Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 saat önce
Erol Sunat'ın bu metni, "muhtemelen" sözcüğünün zaman içerisinde uğradığı anlam kaymasını ve toplumsal güven üzerindeki etkilerini ele almaktadır. Eskiden yüksek bir olasılığı ve gerçekleşmesi beklenen durumları ifade eden bu kavram, yazara göre günümüzde belirsizlik, oyalama ve hayal kırıklığı yaratan bir araca dönüşmüştür. Metin, kesinlik içermeyen bu ifadelerin ekonomik beklentilerden iş başvurularına kadar hayatın her alanında umut tacirliği yapmak için kullanıldığını savunmaktadır. İnsanların artık bu kelimeyi duyduğunda olumlu bir sonuç beklemek yerine karamsarlığa kapıldığı ve netlik arayışının yerini bir belirsizliğin aldığı vurgulanmaktadır. Yazar, kavramın içinin boşalmasından kelimenin kendisini değil, onu bir geçiştirme yöntemi olarak kullanan insanları sorumlu tutmaktadır. Sonuç olarak eser, dilin ve vaatlerin samimiyetini yitirmesini sosyal bir eleştiri süzgecinden geçirerek sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Şöyle bir sahne canlandırın gözünüzde.
00:02Günün koşturmacası içindesiniz, telefonunuz çalıyor, arayan kişi size o beklediğiniz müjdeyi veriyor.
00:09Gözün aydın, o büyük meseleni muhtemelen hallettik.
00:12Şimdi dürüst olun, içiniz rahatlar mıydı yoksa eyvah deyip midenize kocaman bir taş mı otururdu?
00:19Hani eskiden olsa sevinçten havalara uçacağımız bu tek kelime bugün uykularımızı kaçırmaya yetiyor da artıyor bile.
00:26Bugünkü incelememizde yazar Erol Sunat'ın o ufuk açıcı metni üzerinden dilimizin belki de en masum görünen ama açıkçası en
00:34yorucu kelimelerinden birini yatırıyoruz masaya.
00:38Muhtemelen kelimesinin anatomisini çıkarıyoruz.
00:41Yani düşünün, size umut vermesi için icat edilmiş bir kelime nasıl oluyor da hayatınızı kocaman bitmek bilmeyen bir belirsizlik sarmalına
00:50sokuyor?
00:51Gelin buna yakından bir bakalım.
00:53Kendinize gerçekten şu soruyu sorun.
00:55Bize güven vermesi, tamam bu iş oldu dedirtmesi gereken bir kelime ne ara şüphenin ve o derin toplumsal sinizmin ana
01:03kaynağı oldu?
01:04Aslında bu hepimizin, evet istisnasız hepimizin ortak derdi.
01:09Biri size bir şeyin muhtemelen olacağını söylediğinde bilinçaltınız anında savunma duvarlarını örüyor değil mi?
01:15Çünkü biliyoruz ki o kelime artık bir ihtimali değil, havada asılı kalmış, ertelenmiş hatta büyük ihtimalle hiç gerçekleşmeyecek bir vaadi
01:23temsil ediyor.
01:25Birinci bölüm, Bir Zamanlar Muhtemelen
01:27İşe en temelden, kelimenin o en saf sözlük tanımıyla başlayalım.
01:33Ne diyor sözlük?
01:34Muhtemelen, bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olma hali.
01:38Ya aslında kulağı ne kadar güzel, ne kadar sağlam geliyor.
01:41Şöyle kağıda yazsanız bile harflerin bir duruşu, bir ağırlığı var.
01:45Olması an meselesi yani.
01:47Hayır denme ihtimali yok, denecek kadar az.
01:49Şimdiden hayırlı olsun bitti bu iş tadında, insanı umut aşılayan sıcacık bir kavram.
01:55Eskiden bu tanım, olumlu bir sonucun hemen şurada köşeyi dönünce karşınıza çıkacağının garantisiydi.
02:01Geçmişte, hani o eski güzel günlerde, bir konuda muhtemelen dendi mi, o iş %90 olurdu, gerçekleşirdi, yüzler gülerdi, olmaması cidden
02:11çok ekstrem bir durumdu.
02:12Ama bugüne, şu anki gerçeğimize döndüğümüzde, günümüzün muhtemelen kavramının maalesef ayakları yere hiç basmıyor.
02:19O eski ağırlığı tamamen kayıp, özünde bir ihtimal barındırıyor gibi yapsa da, sanki aklı kafası hep başka yerlerde.
02:26Verdiği sözleri tutmayan, sözünde durmayan, adı gibi muhtemelen bile gerçekleşemeyen, ayaklı bir hayal kırıklığı kaynağı oldu çıktı.
02:34İkinci bölüm, günümüzün kayıp kavramı.
02:37Muhtemelen dendi mi, yattı bizim iş.
02:40İşte, modern çağın en acı, en gerçekçi itirafı.
02:43İşin tuhafı ne biliyor musunuz?
02:45Bu kelimeyi eğip, büken, işe yaramaz hale getiren, o güzelim umut verme vasfını kendi elleriyle söküp alan bizzat bizleriz.
02:53Biz yaptık bunu.
02:54Bu kelimeyi bir kaçış yampası, bir bahane olarak kullana kullana, ona adeta devasa, parıl parıl parlayan kırmızı bir bayrağa dönüştürdük.
03:03Biri size cümleye muhtemelen diye başladığında, anında anlıyorsunuz.
03:07O cümle tatlıya bağlanmayacak, ya her şey belirsiz bir tarihe ötelenecek, ya da biraz daha bekle denecek, ya da o
03:13meşhur münasip bir zamanda denilerek konu usulce kapatılacak.
03:17Tabii hal böyle olunca, muhtemelen kelimesinin içi tamamen boşaltılınca, orta sahada top çeviren bu kavramın yerine bir şeyler koymak gerekti
03:26değil mi?
03:26O yorucu, o insanı tüceten alternatifleri hepimiz ezbere biliyoruz.
03:31Sayalım mı?
03:32Hallederiz.
03:33Sen bana güven, ben de o iş.
03:34Kolay ederiz. Sabrın sonu selamet. Hepsi ama istisnasız hepsi, o net ve kesin evet veya hayır cevabından kaçmak için etrafından
03:44dolanılan yollar.
03:45İşin aslı, bu bildiğiniz ipe un sermek. E un güceniyor, ip güceniyor. Olan kim oluyor? Bizim umutlarımıza ve boşa giden
03:53enerjimize oluyor.
03:54Üçüncü bölüm, gündelik hayattan örnekler.
03:57Gelin biraz da sokağa bakalım.
03:59Şu adımlar tanıdık geliyor mu? Bir bakın.
04:01Adım 1. Çat, elektrik kesilir.
04:04Adım 2. Yetkilileri ararsınız, telefondaki o ses size elektriğin muhtemelen saat diyelim ki 15'te geleceğini söyler.
04:11Ve adım 3. O meşhur, öngörülemez gerçeklik başlar.
04:15Bazen o saatten önce gelir, şaşırırsınız.
04:18Bazen gece yarısını bulur, çıldırırsınız.
04:20Bazen de inanılmaz bir şekilde tam zamanında gelir.
04:23Aynı şey su kesintilerinde de internet arızalarında da başımıza gelmiyor mu?
04:27Ortada bir beklenti var, evet. Ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tam bir yazı tura durumu.
04:33Asıl sorun şu, biz zaten öyle çok yüksek beklentileri olan insanlar değiliz ama standart olması gereken şeylerin bir türlü olmaması
04:40artık bizim genel kimyamızı bozmuş durumda.
04:43Hakikaten, böyle durumlarda kime dökeceksiniz derdinizi?
04:47Eskiler çok güzel dermiş, derdin varsa git Marco Paşa'ya anlat.
04:51Ama o dert yanacağımız Marco Paşa çoktan terki dünya etmiş.
04:55Kendi gitmiş, ismi yadigar kalmış.
04:58Şikayet edeceğimiz ummana o büyük denizlere varmak şöyle dursun, dereler çaylar kesmiş yolumuzu daha baştan.
05:04Derdimizi dökeceğimiz ne bir kapı kalmış ne de yetkili birileri.
05:08Herkes sadece size bakıp, muhtemelen dök içini, eh belki bir duyan olur diyor.
05:13Ama insanın teselliye falan ihtiyacı yok ki, insanın derdinin acilen çözülmesine ihtiyacı var.
05:19Dördüncü bölüm, iş ve ekonomi gerçekleri.
05:22Kaynak metnimizdeki o çok çarpıcı anekdota hatırlayalım şimdi.
05:26Bir kişi iş için başvuru yapıyor, öncesinde danıştığı herkes ona diyor ki,
05:30harika, istedikleri şartların hepsine sahipsin, muhtemelen bu işe seni kesin alırlar.
05:36Düşünsenize, içinizde yeşeren o büyük umudu.
05:39Peki sonuç ne oluyor dersiniz?
05:41Kurumdan gelen yanıt aynen şu.
05:43Muhtemelen seni alırdık ama, işte şöyle oldu, böyle bir gelişme oldu, biz başka birini aldık.
05:48Ama yeni bir imkan oluştuğunda, muhtemelen ilk arayacağımız kişi sen olacaksın.
05:53Yok artık, kırılan heveslerin, sahte umutların ve koca bir belirsizliğin tek bir kelimeye, muhtemelene sığdırılmış hali.
06:00Bu kelimenin ağırlığını, o güzelim itibarını kaybettiği an, işte tam da bu an.
06:06Tabii bir de işin o can alıcı, ekonomi boyutu var ki, aslında oldukça trajikomik bir durum.
06:12Bu muhtemelen kavramı, nedense enflasyon tahminlerinde fena halde çuvallıyor, hep yanılıyor.
06:19Market fiyatlarının dibi vurması beklentilerinde, sınıfta kalıyor.
06:22Ama işin garip, cidden çok ilginç yanı, ne biliyor musunuz?
06:26Muhtemelen kelimesinin tek tuttuğu, sekmeden çalıştığı bir yer var.
06:30Yaz aylarındaki sebze fiyatları.
06:32Evet evet yanlış duymadınız, o çok kuvvetli ihtimal, yaza muhtemelen düşer denilen salatalıkta, patlıcanda, biberde tıkır tıkır işliyor.
06:41Everilere de biraz doping etkisi yapıyor haliyle.
06:43Ama enflasyon canavarı altında ezilip, maaşına esaslı bir zan bekleyenler için, adeta buz gibi bir soğuk duş.
06:50Yani kelimenin o muazzam gücü, anca manava yetiyor.
06:54Beşinci ve son bölüm, gelecek bize ne söylüyor?
06:57Yazarın önümüzdeki aylar için, özellikle de Temmuz için çizdiği ekonomik zaman çizelgesine baktığımızda,
07:04her şey çok tatlı bir muhtemelenle başlıyor ama inanılmaz korkutucu bir netlikle son buluyor.
07:10Açıklanacak verilere bakılıp, muhtemelen enflasyon düşüyor denilecek,
07:15muhtemelen ara zam gündeme gelmeyecek ya da artışlar ötelenecek denilecek,
07:19ama zaman çizelgesinin o sonlarına doğru geldiğimizde, o muhtemelenlerin dönüştüğü kesinleşen acı gerçekler var karşımızda.
07:27Kiralar muhtemelen fahiş oranda artacak ve muhtemelen marketler,
07:31iğneden ipliğe aklınıza gelen bütün ürünlere o meşhur sihirli dokunuşlarını yapacaklar
07:36ve ne yazık ki yapılan o dokunuşlar direkt olarak hepimizin cebine dokunacak,
07:40halimiz, ahvalimiz yüzümüzden okunacak.
07:43Sadece bozulmuş, yozlaşmış bir kelimenin, adım adım nasıl o sert, somut bir gerçeğe dönüştüğünün resmi bu aslında.
07:49Ve son olarak, yazarın bizi baş başa bıraktığı zihnimize kazınan o çarpıcı düşünce.
07:55Tüm bu muhtemelen fırtınası dindiğimde, elimizde kalan tek bir şey oluyor biliyor musunuz?
08:00Bir kucak dolusu ecek ve acak eki.
08:03Düzelecek, düşecek, hallolacak, sürekli hiç bitmeyen bir gelecek zaman kipi.
08:08Sürekli bir bekleme hali ama o beklenen rahatlamanın bir türlü gelme işi.
08:13Şimdi kapatırken size sormak istiyorum.
08:15Sizin hayatınızda en sonu duyduğunuz, size söylenen o muhtemelen sözü,
08:20gerçekten içinizi ısıtan bir umut muydu,
08:23yoksa karşınızdakinin gözünüze baka baka kibarca söylediği bir asla mıydı?
08:27Bir dahaki sefere biri omzunuza dokunup,
08:30muhtemelen hallederiz dediğinde,
08:32o ecek ve acaklarla dolu sonsuz bekleme odasına girmeye gerçekten hazır mısınız?
08:36Bugünkü incelememizin sonuna geldik.
08:38Dinlediğiniz ve kendi muhtemelenlerinizi bizimle birlikte sorguladığınız için çok teşekkürler.
08:43Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen