- 3 months ago
İnsanın Hayata Bakışı Ne Olmalıdır? İnsan Nedir? Düşünme Nedir?
Category
📚
LearningTranscript
02:06İnsanların değer yargılarını da belirler.
02:09Dolayısıyla bizler bu dünya hayatını yaşarken, bu dünya hayatını erdemli ve izzetli bir şekilde yaşayabilmek için bizim hayata bakış açımızı netleştirmemiz lazım.
02:22Hayata bakış açısı dediğim gibi kişinin şahsiyetini de oluşturduğu gibi bu şahsiyetin diğer insanlarla olan ilişkilerini de belirler.
02:31Hepimizin bildiği, yakından tanıdığı bir şahsiyetten bahsetmek istiyorum.
02:38Ömer radiyallahu anh.
02:40Malumunuz Ömer radiyallahu anh bizim tefsir kaynaklarında okuduğumuz kadarıyla onun cahili hayatına dair bilgiler var ki onun İslam'la tanıştıktan sonraki hayatı ile bizim elimize ulaşan bilgiler ile tezat oluşturmaktadır.
02:59Niye? Çünkü Ömer radiyallahu anh İslam ile tanışmadan önce, İslam'a girmeden önce farklı bir bakış açısına sahipti.
03:10Ama İslam'a girdikten sonra farklı bir bakış açısına sahip oldu.
03:15Dolayısıyla her iki farklı bakış açısı, her iki farklı Ömer'i meydana getirmişti.
03:22Evet, İslam öncesi cahili hayatında Ömer radiyallahu anh inanmayan ve yaşamış olduğu toplumun bakış açısıyla hayata bakan bir şahsiyetti.
03:34Dolayısıyla o süreç içerisindeki Ömer radiyallahu anh'ın vasfı neydi?
03:40Malum hepiniz bilinen bir şeydir.
03:43Gaddar Ömer.
03:45O gadarlıkta o kadar aşırıya gitmişti ki, kendi ciğerparesini, kendi öz kızını diri diri toprağa gümebilen bir Ömer'di.
03:54O, helvadan putlar yapıp yolculukta o putlara tapan bir Ömer'di.
04:02Dolayısıyla onun cahiliye hayatındaki sahip olduğu fikirler, sahip olduğu hayata bakış açısı öylesi bir Ömer'i meydana getirmişti.
04:13Ama Ömer radiyallahu anh İslam ile tanıştıktan sonra, iman ettikten sonra değer yargıları değişti.
04:23Hayata bakış açısı değişti.
04:25Yani fikirleri değişti.
04:30İslam'a girdikten sonra Ömer artık gaddar Ömer olarak değil, adil Ömer olarak tanınan, bilinen oldu.
04:37O Ömer ki, Dicle'nin kıyısında ayağının kayıp düşmesinden korkan, yani bir hayvanın ayağının düşüp düşmesinden korkan bir Ömer var.
04:49Böyle merhamete bürünmüş ve buna göre davranışları ve fikriyatı değişmiş bir Ömer var.
04:55Dolayısıyla aynı şahsiyet, aynı kişilik, aynı insan olmasına rağmen,
04:59hayatının belli bir döneminde hayata farklı bir bakış açısından baktığı için farklı davranışlar sergiliyor.
05:06Ama hayatına yeni fikirler katıp, farklı bir bakış açısı elde ettikten sonra farklı davranışlar sergilemeye başlıyor.
05:15Söz konusu günümüz için de bu durum geçelidir.
05:20Yani bizler kendi şahsımızda ya da çevremizde defa eten şahit olduğumuz vakalar vardır.
05:27Örneğin hayatının belli bir bölümünde günah ile hayatını geçiren, haram ile hayatını geçiren insanlar,
05:33bilinçli anlamda İslam'a sarıldıktan sonra hayatların değiştiğini görüyoruz.
05:39Yani daha önce hırsızlık eden bir insanın, daha önce içki içen ya da kumar oynayan, uyuşturucu kullanan insanların,
05:46İslam'a sarıldıktan sonra, İslam'ı algılayıp onu yaşamaya başladıktan sonra,
05:51bunlardan uzaklaştığını, onların yerine daha yardımsever, daha hayırsever,
05:56etrafına daha hayırlı ve faydalı bir insan şahsiyetine bölündüğünü görebiliyoruz.
06:02Bu neyle alakalıdır?
06:04İşte o insanın edindiği bakış açısıyla alakalıdır.
06:08O insanın edindiği fikirlerle alakalıdır.
06:12Dolayısıyla insanın sahip olmuş olduğu fikirler, sahip olmuş olduğu bakış açısı,
06:17insanın davranışlarını değiştirecektir, etkileyecektir.
06:21Dolayısıyla biz de, yani eğer varsa olumsuz anlamda davranışlarımız,
06:30eğer varsa hayatta, mevcut hayatta yaşanan bu ilişkilere karşı bir şikayetimiz,
06:36o zaman hayata bakış açısını kendimizden başlamak üzere değiştirmek zorundayız.
06:43Hayata bakış açımızı nasıl değişmeye başlarız?
06:47Sorular sorarak ya da bir takım temel sorulara cevaplar bularak değiştirebiliriz.
06:56Çünkü onlar bizim fikrimizin, bizim hayata bakış açımızın temelini teşkil edeceklerdir.
07:04Yani bir binayı inşa ederken nasıl önce bir zemine ihtiyacımız varsa, bir temele ihtiyacımız varsa,
07:11bizler de hayata dair bir bakış açısı elde etmek istiyorsak,
07:16önce bu bakış açımızın üzerine bina olacağı o zemini, o temeli oluşturmak zorundayız.
07:23Bu temele varmak için de, ya da bu temeli oluşturmak için de,
07:27bizim hayata dair en temel sorulara cevap bulmamız lazım.
07:32Nedir bu sorular?
07:34Her insanın kendisine sorabildiği, her insanın duyduğu ve zaman zaman düşündüğü sorular.
07:40Ben nereden geldim?
07:41Benim yaratılış gayem nedir?
07:44Ya da benim bu dünya hayatında ne işim var?
07:49Benim için bu hayat ne anlamı ifade ediyor?
07:51Hani çok basit olarak halk arasında yaygın bir şekilde ifade edilir ya,
07:58ben nereden geldim, benim burada ne işim var ve ben nereye gideceğim?
08:03Esasında bu sorulara vereceğimiz cevap, bizim temel fikrimizi teşkil eder ve bu temel fikrimiz üzerine biz bir bakış oluşturacağız.
08:13Bir fikriyat oluşturacağız.
08:15Dolayısıyla bizim ilk etapta bu sorulara cevap bulmamız gerekiyor.
08:22Bu sorulara cevap bulabilmek için sağlıklı düşünmemiz gerekiyor.
08:29Düşünme eylemini gerçekleştirmemiz gerekiyor.
08:32Aslında düşünme eylemine ben birazdan değineceğim ama,
08:36düşünme eylemini hakkında şunu ifade etmek istiyorum.
08:40Biz toplum olarak, ümmet olarak düşünme özürlüyüz.
08:48Yani hakikaten kendimiz düşünmekten aciziz.
08:52Düşünme tembelliği var bizde.
08:56Biz düşünmediğimiz zaman ne oluyor?
08:58Başkaları düşünüyor.
09:00Başkaları düşününce, biz başkalarının düşünüp taşındığı hayatı yaşamak zorunda kalıyoruz.
09:06Biz başkalarının düşünüp tasarladığı, projelendirdiği oyunları oynamak zorunda kalıyoruz.
09:13Düşünmediğimiz zaman ister istemez zorunlu olarak taklitçi oluyoruz.
09:18Düşünmediğimiz zaman öğretken olamıyoruz.
09:22Kendimiz olamıyoruz.
09:23Sürekli güdülen oluyoruz.
09:25Sürekli sömürülen oluyoruz.
09:27Sürekli zulme maruz kalan oluyoruz.
09:30Onun için düşünmenin insan için ve hasreten Müslümanlar için çok fazlaca önemi vardır.
09:39Mesela kendimize şöyle bir durup baktığımızda veya toplumun haline baktığımızda bunu çok net bir şekilde görebiliyoruz.
09:46Müslümanların genelinde bakın İslam'a dair bilgiler düşünme neticesinde elde edilmiş, benimselmiş fikirler olmadığını görüyoruz.
09:57İslam'a dair bilgiler bugün Müslümanlarda adeta bir tarih gibi, bir coğrafya gibi, bir fen bilimleri gibi kendilerine ezberletilmiş fikirler olduğunu, bilgiler olduğunu görüyoruz.
10:10Değil mi?
10:11Hani tarihten biz biliyoruz işte nedir?
10:13Hani sorduklarında ya İslam'ın ne zaman fethedildi?
10:17Hemen cevabını veririz.
10:18İşte 1453.
10:19Fransız ihtimali ne zaman oldu?
10:211789.
10:22Ya da coğrafyada sorduklarında ya dünyanın en yüksek tepesi neresi?
10:26Everest.
10:27En uzun nehri neresi, ovası neresi sorarız ya da söyleriz.
10:32Herkese işte fen bilimlerinde su neden oluşur dediğinde, ya işte iki hidrojen bir oksijen atomundan oluşur.
10:39Bu bilgiler okul okuyan hemen herkeste var.
10:44Biz İslam'a yani bugünkü Müslümanlar da İslam'a da aynı bakış açısına sahip olmuş.
10:50İşte çocuğu çağırır ya dede, say bakayım yavrum imanın şartları nedir?
10:54Çocuk ezberlemiş, tık tık tık tık tık altına sayar.
10:57İslam'ın şartını tık tık tık tık sayar.
11:00Dede görevini huzurla yerine getirdiği anlayışıyla davranır.
11:04Çocuk da İslam'a dair bir şeylere sahip olduğu anlayışıyla hareket eder.
11:08Bugün namazın farziyetine inandığına halde, öncesinde İslam akadesine inandığını ifade edip, cennete ve cehenneme iman ettiğini ifade eden insanlar,
11:19Allah'ın farzalı olduğunu bilen insanlar, Allah'ın bazı şeyleri haram kıldığını bilen insanlar, niye bunlara göre hareket etmiyor?
11:28Çünkü başta İslam akadesi olmak üzere İslam'a dair var olan fikirler kendisinde fikir olarak değildir.
11:39Kendisinde benimsemiş, kabullenmiş doğruları olarak görmüyor onları.
11:44Onlar sadece kendisinde ezberlenmiş, ezberletilmiş bilgiler olarak duruyor.
11:50İşte onun için bunları düşünmeden aldığından dolayı bu vakayla karşılaşmış ya da böyle davranıyor.
11:56Dolayısıyla bizler şunun farkında olmalıyız, düşünmek zorundayız.
12:02Eğer bir şeye doğru diyorsak, bu bizim düşünmemizin neticesinde varmış olduğumuz bir kanaatın sonucu olmalıdır.
12:11Eğer biz bir şeye yanlış diyorsak, bu da yine üzerinde düşünmüş, tefekkür etmiş, evet gerçekten bu mesele yanlıştır dediğimiz yanlış olmalı.
12:19Birilerinin doğru ya da yanlış demesi üzerine değil, kendimizin bunun farkına varması gerekiyor.
12:26Buna ulaşması gerekiyor.
12:28İşte bu şekilde bir düşünme bizi öğretken kılar, bizi taklit etmekten kurtarır ve bizi gerçekten doğrulara ulaştırır.
12:38Varmamız gereken asıl kalkındırmaya, asıl huzura ulaştıracaktır.
12:42Onun için düşünme eylemi sadece mahlukat olarak insana mahsus olup ve insanın bunu hakkıyla kullanması gerekiyor.
12:50Buna dair Allah subhanahu ve teala'nın kitabında bahsettiği bir ayeti zikretmek istiyorum.
12:59Allah-u Teala Hazab suresinin 72. ayetinde şöyle buluyor.
13:03Bismillahirrahmanirrahim.
13:04Evet, maalene Allah subhanahu ve teala, biz bu emaneti yerlere, göklere ve dağlara sunduk.
13:30Onlar o emaneti yüklenmeye çekindiler.
13:36Ama insanoğlu onu yüklendi, onu kabul etti.
13:40Çünkü insanoğlu çok cahil ve zalimdir.
13:43Ayetin genişe tefsirine girmeyeceğim.
13:48Bizim konumuzla alakalı olan hususa değineceğim.
13:51Emanet kavramı.
13:53Şimdi emanet kavramı, lügatte, sözlükte emin olmaktan gelir.
13:58Yani tehlikeden, korkudan, hali olarak güvende olmayı ifade eder.
14:04Değil mi?
14:06Emanetin herkese, işte İslam literatüründe çok farklı anlamına geldiğini görüyoruz.
14:10İşte tevhid, inancı, adalet, insanlara teslim edilen husus ve insana verilen mesuliyet gibi.
14:18Şimdi bu ayette gördüğümüz kadarıyla Allah subhanahu ve teala'nın emanet ile yüklemiş olduğu mana
14:24veya emanete yüklemiş olduğu mana
14:26insana verilen akıl, insana verilen sorumluluk, insana verilen tercih edebilme hürriyeti.
14:36Evet, bunu bazı müfessirler din olarak da tefsir etmiştir bu emaneti.
14:43Din daha iyi olarak tefsir edilse, neticede bir dinin kabulü, yaşayışı ya da reddi yine akıl ile, yine irade ile gerçekleşebilmektedir.
14:55Onun için Allah subhanahu ve teala insana bir emanet verdi.
14:59Bu emanet, akıl, düşünebilme, seçebilme hürriyetidir, mesuliyettir.
15:07Dağlar, gökler veya yer bunu kabullenmedi.
15:13Ve Allah-u Teala kıyamet gününde de ya da biz insanı bu gününde de söz konusu insan dışındaki varlıklara ve mahlukata hesap sormayız değil mi?
15:23Allah-u Teala kıyamet gününde güneşe, ateşe, aya hesap sormayacak.
15:27Kimden hesap sormayacak? İnsandan hesap sormayacak.
15:31Niye? Çünkü insanoğlu akledebilmeyi, sorumluluk almayı o emaneti kabul etti.
15:37Ve Allah-u Teala bize vermiş olduğu bu emanetin hesabını soracak.
15:41Şimdi halk arasında, günlük yaşantımızda da benzer bir durum söz konusu değil mi?
15:46Bizler bir insana emanet ettiğimizde neyi isteriz?
15:50Onu muhafaza etmesini isteriz.
15:52Ve onu tekrar o haliyle aynı şekilde geri almak isteriz.
15:56Biri ona farklı bir muamelede bulunduğunda, tahrif ettiğinde ne olur?
16:02Emanete ihanet etmiş olacaktır.
16:05İşte emanet, Allah-u Teala'nın vermiş olduğu mesuliyettir.
16:11Ve biz insanoğlu bu emanet ile mesuliyeti kabul etmişizdir.
16:15Dolayısıyla bizim için akledebilme, düşünebilme vakası insan olmamızla alakalı hesaba çekilebilme menatıdır, sebebidir diyelim.
16:28Şimdi bir bakış açısı oluşturacağız ya ve onun üzerine bir takım fikirler bine edeceğiz ya.
16:37İşte burada bir takım referanslar elde etmemiz lazım.
16:42Bir takım yol işaretleri oluşturmamız lazım.
16:45Ki onlar bizim için basamak olsun, zemin olsun ve biz onlarla bir yerlere varalım.
16:55Nereden başlayalım mesela?
16:59Emanet sahibi olan insanla başlayalım değil mi?
17:02Çünkü hayatın merkezinde bize göre biz varız.
17:05Gören, duyan, işiten, hayatta bir yerlere varmak isteyen biziz.
17:11Kalkınmak isteyen biziz.
17:13Mutlu olmak isteyen biziz.
17:15Savaşan biziz, barışan biziz.
17:17Yani merkezde ben varım, biz varız, insan vardır.
17:22Onun için insandan başlayalım.
17:26Kendimizi bir tanımlayalım, kendimizi bir tanıyalım.
17:29Sonra ne istediğimizi ve ne yapabileceğimizi görelim.
17:34Neler yapabileceğimizi anlayabilelim.
17:38Onun için temel referans olarak insandan başlamak esastır.
17:42Ya da en doğrusudur.
17:44Niye? Çünkü insan, hani Rabbimizin tabiriyle nedir aynı zamanda?
17:49Yeryüzünün halifesidir.
17:52Yeryüzünü imar etmekle, düzenlemekle mesul olmuş halifedir.
17:58Niye insan?
17:59Çünkü Allah'a karşı kulluk görevinin yerine getirmekle mesul olan tek varlık.
18:06Onun için insan kavramı, biz kendimiz için bir referansız.
18:11Ve Allah s.a. demin okumuş olduğum ayeti kerimede de belirttiği gibi,
18:15emaneti kabul edeniz.
18:17O zaman sahip olmuş olduğumuz emanet ile birlikte kendimizi tanımaya başlayalım.
18:22Kendimizi tanımak için, hani nereden başlayalım dediğimizi, hani ben daha önce bir arkadaşa sormuştum yani.
18:31İnsan nedir?
18:32İnsan nasıl tanımlarsın?
18:35Böyle düşündüğün insan nedir?
18:37İnsan sensin benim dedi yani.
18:39Ne bekliyorsun insan?
18:40Tamam doğru, sensin benim.
18:43Biz insanız.
18:43Ama yani nasıl özelliklerimiz var, nasıl yeteneklerimiz var, kendimizi keşfetmeye yönelik soruyoruz.
18:52Yoksa hani felsefik olarak bir takım yorumlar yapmak adına değil.
18:57Şimdi halktan bir insan, sıradan bir insan dediğinde insan nedir?
19:02Kendine bakar ve diğer insanlara bakar.
19:03Onlardaki bariz özelliklerden yola çıkarak onu tanımlar.
19:07Der ki insan yürüyen, koşan, konuşan, yiyen, içen, kavga eden, yazan, çizen kişidir işte.
19:16Değil mi?
19:16Böyle tanımlar.
19:17Yani insandan sadır olan, bir takım özelliklere binen insanı tanımlar.
19:24Şimdi bir psikologa sorsak, insan nedir dersek, o da insanı ruh haliyle anlatır.
19:30Bir biyologa ya da ne bileyim bir doktora insan nedir diye sorduğumuzda, o da insanın sahip olmuş olduğu organlarla anatomisini anlatır.
19:40Belki bir sosyolog insanın toplum içerisindeki davranışlarını ile tanımlar vesaire.
19:47Yani bütün bunlar tabii insanların belli yönleriyle alakalıdır.
19:51Ama biz insan için öyle bir tanım yapalım ki, insanın sahip olduğu bütün özellikleri kuşatan bir tanım olsun.
19:58Derli toplu bir tanım olsun.
20:00Dolayısıyla insana baktığımızda, bütün özellikleri kuşatan bir tanım yapmak gereği hasıl olunca, şöyle bir tanım ortaya çıkar.
20:10İnsan, bir takım işgüdülere sahip, bir takım fiziksel, fizyolojik ihtiyaçları olan ve düşünebilen bir varlıktır.
20:24Düşünebilen bir organizmadır.
20:26Şimdi bu tanım, evet kuşatıcı bir tanım ama biraz açıklamaya ihtiyacı olan bir tanımdır.
20:34Yani insanın sahip olduğu içgüdü ne demek?
20:37İnsanın sahip olduğu fiziksel ihtiyaçlar nelerdir, ne demektir?
20:41Ve insanın sahip olduğu ve sadece insana has olan düşünebilme ne demektir?
20:50Evet.
20:50İçgüdü, insanoğlunun, yani yaratılışında var olan, insanoğlunun doğuşunda beraber getirdiği bir takım meyillerdir.
21:04Eğilimlerdir.
21:05İnsanı harekete sevk eden, insanın davranışa yönelten, insandaki iç dinamiklerdir.
21:13Ve bunların dışa karşı tezahürleri, yansımaları çok çeşitlidir.
21:20Ne kadar çeşitli olursa olsun, biz insandan kaynaklanan ve tezahürleri olarak gördüğümüz bu içgüdünün dışa yansımaları,
21:28aslında belli başlı gruplar ile gruplandırılabilir.
21:33Nasıl?
21:34Örneğin, insan, yine dedim ya, içgüdü yaratılıştan gelen bir şeydir.
21:39Yaratılışı gereği olarak mal, mülk biriktirmek ister değil mi?
21:44İnsan bir tehlikeyi gördüğü zaman o tehlikeden kaçmak ister.
21:48İnsan güvenli bir yerde yaşamak ister.
21:52İnsan başkası üzerine hakim olmak ister.
21:55İnsan otoriteye sahip olmak ister.
21:58Ve buna benzer.
21:58Bütün bu hususlar insanın bir şeye meylettiğini gösteriyor.
22:06Ve bir şeyle alakalı olduğunu görüyoruz bütün bunlar.
22:09Neyle alakalıdır?
22:11İnsanın kendi hayatını, kendi yaşantısını devam ettirme isteğiyle alakalıdır.
22:17Bütün bu tezahürler, bütün bu istekler, insanın hayatta var olma ve bu hayatını daimi kılma isteğiyle alakalı olduğunu görebiliyoruz.
22:26Onun için bu tür davranışları, bu tür tezahürlerini biz bir isimle isimlendirebiliriz.
22:33O da hani baki olma anlamında olan beka işgüdüsüyle tanımlayabiliriz.
22:40Yine insanın hayatta hayatını devam ettirebilme isteğinin dışında başka isteklerinin ve eğilimlerinin de olduğunu görüyoruz.
22:51Örneğin insan karşı cinse karşı ilgi duyuyor değil mi?
22:56İnsan erkek olarak baba olmak ister, kadınlar anne olmak ister, akrabalık bağlarına sahip olmak ister insanlar.
23:04Şimdi insanlardaki bu eğilimler, bu istekler hayatını devam ettirmeyle alakalı bir hususla alakalı olmadığını görebiliyoruz.
23:13Yani farklı bir eğilim grubu.
23:16Bunun temelinde ne var?
23:18Bunun temelinde insanın aslında kendi neslini devam ettirme isteği vardır.
23:23Kendi neslini devam ettirme isteği, yani çocuklarının olmasını, çocuğundan da başka neslilerin olmasını ister.
23:32Bu da sahip olduğu özellikler itibariyle türle alakalı bir mesele.
23:37Bunun için de bu işgüdü de Türel işgüdü ismini alır.
23:42Yine bunun dışında insanda farklı bir eğilim daha ortaya çıkmaktadır.
23:48Nasıl bir eğilim?
23:49İnsan kendisinin aciz olduğunu görebiliyor.
23:54Kendisinin sınırlı olduğunu görebiliyor.
23:56Kendisinin her şeye güç yetiremediğini fark edebiliyor.
24:01Yani insanoğlu günlük hayatında defalarca acizliğini hissedebiliyor.
24:07Küçük bir virüsün insanı nasıl hasta ettiğini, yataklara düşürdüğünü biliyoruz.
24:12Ya da yorgun ve uykusuz kaldığımızda hemen kendimizi yatağa atabiliyoruz.
24:17Gözümüz tercihimiz dışında kapanabiliyor.
24:22Gayri ihtiyari olarak değil mi?
24:24Şimdi insan aciz olduğunu bu şekilde görebiliyor.
24:28Şimdi aciz olan insan, bu acizliğinden dolayı kendisinden daha üstün olan,
24:35aciz olmayan bir gücün gölgesine sığınmak ister.
24:41Bir gücden yardım almak ister.
24:44Sıkıştığında, kendisi baş edemediğinde, kendisi çözümsüz kaldığında o gücün onun probleminin çözmesini ister.
24:53O güce sığınır, ondan yardım diler.
24:57Bunun adı aslında, dediğim gibi, insandaki tapınma eğilimidir.
25:02İnsandaki dindarlık eğilimi de diyebiliriz yani buna.
25:07Çünkü insanoğlu, dediğim gibi, acizliğini hissedince,
25:10kendisinden daha üstün özelliklere sahip olan birinin yardımına ihtiyaç duyar.
25:18Biz tarih içerisinde bunu görüyoruz.
25:19Gönümüze de devam ediyor.
25:20Şimdi insanlar, güneşe bakmış, güneşteki bir takım üstün özelliklere binen,
25:26ona tapınabilmiştir.
25:28Yıldıza tapınabilmiştir.
25:29Ay'a tapmıştır.
25:30Ateş'e tapmıştır.
25:32Niye?
25:33Yani baktığımız zaman, taptıklarında, o taptıkları hususlarda ve onların asıllarında,
25:39bir takım üstün özellikler gördüklerinden dolayıdır.
25:43Ve yine tarih içerisinde, ilahi vahiyden habersiz olmakla birlikte,
25:48düşünmek neticesinde, düşünmenin sonucunda,
25:53bütün bunların dışında bir yaratıcının var olması gerektiğine inanan,
25:58bu düşünceye varan insanlar da vardır.
26:00Tabi ilahi, vahiy, nebi ve resuller aracılığı insanlara gelince,
26:06onlar, insanların tapınması gereken gerçek merciyi,
26:10yani Allah'ı, yani alemlerinin Rabbini insana tanıtmışlardır.
26:15Ve o ihtiyacın, o tapınmanın ona yönelik olmasına davet etmişlerdir.
26:22Evet.
26:24Konu dağılıyor gibi görünüyor ama,
26:25öyle değil, toparlayacağız inşallah.
26:29Şimdi, mesele kendimizi tanımaktır.
26:31İnsan, biz bir hayata, hayata dair bir bakış açısına sahip olacaksak,
26:36önce insan olarak kendimizden başladık.
26:38Bu referans noktamız diye ifade ettik.
26:44İnsan, dedik, bir takım içgüdülere sahip,
26:48bir takım fiziksel ihtiyaçları olan ve düşünebilen varlıktır.
26:52İçgüdüleri anlatınca, ya da içgüdüleri üzerine durunca,
26:57insanda kendisinden tezahür eden, dışarı yansıyan davranış çeşitlerine göre,
27:04üç farklı grupta toplanabildiğini gördük.
27:06Yani insanda üç tane temel işgüdü var.
27:09Bir, beka, hayatta kalma, hayatını devam edebilme isteğini yansıtır.
27:14İki, türel, insanın kendi neslinin devamını ister.
27:18Üç, tedeyyür, insanın acziyetinden dolayı bir güce sığınmayı, bir güce tapınmayı ifade eder.
27:29Fiziksel ihtiyaçlara gelince,
27:32insan bir varlık, bir organizma,
27:35doğal olarak bu organizmanın canlılığını devam ettirebilmesi için,
27:39bu organizmanın ihtiyaçlarını karşılaması lazım.
27:43Nedir bu ihtiyaçlarıdır?
27:44Malum, yememiz, içmemiz, dinlenmemiz, uyku ve tuvalet ihtiyaçları gibi ihtiyaçlar.
27:52İnsanlar bu ihtiyaçlarını karşılamadan, gidermeden, yaşamını devam ettirmesi mümkün değildir.
27:59Bu da insanların, yaratılırken kendi hayatını devam ettirebilmesi için,
28:04kendisinden olan özelliklerdir.
28:06Yani, bu fiziksel ihtiyaçlarının gidermesi, insan için kaçınılmaz, elzemdir.
28:12Şimdi, burada iş güdü ve uzvi ihtiyaçlar ya da fiziksel ihtiyaçlar arasında bir farklılık vardır.
28:23Şimdi, fiziksel ihtiyaçlarımız karşılanmadığı takdirde, insan ölür.
28:31Yani, insan yemediği zaman, içmediği zaman, dinlenmediği zaman, değil mi?
28:36Hayatını sürdürmesi mümkün değildir.
28:37Ama, içinden gelen güdüler, yani iş güdü dediğimiz meyilleri ise,
28:44doyurulmadığı, karşılanmadığı zaman, insanın hayatına mal olmazlar.
28:49Sadece insana, doyurulmadığı zaman, huzursuzluk verirler.
28:54Yani, bir insan, bir ev sahibi olmadığı zaman ölmez.
28:57Ya da bir insan, evlenmediği zaman ölmez.
29:00Ya da bir insan, inanmayıp ateist olduğu zaman yine ölmez.
29:03Ama, bunları karşılamadığı zaman da, ne olacaktır?
29:08Bir huzursuzluk içerisinde olacaktır.
29:11Onun için, iç güdü ve uzvi ihtiyaç arasında, böyle bir fark söz konusudur.
29:17Şimdi gelelim, insanı insan yapan asıl unsura.
29:22Şimdi, iç güdü ve uzvi ihtiyaçlar, sadece insanda var olan özellikler değildir.
29:28Aslında, bütün hayvanlarda var olan özelliklerdir.
29:31Yani, bütün hayvanlar da, iç güdüre sahiptir.
29:35Ve, onlar da fiziksel ihtiyaçlara sahiptir.
29:38Yani, hayvanlar da, yer, içer, dinlenir.
29:41Hayvanlar da, örer.
29:43Ama, işte, hayvanların sahip olmadığı, sadece insanoğlunun sahip olduğu bir özellik var.
29:49O da, akledebilmesidir, düşünebilmesidir.
29:52Onun için, burada, insanı, insan yapan ve insanı Allah karşısında sorumlu kılan, mesul kılan mesele, akıldır ve akılı tanımlamak gerekiyor.
30:05Aklı, akledebilmeyi, düşünebilmeyi, idrak edebilmeyi, izah etmek gerekiyor.
30:13Biz nasıl aklederiz, nasıl düşünürüz?
30:16Akletmek ya da akıl, şöyle tanımlanır.
30:19O da belki, açıklamaya ihtiyaç duyacak ama.
30:25İnsanoğlu, malum, bir takım duyu organlarına sahiptir.
30:28Değil mi?
30:29Görmeyi sağlayan göz vardır.
30:32İşitmeyi sağlayan kulak.
30:34Tatmayı sağlayan dil.
30:35Kokuyu algılayan burun.
30:37Ve, teması sağlayan deri.
30:41Dolayısıyla, insan, beş duyu organına sahiptir.
30:44Bu duyu organlarıyla, maddeyi veya kendisi dışındaki olayları ve maddeyi hisseder.
30:53Hissettiği zaman, sinirler vasıtasıyla bu duyular beyine gider.
30:58Beyinde, beynin sahip olduğu özelliğinden dolayı, beyinde bir takım daha önce depolanmış öncül bilgiler varsa, hissedilen vaka ile öncül bilgi arasında bağ kurulur ve böylece ortaya bir yargı çıkar.
31:19Bir hüküm çıkar.
31:19İşte buna düşünmek diyoruz.
31:23Buna akıl diyoruz.
31:24Buna fikir diyoruz.
31:27Yani, hissedilen maddenin duyu organların aracılığıyla beyine iletilmesi, beyinde öncül bilginin bulunması halinde öncül bilgi ile hissedilen maddenin bağ kurup ilişkilendirilmesinin yetkisinde bir yargı ortaya çıkar.
31:44Bu ortaya çıkan yargı ise akıldır.
31:46Şimdi, dolayısıyla akledebilmek için duyu organlarına sahip olmak gerekiyor.
31:53Örneğin, gözlerden mahrum olan bir insan, doğuştan diyelim, mahrumsa, görmüyorsa, bu insanlara, insanın hiçbir zaman renkleri anlatamazsınız.
32:03Dokunamadığı eşyaları, şekillerini kavratamazsınız.
32:08Değil mi?
32:09Bakın, duyu organı ile o şeyi hissetmiyorsanız, ona hakkında hüküm veremezsiniz.
32:14Düşünün, hiç görmemiş bir insana, işte, ya kar beyazdır.
32:20Tamam da, kar beyazsa beyaz nedir yani?
32:22Değil mi?
32:23Ya, yoğurt rengi var ya, yoğurt görmemişim ki.
32:26Yani, hiçbir kıyas yapamazsınız, ona rengi anlatamazsınız.
32:30Onun için, düşünebilmenin ilk aşaması, duyu organlara sahip olmak lazım.
32:35Tabii, maddenin de olması lazım.
32:37Yani, önce hissedilebilen bir varlık olması lazım.
32:40Masa, tahta, bardak, oda, ampul gibi hissedilebilen bir varlık olması lazım.
32:47Sonra, duyu organlara sahip olmak lazım.
32:50Üçüncü bir adım olarak da, sağlam bir beyne sahip olmak lazım.
32:54Yani, esas düşünme eylemini gerçekleştirilen yer, beyindir.
33:01Eğer beyin hasarlıysa, ki bazı insanlar da olabiliyor, ya doğuştan olabiliyor, ya da daha sonra geçirdiği bir kaza neticesinde beyin hasar görür.
33:10Hasar gördüğü için de, düşünme eylemini gerçekleştirecek fonksiyondan uzaklaşır.
33:15Dolayısıyla, sağlam bir beyne sahip olmak lazım.
33:21Ve dördüncü olarak da, beyinde bilgi olması lazım.
33:26Yani, beynin öyle bir fonksiyonu var ki, yani bugün bilgisayarların, hafıza kartları gibi, bilgi depolayabilme özeliği vardır.
33:36Bizde, değil mi? Geçmişimizden bu yana, hayatımıza dair birçok şeyi hatırlarız.
33:40Niye? Beynimizde depolanmıştır.
33:43Oyuncül bilgi doğuştan gelmez.
33:45Oyuncül bilgi, sonradan edinilen bilgilerdir.
33:49Yani, bizim daha düşünmeye başladıktan bu yana, veya çocukluğumuzdan bu yana, öğrendiğimiz, ya da bize öğretilen, ya da bazılarının da biz deneme, yanılma neticesinde, hayatı yaşarken süreç içerisinde edindiğimiz bilgilerdir.
34:06Bu bilgiler, beynimizde depolanır.
34:09Dolayısıyla, onlar bizim için öncül bilgilerdir.
34:12Ve, biz daha sonra bir madde ile, ya da bir olay ile karşılaştığımızda, biz duy organlarımıza onu hissedip, sinirlerle beynine iletildiğinde, beyindeki öncül bilgiler ile bağ kurup, hemen ortaya bir fikir yürütürüz.
34:26Değil mi? Fikir koyarız.
34:27İşte, bunun kendisi düşünmedir, akledebilmedir.
34:32Ve bu özellik, sadece insana has olan bir özelliktir.
34:38Evet, akletme vakası, dediğim şekilde gerçekleşiyor.
34:44Bunun için, bu fonksiyonu insan olarak, doğru fikirlere ulaşabilmek için kullanabilmeliyiz.
34:52Yani, hazır paket fikirler, hazır paket anlayışları almak yerine, önce onları akletme süzgesinden geçirebilmeliyiz ki, doğruluğunu ve yanlışlığını anlayabilelim.
35:08Ve, onları doğru olarak kabul edip, onu gereğince hareket edelim.
35:12Ya da, hayır, bunlar doğru değil, doğrusu ile bunlar da gerçekleştirilmemeli diyebilmeliyiz.
35:18Şimdi, düşünme eylemi, dediğim gibi her halükarda, nesneler üzerinde gerçekleşiyor.
35:25Yani, bizim dışımızdaki nesneler.
35:28Bizim dışımızda ne vardır? Bizim dışımızda, işte, diğer insanlar vardır.
35:33Bizim dışımızda, eşyalardan, ney mi?
35:36Dağlardan, ovalardan, müteşekkil bir dünya var.
35:39Ve dünyanın da içinde bulunmuş olduğu, işte, uzay boşluğunda, diğer gök cisimleri var.
35:45Neticede, biz, bu hissettiğimiz vakalar üzerine düşünmeyi gerçekleştiriyoruz.
35:53Dolayısıyla, hissettiğimiz bu vakaların, oluşturduğu kümenin, bütününe de, kainat diyoruz.
36:01Yani, dünya ve içindikleriyle birlikte, dünya dışındaki diğer gök cisimleriyle birlikte, kainatı oluşturur.
36:08Bizim, düşünce eylemini gerçekleştirdiğimiz alan.
36:12Kainat dışında, bizim düşünce eylemini gerçekleştirdiğimiz bir alan daha var.
36:18O da, hayattır.
36:21Hayat nedir?
36:22Hayat, bir şeyin, kendi öz fonksiyonunu, yerine getirdiği süreçtir.
36:31Yani, aslında hayat, özel bir anlama sahiptir.
36:36Genellikle, hayat, canlılar için kullanılır.
36:39Ya da, bir insan ya da bir hayvan için, onun canlı olarak kaldığı süreç olarak tabir edilir.
36:45Ki, doğru bir tabirdir.
36:46Yani, insan, işte, doğumu ile hayatı başlar, değil mi?
36:51Ölümü ile hayatı biter.
36:54Ama hayat, bunun da, ötesinde daha geniş bir kapsama sahiptir.
36:59Yani, eşyanın da kendisine göre bir hayatı vardır.
37:03Bir bardak düşünün.
37:04Bu bardağın, bardak olarak imal edildiği tarihten itibaren, bardak fonksiyonunu yerine getirebildiği sürece, bardak olarak hayatı vardır.
37:12Ama, düşüp, kırıldığında, bardak olma fonksiyonunu yitirdiğinde, bardak olmaktan çıkar.
37:21Hayatın üzerinde, bir süreç yatar.
37:25Mesela, günlük hayata da kullanılır, değil mi?
37:27Öğrencilik hayatı deriz.
37:29Ya da, iş hayatı deriz.
37:31Ya da, evlilik hayatı deriz.
37:32Ya da, bekar hayatını deriz.
37:34Bütün bunlar, aslında, belli bir başlangıcı ve belli bir sonu olan, bir süreci tanımlamak için kullanılırız.
37:42Dünya hayatını, derken neyi kastediyoruz, değil mi?
37:47Dünyanın yaratılışından itibaren, onun yok oluşuna kadar ki süreçtir.
37:54Bu da yine, biz insanların, müşahede ettiği, şahitlik ettiği bir, yani üzerinden daha doğrusu hissedip, üzerinde akledebilmeyi gerçekleştirdiğimiz bir vakadır.
38:06Dolayısıyla, değerli kardeşler, bizler, insan üzerinde, hayat üzerinde ve kainat üzerinde tefekkür eden ve bunlar ile, ve bunlar üzerinde bir fikirle ulaşmaya çalışıyoruz.
38:23Nedir, sahip olmaya, daha doğrusu ulaşmak istediğin fikir ne?
38:27Dedik ya, biz nereden geldik, burada ne işimiz var ve biz nereye gidiyoruz?
38:35O zaman, düşündüğümüz bütün bu nesneler hakkında soracağımız soru şu.
38:39Ben, insan olarak ve içinde yaşadığım bu kainat ve insan ve kainatın da var olan bu süreci, yani hayatı, öncesinde ne var?
38:52Bunlar nereden geldi?
38:52Bunların sonrasında ne var?
38:58Bunun sonunu var mı ya da varsa nedir?
39:01Buna dair bir fikir elde etmek istiyorum ki, bu benim temel fikrim olsun ve ben bunun üzerine bir fikir inşa edebileyim.
39:11Bu bahsettiğim bütün usta aslında biraz da bununla alakalı.
39:14Belki ilk sohbetimiz bir takım kavramlar üzerinde yoğunlaştığından dolayı biraz ağır gelmiş olabilir, biraz sıkıcı gelmiş olabilir ama
39:25bunları ifade etmeksizin ilerideki sohbetlerde kullanacağım kavramlar çok anlaşılmayabilir.
39:34Yani insanın işte iş güdürüsüne, yani yaratıcısına uygun bir fikir dediğimize bu kastın anlaşılabilmesi için anlatıyorum.
39:43Ya da akıl edebilmeyi, ya da akılla uygundur dediğim zaman, ya da akla terstir dediğim zaman
39:50buradaki kastı anlayabilmek için de akıl tanımını, akıl etmenin nasıl gerçekleştiğini anlatma zorundayız.
40:00Ve herkese bizler istediğim gibi, yani şöyle düşünün, mesela geldi bir insansa
40:06Selamun Aleyküm, Aleyküm Selam
40:09Ya biliyor musun, Allah bizi yarattı.
40:14Allah var, Allah bize işte kitap gönderdi, evet.
40:17Allah bize bu kitapta bir Rasul gönderdi, evet.
40:21O diyor ki, ya işte yarın öbür gün kıyamet olacak, öleceksiniz.
40:24Sonra ben size hesaba çekeceğim.
40:26He, tamam.
40:27Ondan sonra ya cennete ya da cehennem edeceksin, tamam mı?
40:30Bak ben sana tebliğ ettim, bunu adı İslam'dır, sen de buna inan.
40:35Şimdi, bu biraz şey oldu değil mi?
40:39Yavan kaldı, biraz düz mantık kaldı.
40:43Niye düz mantık kaldı?
40:45E şimdi, tamam mı?
40:46Hani bana Allah var dedi, bilmediğim bir isim söyledi.
40:50Tamam da var dedi de neye göre var dedi.
40:52Ben görmedim ki varlığını.
40:53Ya işte kelimeyi şahit edin, Müslüman ol ya.
40:57Tamam da ben neye şahitlik edeceğim?
41:00Eşhedü en la diyeceğim.
41:02Ama ben daha şahit olmadım ki.
41:04Bana göster.
41:05Bana anlat ki şahitlik edebileyim.
41:08Bana inandır ki, bu kelimeyi söyleyebileyim.
41:13E şimdi Allah subhanahu ve teala,
41:15kendisinin, zatının varlığını insana bildirirken,
41:20değil mi?
41:21Ya da tek ilah olduğunu,
41:22veya sahip olduğu sıfatları ile
41:24insanları hatırlatırken,
41:26bir takım şeyler kullanıyor.
41:28Kullandığı şeyler ise,
41:30sürekli insanların aklına yönelik hususlardır.
41:33Yani, insanların düşünmelerini istemektedir.
41:37Ne diyor?
41:38Estağfirullah.
41:39İnne fî hâlk-i s-semavati vel ardi,
41:41vaktile fil leyli vel nehâr ilâ yâti li'ul elbâb diyor.
41:46Şimdi,
41:46Allah-u Teala,
41:48bir yol, yöntem kullandı,
41:49bir usul kullandı.
41:51Yani,
41:52insanın,
41:54veya yerlerin,
41:55veya göklerin yaratılışında,
41:57gece ile gündüzün birbiri ardı gelişinde,
41:59akıl sahipleri,
42:00şimdi eller var.
42:00E demek,
42:02Allah-u Teala,
42:03benim,
42:04kainat üzerinde düşünmemi emrediyor.
42:07Yerler ve gökler üzerinde tefekkür etmemi istiyor.
42:10Akıl etmemi istiyor.
42:11Ya da,
42:12insan,
42:13neden yaratıldığına bakmaz mı diyor.
42:15Birçok ayette,
42:16işte insan,
42:17şu hayvanların nasıl yaratıldığına,
42:19ya da insan şu devenin nasıl yaratıldığına bakmaz mı?
42:22Dağların nasıl dikildiğinde,
42:24yeryüzüne,
42:25türlü türlü hayvanların,
42:26işte yayılışına bakmazlar mı?
42:29İşte kastım bu.
42:29Yani,
42:31meseleyi bir esastan,
42:32tutarak gitmeyi.
42:34Ama,
42:35bu ilk etapta,
42:36dediğim gibi,
42:36biraz,
42:37kavramları,
42:38izah ettiğimizden dolayı,
42:40ister istemez,
42:41biraz yorucu olabiliyor.
42:42Biraz sıkıcı olabiliyor.
42:43Ama,
42:44biz buna bir şey bina edeceğiz.
42:46Şimdi,
42:46Allah-u Teala,
42:47akıl etmemizi istiyor ama,
42:48nasıl akıl etmemiz gerekiyor?
42:50Akıl etmek ne demektir?
42:52Allah-u Teala,
42:53kainata dair,
42:54bazı örnekler gösteriyor ama,
42:55kainatı anlamam lazım.
42:57Allah-u Teala,
42:58dünya hayatından bahsediyor.
43:00Dünya hayatının geçici olduğundan bahsediyor.
43:03Asıl hayatın,
43:04ahiret hayatından olduğundan bahsediyor.
43:06Benim bu dünya hayatı nedir?
43:07Buna eğilmem lazım.
43:09Değil mi?
43:10ve Allah-u Teala,
43:11neticede,
43:12ben sizi,
43:13yani insanları ve cinleri,
43:15ancak bana kulluk edersiniz diye yaratın diyor.
43:18O zaman,
43:19benim kendi kulluk vazifemi,
43:21ve bu amaçla yaratıldığımı,
43:23anlamam için,
43:24kendimi anlamam gerekiyor.
43:26Ben neye,
43:27yetirebiliyorum,
43:28güç yetirebiliyorum?
43:29Kabiliyetimle,
43:30özelliğimle,
43:31bundan dolayı,
43:33bugünkü işte dersimiz,
43:34biraz bu kavramlar üzerinden geçtiğinden dolayı,
43:37ister istemez biraz,
43:39yorucu,
43:40olmuş olabilir.
43:41Evet,
43:43değerli kardeşler,
43:44dediğim gibi,
43:45bizi insan yapan,
43:46düşünebilmemizdir.
43:47Bizi,
43:49Allah-u Teala'nın tabiriyle,
43:50şerefli mahlukat,
43:52yani yaratılmışların en şereflisini kılan,
43:55bu aklımızı,
43:56Allah-u Teala'nın emrettiği ve isediği şekilde kullanmamız neticesinde gerçekleşir.
44:02Eğer kullanamazsak,
44:03akıl sahibi olmayan hayvan dediğimiz,
44:08canlılardan bir farkımız kalmayacaktır.
44:11Dolayısıyla,
44:12akledebilmek,
44:14bizim için değerlidir,
44:16bizim için önemlidir,
44:17ve bu,
44:19ahzap 72'de de,
44:20Rabbimizin ifade ettiği gibi,
44:22bir emanettir.
44:24Ve bu emanetin gereğini yapmazsak,
44:27cahil ve zalimlerden olacağız.
44:32Bugün ifade etmek istediğim hususlar bunlardı.
44:36Allah hepinden razı olsun.
44:38Ve ahirul da'vanen elhamdülillahi rabbil alemin.