00:00Herkese merhaba, bugün Erol Sunat'ın o çok konuşulan sarsıcı metnini, kusura bakma hayatı hep birlikte masaya yatırıyoruz.
00:06Bu sıradan bir sitem yazısı değil, var olmanın, modern çağda ayakta kalmaya çalışmanın getirdiği o devasa tükenmişliğin çok samibi hatta
00:14biraz da ironik bir itirafı.
00:16O yüzden hemen bu incelemeye dalalım ve omuzlarımızdaki bu ağır yükleri biraz hafifletmeye çalışalım.
00:21Hiç lafı dolandırmadan yazarın hayata ettiği o meşhur sarsıcı özürle başlayalım.
00:26Düşünsenize hayata dönüp seni üzdüğümüz için, bunalttığımız için kusura bakma diyorsunuz.
00:32Nasıl melankolik, nasıl kabullenmiş bir ton değil mi?
00:35Sanki bütün kabahat bizdeymiş de hayatın o kusursuz muazzam akışını bozan bizlermişiz gibi tuhaf bir teslimiyet var burada.
00:42Bizi canımızdan bezdirdiği yetmezmiş gibi bir de özür diliyoruz.
00:46Ve yazar suçu tamamen üstlendiği bu tekrarlı nakaratla devam ediyor.
00:50Hata bizde, suç bizde, günah bizde.
00:54Peki ama neden?
00:54Çünkü varoluşun o anlaşılmaz kaosu içinde yolumuzu bulmaya çalışırken o kadar bunaldık, o kadar çaresiz hissettik ki işin içinden çıkamadığımız
01:04için hayatın kapısını çalıp her şeyi üstleniyoruz.
01:07İnsanın o bitmek bilmeyen yetersizlik hissinin tam bir yansıması bu aslında.
01:11Ama tam burada durup düşünmemiz lazım.
01:14O boyun eğmiş tavrın altından çok çok kritik bir soru çıkıyor.
01:18Biz gerçekten her şeyi yüzümüze gözümüze bulaştırdığımız için mi özür diliyoruz?
01:22Yoksa günün sonunda biz ne yaparsak yapalım hayat zaten her zaman kendi bildiğini okuduğu için mi?
01:28Bu teslimiyetin ardına gizlenmiş muazzam bir isyan aslında.
01:32Birinci bölüm insan olmanın çelişkileri.
01:34Bakalım insan doğasının zıtlıkları bize neler söylüyor?
01:37Şimdi insan dediğimiz varlık hepimiz biliyoruz ki baştan aşağı kusurluyuz değil mi?
01:44Yazarın da harika bir şekilde ifade ettiği gibi insan bu düşer de kalkar da güler de ağlar da.
01:51Hayatın içine büyük bir pervasızlık ve gözü karalıkla dalıyoruz adeta.
01:56Hatalara son derece açığız, öngörülemez bir doğamız var ve bu çalkantılı deneyim de tam olarak buradan kaynaklanıyor.
02:04Buradaki asıl can alıcı soru şu.
02:06Hep şairlerin yaptığı gibi, ah hayat beni harcadı diye yakınıyoruz ya, peki ya gerçek bu değilse?
02:13Yazar o muazzam tespitiyle soruyor.
02:16Acaba bizi harcayan hayatın ta kendisi mi?
02:19Yoksa kendi boş vermişliğimiz, kendi umursamazlığımız yüzünden biz zaten kendimizi tüketiyoruz da hayata sıra bile mi gelmiyor?
02:27Kesinlikle üzerine düşünülmesi gereken bir paradoks.
02:30İşte Metin tam da burada yüzümüze şu acı gerçekleri çarpıyor.
02:33İleriyi geriyi hiç düşünmeyen biz, lafın nereye varacağına kestiremeyen biz, gözü kapalı bir hırsa ve öfkeye yenik düşmede kimse elimize
02:42su dökemiyor değil mi?
02:43Yanlış ata binip o yanlışta benim dediğim olacak diye inat eden yine biziz.
02:48Yani hayatı suçlamadan önce dönük aynaya bakmamız, kendi irademizin o yıkıcı sonuçlarıyla yüzleşmemiz gerekiyor.
02:54İkinci bölümümüz hayata bakış açılarımız.
02:57Bakalım yaşama dair perspektiflerimiz nasıl şekilleniyor?
03:01Kişisel hatalarımızın bizi nasıl iki farklı dünyaya böldüğüne bir bakın.
03:06Bir yanda tuzu kuru, o meşhur lüks hayat yaşayanlar, diğer yanda ise halinden tamamen kahrolmuş, hayatı bir bataklık olarak gören
03:14ve o pesbaye hayatın içinden bir türlü çıkamayanlar.
