00:00Bugün hepimizin içten içe hissettiği o garip boşluğu, o yarım kalmışlığı masaya yatırıyoruz.
00:06Erol Sunat'ın o derin, şiirsel denemesinin detaylı bir incelemesine hemen dalalım.
00:11Bugün inceleyeceğimiz kaynak sadece bir edebiyat eseri değil, günlük hayatımızda nefes alır gibi hissettiğimiz o eksiklik duygusunun, modern duygusal tükenmişliğimizin
00:20anatomisini çıkarıyor.
00:22Hani bir laf vardır ya, hepimiz biliriz, yarım elma, gönül alma deriz.
00:26Peki gerçekten o basit ama sıcacık paylaşımlarla kalpleri kazandığımız o güzelim günlere ne oldu sahiden?
00:33Erol Sunat bu metne tam da kültürel hafızamızı yoklayarak, kaybettiğimiz o masumiyeti sorgulayarak başlıyor.
00:40Bir bölü iki, yani yarım.
00:42İnanın bana yazarın da altını özenle çizdiği gibi bu sadece matematiksel bir ifade değil.
00:48Aslında bu küçücük oran, kapanmayan yaralarımızın, bir türlü sonunu getiremediğimiz mısraların ve yürünemeyen yolların ta kendisi.
00:57Burada sarsıcı bir zıtlık var.
00:59Düşünün, bir tarafta o elmayı sevgiyle ikiye bölen nostaljik bir romantizm,
01:04diğer tarafta ise bugün sırf cüzdanı el vermediği için o elmayı mecburen ikiye bölmek zorunda kalan bir gerçeklik var.
01:12Eskiden ince bir düşüncenin, paylaşmanın sembolü olan bu hareket,
01:17yerini pazarın ortasında fiyat etiketlerine bakıp yutkunan bir çaresizliğe bırakmış durumda.
01:22İnanılmaz bir dönüşüm.
01:24Yarım bardak çay, yarım limon, yarım fincan kahve.
01:28Şöyle bir düşününce liste o kadar hızlı büyüyor ki,
01:31günlük hayatımızda bunlar üst üste biniyor ve giderek o ezici eksiklik hissine dönüşüyor.
01:36Yani olay sadece büyük ideallerimizin, koca hayallerimizin yarım kalması falan değil.
01:41Mutfağımızdaki en basit eşyalarda bile bu yarım bırakılmışlığı iliklerimize kadar hissediyoruz.
01:46İşte tam burada durup o can alıcı soruyu kendimize sormamız gerekiyor.
01:51Biriken, biriktirilen ve sürekli yarım bırakılan bu hayatlar ne zaman tamamlanacak?
01:57Neye elimizi atsak bitiremediğimiz bu garip düzende,
02:01işin kötüsü, yarımları üst üste toplasanız bile maalesef ortaya bir tam çıkmıyor.
02:07Öyle değil mi?
02:07Bölüm 1 Yarım Bırakılan Hayat ve Kapanmayan Yaralar
02:12Hadi gelin, melodilerden kariyerlere kadar her şeyin yarım bırakıldığı bir hayatın o duygusal gerçekliğine,
02:19ruhumuzda açtığı derin oyuklara biraz daha yakından bakalım.
02:22Mevlana'nın yüzyıllar öncesinden gelen o yakarışını hatırlayalım.
02:27Bugünün trajedisini o kadar güzel özetliyor ki,
02:30hadi yaramız sarmaya merhemin yok, yalandan bile gönül alamaz mısın?
02:34Ancak denemede de vurucu bir şekilde belirtildiği gibi,
02:37bugün etrafımızda ne yarayı anlayan var ne de o merhemi geren.
02:41Kaynaktaki şu acı verici anekdoda bir kulak verin lütfen.
02:44Düşünün, sabahın köründe kalkıyorsunuz, yollara düşüyorsunuz ve umudunuz tam yeşermeye başlamışken,
02:51yeni bir işten daha yolun yarısında geri çevriliyorsunuz.
02:55İşte o mutlak yıkım.
02:56Tam hayal kurmaya başlamışken, kapı önüne konmanın o ağır ezici gerçeği.
03:01Bölüm 2. Enflasyon ve Hikayeler
03:04Karşımızdaki şey sadece cansız bir ekonomik istatistik değil,
03:09edebiyatı sevmeyen ve hayatlarımıza doğrudan müdahale eden yıkıcı bir güç.
03:14Sunat, enflasyonu kelimenin tam anlamıyla edebiyattan nefret eden,
03:19kişisel anlatılarımızı parçalayıp atan gerçek bir canavar gibi ele alıyor.
03:23Düşünsenize, enflasyon adeta benim hikayeyle, şiirle işim olmaz diyerek,
03:29binbir emekle kurduğumuz o edebiy ve duygusal dünyayı tek bir hamlede darmadağın ediyor.
