün yalnızca şer'i delillerden toplanması gekir.
08:39Şer'i hüküm şer'i delillerin dışarıdakilerden alınamaz.
08:45Buna göre şer'i atın mübah kılınmış olduğu taklit,
08:50bir meseledeki şer'i hükmünü sürdürme gücü yetmeyen,
08:55birinde karşılaştığı olaydaki şer'i hükmü kendisine öğretmesi ve alması için şer'i hükmü bir alime sormasıdır.
09:14Şer'i atı göre mukallit işte budur.
09:18En kısa zamanda baktığınızda her zaman bekleriz.
09:24Herhangi bir zaman diliminin müçtehitlerden yoksun olması caiz değildir.
09:30Aksi takdirde tüm Müslümanlar o farzın terkinden dolayı günahkar olurlar.
09:37Yani çağlardan bir çağda bir veya daha fazla müçtehidin mutlaka geklidir.
09:46Ve bu durumun iki gidişatını temellendirip açıklayabiliriz.
09:50Birinci yön şer'i naslar Müslümanların iştihat etmelerini zorunlu kılmaktadır.
09:57Şer'i naslar Müslümanların iştihat etmelerini zorunlu kılmaktadır.
10:01Çünkü şer'i naslar müfassal formda yani tafsili ve detaylı bir şekilde gelmemiştir.
10:08Hatta bazı meseleler tafsili şekilde gelmiş olanlar da kat'i bir nas ile meselenin tüm detaylarını kapsamaktadır.
10:21Örneğin miras ayetleri.
10:23Büyük ölçüde tafsilatlı bir şekilde gelmiştir.
10:27Ama bununla birlikken kelale gibi veya hacıp gibi birçok Meselede içtihat yapmayı redactie bir meseledir.
10:37Yani buralarda cüz'i meseleler vardır.
10:42İşte müçtehitler bu meseleleri şer'i delillerden istimbat ederler.
10:48Dolayısıyla naslar tafsilatlı şekilde ayrıntılı açıklamalarla gelmediği için anlaşılmaya ve kendisinden baskın çıkmaması, iştihat etmeye ihtiyaç duyduğuna delalet etmektedir.
11:06Bu naslar ile ilgili yöndür.
11:10Bu kişiler, başlamanıza yardımcı olmak ve onları güvende tutmak için buradalar.
11:18Yani yeni yeni gündeme gelen sorunlarla ilgili olarak hüküm verilmesinin de şer'i delillerden istimbat edilmesi redactie.
11:26Eğer yeni konular ve vakalar hakkında şer'i hükmün çıkarılması için çaba harcandığında şer'i hükmün tatbik edilmesi mümkün olmayacaktır.
11:40Aksi takdirde İslam hukukunun devre dışı bırakılması sorunu ortaya çıkar.
11:44Bu nedenle iştihat tüm zamanlarda ehil olan kimseler üzerine farzdır.
11:54Bazıları bu farzı yerine getirdiğinde bu farziyet düşer.
12:00Zira her bir meselede Allah'ın indirdiklerine müracaat etme ve hükmü kendisinden almak ancak iştihatla mümkün olur ve ancak iştihatla tamama erer.
12:16Bundan dolayı ilişkilerim İslam iştihadı teşvik etmiştir.
12:21İştihat edip isabet edene iki sevap, isabet etmeyene detay o iştihat faaliyetinden dolayı bir sevap verileceği Naslar bize bir beyanda bulunmuştur.
12:34Keza yine ilk dönem Müslümanları bu düstur üzere hareket etettiler.
12:39Sahubererin birçok konuyu iştihatta barındırdığı çeşitli meselelerleerde ihtilaflar ortaya çıktığı malumdur.
12:47Sahabe radıyallahu anh'ın ana dilleri Arapça olan Kur'an'ın nuzulüne bizzatihi tanıklarından ve dini doğrudan Allah Resulü aleyhissalatü damaram'dan öğrendiklerinden dolayı bunların hepsi iştihada ehildiler.
13:04Ve ihtiyaç olduğunda hüküm istinbat edebiliyorlardı.
13:10Onlardan sonraki dönemlere baktığımızda zaman mezhep imamları ve aldıkları bunlar gibi müştehitlerin çok olduğu bir dönem geldi.
13:21Ve İslam tarihi uzunca bir dönem iştihadın en parlak dönemlerini yaşadı.
13:28Ama değerli dostlar iştihad ettiğinde zayıfladı ve hatta ilga edildi.
13:36Dolayısıyla da taklit Müslümanlar arasında İslam toplumlarında yaygınlaştı.
13:42Bunun sonucunda o gün kadar istinbat edilmiş olan hükümler yeni ortaya çıkan yeni gündeme gelen sorunlara çözüm sunamaz hale geldi.
13:54Bundan dolayı İslam'ın dünyadaki tüm çözümleri çözen bir lider rolünün tekrar üstlenmesi ve insanlığı içinde bulunan karanlıklardan aydınlığa çıkarabilmek için
14:11ümmet içerisinde yeterli düzeyde müştehitlerin bulunduğu için içtihadın sürekliliği kaçınılmazdır, zaruridir.
14:22Evet kıymetli dostlar.
14:24Şimdi içtihad ve müştehit nedir sorusuna gelecek olursak.
14:31Bunu hızlıca gözden geçirip zamanında düzeltmek istiyorum.
14:46Kelime anlamı olarak budur.
14:47Usulcülerin ıslahında ise içtihad şer'i hükümlerden zanni çıkarımı istenen bir şeyde insanın daha fazlasını yapmaktan kendisini aciz hissedeceği ölçüde buttün gücünün sarf etmesidir.
15:09İçtihad usulcülerin islahında bu şekildedir.
15:15Müçtehit ise ebeveynlerinin iştihad özelliklerine sahip olan kimse demektir.
15:22Ve müçtehit olan kimsenin de iki temel şartı aranır.
15:27Yani usul kitaplarına baktığımızda zaman müçtehitlerle ilgili birçok durumdan bahsedilir ama bunların hepsi gerçekte iki tane bulunur.
15:35Bunlardan birincisi müçtehitin Arapça dil ve gramer yani sarf, nahiv ve belagat bilgilerinin yeterli düzeyde olması.
15:49Bu dil ve gramerde yeterli düzeyde olarak adlandırılan şey lafızların delalet kaydını birbirinden ayırabilecek ölçüde.
15:59Arapların bu dilleri ayrıntılarıyla, geleneklere, birbirlerine hitap biçimlerine hakimdir.
16:09Müştehitin bu şekilde dile hakim olması gekir.
16:13İşte mesela lafızların delalet gelişmeleri vardır.
16:17Mutabakat, tazammun, iltizam, müfret, mürekkep, külli, cüz'i, hakikat, mecaz, mantık ve mefhum gibi bu lafızların delalet esasına vakıf olmasıgerekir.
16:32İkinci temel şart şer'i kayıtlı kaynağın, kısmın, ispat yollarının ve ayrıntıların kaydedilmesi,
16:42İşte gözyaşı, ayrılacak şekilde tercih sistemleri ve hüküm istimbat etme yöntemleri, usulleri,
16:50Aynı şekilde yine nüzul sebeplerini, nesih ve mensuhu, mutlak ve mukayyedi gibi kitap ve sünnetin kısımlarını ve özelliklerini bilmeli.
17:04O anın heyecanıyla oradaydım ve temel şartlarımın bunlardır olduğuna güveniyordum.
17:10Yine de değerli dostlar, müçtehitler üç bölümdür.
17:16Yani pratik hayat vakasında üç bölüm müçtehit vardır.
17:21Bunlar mutlak müçtehit, meshet müçtehidi ve mesele müçtehidi olarak isimlendirilirler.
17:29Mutlak müçtehit, fıkhın bütün olaylarda hüküm istimbat etme, şer'i hüküm istimbat etme metotları
17:40ve rektiğinde kaideler, usuller belirleme hakkının ehliyet sahibi olan kimsedir.
17:49Mutlak müçtehit budur.
17:50Bu, mutlak müçtehitin her konunun hükmünü belirtmesi anlamına gelmemektedir.
17:56Kast edilen bu değildir.
17:58Zira bu hiçbir beşer için söz konusu olamaz.
18:03Mutlak müçtehikten kabine düzenlendi, müçtehidin genel olarak İslam şeriatının kapsamına giren birçok meseleyi
18:14araştırma, delillerden hüküm istimbat etme ve hüküm istimbat etme metotlarını temellendirmek kudretine, keyfiyetine,
18:25onu sahip kılacak bir donanımda olması.
18:29Dolap mutlak müçtehit de budur ile tamamlanmıştır.
18:34Mezhep müçtehidi ise, değerli dostlar, usulde ve furuda bir mezhep imamına tabi olan fakat o mezhep imamının belirlemiş olduğu içtihat yöntemi ve kaideleri radyasyonu
18:50Meselelerin hükümlerini genel hükümlerden kendisi istimbat eden, çıkartan kimsedir.
19:01Buna da mezhep müçtehidi denilir.
19:04Mesele müçtehidine gellince, mesele müçtehidi ise meselelerden herhangi bir meselede, yani bir tek meselede sahih bir araştırmayla işte kapsamlı bir bakış yapılabilen
19:18fakat diğer meselelerde mezhebini, bağlı olduğu içtihadı taklit eden kimsedir.
19:27Mesele müçtehidinin söz konusu meselesinde hüküm verebilmesi için ihtiyaç duyulduğu o şer'i ve lugavi malumata'ya sahip olması yeterlidir.
19:40İşte içtihat ve müçtehitler ile ilgili genel hatlar bunlardır değerli dostlar.
19:47Taklit ve mukallit konulara gelince, sözlükte taklit demek düşünmeden bir başkasına uymak demektir.
19:57Şer'i kelimenin tam anlamıyla taklit ise, bağlayıcı herhangi bir delil olmadan başkasının sözü ile amel etmektir.
20:08Mesela ilim sahibi olmayan bir kimsenin bir müçtehidin sözü ile amel olması
20:14veya bir müçtehidin kendi gibi bir müçtehidin sözü ile amel bunların hepsi birer taklittir.
20:22Ve şer'i hükümler çalınıp taklit caizdir değerli dostlar.
20:30Şer'i hükümler taklit caizdir ve meşrudur.
20:35Allah subhanu ve teala bilmiyorsanız zikir ehline sorun buyurmaktadır.
20:43Allah subhanu ve teala bilgisi olmayanın kendisinden daha çok bir bilene sormasını bu ayet-i kerimede emretmiştir.
20:52Ve bu ayetin lafzı umumi bir lafızdır.
20:56Yani her ne kadar sebep olsa da lafzın umumi olması burada itibar edilir.
21:03Burada zikir ehli ile işaretlenen her ne kadar ehli kitap olsa da ifade umumi gelmiş ve tüm ehli zikri kapsamını içermektedir.
21:15E Kur'an da bir zikir olduğunuz ve Kur'an'ın isimlerinden biri de zikirlerinizden dolayı Müslümanlar da zikirlidirler, ehli zikirdirler.
21:26Öyle değil mi?
21:27Rabbimiz ayet-i kerimede sana da insanlara gönderildii açıklayasın diye zikri indirdik buyuruyor.
21:34Böylece bu ayette bir politikada bilgi bulunmayanın bilene sorması hakkında umumi bir hükümlülük yer alıyor.
21:45Aynı şekilde kıymeti dostlar Cabir radiyallahu anh'tan rivayet edildiğine gore malum meşhur bir rivayettir hadestir.
21:55Adamın biri başında yara aldıktan sonra gusül almayıgerekiyor ve arkadaşlarına teyemmüm alıp alamayacağında erkeklerde da teyemmüm alamadığını suya almayagerektiğini ona söylüyorlar.
22:10Ve adam da suyla gusül yer alıyor ve vefat ediyor.
22:14Bunun üzerine bu durum Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam'a bildirilince o şekilde buyuruyor.
22:19Ona teyemmüm yeterliydi.
22:22Yarasına bir bez sarar ve üzerine mesh ederdi.
22:26Daha sonra da kişilerinin geri kalanını yıkardı.
22:31Madem bilmiyorlardı, neden sormadılar.
22:34Zira bilgisizliğin şifasını sormaktır buyuruyor Allah Resulü Aleyhisselatü Vesselam.
22:41İşte böylece Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sahabeleri onu içeride şer'i hükmü öğrenmenin şiddetli bir şekilde ne yönlendirmiştir.
22:55Keza yine değerli dostlar Allah Subhanahu ve Teala sefere çıkmakla ilgili ayet-i kerime de şöyle buyuruyor.
23:04onların her keiminden bir grup dinde yeterli bir bilgi sahibi olmaya çalışmak ve seferden dönen bölümlerini uyarmak üzere geçmişten calılmalıdır.
23:20Umulur ki sakınırlar buyuruyor.
23:22Şimdi burada alimlerinin ikazlarına uyarılarına uymaları tabir edilen bir emir vardır.
23:31Taklit caiz bilgilerinin bilenlerin uyarılarına uyumu emredilmezdi.
23:38yani taklit caizdir ve meşrudur.
23:42Ancak işletmelerin esası olan taklit değildir.
23:48Bunun tekrar öneminin ne olduğu çizerek söylemek istiyorum.
23:52Evet taklit caizdir.
23:54Şerif hükümlerinde de meşrudur.
23:56Ancak esas olan taklit değildir.
23:59Zira İslam bizi ilmin dışında başka yollara ittiba etmekten nehyetmiştir.
24:08Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığında peşine düşme.
24:13Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsinden sorumludur buyuruyor.
24:20Bu ayette şeriatın meselelerinden her bir Meselede asıl olanın ne olduğu açıklanmaktadır.
24:28Ayet potansiyeline erişmeyi emretmekte ve bilgi sahibi olmaksızın iddiada bulunmayı yasaklamaktadır.
24:37Kullanırken keyifli vakit geçirmek ister misiniz?
24:47Zannı galibe ulaştıracak araştırmayı yapmakta.
24:50Taklit ise kişiyi ne ilme ne de zannı galibe ulaştırır.
24:56Bu nedenle çoğu ulema iştihat yeterliliği mevcut değil, aciz ve zayıf kimse dışında taklidi caiz görmemişlerdir.
25:08Alimler fetvasını soruşturup alınmış fetvayı taklit etmeyi sadece ammi için caiz görmüşlerdir.
25:19Diğerleri için asıl olan hüküm vermek için elinden gelen çabayı göstermez.
25:27Evla olan bu şekilde birlikken taklit de biraz önce zikrettiğimiz sebeplerle caizdir.
25:36Ve işletmelerin içtihat yeterliliği olmayanlar yani mukallitler ise iki çeşittir.
25:44Bunlardan birincisi müttebidir yani tabi mukallitte denilir.
25:50Nedir bu?
25:52Şer'i ilimler alanında ayrıntılı bir şekilde birlkeek içtihada ehil olması için yeterli olmayan kimsedir.
26:02Böyle bir kimsenin tabi olduğu müştehidin dayandığı delili delili, yani müştehidin dayandığı delili taklit taklit etmesi caizdir.
26:15Buna tabi mukallit denilir.
26:18İkincisi ise ümmidir.
26:20Yani buna da ammi mukallit denilir.
26:23Bu da şer'i ilimler alanında herhangi bir birikime sahip olmayan kimsedir.
26:30Böyle bir kimsenin imanın fetvasıyla yani tabi olduğu mezhebinin, imamı veya bir müştehidin, bir alimin fetvasıyla amel eder.
26:42Herhangi bir kanunun hükmünü verildiğinda ona haram, farz gibi siyasetin fetvası verilir.
26:50O da ona göre hareket eder.
26:53Ister tabi, ister ammi olsun bir kimsenin haber vermesiyle olsa dahi öğrenildi sabit sözün bir içtihat olduğu olursa,
27:06hangi müştehidin sözü olursa olsun mukallit'in ona alınması caizdir.
27:12Bir meseleyle karşılaşma zamanı konu hakkında müştehidlerin parçalarını bilmiyor da,
27:21yalnızca işte bir müştehidin görebiliyorsa, yalnızca tek bir müştehidin ona ulaşmışsa,
27:28bu müştehidin istimbat ettiği şer'i hükmün verilmesi caizdir.
27:34Açıklamalarda herhangi bir meselede istenen şey, müştehidlerin listelenmesi değil, şer'i hüküm almaktır.
27:43Böyle bir durumda kendisinden o mukallitten tercih yapılmaz, talep edilmez.
27:49Ancak birçok müştehidin öğrendiği ve birini almak isteyen,
27:56o takdirde tercih yapmak başka çıkar yolu yoktur.
28:00Bu tercih kuralının ortaya çıkması vya hevasına göre yapılamaz.
28:08İşte burada mukallit için bu caiz değildir.
28:11Yani işte şu müştehidin şu görüş var, bu müştehidin bu görüş var,
28:14benim işime gelen, benim için kolay olan budur, ben bunu alayım, bu şekilde yapılamaz.
28:20Zira şeriattan maksat mükellefi hevasının arzu ve isteklerini Allah'a sadık bir kul yapmaktır.
28:31Yani tercih edilen kişiyi Allah ve Resulüne ulaştıracak şekilde olmalıdır.
28:38Zira Allah Subhanehu ve Teala ayet-i kerimed
28:42Eğer bir şeyde anlaşmazlığa düşerseniz onu Allah'a ve Resulüne götürün.
28:52Bir meseleyi Allah'a ve Resulüne götürmek demek,
28:56ya Allah'ın sözüne ve Resulün sünnetine yani şer'i delile götürmek demektir,
29:01ya da Allah ve Resulünün sundukları şeyleri götürmek demektir.
29:07Bundan dolayı mukalliklerin durumlarındaki farklılıklardan dolayı tercihler de farklılaşır ve farklı olur.
29:16Evet, ammi bir kimse açısından genel tercih delilinden sonra olandır.
29:24Ve iyi olanın bilinmesi ve anlaşılabilmesidir.
29:27Mukalliklerin tamamının tercihlerinde evla olan budur.
29:32Ancak bilgi üretimine göre insanların faaliyetleri farklı tercihler olacaktır.
29:38Bu gayet tabidir.
29:40Mesela alimlerden birisine güvenerek onun taklit ettiği bir taklit eden kimse gibi bir ammi mukallik de
29:53taklit edenlerden, anlayışına ve takvasına güvendiği kimselere olan o güvene binaen müştehitlerden birini ne yapabilir?
30:03Taklit edebilir.
30:05Ammi bir kimsenin yaptığı bu tercih,
30:08heva ve heves yönleri değil,
30:10din yönünden,
30:12şeriat yönünden,
30:13şer'i hükümler yönünden yapılan bir tercihtir.
30:16Zira ne yaptı?
30:17Tümünün bildiği, güvendiği bir kişinin ona güveni ve onun da diğer bir müştehide güveniyle birlikken
30:27şer'i güçlü olduğu, kuvvetli olduğu, işihadının sağlamlığından binaen,
30:33bu güvene binaen ne yaptı?
30:36Tercihini yaptı.
30:37Her gün sana yardım etmek için buradayım.
30:40Din yönünden yapılan bir tercihtir.
30:42Mukallik bir kimse fıkıh, hadis gibi derslere devam etmesiyle şer'i hüküm ve delilleri öğrenir
30:50ve hükümlerle deliller arasında ayrım yapabilecek bir seviyeye getirilebilir.
30:57Bu takdirde delili bilmesine binaen taklitte tercih eder.
31:03Yani delilini gizleyen bir hükümle çeliştiği zaman delilini hükmünü taklit eder.
31:10Böyle bir durumda olan kimse için delillerin mevcut olduğu bir hüküm,
31:17delilini bilmeden kayıtlı bir kural ne yapılır?
31:22Tercih edilir.
31:23Dolayısıyla mukallitte bütün bu hallerde bir delil görülen zaman delil olan sözü almalıdır.
31:32Çünkü kendinde daha güçlü bir tercih hali oluşan ki bu da delildir.
31:40Yani mukallit keyfine göre çeşitli mezheplerin üyelerini alamaz.
31:45Ya da onun meselesinde kendine ve kolay gelen mezhep görüşüne göre de hareket edemez.
31:52Bilakis'in çeşitli hükümlerin delillerini bilmesi durumunda tercih yapma gekir.
31:59Ancak kardeşlerim fiili hayatta kalan Müslümanlar müşehitlerden birinin istimbat ettiği tescili taklit etmekte,
32:09onları kendisine imam olarak almakta,
32:15hüküm istimbatında,
32:17iştahlarında takip ettikleri metotları da kendilerine mezhep olarak kabul etmektedirler.
32:23Bugün vaka budur. Böylece işte Müslümanlar arasında Hanefi, Maliki, Şafii, Hanbeli veya işte Zeydi, Caferi gibi birçok mezhep ortaya çıktı.
32:35Bu mezheplere tabi olan Müslümanlar,
32:39eğer bu müştehitlerin istimbat etmiş olduğu şer'i hükümlere tabi oluyorsa,
32:46İşte bu amelleri şer'idir ve meşrudur.
32:50Çünkü böyle hareket etmekle şer'i hükümlere tabi olmuş sayılırlar.
32:56Bu denle buttün mezheplere uyumtan,
33:00bu mezheplere uyanan kimselerin mezhep imamlarının istimbat ettiği Allah'ın hükümlerine uyduklarını saklanması gerekir.
33:10Mezheplere uyumtan bu şekildeki bir anlayışın dışında bir anlam çıkartılırsa,
33:18bu şekilde düşünen insanlar Allah'ın hükümlerini terk edip,
33:24Allah'ın kulları olan kişilere tabi olduklarından dolayı Allah'ın huzurunda sorumludurlar.
33:31Allah muhafaza eylesin ve aramızdaki sadece vahye tabi olanlardan ve en doğruya isabet edenlerden kılsın.
33:43Amin, Allahümme, amin.
33:45Evet, kıymetli kardeşlerim.
33:47Bu hafta ilgi çekici ve taklit ürün ele alındı ve ana hatlara değinildi.
33:51Her zaman dediğimiz gibi süreçlerimiz bu konuların detaylarını usul kitaplarından tedris etmelerini
34:00tüm kardeşlerimizin özellikle istirham ediyoruz.
34:05Ki İslami kültür ilişkilerinin daha ayrıntılı malumatlara sahip olunabilsin.
34:13Ki bu derslerden, bu programların da amacı budur.
34:17Böylece bu hafta dersimizi burada tamamlıyoruz ve sizleri Allah'a emanet ediyorum.
34:24Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.