03:18Aynı hayata, aynı dünyaya bakıyoruz ama durduğumuz yer, yaşadığımız o çarpıcı gerçekliği bambaşla kılıyor.
03:24İşin en absürt ama bir o kadar da harika tarafı ne biliyor musunuz?
03:29Bu çaresizlik hissi o kadar büyüyor ki özür dileme seansımız sadece hayatla bitmiyor.
03:35Yazar burada kara mizahın dibine vuruyor.
03:38Babaya, anneye, kardeşe üzür derken olay bir anda dünya için hatta Merkür, Jüpiter ve Uranüs için kusura bakma noktasına geliyor.
03:47Kozmik bir mahcubiyet içindeyiz adete.
03:49Evrendeki o kütücük, hatalı duruşumuzun inanılmaz tatlı bir özeti bu.
03:53Zaten kusur kelimesi metnin tam kalbinde yer alıyor.
03:57O kadar iflah olmaz, o kadar söz dinlemez bir kelime ki dilimize pelesenk olmuş durumda.
04:03Sanki her saniye yeni bir hata işlemişiz, evrene durmaksızın bir özür borçluymuşuz gibi kalıcı bir mahcubiyet hali yakamızı hiç bırakmıyor.
04:12Gelelim üçüncü bölüme.
04:14Yaşamın ağır yükleri
04:15Modern çağın başımıza sardığı dertler
04:17Şimdi bu özürleri bizden zorla çıkaran o ezici gerçeklere yakından bir bakalım.
04:24Barınma derdi, geçinme derdi, dağ gibi kiralar ve borçlar, bitmeyen bir işsizlik, emeklilerin o zorlu var olma mücadelesi ve asgari
04:33ücretle yaşamı sürdürme çabası.
04:35Bunlar maalesef kurgu değil.
04:37Yazarın o vurucu ifadesiyle mutfak karalar bağlamış, mutfak gerçekten ağlamaklı.
04:43İşin içine afetler ve krizler de girince yazar karanlık ironisini tam anlamıyla zirveye taşıyor.
04:50Düşünsenize depremde enkaz altında kaldığımız için, sele kapıldığımız için, enflasyonun altında ezildiğimiz için dönüp hayattan özür diliyoruz.
04:59Sanki tüm bunların sorumlusu, hayatta kalmaya çalışan bizmişiz gibi kusura bakma diyoruz.
05:04Akıl alır gibi değil.
05:06Bu, amansız baskılar altında ezilmenin çok sarsıcı bir yansıması.
05:10Peki tüm bunları, bu devasa sıkıntıları sayarken, aslında kime anlatıyoruz biz?
05:15Sadece hayatı mı, yoksa tam da bu karmaşanın, bu çamurun ortasında debelenen kendimizi mi?
05:21Yazarın da dediği gibi, ikisi fena halde birbirine karışmış durumda.
05:25Biz hayatı uzaktan izlemiyoruz, o fırtınanın tam merkezindeyiz.
05:29Ve son bölümümüz, özgürlük ve yaşama hakkı.
05:32Temel insan haklarımıza dönüyoruz.
05:34Onca sıkıntıya, omuzlarımızdaki o ağır yüklere, o tükenmişliğimize rağmen asla unutmamamız gereken tek bir gerçek var.
05:41Hayat herkesin hakkıdır.
05:43Bitti, bu kadar net.
05:45Bu, her canlıya doğuştan verilmiş, kutsal ve sarsılmaz bir haktır.
05:49Tüm o kusurların ve dertlerin ötesinde, var olmanın kendisi eşsiz bir değere sahip.
05:55Ortada binlerce yıllık bir hak ve hürriyet kavgası var.
05:58Kimsenin bu yaşama hakkını gasfetmeye yetkisi yok.
06:01Ama insanoğlu ne yapıyor?
06:03Dünyayı herkes için özgür, insanca yaşanabilir bir yer kılmak varken, binlerce yıldır o anlamsız çekişmelerine devam ediyor.
06:10Tarih boyunca bedeller ödendi, hayat hep zulme direndi ve görünen o ki, bu mücadele bitmeyecek.
06:16Ve bu incelemeyi, yazarın o tüyler ürperten uyarısıyla bitiriyoruz.
06:21Hayat tahminlerin çok ötesinde kısa.
06:23Sürekli daha çok, daha fazla diyerek açgözlülük yapanlar, dünyayı yaşanmaz kılanlar var ya, bir bakmışsınız sabaha bile çıkamayacaklar.
06:31Peki sizce, bunca hırsa, bunca yıkıma ve evrene dilenen onca özre gerçekten değiyor mu?
06:37Bir düşünün derim.
06:38İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar