Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Erol Sunat’ın bu kaleme aldığı metin, bireyin yaşamla kurduğu sancılı ilişkiyi ve insanın kendi hatalarıyla yüzleşmesini lirik bir dille ele almaktadır. Yazar, toplumsal ve ekonomik zorlukların gölgesinde kalan modern insanın hayata karşı duyduğu mahcubiyeti ironik bir "kusura bakma" ifadesiyle dile getirir. Metinde, insanın kendi hırsları ve vurdumduymazlığı nedeniyle yaşamın anlamını yitirmesi ile kader arasındaki ince çizgi sorgulanmaktadır. Geçim derdi, doğal afetler ve özgürlük arayışı gibi temalar üzerinden, aslında hayatın kendisinin değil, insanların seçimlerinin dünyayı yaşanmaz kıldığı vurgulanır. Nihayetinde bu eser, varoluşsal bir iç döküş niteliği taşıyarak okuru yaşama hakkı ve sorumluluklar üzerine derin bir muhasebeye davet etmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün Erol Sunat'ın o çok konuşulan sarsıcı metnini, kusura bakma hayatı hep birlikte masaya yatırıyoruz.
00:06Bu sıradan bir sitem yazısı değil, var olmanın, modern çağda ayakta kalmaya çalışmanın getirdiği o devasa tükenmişliğin çok samibi hatta
00:14biraz da ironik bir itirafı.
00:16O yüzden hemen bu incelemeye dalalım ve omuzlarımızdaki bu ağır yükleri biraz hafifletmeye çalışalım.
00:21Hiç lafı dolandırmadan yazarın hayata ettiği o meşhur sarsıcı özürle başlayalım.
00:26Düşünsenize hayata dönüp seni üzdüğümüz için, bunalttığımız için kusura bakma diyorsunuz.
00:32Nasıl melankolik, nasıl kabullenmiş bir ton değil mi?
00:35Sanki bütün kabahat bizdeymiş de hayatın o kusursuz muazzam akışını bozan bizlermişiz gibi tuhaf bir teslimiyet var burada.
00:42Bizi canımızdan bezdirdiği yetmezmiş gibi bir de özür diliyoruz.
00:46Ve yazar suçu tamamen üstlendiği bu tekrarlı nakaratla devam ediyor.
00:50Hata bizde, suç bizde, günah bizde.
00:54Peki ama neden?
00:54Çünkü varoluşun o anlaşılmaz kaosu içinde yolumuzu bulmaya çalışırken o kadar bunaldık, o kadar çaresiz hissettik ki işin içinden çıkamadığımız
01:04için hayatın kapısını çalıp her şeyi üstleniyoruz.
01:07İnsanın o bitmek bilmeyen yetersizlik hissinin tam bir yansıması bu aslında.
01:11Ama tam burada durup düşünmemiz lazım.
01:14O boyun eğmiş tavrın altından çok çok kritik bir soru çıkıyor.
01:18Biz gerçekten her şeyi yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız için mi özür diliyoruz?
01:22Yoksa günün sonunda biz ne yaparsak yapalım hayat zaten her zaman kendi bildiğini okuduğu için mi?
01:28Bu teslimiyetin ardına gizlenmiş muazzam bir isyan aslında.
01:32Birinci bölüm insan olmanın çelişkileri.
01:34Bakalım insan doğasının zıtlıkları bize neler söylüyor?
01:37Şimdi insan dediğimiz varlık hepimiz biliyoruz ki baştan aşağı kusurluyuz değil mi?
01:44Yazarın da harika bir şekilde ifade ettiği gibi insan bu düşer de kalkar da güler de ağlar da.
01:51Hayatın içine büyük bir pervasızlık ve gözü karalıkla dalıyoruz adeta.
01:56Hatalara son derece açığız, öngörülemez bir doğamız var ve bu çalkantılı deneyim de tam olarak buradan kaynaklanıyor.
02:04Buradaki asıl can alıcı soru şu.
02:06Hep şairlerin yaptığı gibi, ah hayat beni harcadı diye yakınıyoruz ya, peki ya gerçek bu değilse?
02:13Yazar o muazzam tespitiyle soruyor.
02:16Acaba bizi harcayan hayatın ta kendisi mi?
02:19Yoksa kendi boş vermişliğimiz, kendi umursamazlığımız yüzünden biz zaten kendimizi tüketiyoruz da hayata sıra bile mi gelmiyor?
02:27Kesinlikle üzerine düşünülmesi gereken bir paradoks.
02:30İşte Metin tam da burada yüzümüze şu acı gerçekleri çarpıyor.
02:33İleriyi geriyi hiç düşünmeyen biz, lafın nereye varacağına kestiremeyen biz, gözü kapalı bir hırsa ve öfkeye yenik düşmede kimse elimize
02:42su dökemiyor değil mi?
02:43Yanlış ata binip o yanlışta benim dediğim olacak diye inat eden yine biziz.
02:48Yani hayatı suçlamadan önce dönük aynaya bakmamız, kendi irademizin o yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşmemiz gerekiyor.
02:54İkinci bölümümüz hayata bakış açılarımız.
02:57Bakalım yaşama dair perspektiflerimiz nasıl şekilleniyor?
03:01Kişisel hatalarımızın bizi nasıl iki farklı dünyaya böldüğüne bir bakın.
03:06Bir yanda tuzu kuru, o meşhur lüks hayat yaşayanlar, diğer yanda ise halinden tamamen kahrolmuş, hayatı bir bataklık olarak gören
03:14ve o pesbaye hayatın içinden bir türlü çıkamayanlar.
03:18Aynı hayata, aynı dünyaya bakıyoruz ama durduğumuz yer, yaşadığımız o çarpıcı gerçekliği bambaşla kılıyor.
03:24İşin en absürt ama bir o kadar da harika tarafı ne biliyor musunuz?
03:29Bu çaresizlik hissi o kadar büyüyor ki özür dileme seansımız sadece hayatla bitmiyor.
03:35Yazar burada kara mizahın dibine vuruyor.
03:38Babaya, anneye, kardeşe üzür derken olay bir anda dünya için hatta Merkür, Jüpiter ve Uranüs için kusura bakma noktasına geliyor.
03:47Kozmik bir mahcubiyet içindeyiz adete.
03:49Evrendeki o kütücük, hatalı duruşumuzun inanılmaz tatlı bir özeti bu.
03:53Zaten kusur kelimesi metnin tam kalbinde yer alıyor.
03:57O kadar iflah olmaz, o kadar söz dinlemez bir kelime ki dilimize pelesenk olmuş durumda.
04:03Sanki her saniye yeni bir hata işlemişiz, evrene durmaksızın bir özür borçluymuşuz gibi kalıcı bir mahcubiyet hali yakamızı hiç bırakmıyor.
04:12Gelelim üçüncü bölüme.
04:14Yaşamın ağır yükleri
04:15Modern çağın başımıza sardığı dertler
04:17Şimdi bu özürleri bizden zorla çıkaran o ezici gerçeklere yakından bir bakalım.
04:24Barınma derdi, geçinme derdi, dağ gibi kiralar ve borçlar, bitmeyen bir işsizlik, emeklilerin o zorlu var olma mücadelesi ve asgari
04:33ücretle yaşamı sürdürme çabası.
04:35Bunlar maalesef kurgu değil.
04:37Yazarın o vurucu ifadesiyle mutfak karalar bağlamış, mutfak gerçekten ağlamaklı.
04:43İşin içine afetler ve krizler de girince yazar karanlık ironisini tam anlamıyla zirveye taşıyor.
04:50Düşünsenize depremde enkaz altında kaldığımız için, sele kapıldığımız için, enflasyonun altında ezildiğimiz için dönüp hayattan özür diliyoruz.
04:59Sanki tüm bunların sorumlusu, hayatta kalmaya çalışan bizmişiz gibi kusura bakma diyoruz.
05:04Akıl alır gibi değil.
05:06Bu, amansız baskılar altında ezilmenin çok sarsıcı bir yansıması.
05:10Peki tüm bunları, bu devasa sıkıntıları sayarken, aslında kime anlatıyoruz biz?
05:15Sadece hayatı mı, yoksa tam da bu karmaşanın, bu çamurun ortasında debelenen kendimizi mi?
05:21Yazarın da dediği gibi, ikisi fena halde birbirine karışmış durumda.
05:25Biz hayatı uzaktan izlemiyoruz, o fırtınanın tam merkezindeyiz.
05:29Ve son bölümümüz, özgürlük ve yaşama hakkı.
05:32Temel insan haklarımıza dönüyoruz.
05:34Onca sıkıntıya, omuzlarımızdaki o ağır yüklere, o tükenmişliğimize rağmen asla unutmamamız gereken tek bir gerçek var.
05:41Hayat herkesin hakkıdır.
05:43Bitti, bu kadar net.
05:45Bu, her canlıya doğuştan verilmiş, kutsal ve sarsılmaz bir haktır.
05:49Tüm o kusurların ve dertlerin ötesinde, var olmanın kendisi eşsiz bir değere sahip.
05:55Ortada binlerce yıllık bir hak ve hürriyet kavgası var.
05:58Kimsenin bu yaşama hakkını gasfetmeye yetkisi yok.
06:01Ama insanoğlu ne yapıyor?
06:03Dünyayı herkes için özgür, insanca yaşanabilir bir yer kılmak varken, binlerce yıldır o anlamsız çekişmelerine devam ediyor.
06:10Tarih boyunca bedeller ödendi, hayat hep zulme direndi ve görünen o ki, bu mücadele bitmeyecek.
06:16Ve bu incelemeyi, yazarın o tüyler ürperten uyarısıyla bitiriyoruz.
06:21Hayat tahminlerin çok ötesinde kısa.
06:23Sürekli daha çok, daha fazla diyerek açgözlülük yapanlar, dünyayı yaşanmaz kılanlar var ya, bir bakmışsınız sabaha bile çıkamayacaklar.
06:31Peki sizce, bunca hırsa, bunca yıkıma ve evrene dilenen onca özre gerçekten değiyor mu?
06:37Bir düşünün derim.
06:38İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen