00:00Herkese merhaba, hadi hiç vakit kaybetmeden doğrudan konuya dalalım.
00:04Bugün Ağa Yağmur Tunalı tarafından kaleme alınan,
00:06Türk kimliği, ulus inşası ve güncel siyaset üzerine gerçekten de oldukça keskin,
00:11sarsıcı iddialar barındıran bir köşe yazısının röntgenini çekeceğiz.
00:15Baştan belirteyim, amacımız yazarın tarafını tutmak veya onu eleştirmek değil.
00:19Biz bugün tarafsızlık gözlüğümüzü takıp,
00:21oldukça yoğun ve tartışmalı olan bu metnin argümanlarını,
00:25o kelimelerin altında yatan asıl mimariyi deşifre edeceğiz.
00:28Bu karmaşık metne net bir şekilde haritalandırmak için yazarın argümanlarını şu beş başlıkta inceleyeceğiz.
00:35Millet inşası ve sosyal deneyler, tarihten gelen acı uyarılar,
00:39taktik değişimi, yeni partiye yönelik eleştiriler ve son olarak kurucu kodlara dönüş çağrısı.
00:45Başlayalım.
00:46Birinci bölümümüz millet inşası ve sosyal deneyler.
00:50Yazarımız işe, ulusal kimliklerin aslında nasıl oluştuğunu sorgulayarak,
00:55sağlam bir teorik temel atarak başlıyor.
00:57Organik, tarihsel kimliklerle yapay üretilenleri birbirinden bıçak gibi ayırıyor
01:02ve karşımıza toplum mühendisliği dediği bir kavram çıkarıyor.
01:07Şöyle düşünün, yazar diyor ki,
01:09köklü bir tarihi olmayan milletler,
01:11egemen güçlerin masasında adeta dev bir laboratuvardaymış gibi sosyal mühendislikle yaratılabiliyor.
01:17Hatta şu an dünyada sayısı yüzü geçen modern devletin,
01:21aslında bu mühendisliğin, yani bir nevi yapay projelerin ürünü olduğunu iddia ediyor.
01:26Baya iddianın bir giriş değil mi?
01:28Peki, bu yapay inşa süreci günümüz siyasetine nasıl yansıyor?
01:32Yazar, halkların kardeşliği gibi, aslında hepimizin kulağına çok hoş,
01:36çok pozitif gelen kavramlara inanılmaz sert bir eleştiri getiriyor.
01:40Hatta tam olarak şu vurucu ifadeyi kullanıyor.
01:43Dikkat edin, kanla beslenirler.
01:45Yazar, kullanılan nefret dilidir.
01:47Yani sürekli barış ve sevgi sözcüklerini dillerinden düşürmeyenlerin,
01:51arka planda bildiğiniz Stalinist taktikler uyguladığını savunuyor.
01:55Yazara göre bu dili kullananlar, barış maskesi altında aslında savaşı körüklüyorlar.
01:59Gelelim ikinci bölüme.
02:01Tarihten gelen acı uyarılar.
02:03Yazar, devletin parçalanmasına dair yaptığı bu uyarıları,
02:06öylece havada bırakmıyor,
02:08işi doğrudan Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemine bağlıyor.
02:11Şimdi şu 27 sayısına dikkatinizi çekmek istiyorum.
02:14Bu kesinlikle rastgele bir rakam değil.
02:16Yazar, Osmanlı İmparatorluğu gücünü kaybedip,
02:19o devasa birliği koruyamadığında,
02:21aynı topraklardan tam 27 farklı devletin filizlendiğini hatırlatıyor.
02:25Kurucu kodlar ve devlet otoritesi zayıfladığında,
02:28ne kadar dramatik bir parçalanma yaşanabileceğini göstermek için,
02:31bu sayıyı resmen dev bir uyarı refası olarak önümüze koyuyor.
02:34İşin daha da ilginç tarafı ne biliyorsunuz?
02:37Yazar, o dönem masada olan ama hayata geçmeyen başka planlar da olduğunu hatırlatıyor.
02:41O coğrafyada Ermeniler ve Kürtler için iki ayrı devletin daha kurulmak istendiğini belirtiyor.
02:47Ancak onun argümanına göre,
02:48Kürt vatandaşlar o dönem bu emperyalist oyuna gelmemiş ve proje rafa kalkmış.
02:53Yani yazar,
02:54bakın geçmişteki bu ayrılıkçı projeler bugün de kılık değiştirerek devam ediyor diyerek,
02:59tezine güçlü bir tarihsel altyapı oluşturuyor.
03:01Kısacası, yazarın kafasında dünden bugüne kesintisiz işleyen bir emperyalist proje tablosu var.
03:07Diyor ki,
03:08bu oyunun temelleri 150 yıl önce İngiliz stratejisiyle atıldı,
03:12sonra Sovyet döneminde o bahsettiğimiz Stalinist terminolojiyle şekil değiştirdi
03:16ve bugün modern siyaset arenasında yeni bir faza geçti.
03:20Yazarın net bir inancı var.
03:22Ayrılıkçı gruplar tek başlarına var olamazlar,
03:25tarih boyunca form değiştirseler de her zaman bir yabancı himayesine, bir ağabeyye ihtiyaç duyarlar.
03:30Hemen üçüncü bölüme geçelim,
03:33taktik değişimi ayrıcalıktan ortaklığa.
03:35İşte yazının en can alıcı yeri asıl alarm zillerinin çaldığı nokta burası.
03:41Yazar diyor ki,
03:42ayrılıkçı hareketlerin stratejisinde çok ama çok sinsi bir evrim yaşanıyor.
03:47Eskiden açık açık biz ayrı devlet istiyoruz diyen gruplar bir taktik değişikliğine giderek bu talebi dondurdular.
03:54Bunun yerine kulağa çok daha makul, çok daha demokratik gelen devlete ortaklık fikrine sarıldılar.
03:59Ama yazar için bu asla bir geri adım değil.
04:02Tam tersine bu devleti içeriden fethetmeyi, egemenliği paramparça etmeyi hedefleyen çok daha tehlikeli ve ağır bir hamle.
04:10Ve bunu çok net, tavizsiz tek bir cümleyle özetliyor,
04:14devlet ortak kabul etmez.
04:15Yazar, ortak devlet veya eşit yurttaşlık gibi kavramlara inananları resmen saflıkla, silahların susacağı vaadine kalmakla eleştiriyor.
04:24Çünkü ona göre, devlete ortak olmak demek, devletin varoluşsal DNA'sıyla, temel kodlarıyla oynamak demektir.
04:31Eğer buna izin verilirse, artık hiçbir şeyin eskisi gibi kalmayacağını üstüne basa basa vurguluyor.
04:374. Bölümümüz Yeni Partiye Yönelik Eleştiriler
04:40Yazar bu genel teorik eleştirileri güncel siyasete de taşıyor.
04:45Hedefinde, siyaset sahnesindeki yeni bir oluşumun parti programı var.
04:50Yazarın gözünde bu programdaki bazı maddeler, üzerine basılmayı bekleyen birer mayın,
04:55mesela ortak gelecek, ana dil haktır, eşit yurttaşlık ve yerel özellik gibi ifadeler.
05:01Yazar bunları etnik labirentler olarak tanımlıyor.
05:04Ona göre Türkiye'de bir ana dil sorunu zaten yok.
05:07Ve bu kelimeler masum adımlar değil, tam aksine ülkeyi bölecek fikirleri meşrulaştıran son derece tehlikeli siyasi manevralar.
05:15Eleştirisinin dozunu şu agresif ve retorik soruyla iyice arttırıyor.
05:206 ok nerede kaldı?
05:22Yazar, yeni kurulan bu partinin programını mevcut siyasetteki hataların sadece yeni bir versiyonu olarak görüyor ve açıkça meydan okuyor.
05:31Atatürk'e ve Cumhuriyet'in kuruluş kodlarına bağlılığın bu işin neresinde olduğunu sorguluyor.
05:36Yani ortaklık vaat eden bu tür programların devleti kuran orijinal ilkelerle taban tabana zıt düştüğüne inanıyor.
05:43Ve geldik 5. son bölümümüze.
05:46Kurucu kodlara dönüş çağrısı.
05:48Peki, iyi güzel de yazar bu kadar karanlık bir tablo çizdikten sonra bize nasıl bir çözüm sunuyor?
05:54Yazarın reçetesi 3 net adımdan oluşuyor.
05:57Birincisi, ortada bir eşitsizlikten şikayet ediliyorsa, bunun asıl sebebinin hukukun iyiliş edilmesi, yani hukuksuzluk olduğunu kabul etmek zorundayız, diyor.
06:07İkincisi, kural tanımayanlara sürekli güç veya taviz vererek bir yere varamayız, kendini üreten, koruyan, sımsıkı ve tavizsiz bir hukuk sistemi
06:17kurmalıyız.
06:17Ve üçüncüsü, en hayati nokta, yazara göre güvenliğe kavuşmanın, bu labirentten sağ salim çıkmanın tek bir yolu var.
06:25Devletin fabrika ayarlarına, yani o orijinal kurucu kodlarına geri dönmek.
06:30İncelememizi yazarın metninin tam kalbinden kopup gelen o kışkırtıcı soruyla bitiriyoruz.
06:36Türk ülkesinde Türk diyemeyen, kurucu kodlara bağlıyım diyen bir parti olabilir mi?
06:42İşte bu soru, siyasi dilin ulusal kimliğimizi nasıl şekillendirdiğini anlamamız açısından çok ama çok kritik.
06:49Görüyorsunuz değil mi? Kelimeler nasıl da ağır yükler taşıyor.
06:53Bir tarafın barış, eşitlik veya ortaklık diyerek sunduğu şeyler, diğer tarafın gözünde düpedüz bir yıkım projesi olabiliyor.
07:00Umarım metnin satır aralarını okuduğumuz bu bölüm, siyasi söylemlerin arka planını görmenizde size farklı bir perspektif sunmuştur.
07:07Ne dersiniz? Sizce bu kavramlar geleceğe kurulan birer köpü mü?
07:11Yoksa yazarın iddia ettiği gibi patlamaya hazır mayınlar mı?
07:15Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
Yorumlar