Skip to playerSkip to main content
İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında. Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir? Şahsiyetimizi nasıl koruyacağız gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.

İslami şahsiyeti oluşturan ve onun devamını sağlayan esaslar büyük bir saldırı altında. Şahsiyeti oluşturan esaslar nelerdir?

Şahsiyetimizi nasıl koruyacağız gibi pek çok soruya cevap bulacağınız “İslami Şahsiyet” programı Serdar Yılmaz ile sizlerle.

Programımızın üçüncü konusu "Hüküm Konusu"

- Hüküm nedir?
- Fiiller ve eşyalar üzerinde hüküm vermek ne demektir?
- Hükümlerin konusu nedir?
- Hüküm koyucu, hakim kimdir?
- Kulların fiilleri üzerinde akıl, hüküm verebilir mi?
- Hüküm vermek sadece şeriata mı aittir?
- Rasul gelmeden önce hüküm var mıdır?
- Hüküm kelimesinin etimolojik olarak arap dilindeki en temel anlamı nedir?
- Husün ve kubuh nedir?
- Akıl, hangi fiillerin Allah’ı razı edip insana sevap kazandıracağını, hangilerinin ise Allah’ı öfkelendirip insanı günaha sokacağını belirleyebilir mi?
- Müslümanların davranışlarının ölçüsü nedir?
- Şeri hükümleri öğrenmek farz mıdır?
- Şeriatta tüm fiil ve davranışların hükmü var mıdır?
- Eşyada asıl olan mübahlıktır ne demektir?
- Fetret ehli kimdir?

İslami Şahsiyet 1. Ders "İslam Kültürü" youtu.be/-7uPRtFNqSA
İslami Şahsiyet 2. Ders "Fıkıh Usulü" youtu.be/y_QlZVPrSJ4

#islam #sohbet #SerdarYılmaz #değişimitakipedin #değişimdevamediyor #muslim

Serdar Yılmaz'ın hazırladığı "Hayata Yöne Veren Mefhumlar" programına aşağıdaki listeden ulaşabilirsiniz.

HAYATA YÖN VEREN MEFHUMLAR ▶️ youtube.com/watch?v=7lt7ZJ4rFxI&list=...

Değişim TV'yi sosyal medya hesaplarımızdan takip edebilirsiniz

✔️ http://twitter.com/DegisimtvKD
✔️ http://facebook.com/degisimtv.kd
✔️ http://instagram.com/degisimtv

Değişimin medya portalı degisim.tv http://degisim.tv/kategori/20/islami-sahsiyet

Category

📚
Learning
Transcript
00:00Elhamdülillah, es salatu ve selamu ala Resulillah, emma vaat.
00:06Çok değerli izleyiciler, kıymetli kardeşlerim, kerime bacılarım,
00:10hepinizi cennet ehlinin selamıyla selamlıyorum.
00:14Esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatuhu.
00:17Kardeşlerim, bu hafta sizlerle birlikte fıkıh usulü derslerimizin
00:22önemli ve öncelikli konularından birisi olan
00:25hüküm konusunu, hüküm bahsini işleyeceğiz inşallah.
00:31Geçen dersimizde de bahsettiğimiz gibi
00:33fıkıh usulünün en temelde 3 konusu, 3 ana başlığı vardır demiştik.
00:39Bunlardan birincisi hüküm konusu,
00:41ikincisi hükmün kaynakları konusu,
00:44üçüncüsü de hükmü bu kaynaklardan istimbat etme,
00:48çıkarma, keyfiyeti ve yöntemi konusudur demiştik.
00:51İşte bugün ilk ana başlık olan hüküm konusunu ele alacağız.
00:57Usul alimlerimiz şer'i hükümler konusuna geçmeden önce
01:01şer'i hükümleri de temellendirmek kastıyla
01:04öncelikle hüküm nedir bunun üzerinde durmuşlardır.
01:08Yani fiiller ve eşyalar üzerinde hüküm vermek demek ne demektir?
01:14Hükümlerin konusu nedir?
01:16Hüküm koyucu yani hakim kimdir?
01:19Kulların fiilleri üzerinde akıl hüküm verebilir mi?
01:23Yoksa hüküm vermek sadece şeriata mı aittir?
01:26Kulların bütün fiilleri ve tüm eşyalar hakkında şeriatta hüküm var mıdır?
01:31Ve Resul gelmeden önce hüküm var mıdır?
01:34gibi konuları incelemişler ve bu konuları hüküm bahsinde ele almışlardır.
01:41Biz de bu dersimizde bu soruların cevaplarını bulmaya
01:45ve bu konuları işlemeye çalışacağız inşallah.
01:48Evet en başta hüküm kelimesinin etimolojik olarak Arap dilindeki en temel anlamı
01:54her türlü sapma, bozulma ve ifsada karşı engel olmak anlamındadır.
02:02Hüküm kelimesinin terim anlamı ise yine bu lügat anlamıyla ilişkili olarak
02:07insanların davranışlarını yönlendirmek, abes yani boş, amaçsız ve fesat içeren davranışlarını
02:16engellemek için konulan kurallar ve düzenlemeler demektir.
02:23Hüküm budur.
02:24Dolayısıyla insan hakkında hüküm vermek demek
02:29herhangi bir fiil ile ilgili insanın tutumunu belirlemek demektir.
02:33İnsan o fiili yapacak mı, yapmayacak mı?
02:37Veya yapmak ya da yapmamak arasında muhayyer mi olacak, serbest mi olacak?
02:43İşte bu insanın fiilleri üzerindeki hükümdür.
02:47Aynı şekilde insanın fiili ile alakalı eşya hakkında hüküm vermek ise
02:53o eşyayı kullanacak mı, kullanmayacak mı?
02:57Veya ikisi arasında muhayyer mi olacak şeklinde
03:00insanın eşya hakkında tutumunu belirlemektir.
03:04İşte hükmün konusu ve vakası budur kardeşlerim.
03:10Peki o zaman insan bu eşya ve fiillere karşı tutumunu
03:14onu yapıp yapmamak hakkındaki tavrını neye göre belirler?
03:19İşte insanın davranışlarına ve eşyaya karşı bu tavrını, tutumunu tayin etmesi, belirlemesi
03:27karşı karşıya kaldığı o şeye bakışına bağlıdır.
03:32O davranışı yapmak iyi midir, kötü müdür?
03:35Güzel midir, çirkin midir?
03:37Yoksa iyilik ve kötülük açısından yapmak ya da yapmamak arasında bir fark yok mudur?
03:42Bütün bunlar insanın o eşya ve fiilleri iyi veya kötü, güzel veya çirkin görmesine bağlı olarak değişir.
03:52O halde fiil ve eşyalar hakkında hüküm vermek bunların iyi ya da kötü olduklarına karar vermektir.
04:00İşte bu konu fıkıh usulünün hüküm bahsinde ilk inceleme konusudur.
04:08Ve bu konu usul kitaplarında özel bir ıstılah ile geçer.
04:13O ıstılah da hüsün ve kubuh bahsidir.
04:18Yani hüsün ve kubuh olarak geçer.
04:21Hüsün demek iyi ve güzel olan demektir.
04:25Kubuh demek ise kötü ve çirkin olan demektir.
04:31Ve hüsün ve kubuh konusu altında usulcüler bu alanda hüküm verme yetkisinin kime ait olduğu hakkında inceleme yaparlar.
04:42Yani aslında bu konu hakim kimdir?
04:47Hüküm koyucu kimdir konusudur?
04:49Hüküm koyucu bahsidir.
04:51Şimdi gelin biz de hüsün ve kubuh konusunu ana hatlarıyla inceleyelim.
04:59Kıymetli dostlar insanın fiilleri ve davranışleri ile bu fiillerle ilişkili eşyaların vakalarına baktığımız zaman bunlar üzerinde hüküm vermenin ancak üç açıdan olduğunu görürüz.
05:13Birincisi bunların ne olduklarına dair vakaları açısından yani mahiyetleri açısından ve güzellik ve çirkinlik hükmünü vermektir.
05:24İkincisi bu fiil ve eşyaların insan tabiatına ve fıtri eğilimlerine uygunlukları ve uygunsuzlukları açısından güzellik ve çirkinlik hükmünü vermektir.
05:35Üçüncüsü de yapılmalarının ya da terk edilmelerinin övülmesi ve gerilmesi ya da ahirette bunlara sevap ve cezanın olup olmaması açısından güzellik ve çirkinlik hükmünü vermektir.
05:50İşte fiiller ve eşyalar hakkında hüsn ve kubuhluk açısından, güzellik ve çirkinlik açısından ancak bu üç yönde hüküm verilir.
06:03Kardeşlerim vakaları açısından olan birinci yönde ve yine insan tabiatına uygun olup olmaması açısından ikinci yönde fiiller ve eşyalar hakkında hüküm vermek insan aklına aittir.
06:21Şeriat bu ikisinden herhangi bir hakkında hüküm vermez.
06:25Mesela ilmin güzel cehaletin çirkin olması gibi ilmin ve cehaletin vakalarında mahiyetlerinde kemal ve noksanlık açıkça ortadadır.
06:40Yani yeterlilik ve yetersizlik açılarından apaçık hissedilir bir vakaları vardır.
06:46Ve insan bunları hissedebilir ve dolayısıyla akıl bir şeyi bilmenin iyi, bilmemenin ve cehaletin kötü olduğuna hüküm verebilir.
06:59Aynı şekilde boğulmakta olan kimseyi kurtarmanın iyi ve güzel bir şey olduğu, haksız yere bir malı almanın ise kötü ve çirkin olduğuna da insan aklı ne yapabilir?
07:13Hüküm verebilir.
07:14Peki nasıl verir?
07:16Çünkü insan tabiatı ve fıtratı helak olmak üzere olan birisine yardım etmeye meyleder.
07:25Yine insan fıtratı haksızlıktan, zulümden hoşlanmaz.
07:29Bu fıtri uygunluktan dolayı akıl birisinin iyi birisinin kötü olduğuna hüküm verebilir.
07:35Dolayısıyla vakaları açısından ve insan tabiatına uygun olup olmaması açısından akıl hüküm verebilir.
07:42Ancak kıymetli dostlar, üçüncü yön olan dünyada övülmeleri ve yerilmeleri, ahirette ise sevap ve ceza verilmeleri açısından fiiller ve eşya hakkında hüküm vermek kesinlikle insana değil sadece Allah-u Teala'ya aittir.
08:06Yani akla değil şeriata aittir.
08:11Ne gibi?
08:12İmanın güzel, küfrün çirkin olması gibi.
08:17İtaatin güzel, isyanın çirkin olması gibi.
08:21Doğruluğun güzel, yalanın çirkin olması.
08:25Adaletin güzel, zulmün çirkin olması gibi.
08:29Bu hususların tümünde hüküm koyucu olan sadece ve sadece Allah-u Teala'dır.
08:36Şari-i Teala'dır.
08:38Bu durumlarda akıl ne yapamaz?
08:40Hüküm veremez.
08:41Zira aklın hidayet dalalet, helal haram, itaat masiyet gibi duyuların kapsamına girmeyen yani beş duyuyla idrak edilemeyecek şeyler hakkında karar vermesi, hüküm vermesi imkansızdır.
08:59Diğer bir ifadeyle akıl hangi fiillerin Allah'ı razı edip insana sevap kazandıracağını, hangilerinin ise Allah'ı öfkelendirip insanı günaha sokacağını ne yapamaz?
09:13Belirleyemez, bilemez.
09:15Bunlarla ilgili tüm bilgiler ancak Allah-u Teala'dan haberlerin, vahyin gelmesiyle edinilebilir.
09:25Yine bununla birlikte şari-i naslar herhangi bir fiil ya da eşyanın iyi veya kötü olup olmadığına ilişkin karar verme yetkisini Allah'a ve Resulüne ait kılmıştır.
09:44Bu durum Kur'an ve sünnetin naslarında apaçık olan bir durumdur.
09:48Allah'a ve Resulüne itaati emreden ayetler, insanlar arasında çıkan ihtilaflarda hükmü Allah'tan ve Resulünden almayı emreden ayetler,
10:00hükmün Allah'a ayet olduğunu beyan eden ayetler ve bunlar gibi yüzlerce ayet bu konuda açık delillerdir.
10:07Dolayısıyla eşya ve fiiller hakkında hüküm verme yetkisi akla değil sadece şeriata aittir.
10:19Zira hüküm vermek dünyada o fiili işleyenlerin şari tarafından övülmesi ve yerilmesi,
10:29ahirette de mükafat ve ceza verilmesi ile ilgili bir konudur.
10:34Biraz önce bahsettiğimiz o birinci ve ikinci açılardan hüküm vermek yani eşya ve fiillerin vakalarının ne olduğu
10:44ya da insanın tabiatına uygun olup olmamaları açısından iyi ve kötü olduğunu ne yapabilir?
10:51Akıl belirleyebilir.
10:53Fakat sevap mı ya da günah mı olduğuna ilişkin hüküm asla veremez.
10:58Çünkü biz akıl ile ilmin güzel olduğuna dair hüküm verebiliriz.
11:04Fakat ilmin sevap ya da ceza gerektireceğine dair hüküm veremeyiz.
11:10Yine akıl ile boğulmak üzere olan bir insanı kurtarmanın iyi bir şey olduğu hükmünü verebiliriz.
11:17Fakat bunların sevap ya da günah olduğuna ilişkin hüküm veremeyiz.
11:22Bilakis bu hüküm şeriata aittir, şeriat verir.
11:26Sonuç olarak sevap ve günahın terettüp etmesi açısından eşya ve fiiller hakkında hüküm verme yetkisi akla değil, şeriata aittir.
11:36Dolayısıyla insanın fiil ve davranışları şeriatın hükmünün bilinmesini gerektirir.
11:43Çünkü Müslümanın davranışlarının ölçüsü nedir?
11:48Allah'ın emirleri ve nehileridir.
11:50Allah subhanahu ve teala da müminin ortaya koyduğu her bir davranışın hükmünü araştırmasını ve eyleme geçmeden önce söz konusu fiil hakkında şeriatın hükmünü öğrenmesini ne yaptı?
12:04Farz kıldı.
12:05Zira Allah her bir davranışı hakkında müminleri, kullarını ne yapacaktır?
12:11Hesaba çekecektir.
12:12Rabbine and olsun ki onların tümünü yaptıkları işler konusunda kesinlikle sorguya çekeceğiz buyuruyor Rabbimiz.
12:24Yine Yunus suresinde şöyle buyuruyor.
12:27Diyor ki ey Muhammed sen hangi işte bulunursan bulun, ona dair Kur'an'dan ne okursan oku.
12:33Ve ey insanlar sizler de hangi şeyi yaparsanız yapın, siz o işe daldığınızda biz sizin davranışlarınızın tanığı ve gözeticisiyiz buyuruyor.
12:44Allah'ın kullarına onların davranışlarını gözetlediği haberini vermesinin anlamı davranışları hakkında onları hesaba çekeceğini beyan edilmesidir.
12:56Yine benzer şekilde Resulü sallallahu aleyhi ve sellem de İslam'ın hükümlerine uygun davranmanın vacip olduğunu yani bir zorunluluk olduğunu birçok hadisinde beyan etmiştir.
13:11Her kim bizim bu işimizde olmayan bir şey ihdas ederse o reddedilir buyuruyor.
13:20İşte kardeşlerim tüm bunlardan anlaşılmaktadır ki insanın fiillerinde esas olan şer'i hükme bağlılıktır.
13:30Bu fiil daha sonraki derslerimizde açıklayacağımız gibi ister farz olsun, mendup olsun, haram olsun, mekruh olsun, isterse mübah olsun.
13:40Müslümanın herhangi bir fiili onu yapmadan önce şer'i hükmünü öğrenmesi farzdır.
13:47Şu halde asıl olan hüküm hakkında yani hüküm için şeriatta dili aramaktır.
13:56Öyleyse burada şu sorunun cevabının verilmesi gerekiyor kardeşlerim.
14:01O soru da şudur.
14:04Madem ki kullanın tüm fiil ve davranışlarını şeriata göre yapması farzdır.
14:08O zaman şeriatta tüm fiil ve davranışların hükmü var mıdır?
14:14Yani İslam şeriatı geçmişte yaşanan vakaların tamamı, halen var olan sorunların tümü ve olması mümkün olayların tamamıyla ilgili hükümleri kapsayıcı nitelikte midir sorusudur?
14:29Evet kıymetli dostlar bu sorunun net cevabı şudur.
14:33Yaşanan her vaka, ortaya çıkan her sorun ve meydana gelen her olay için İslam şeriatında mutlaka bir hüküm mahalli vardır.
14:46Zira İslam şeriatı insanın fiillerinin tümünü kapsamlı bir şekilde eksiksiz olarak kuşatmıştır.
14:55Geçmişte yaşanan, şu anda var olan ya da gelecekte ortaya çıkacak her şey için şeriatta mutlaka hüküm vardır.
15:07Çünkü kıymetli dostlar Rabbimiz şöyle buyuruyor.
15:11Biz sana bu kitabı her şeyi açıklayıcı olarak kısım kısım indirdik buyuruyor.
15:23Ve yine Rabbimiz şöyle buyuruyor Kur'an-ı Kerim'inde
15:26Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim, üzerinizdeki nimetini tamamlatın.
15:39Yani şeriat kulların fiillerinden her ne olursa olsun hiçbir hususu ne yapmamıştır?
15:47İhmal etmemiştir.
15:49Zira her husus için ya Kur'an'dan ve sünnetten bir nas ve delil getirmiştir.
15:54Ya da Kur'an ve sünnette o şeyin teşrisine sebep olan hususa dikkat çekici bir belirti, bir emare koymuştur.
16:02Ki kendisinde o emare veya bu sebebin bulunduğu diğer hususa o şey intibak etsin.
16:10Her hususa o hüküm uygulanabilsin diye.
16:14Şeriata göre kulağa ait bir fiilin, hükmünü gösteren bir delilin veya emarenin olmaması mümkün değildir.
16:23Çünkü tıbiyanen lükünli şey, her şey için bir açıklama olması ayetinin genelliği ve Allah-u Teala'nın bu dini kemale erdirdiğine dair nastın açıklığı bunu gösterir.
16:37Bazı vakalara ait şer'i hükmün olmadığının iddia edilmesi şeriatın ilgili fiiller hakkında bir delil belirtmediği
16:45ya da şeriatın maksadına mükellefin işte dikkatini çeken bir işaret koymadığı, kulların bazı fiillerini kesin bir şekilde ihmal ettiği anlamına gelir.
16:58Bu tür bir iddia ise ortada kitabın, Kur'an'ın açıklama getirmediği bir şeyin var olduğuna, hükmünü zikretmediği bir fiil olduğuna delalet eder.
17:09E buna göre de Allah-u Teala'nın bu dini kemale erdirmediği, dolayısıyla da bu dinin haşa noksan bir din olduğu anlamına gelir.
17:21Bu ise kıymetli dostlar, Kur'an'ın nassına ters düşer.
17:26Bu nedenle bu iddia batıl bir iddiadır ve reddedilir.
17:31Ancak kıymetli dostlar, bu iddia sahipleri bazı hadisleri bu iddialarını desteklemek için getirirler.
17:37Ve derler ki, şeriatın hakkında sükut ettiği ve hükmünü açıklamadığı hususlar vardır derler.
17:47Buna delil olarak da bir takım hadisleri delil getirirler.
17:51Mesela bir hadis-i şerifte Allah Resulü şöyle buyuruyor.
17:57Muhakkak ki Allah bir takım hususları farz kıldı ki onları terk etmeyiniz.
18:01Bir takım konularda da sınırlar koymuştur, onları aşmayınız.
18:07Bir takım şeyler hakkında ise unuttuğundan dolayı değil size rahmet olarak sükut etmiştir.
18:15Onlar hakkında da araştırmayınız.
18:18Yine Selman-ı Farisi'den rivayet edilen başka bir hadis-i şerifte ise şöyle geçiyor.
18:24Resulullah Aleyhisselatü Vesselam'a eritilmiş yağ, peynir ve post hakkında sorulduğunda şöyle buyuruyor.
18:32Helal Allah'ın kitabında helal kıldığı hususlardır.
18:37Haram da Allah'ın kitabında haram kıldığı hususlardır.
18:41Sükut ettiği ise sizin için affedilendir buyuruyor.
18:45Yani diyorlar ki bu hadislerde bazı hususlar hakkında hüküm var ama bazı hususlar hakkında sükut var ve dolayısıyla hüküm yok anlamı çıkıyor diyorlar.
19:01Oysa ki kıymetli dostlar bu hadisler şeriatın açıklık getirmediği bir takım şeyler olduğunu asla delalet etmez.
19:12Sadece Allah-u Teala'nın bizlere rahmetinin sonucu olarak haram kılmadığı şeylerin var olduğuna delalet eder.
19:23Zira Allah-u Teala bunları haram kılmaktan sükut ederek affetmiştir.
19:30Yani bu hadislerin konusu bir takım şeyler hakkında hükümler koymayarak sükut etmesi değildir.
19:39Bilakis onları haram kılmayarak sükut etmesidir.
19:45Ve bu sükut Şari'den gelen bir sükuttur.
19:50Şari'nin haram kılmayarak sükut etmesi ise nedir?
19:55Helal kılması demektir.
19:58Bundan dolayı Allah Resulü hüküm inmeyen hususlarda fazla soru sorulmasından hoşlanmazdı biliyorsunuz.
20:05Nitekim Resulullah Aleyhisselatü Vesselam şöyle buyurur.
20:11Müslümanlardan, Müslümanlara karşı en büyük cürüm işleyen kimse onlara haram kılınmamış bir şey hakkında soru sorup da
20:21o şeyin sorusundan dolayı haram kılınmasına sebep olan kimselerdir buyuruyor.
20:28Yine Ahmet bin Hanbel'de geçen bir hadiste ise şöyle buyurulur.
20:37Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesselam bize hitap ederken şöyle dedi.
20:41Ey insanlar Allah size haccı farz kılmıştır.
20:45O halde hacc edin.
20:46Bunun üzerine adamın birisi ey Allah'ın Resulü her sene mi diye sordu.
20:51Resulullah sustu.
20:52Adam üç defa aynı soruyu sorunca üçüncü defasında Resulullah Aleyhisselatü Vesselam buyurdu ki
20:58eğer evet deseydim farz olurdu ve yapamazsınız.
21:02Sonra da şöyle ekliyorum.
21:04Sizi serbest bıraktığım hususlarda siz de beni serbest bırakın.
21:08Buna göre kardeşlerim Resulullah Sallallahu Aleyhi Vesselam'in bazı şeyler hakkında
21:15sükut geçti veya sükut ettiği şey affedilmiştir sözü kulların fiillerinden bir kısmının
21:23hükmü açıklanmamıştır anlamına gelmez.
21:27Bilakis bu sözler size rahmetinden dolayı haram kılmadığı anlamına gelir.
21:34Sükut hükmü kapsamında yer alan belirli şeyleri haram kılmamışsa onlar haram değildir.
21:41Hükmü helaldir.
21:43O halde kulların fiilleri kapsamındaki A'dan Z'ye her şeye ilişkin mutlaka ne vardır?
21:49Bir hüküm vardır.
21:51Ve buradan da bu meşhur şer'i kaide ortaya çıkmıştır.
21:58Nedir o kaide?
21:59İnsanın fiillerinde asl olan Allah'ın hükmüne bağlanmaktır.
22:11Şer'i kaidesi buradan ortaya çıkmıştır.
22:15Dolayısıyla bir Müslümanın herhangi bir fiil hakkında şari'inin hitabından
22:22Allah-u Teala'nın hükmünü öğrenmeden adım atması caiz değildir kıymetli dostlar.
22:29Fiiller açısından durum budur.
22:32Eşyalara gelince eşyalar hakkındaki şer'i kaide ise şudur kardeşler.
22:39Haram kılıcı bir delil olmadıkça eşyalar hakkında asıl olan mübahlıktır kaidesidir.
22:48Bir şeyde asıl olan mübahlık olunca onu haram kılan bir delil olmadıkça ne olmaz?
22:56Haram kılınmaz.
22:58Çünkü şer'i naslar eşyaların tamamını mübah kılmıştır.
23:05Bu naslar her şeyi kapsar şekilde genel olarak gelmiştir, umum olarak gelmiştir.
23:12Nitekim Rabbimiz Kur'an-ı Kerim'inde şöyle buyuruyor.
23:16Görmedin mi Allah yerde olanları da emrinize vermiştir buyuruyor.
23:26Allah-u Teala'nın yerde olanların tamamını insanın emrine vermesi demek,
23:32yeryüzünde olan her şeyin insana mübah kılınması demektir.
23:37Yine Allah-u Teala şöyle buyurur.
23:42يَا اَيُّهَا النَّاسُ قُلُوا مِمَّا فِي الْاَرْضِ حَلَالًا طَيِّبًا
23:47Ey insanlar, yeryüzünde olanlardan temiz ve helal olarak yiyin buyuruyor.
23:54هُوَ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ زَلُولًا
23:56فَمْشُوا فِي مَنَاكِبِهَا وَكُلُوا مِنْ رَزْقِهِ
24:00O yeri size itaatkar ve yumuşak kılandır.
24:03O halde yerin dört bir yanında gezin ve onun rızkından yiyin buyuruluyor.
24:09İşte böylece eşyanın mübahlığı hakkında gelen bütün ayetler umum olarak yani genel olarak gelmiştir
24:17ve onların genelliği eşyaların tamamının mübahlığına delalet etmektedir.
24:24Dolayısıyla kirmekli dostlar eşyaların tamamının mübahlığının delili
24:29her şeyi mübah kılarak gelen şer'i naslardır.
24:34Bir şey haram kılındığı zaman bu genelliği tahsis eden,
24:38o şeyin mübahlık genelliğinden istisna olduğunu gösteren bir naslın ya da delilin olması kaçınılmazdır.
24:46Mesela şeriatın bir şeyi haram kılarken bu eşyaları naslın genelliğinden istisna ettiğini görürsün.
24:54Nitekim Allah-u Teala şöyle buyurur.
24:57Sizin İslami usullere uygun olarak kestikleriniz dışında leş, kan, domuz eti,
25:04Allah'ın adı dışında bir varlığın adı anılarak kesilenler,
25:10boğularak ölenler, kafasına vurularak ölen, yüksekten düşen,
25:14çarpışma sonucu ölen, yırtıcı hayvanın yediği,
25:17putlara kesilen hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı buyuruyor.
25:24Bakın bu ayette Rabbimiz mübahlıktan istisna edilenleri yani haram kılınanları saydı.
25:32Böylece şeriatın eşyadan haram kıldığı bazı husus mübah kılan nasların genelliğinden istisna edilmiş olur ki,
25:42bu aslın tersine bir durum olur.
25:46Asıl olan bütün eşyaların ise mübah olmasıdır.
25:51Özetle Allah Resulü'nün bütün insanlara gönderilmesinden sonra
25:57hükmü olmayan bir fiil ya da eşyanın var olduğunu söylemek caiz değildir kardeşlerim.
26:04Yine şeriattan bir delil olmaksızın herhangi fiil ya da eşyaya ait bir hükmün var olduğunu söylemek de yine caiz değildir.
26:17Şari tarafından hükmü açıklanmamış bir şeyin var olduğunu iddia etmek,
26:25Kur'an tarafından açıklık getirilmemiş bir şeyin var olduğu ve şeriatın eksik olduğu anlamına gelir ki,
26:33bu iddia biraz önce de bahsettiğimiz subutu ve delaleti kat'i Kur'an naslarıyla çeliştiği için kesinlikle caiz değildir.
26:43Buna binaen insandan kaynaklanan hiçbir fiil ve insanın fiiliyle alakalı hiçbir eşya yoktur ki,
26:51şeriatta onun için bir hüküm mahalli bulunmasın.
26:55Dolayısıyla şari'nin hitabından bizzat hükme delalet eden bir delil olmadıkça hüküm olmaz.
27:04Yani hüküm yoktur.
27:07Ve bundan dolayı şeriat gelmeden önce de hüküm yoktur.
27:12İşte kıymetli dostlar, tam bu noktada usul konusunda tartışılan bir konu daha vardır.
27:22O da fetret ehli konusudur.
27:26Yani madem ki hüküm sadece şeriata ait ve madem ki şeriat olmadan önce hüküm olmaz,
27:34o zaman fetret ehli denilen Allah Resulü gelmeden önce Arap beldelerinde yaşayan kimselerin hükmü nedir?
27:43İşte bu konu başta usul alimleri olmak üzere alimlerin çoğu tarafından tartışılmış ve bir görüş belirtilmiştir.
27:52Öncelikle kıymetli dostlar, fetret ehli tartışması özellikle Allah Resulü'nden önceki zamanda hasreten Arap beldelerinde yaşayan kimseler için kullanılan bir kavramdır.
28:06Ve alimlerin büyük bir çoğunluğu fetret ehli döneminde yaşayanların azap görmeyeceği noktasında görüş belirtmişlerdir.
28:15Zira Rabbimiz İsra suresinde şöyle buyurur.
28:19وَمَا كُنَّا وَعَزِّب۪ينَ حَتَّى نَبَعْسَ رَسُولًا
28:22Biz bir Resul göndermedikçe azap edici değiliz buyurulur.
28:28Şimdi bu ayet-i kerime açık bir şekilde Resul gönderilmeyen kimselere azap edilmeyeceğini bildiriyor.
28:36Resul gönderilmeden önce insanlardan azabı nefk etmek yani onlara azap edilmeyeceğini bildirmek
28:44onların hükümlerle ve itikadlarla mükellef olmadıklarına yani bir şeyle mükellef olmadıklarına delalet eder.
28:53Ve Rabbimiz birçok ayetinde Resullerden sonra insanların bir bahanesi ve hücceti kalmaz buyuruyor.
29:01Mesela işte müjdeleyici ve uyarıcı olan Resulleri gönderdik ki
29:07Resuller gönderildikten sonra Allah'a karşı insanların hücceti ve bahanesi olmasın buyuruyor ayet-i kerimede.
29:15Yine başka bir ayette
29:16Eğer biz onları o Kur'an'dan önce bir azap ile helak etseydik mutlaka
29:23Ey Rabbimiz keşke bize bir peygamber gönderseydin de
29:27alçalıp rezil olmadan önce ayetlerine uysaydık derlerdi buyuruyor.
29:32İşte bunlar gibi ayetler fetret ehlinin yani kendilerine bir Resul ya da Nebi gönderilmeyen
29:39ya da bir peygamberin rısaletine ulaşamayan kimselerin kurtulduğuna dair apaçık delildir.
29:45Ancak kardeşlerim bu hususa bazı yönlerden itiraz edilmiştir.
29:51Mesela denilmiştir ki fetret ehlinden kaldırılan azap ahiret azabı değil dünyadaki helak edilmeleri azabıdır denilmiştir.
30:01Mesela Nuh kavminin dünyada helak edilmesi gibi helak edilmezler denmiştir.
30:09Oysa ki kıymetli dostlar bu iddia ve itiraz Kur'an'ın açık naslarına aykırıdır.
30:17Zira kaldırılan azap lafzı umumi olarak gelmiştir.
30:23Hem dünya hem ahiret azabını kapsar.
30:26Yine bununla birlikte bu azabın ahiret azabı olduğuna dair de apaçık ayetler vardır.
30:35Örneğin
30:36Oraya her bir topluluk atıldıkça oranın bekçileri onlara size bir uyarıcı gelmemiş miydi diye sorarlar.
30:59Onlar da şöyle derler evet bize bir uyarıcı gelmişti fakat biz onu yalanlamıştık.
31:07Yine Zümer suresinde şöyle geçer.
31:10İnkar edenler bölük bölük cehenneme sürülürler.
31:13Sonunda oraya geldiklerinde kapıları açılır ve oranın bekçileri kendilerine size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan
31:23ve bugününüzle karşılaşacağınız hakkında sizi uyaran elçiler gelmedi mi derler.
31:29Onlar da bilakis geldi derler.
31:33Lakin kafirler için azap sözü hak oldu buyuruluyor.
31:38İşte bunlar gibi ayetler ahiretteki azabın ancak kendilerine uyarıcı gönderilmiş ve onları yalanlamış kimselere olacağına dair açık delillerdir.
31:52Dolayısıyla uyarılmamış insanların üzerinden kaldırılan azabın ahiret azabı olduğu açıktır.
32:01Diğer bir itiraz ise fetret ehlinin azaptan kurtulduğuna dair açık naslara itiraz ise
32:11Allah Resulünden önce Arap halkı İbrahim ve İsmail aleyhisselamın ümmeti olduğu
32:19dolayısıyla İsmail aleyhisselamın dinine tabi olmaları gerekiyordu denilerek yapılan itirazdır.
32:29Oysa ki kıymetli dostlar bu da Kur'an'ın katli naslarıyla geçersiz bir iddiadır.
32:35Zira onlara herhangi bir peygamber gönderilmediği ayetler de açıktır.
32:43Yasin suresinde ataları uyarılmamış bir kavmi uyarman için gönderildi buyurulur.
32:50Yine Sebe suresinde
32:53Oysa biz onlara ders alacakları kitaplar vermemiştik ve kendilerine senden önce bir uyarıcı göndermemiştik denilir.
33:04Yani Arap beldelerindeki insanların İbrahim ve İsmail aleyhisselamın getirdiği din tahrif edildikten sonra
33:15kendilerine başka bir Resul gelmediği açıkça beyan edilir.
33:21Dolayısıyla bu kimselerin bu iddiaları da geçersizdir.
33:24Son olarak fetret ehlinin de azaba uğrayacağıyla ilgili görüş sahipleri bu hususta bazı hadisleri delil getirirler.
33:38Mesela bu hadislerden bir kısmı Amr bin Nuhay ile ilgili hadislerdir.
33:44Birkaç hadiste Allah Resulü onun cehennemde bağırsaklarını süre süre dolaşacağını haber verir.
33:52Oysa ki Amr bin Nuhay fetret ehlinden değildir.
33:58O Mekke'ye putları ilk getiren kimsedir.
34:01Allah Resulü onun için İsmail aleyhisselamın dinini ilk değiştirendir buyurmaktadır.
34:08Dolayısıyla Amr bin Nuhay gibi kimseler fetret ehlinden değildirler.
34:14Onlar bir risaleti tahrif eden kimselerdir ve azaptadırlar.
34:19Yani bu hadislerin onların iddialarını delillendirecek bir yönü yoktur.
34:25Delil getirilen diğer hadis ise kıymetli dostlar Allah Resulü'nün babasının ateşte olduğunu ifade eden hadistir.
34:37Müslim'de geçen hadisin metni şöyle.
34:42Enne raculen kâle ya Resulallah eyne ebi.
34:46Bir adam Resulullah'a benim babam nerede diye sordu.
34:51Kâle finnar.
34:52Resulullah ise ona senin baban ateştedir diye cevap verdi.
35:04Adam giderken tekrar Resulullah onu çağırdı ve benim babam da senin baban da ateştedir dedi.
35:11Şimdi bu hadisle ilgili bir illet vardır kardeşlerim.
35:17Bundan dolayı birçok alimler bu hadisi bu konuda delil olarak almamışlardır.
35:24Nasıl bir illet?
35:25Şöyle.
35:26Şimdi bu hadisi Hammad bin Mesleme isminde bir ravi tabiinden sabitten rivayet etmiştir.
35:36Sabitte bunu Enes radiyallahu anh'tan rivayet etmiştir.
35:39Yani bu sözü duyan Enes radiyallahu anh'tır sahabeden ondan sabit radiyallahu anh duymuştur.
35:47Ondan da Hammad bin Mesleme rivayet etmiştir.
35:50Ancak aynı hadisi sabitten rivayet eden bir de Mâmer adlı bir ravi vardır.
35:57Ancak Mâmer'in rivayetinde benim babam da senin baban da ateştedir ibaresi yoktur.
36:03Bu hadisin senediyle ilgili İmam Suyuti şöyle diyor.
36:12Hammad bin Mesleme'nin sabitten rivayet ettiği hadiste benim babam ve senin baban da ateştedir ibaresi varken
36:21Mâmer'in sabitten rivayet ettiği hadiste böyle bir ibare yoktur.
36:28Hammad bin Mesleme hadisleri hıfzından rivayet ederdi ve bundan dolayı onun rivayetlerinde hatalar bulunurdu.
36:37Bu sebeple Buhari onun rivayetini almamıştır diyor.
36:42Ve devamında da bundan dolayı Mâmer'in rivayeti Hammad'ın rivayetine tercih edilir.
36:50Yine Sa'd bin Ebi Vakkas ve İbni Ömer hadislerinde de benim babam ve senin baban ateştedir ibaresi yoktur diyor.
37:01Yani kardeşlerim bu hadis ile delil getirilmez.
37:05Zira aynı raviden bu hadisi rivayet eden daha kuvvetli ravinin hadisinde benim babam da senin baban da ateştedir ibaresi yoktur.
37:16Ancak bu hadisi sahih kabul eden bazıları ise
37:20Fetret ehlinin gireceği ateşin cehennem ateşi olmadığı aksine onlara serin ve selamet olacağı hususunda başka bir hadisi delil getirmişlerdir.
37:37Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki bu hadiste
37:39Kıyamette dört çeşit insan kendilerini savunacaklardır.
37:44Bunlar hiç işitmeyen sağır, deli, bunak ve fetret döneminde ölen kimselerdir.
37:53Sağır şöyle diyecektir.
37:55Ey Rabbim İslam gelmiş fakat ben ondan hiçbir şey işitmedim diyecek.
38:01Deli ey Rabbim İslam gelmiş fakat o sırada ben çocukların oyuncağı durumundaydım diyecektir.
38:07Bunak ey Rabbim İslam gelmiş fakat ben ondan hiçbir şey anlayamadım diyecektir.
38:14Fetret döneminde ölen ise ey Rabbim bana senin peygamberin ulaşmadı diyecektir.
38:20Bunun üzerine Allah-u Teala onlardan kendisine mutlaka itaat edeceklerine dair söz alacak
38:27ve onlara ateşe girmelerini emreden bir elçi gönderecektir.
38:32Resulullah bunun üzerine buyurdu ki
38:33nefsim elinde olan Allah'a yemin olsun ki şayet girerlerse o ateşi serin ve selamet bulacaktır.
38:42Evet kıymetli dostlar netice olarak Kur'an'ın kat'i naslarıyla sabittir ki
38:48Allah Resulünden önce yani şeriattan önce hüküm yoktur.
38:54Ve dolayısıyla hüküm koymak sadece ve sadece şeriata aittir.
39:01Ve Allah'a ve Resulüne iman ettiğini iddia eden İslam'a teslim olan tüm Müslümanların
39:11Allah Resulünün getirdiği şeriata tabi olması ve onun dışındaki tüm hükümleri reddetmesi
39:19zorunluluktur ve farzdır.
39:23İşte fıkıh usulündeki hüküm bahisleri bunu ifade eder ve bunu ortaya koyar.
39:31Biz de bugün bu hüküm bahsini ele almaya ve dilimiz döndüğünce açıklamaya çalıştık.
39:38Bir sonraki dersimizde şeri hükümler konusunu ele alacağız inşallah.
39:45Ve o güne kadar sizleri hepinizi alemlerin Rabbi olan Allah'a emanet ediyorum.
39:54Esselamu Aleyküm ve Rahmetullahi ve Berekatuhu.

Recommended