00:00Selamlar, bugün insan doğasının o en derin, belki de en dokunaklı yanlarından birine doğru gerçekten büyüleyici bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:07Erol Sunat'ın o muazzam sarsıcı denemesi, bir kucak dolusu keşke üzerine konuşacağız, başlıyoruz.
00:14Hiç lafı uzatmadan, doğrudan yazarın metne başladığı o vurucu soruyla ben de size geleyim.
00:19Gerçekten şöyle bir arkanıza yaslanın ve düşünün.
00:22Hiç keşke dediğiniz bir şeyler olmadı mı?
00:24Bu, öylesine sorulmuş, sıradan bir soru değil aslında.
00:27Düpedüz kişisel tarihimize atılmış bir kanca.
00:30Hepimizin hayatında dönüp baktığında, ah keşke dediği içini sızlatan bir an, bir karar kesinlikle vardır.
00:37İşte bu incelemede hepimizin ortak derdi olan o tanıdık ağırlığı masaya yatırıyoruz.
00:42Şimdi, gelin bu meselenin biraz derinlerine inelim.
00:45Erol Sunat'ın burada kurduğu o inanılmaz metaforu bir düşünün.
00:49Yazar keşke kavramını sadece zihinsel bir yanılgı ya da soyut bir düşünce olarak bırakmıyor,
00:54onu resmen fiziksel bir ağırlığa dönüştürüyor.
00:57Bir kucak dolusu keşke.
00:59Düşünsenize, sanki kucağınızda taşıdığınız, bir türlü yere bırakamadığınız,
01:03nereye giderseniz gidin peşinizden sürüklediğiniz somut ağır bir yük bu.
01:07Gündelik hayatın telaşında işe giderken, yolda yürürken,
01:11her yerde bu yükü kucağımızda taşıyarak dolaşıyoruz aslında.
01:14Bakın, bence en çarpıcı noktalardan biri, yazarın keşkeyi nasıl tanımladığı.
01:20Öyle sıkıcı, sözlükte yazan türden bir tanım falan beklemeyin.
01:23Sunat bunu tamamen içgüdüsel, fiziksel bir belirti olarak resmediyor.
01:27Derin bir iç çekme.
01:28Gözlerin uzaklara, öyle boşluğa dalıp gitmesi.
01:32Sırf bu kelimeyi duyduğunuzda bile hissettiğiniz o buz gibi soğukluk.
01:35Yani bu sadece bir gramer konusu değil dostlar.
01:38Konuşmak istemediğimiz, aman bende kalsın dediğimiz o tarifsiz içsel sancının ta kendisi.
01:44Tabi bu fiziksel ağırlığı kabullendikten sonra,
01:46Metin bizi götürdüğü çok daha tehlikeli bir sular var.
01:49Dürüstlük ve inkar arasındaki o incecik çizgi.
01:52Biliyoruz hepimiz hatalar yaparız.
01:54Ama hepimiz bu hatalarla aynı şekilde yüzleşmeyiz, öyle değil mi?
01:58Metin, geçmişte yaptığımız yanlışlar konusunda,
02:01kendimize aslında ne kadar dürüst olduğumuzu çok keskin bir şekilde sorguluyor.
02:05Hayatı boyunca hiç hata yapmamış gibi davrananların,
02:08o kusursuzluk ilüzyonunun içine doğru bir kapı aralıyoruz şimdi.
02:11Yani buradaki asıl mesele,
02:14insanlık hallerini ve kusurlarını açıkça kabul edenlerle,
02:17kusursuz olduğunu iddia edenler arasındaki o şaşırtıcı zıtlık.
02:21Bir yanda gayet samevi bir şekilde,
02:23ne yaptıysam keşkelerden kurtulamadım diyen,
02:26pişmanlığıyla yüzleşebilecek cesarete sahip insanlar var,
02:29diğer yanda ise,
02:30ben hayatta keşke demem, hiç demedim diyerek,
02:33mükemmel bir hayat yaşadığı yanılgısına düşenler.
02:35Yazar bizi açıkça uyarıyor burada.
02:38Siz siz olun,
02:39bu mükemmeliyetçilik maskesi takanlara pek aldırış etmeyin.
02:42Ve yazar burada öyle bir matematik hesabı yapıyor ki,
02:45gerçekten zekice.
02:47İki,
02:47Erol Sunat diyor ki,
02:48kucağında bir kucak dolusu keşke yok diyen de,
02:51aslında iki kucak dolusu keşke vardır.
02:54Yani,
02:55o yükten kurtulduklarını falan sanıyorlar ya,
02:57aslında tam tersi,
02:59hem o gizledikleri hataların ağır yükünü,
03:01hem de bu devasa yalanı sürdürmenin yükünü taşıyarak,
03:05kucaklarındaki o ağırlığı resmen ikiye katlıyorlar.
03:08İnanılmaz değil mi?
03:09Peki ama ne var bu kucağımızda?
03:11Madem istisnasız herkesin kucağında bir,
03:14hatta inkar edenlerde iki kucak dolusu keşke var,
03:18biz bu devasa yığının içine neleri saklıyoruz?
03:21Neleri bir türlü yere bırakamıyor?
03:23Neden onlarla vedalaşamıyoruz?
03:25Hadi tempomuzu biraz artıralım,
03:27ve yıllarca sakladığımız,
03:28çok derinlere gömdüğümüzü sandığımız,
03:30o sandığın kapağını birlikte açalım.
03:32Bakalım içinden neler dökülecek?
03:35Liste, gerçekten de peşimizi bırakmayan,
03:37epey ağır şeylerle dolu,
03:39dillenmemiş özürler,
03:40muhatabı çoktan toprak olmuş çaresiz itiraflar,
03:43artık sır olmaktan çıkmış ortalığa saçılmış sırlar,
03:45kuyruklu yalanlar,
03:47ve yazarın tabiriyle iftiranın akrep cinsi olanı.
03:49İşte her gün yanımızda sürüklediğimiz,
03:52çözülmemiş gerçek meseleler tam olarak bunlar.
03:54Farkındaysanız basit bir kelimeden değil,
03:56koskoca bir enkazdan bahsediyoruz.
03:58Biliyor musunuz,
03:59bu noktada biraz duraksamak,
04:01ve gerçekten derin bir nefes almak gerekiyor.
04:03Çünkü yazarın,
04:05keşke diye diye ziyan olmuş,
04:07heba olmuş diyerek anlattığı o tablo son derece trajik.
04:10Zaman,
04:11bir kez akıp gittiğinde geri dönmeyen tek kaynağımız.
04:14Biz ise enerjimizi,
04:16ruhumuzu,
04:17ve bugünümüzü,
04:18geçmişin o değiştirilemez karanlık odalarında harcıyoruz.
04:21Çözülmemiş bu meselelerin zihnimizi nasıl meşgul ettiğini,
04:24bugünü doya doya yaşamamızı nasıl engellediğini bir düşünün.
04:28Gerçekten de keşkelerden ne kadar çok alacağımız var,
04:31haksız mıyım?
04:32Aslında her şey zamanla ilgili.
04:34Erol Sunat'ın bu konudaki mantığı çok net.
04:36Birinci durak,
04:37dün.
04:38Keşke,
04:39doğası gereği kesinlikle düne ait olan tamamen orada hapsolmuş bir şey.
04:42İkinci durak,
04:43bugün.
04:44Ve yazar şu acı gerçeği adeta yüzümüze vuruyor.
04:47Keşke ile dün kurtarılamayan zevahir,
04:49bugün kurtarılabilir mi?
04:51Kesinlikle hayır.
04:52Keşke demek,
04:53bugünü düzeltmek için tamamen işlevsiz,
04:55yararsız bir araç.
04:56Ve son olarak yarın.
04:58Ağızdan çoktan çıkmış,
05:00geri alınamayacak kelimelerle yüzleşerek ilerlemek zorunda olduğumuz o mecburi istikametimiz.
05:05Hatta yazarın burada çok güçlü bir benzetmesi var.
05:08Aynen aktarmak istiyorum.
05:10Şu satırlara bir kulak verin lütfen.
05:11Keşke,
05:12yaydan fırlayan ok misali,
05:14ok nasıl geri dönmezse,
05:16keşke de geri dönmesi,
05:17durdurulması,
05:18engellenmesi mümkün olmayan laflara benzer.
05:20O buz gibi soğukluğu iliklerinize kadar hissediyor musunuz?
05:23Söz bir kez ağızdan çıktı mı,
05:25o ok yaydan çoktan fırlamış demektir.
05:28Keşke demeseydim diye hayıflandığınız her saniye,
05:30aslında o kucağınızdaki yığına yeni bir keşke daha eklemekten başka hiçbir işe yaramıyor.
05:35Bu derin analizi yazarın açtığı o dürüstlük kapısından çıkarak bitirmek istiyorum.
05:40Öğrendik ki istesek de istemesek de hepimizin kucağında bu evrensel ağırlık var.
05:46İnkar etmek yükü sadece iki katına çıkarıyor o kadar.
05:49Geçmişi değiştiremeyiz,
05:50fırlayan o oku asla ama asla geri alamayız.
05:53Ama kucağımızdaki ağırlığın dürüstçe farkına varıp onunla yüzleşmek tamamen bizim elimizde.
05:58O halde size şunu sorarak veda ediyorum,
06:01tam da şu an kendi hayatınızın bu noktasında sizin kucağınızda duran,
06:05bir türlü yere bırakamadığınız o en ağır keşke nedir?
06:09Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere,
06:11kendinize karşı hep dürüst kalın, hoşçakalın.
Yorumlar