03:34Ve en çok da savunmasız insanların yani yoksulların, yetimlerin, zar zor geçinen emeklilerin hayat hikayeleri,
03:42fırlayıp giden o rakamların altında acımasızca diri diri gömülüyor.
03:47Enflasyon denen bu devasa silindir, o masum hikayelerin üzerine kürek kürek kum atarak önüne ne çıkarsa ezip geçiyor.
03:58Şimdi bu büyük, soyut kavramlardan biraz inelim ve yerel pazarda her gün yüzleştiğimiz,
04:05sokaktaki o hepimizin bildiği cep delik gerçeğine nasıl dönüştüğüne bakalım.
04:10Orhan Veli'nin dizeleri edebiyat kitaplarından fırlayıp bugünün pazar tezgahlarına düşüveriyor resmen.
04:16Cep delik, cepken delik, olmuşuz Orhan Veli'lik.
04:20Bakın bu sadece basit bir ekonomik tespit değil, toplum olarak hepimizin içine düştüğü o trajikomik kabullenişin ta kendisi aslında.
04:29Eskiden Barış Manço'nun o hepimizin eşlik ettiği domates, biber, patlıcan şarkısı bolluk ve neşe dolu bir nakarattı değil mi?
04:37Ama bugün o pazarda taneyle alınan lüks maddelerin melankolik bir listesi haline gelmiş durumda.
04:43Ne kadar keskin bir tezat, insan düşünmeden edemiyor.
04:46Tepeleme, elma yığılı, rengarenk bir pazar tezgahı hayal edin.
04:51Bir de üzerindeki o yüzlerce liralık ulaşılmaz etiketleri.
04:55Sonuç ne peki?
04:56Utana sıkıla sadece yarım bir elma ya da tek bir portakal alarak oradan uzaklaşmak zorunda kalan vatandaşlar.
05:02Gözünüzde canlandı değil mi?
05:04Bölüm 4. Duygusal fatura
05:06Rakamları ve ekonomiyi bir kenara bırakalım.
05:09İşin asıl yıkıcı kısmına, o içimizde bir yerlerde kırılan, sarsılan derin güven duygusuna doğru ilerleyelim.
05:16Aslında bizim gerçek öfkemiz sadece artan fiyatlara falan değil.
05:20Biz çok daha derin bir yalnızlığa, bir izolasyonu öfkeliyiz.
05:24Eşe, dosta, akrabaya, sırtımızı yasladığımızı sandığımız o arkadaşlara,
05:30kötü günümüzde elimizi tutmayan, bizi böyle bölük pörçük, yarım yamalak bırakan herkese karşı içimizde kocaman bir dargınlık taşıyoruz.
05:38Yarım yaşanmış bir hayatın belki de en acı, en ağır sonucu, bu öfkeyi en sonunda tamamen kendi içimize döndürmemizdir.
05:48Yazarın o kendi dizilerinde feryat ettiği gibi,
05:51Kimi geceyle küs, kimisi sabah ile.
05:54Ben değil, bir başkası.
05:56Küsüm kendimle bile.
05:58İşte işin en can yakıcı noktası.
06:01Sezen Aksu o meşhur şarkısında geç bunları anam babam geç bunları diyor demesine ama maalesef geçemiyoruz.
06:08Çünkü ayaklarımız sürekli o yarım kalmış geçmişimize, kursağımızda kalan heveslerimize takılıp duruyor.
06:15Yarım kalan ne varsa eninde sonunda dönüp dolaşıp bizi buluyor.
06:18Sonra Faruk Nafiz Çamlıbel'in o melankolik ağır dizeleri çınlıyor kulaklarımızda.
06:24Artık bu solan bahçede bülbüllere yer yok.
06:27Bir yer ki sevenler, sevilenlerden eser yok.
06:31Sevenlerin ve sevilenlerin sadece soluk birer anıdan ibaret olduğu o solan bahçe var ya,
06:37o aslında hepimizin koşturup durduğu modern hayatın ta kendisi.
06:41İşin en acı tarafı da kültürel kimliğimizle olan o kopuş.
06:46Biz aslında yarım kelimesini bir ekmeğin yarısını bölüşmek, paylaşarak mutlu olmak olarak bilen o hoşgörülü milletin çocuklarıyız.
06:55Oysa şimdi, şimdi bu kelime yoksulluğun ve çaresizliğin en ağır sembolü haline geldi.
07:02Peki tüm bu bitmeyen yarımlarımızı sayarken akşam olursa, bizim o eksik bırakılmış hayatlarımızı, o tamamlanmamış hikayelerin içine kim yazacak?
07:12Kaynak metnimizin sonunda sorduğu gibi, bizi de yazacaklar mı o yarım kalan hikayelerin içine derken,
07:18aslında hepimiz gizliden gizliye bu sorunun cevabını arıyoruz.
07:22Belki de asıl düşünmemiz gereken tam olarak budur.
Yorumlar