- 18 saat önce
Erol Sunat'ın bu köşe yazısı, yarının belirsizliğini ve insanoğlunun geleceği öngörme konusundaki dinmek bilmeyen merakını ele almaktadır. Yazar, dünün bir hatıra, bugünün ise hızla tükenen bir emanet olduğunu hatırlatarak, gelecek kaygısının anı yaşamanın önüne geçtiğini savunur. İnsanların falcılar, gökyüzü olayları veya siyasi tahminler aracılığıyla bilinmeyeni kontrol etme çabası, metinde nafile bir uğraş olarak nitelendirilir. Hayatın her an sürprizlere ve değişimlere açık olduğu gerçeği, yarın endişesinin aslında bugünü nasıl darmadağın ettiği üzerinden anlatılır. Sonuç olarak eser, mutlak bilinmezliğin huzurunu kabullenmek yerine ego ve hırsların esiri olan modern insanın trajedisini vurgular. Yarın, ancak gerçek anlamda barış ve sükunet sağlandığında sisli bir muamma olmaktan çıkacaktır.
Kategori
🗞
HaberlerDöküm
00:00Herkese merhaba, yepyeni bir incelemeyle daha karşınızdayım.
00:03Bugün hani o hepimizin kafasını kurcalayan, içten içe bizi kemiren bir mesele var ya, işte onu konuşacağız.
00:10Yazar Erol Sunat'ın o derin, sorgulayıcı satırlarından yola çıkarak insanlığın belki de en büyük saplantısını masaya yatırıyoruz.
00:18Yarın. Yani o en büyük bilinmez.
00:20Hazırsanız lafı hiç uzatmadan bu zihinsel yolculuğa hemen başlayalım.
00:24Şimdi, şu basit ama aslında son derece sarsıcı soruyu bir düşünmenizi istiyorum.
00:30Yarın tam olarak ne olacak? Gerçekten ne olacak?
00:33Bakın, bütün o bitmek bilmeyen kaygılarımızın, stresimizin, sabah akşam koşturmacamızın yakıtı aslında tam da bu soruda gizli.
00:41Erol Sunat bunu çok güzel ifade ediyor.
00:44Bu cevaplanamaz soru içimizde öyle bir merak uyandırıyor ki durduramıyoruz.
00:48Ne yaparsak yapalım önünü alamıyoruz ve cevapsız kaldıkça da içimizi kemirmeye, bizi yavaş yavaş tüketmeye devam ediyor.
00:55Peki ama neden böyleyiz?
00:58Neden sürekli yarını düşünüyoruz?
01:00Sunat burada zamanı adeta bir teraziye koyuyor ve durumu o kadar net özetliyor ki, bir yanda dün var.
01:06Nedir dün?
01:07Geçmişin o ince sızısı, sevgi kırıntılarının yavaş yavaş azaldığı bir yalan, açıkçası koca bir hayal kırıklığı.
01:14Diğer yanda ise bugün var.
01:15Zihinlerin bulanıklaştığı, kafaların darmadağın olduğu, kimin kimin yanında durduğunun bile belli olmadığı o kaotik karmaşa.
01:23Hani o koşturmaca var ya, işte biz insanlık olarak dünün acısından kaçalım derken,
01:28bugünü öylesine ihmal ediyoruz, öylesine harcıyoruz ki, tek kurtuluş bileti olarak çaresizce yarına sarılıyoruz.
01:34Bu tablo, yarına neden bu kadar saplantılı olduğumuzu kelimenin tam anlamıyla özetliyor.
01:40İşin en can alıcı noktasına gelirsek,
01:42Yarın dediğimiz şey, hani öyle basit bir tahmin falan değil.
01:46Yazarın o harika deyimiyle, çok bilinmeyenli bir denklemin karesi, küpü, hatta çok daha ötesi.
01:53Düşünsenize, matematiksel olarak çözülmesi tamamen imkansız bir muamma var ortada.
01:58Ama biz ne yapıyoruz?
01:59Bütün hayatımızı, bütün hesaplarımızı bu imkansız denklemin üzerine kuruyoruz.
02:03Cevabını asla bulamayacağımız, neden, nasıl, niçin sorularıyla kör düğüm olmuşken,
02:08kalkıp bir de bu imkansız formülü çözmeye çabalıyoruz.
02:12Zaten bugünkü incelememizin asıl meselesi de tam olarak bu çelişki.
02:16Bölüm 1
02:16Tahmin yanılgısı ve bilinmezi kontrol etme çabamız
02:20Biliyorum, bunu duymak bazen pek hoşumuza gitmiyor ama gerçek şu ki,
02:25yarın o içtiğimiz kahvelerin terbisinde çıkmıyor, tarot kartlarında da gizli değil.
02:29Ama biz yine de inatla o gaipten haber verenlere, kahinlere, falcılara bel bağlamaya devam ediyoruz.
02:35Hatta işi o kadar ileri götürüyoruz ki, kendi hayatımızdaki tökezlemelerin, belirsizliklerin suçunu,
02:41Merkür geriliyor, Satürn şöyle oldu falan diyerek gezegenleri atıyoruz.
02:45Sunat'ın burada çok haklı olarak dikkat çektiği muazzam bir ironi var.
02:48Koskoca bir geleceğin, hayatınızın rotasını uzak gezegenlerin hareketlerinde
02:52ya da masaya dizilen rastgele kartlarda aramak.
02:55Sizce de biraz mantıksız değil mi?
02:57Ama biz yine de o yüzdeler verip kehanet yarıştıran araçlara inanmaktan,
03:01o tatlı yalana kanmaktan asla vazgeçmiyoruz.
03:05Tabii, işin sadece mistik tarafı yok.
03:07Bu kontrol etme çabamızın, o çok mantıklı, pragmatik dünyamızdaki yansımasını
03:12rahmetli Süleyman Demirel'in o meşhur sazı harika bir şekilde özetler.
03:16Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir.
03:19Şunu bir düşünsenize, toplumları yeleten, ince ince hesaplanmış o devasa rasyonel sistemlerde bile
03:25tek bir günün ötesini öngörmek kelimenin tam anlamıyla imkansız.
03:29İster siyaset olsun, ister ekonomi, ister ticaret.
03:33Hesaplarımız ne kadar keskin, ne kadar kusursuz olursa olsun,
03:3724 saat içinde her şey ama her şey tepe taklak olabilir.
03:40Hal böyleyken, tek bir günü bile tam göremiyorken, yılları tahmin etme iddiamız ne bileyim biraz komik kaçmıyor ama.
03:48İşte tam da bu noktada sınatın inanılmaz keskin bir gözlemi var.
03:52Hani şu televizyon ekranlarında, kürsülerde falan bağıra çağıra asıp keserek
03:56yarın hakkında o en cesur tahminleri yapanlar var ya,
04:00gün gelip de o iddia ettikleri yarın gerçekleşmediğinde ne oluyor biliyor musunuz?
04:04Yazarın o çok yerinde tabiriyle, hepsi bir anda süt dökmüş kediye dönüyor.
04:10Sus pus olup bir köşeye çekiliyorlar.
04:12Ben görmedim, ben duymadım, aslında öyle demek istemedim diyerek
04:16dünyanın en sessiz izleyicilerine dönüşü veriyorlar.
04:19Aslında çöken onca öngörünün ardından gelen bu iki yüzlülük,
04:23yarını bilmenin ne kadar kocaman bir hayal olduğunu hepimize kanıtlıyor.
04:27Bölüm 2, Yarının Bedeli
04:30Geleceği beklerken neler kaybediyoruz?
04:32Peki biz bütün bu belirsizliğe rağmen insanoğlu olarak ne mi yapıyoruz?
04:38Anlatayım.
04:39Dünleri dünlere, bugünleri de bugünlerin üzerine ekleyip kendimizce
04:42derme çatma, güya sağlam bir merdiven inşa ediyoruz.
04:46Sırf o meçhul yarını gökyüzünde, yıldızların arasında bir yerlerde bulabilmek için
04:51o kırk ayaklı merdivene tırmanıp duruyoruz.
04:54Farkında mısınız?
04:55Bu aslında inanılmaz bir refor, çok yorucu bir hayatta kalma çabası.
04:59Kendi hayatımızı, anımızı sırf bir sonraki bilinmez adıma ulaşabilmek için resmen basamak yapıp eziyoruz.
05:06Ancak hayatın bir de o acı gerçekleri var, o binbir emekle alın teriyle kurduğumuz o devasa merdiveni,
05:14yazarın o çok çarpıcı ifadesiyle söylersek, sel götürür anlamayız bile,
05:18yel uçurur olur böyle şeyler der geçeriz ya da bir deprem olur ve her şeyi yerle bir eder.
05:24Yani kurduğumuz o sözde mükemmel gelecek planları, o çok güvendiğimiz adımlar,
05:29sıradan ve kontrol edilemez doğa olayları ya da ani değişimler karşısında
05:34kelimenin tam anlamıyla bir saniyede yıkılıp gidebiliyor.
05:37Gelecek için yaptığımız onca ince ayarlı hesap,
05:40hayatın kendi o vahşi dinamiği içinde paramparça oluyor.
05:44Durumun aslında ne kadar baş döndürücü bir hızla değişebileceğini şöyle bir düşünün.
05:49Sadece bir saat, bir saat önce her şey güllük gülistanlıktır.
05:53Yol dümdüz ve açıktır, güneş pırıl pırıl parlıyordur.
05:56Ancak sadece bir gün geçer ve o güvenle geçeceğiniz köprüyü aniden sel alır.
06:02Bir hafta sonrasına gidelim, size sonuna kadar açık olduğunu,
06:05sizi beklediğini düşündüğünüz o kapı birdenbire aşılmaz,
06:09sapasağlam bir tuğla duvara dönüşüverir.
06:11İşte şartların bu inanılmaz değişim hızı, bizim aylar,
06:14hatta yıllar sonrasına dair yaptığımız o büyük, o şatafatlı kehanetleri
06:19tamamen etkisiz ve bomboş kılıyor.
06:21Ve geldik metnin bence en vurucu noktalarından birine.
06:25O sarsıcı matematiksel paradoksa.
06:28Yarın, yüzde birin yüzde doksan dokuzdan daha büyük olduğu gerçeğin ta kendisidir.
06:34Bu cümleyi biraz sindirelim.
06:35Düşünün, sizin yaptığınız planlar, aldığınız tüm o kusursuz önlemler,
06:39yüzde doksan dokuz oranında harika çalışıyor olsun.
06:42Ama sonra, o hiç hesaba katmadığınız, aklınızın ucundan bile geçmeyen,
06:47küçücük, minicik o yüzde birlik ihtimal çıka gelir ve masadaki tüm planları altüst eder.
06:52Çünkü hayatın o sürpriz yapma kapasitesi,
06:55insanın planlama yeteneğine her zaman ama her zaman galip gelir.
06:59Bölüm 3 Bilinmezi Kucaklamak ve Zamanın Gizemine Teslim Olmak
07:04Şimdi, dürüst olalım.
07:06Bütün bu sorunun, bu bitmek bilmeyen çırpınışın kökeninde aslında tek bir şey yatıyor, ego.
07:12Erol Sunat metinde çok net bir tespitte bulunuyor.
07:15Hayatta en fazla ben diyenlerin,
07:18egosunu yere göğe sığdıramayanların,
07:20o yarını çok daha fazla merak ettiğini söylüyor.
07:23Neden biliyor musunuz?
07:24Çünkü onlar, yarın bana lazım diyerek sadece ve sadece kendileri için bir gelecek inşa etme peşindeler.
07:32Bu o kadar zehirli bir şey ki,
07:34bu bitmek bilmeyen ben merkezli kontrol arzusu sadece bugünün huzurunu kaçırmakla kalmıyor,
07:41bizi tam şu anın, bugünün o güzelim detaylarına da tamamen kör ediyor.
07:45Zaten sadece kendi yarınını garantiye almak isteyenlerin bu dünyada yarattığı o büyük tahribata bir baksanıza.
07:52Bu kontrol takıntısının bedeli inanılmaz derecede ağır ve ne yazık ki bu bedeli hayattan acımasızca koparılan masumlar ödüyor.
08:01Dünyanın dört bir yanındaki o bitmeyen zulüm, baskı, vahşet ve kanlı küresel çatışmalar,
08:07aslında hepsi şişkin egoların ve o geleceği ele geçirme saplantısının trajik sonuçlarından başka bir şey değil.
08:13Eğer bu dünya sükunet ve barışa kavuşmazsa,
08:16o çok arzuladığımız yarınımız her zaman sistem ve dumandan gözükmeyen karanlık bir kabus olmaya devam edecek.
08:24Bütün bunları toparladığımızda yazarın bizi hatırlattığı o nihai felsefi gerçeğe ulaşıyoruz.
08:30Gerçeğin sahibi bildirmedikçe,
08:32hiç kimse hiçbir şeyi bilemez, kestiremez, ne deseler boşa çıkar.
08:36Aslında mesele bu kadar basit.
08:38Yarın dediğimiz o devasa sır, insan eline insan aklını çok ama çok aşan bir mevzu.
08:43Yaratıcının kendine sakladığı bir sır bu.
08:45Kim ekranlara çıkıp ne iddia gelse etsin,
08:48gerçeğin sahibi buna izin vermedikçe yapılan tüm o havalı tahminler,
08:52kesilen tüm o büyük ahkamlar boşa çıkmaya mahkum.
08:55İşte bu gerçeği kalpten kabul edip,
08:57o kontrol takıntılarımızdan kurtulmak,
08:59bugünü gerçekten yaşayabilmenin yegane anahtarı.
09:02Ve en nihayetinde her şeyi bir kenara bıraktığımızda,
09:06elimizde kalan o en çıplak, en sarsıcı soruyla baş başayız.
09:11Gerçekten yarının sabahına uyanabilecek miyiz?
09:14Bakın bu fani dünyanın her köşesi binbir türlü bilinmezle, tuzakla doluyken,
09:20gece yarısından sonra o güneşin kimin üzerine doğup doğmayacağı koca bir muamma iken,
09:26yarına bu kadar bel bağlamak niye?
09:28Geleceği kontrol etme telaşı içinde kaybolup giderken,
09:32varlığımızın o kırılgan, o öngörülemez doğasını sanırım hepimizin yeniden bir düşünmesi gerekiyor.
09:38Bu sarsıcı gerçeği kendi içinizde bir tartın derim,
09:41o bilinmezi kucaklamanız ve bugünün kıymetini gerçekten bilmeniz dileğiyle.
09:46Şimdilik hoşçakalın.
09:47İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar