00:00Şöyle bir sahne canlandırın gözünüzde.
00:02Günün koşturmacası içindesiniz, telefonunuz çalıyor, arayan kişi size o beklediğiniz müjdeyi veriyor.
00:09Gözün aydın, o büyük meseleni muhtemelen hallettik.
00:12Şimdi dürüst olun, içiniz rahatlar mıydı yoksa eyvah deyip midenize kocaman bir taş mı otururdu?
00:19Hani eskiden olsa sevinçten havalara uçacağımız bu tek kelime bugün uykularımızı kaçırmaya yetiyor da artıyor bile.
00:26Bugünkü incelememizde yazar Erol Sunat'ın o ufuk açıcı metni üzerinden dilimizin belki de en masum görünen ama açıkçası en
00:34yorucu kelimelerinden birini yatırıyoruz masaya.
00:38Muhtemelen kelimesinin anatomisini çıkarıyoruz.
00:41Yani düşünün, size umut vermesi için icat edilmiş bir kelime nasıl oluyor da hayatınızı kocaman bitmek bilmeyen bir belirsizlik sarmalına
00:50sokuyor?
00:51Gelin buna yakından bir bakalım.
00:53Kendinize gerçekten şu soruyu sorun.
00:55Bize güven vermesi, tamam bu iş oldu dedirtmesi gereken bir kelime ne ara şüphenin ve o derin toplumsal sinizmin ana
01:03kaynağı oldu?
01:04Aslında bu hepimizin, evet istisnasız hepimizin ortak derdi.
01:09Biri size bir şeyin muhtemelen olacağını söylediğinde bilinçaltınız anında savunma duvarlarını örüyor değil mi?
01:15Çünkü biliyoruz ki o kelime artık bir ihtimali değil, havada asılı kalmış, ertelenmiş hatta büyük ihtimalle hiç gerçekleşmeyecek bir vaadi
01:23temsil ediyor.
01:25Birinci bölüm, Bir Zamanlar Muhtemelen
01:27İşe en temelden, kelimenin o en saf sözlük tanımıyla başlayalım.
01:33Ne diyor sözlük?
01:34Muhtemelen, bir şeyin gerçekleşme ihtimalinin çok yüksek olma hali.
01:38Ya aslında kulağı ne kadar güzel, ne kadar sağlam geliyor.
01:41Şöyle kağıda yazsanız bile harflerin bir duruşu, bir ağırlığı var.
01:45Olması an meselesi yani.
01:47Hayır denme ihtimali yok, denecek kadar az.
01:49Şimdiden hayırlı olsun bitti bu iş tadında, insanı umut aşılayan sıcacık bir kavram.
01:55Eskiden bu tanım, olumlu bir sonucun hemen şurada köşeyi dönünce karşınıza çıkacağının garantisiydi.
02:01Geçmişte, hani o eski güzel günlerde, bir konuda muhtemelen dendi mi, o iş %90 olurdu, gerçekleşirdi, yüzler gülerdi, olmaması cidden
02:11çok ekstrem bir durumdu.
02:12Ama bugüne, şu anki gerçeğimize döndüğümüzde, günümüzün muhtemelen kavramının maalesef ayakları yere hiç basmıyor.
02:19O eski ağırlığı tamamen kayıp, özünde bir ihtimal barındırıyor gibi yapsa da, sanki aklı kafası hep başka yerlerde.
02:26Verdiği sözleri tutmayan, sözünde durmayan, adı gibi muhtemelen bile gerçekleşemeyen, ayaklı bir hayal kırıklığı kaynağı oldu çıktı.
02:34İkinci bölüm, günümüzün kayıp kavramı.
02:37Muhtemelen dendi mi, yattı bizim iş.
02:40İşte, modern çağın en acı, en gerçekçi itirafı.
02:43İşin tuhafı ne biliyor musunuz?
02:45Bu kelimeyi eğip, büken, işe yaramaz hale getiren, o güzelim umut verme vasfını kendi elleriyle söküp alan bizzat bizleriz.
02:53Biz yaptık bunu.
02:54Bu kelimeyi bir kaçış yampası, bir bahane olarak kullana kullana, ona adeta devasa, parıl parıl parlayan kırmızı bir bayrağa dönüştürdük.
03:03Biri size cümleye muhtemelen diye başladığında, anında anlıyorsunuz.
03:07O cümle tatlıya bağlanmayacak, ya her şey belirsiz bir tarihe ötelenecek, ya da biraz daha bekle denecek, ya da o
03:13meşhur münasip bir zamanda denilerek konu usulce kapatılacak.
03:17Tabii hal böyle olunca, muhtemelen kelimesinin içi tamamen boşaltılınca, orta sahada top çeviren bu kavramın yerine bir şeyler koymak gerekti
03:26değil mi?
03:26O yorucu, o insanı tüceten alternatifleri hepimiz ezbere biliyoruz.
03:31Sayalım mı?
03:32Hallederiz.
03:33Sen bana güven, ben de o iş.
03:34Kolay ederiz. Sabrın sonu selamet. Hepsi ama istisnasız hepsi, o net ve kesin evet veya hayır cevabından kaçmak için etrafından
03:44dolanılan yollar.
03:45İşin aslı, bu bildiğiniz ipe un sermek. E un güceniyor, ip güceniyor. Olan kim oluyor? Bizim umutlarımıza ve boşa giden
03:53enerjimize oluyor.
03:54Üçüncü bölüm, gündelik hayattan örnekler.
03:57Gelin biraz da sokağa bakalım.
03:59Şu adımlar tanıdık geliyor mu? Bir bakın.
04:01Adım 1. Çat, elektrik kesilir.
04:04Adım 2. Yetkilileri ararsınız, telefondaki o ses size elektriğin muhtemelen saat diyelim ki 15'te geleceğini söyler.
04:11Ve adım 3. O meşhur, öngörülemez gerçeklik başlar.
04:15Bazen o saatten önce gelir, şaşırırsınız.
04:18Bazen gece yarısını bulur, çıldırırsınız.
04:20Bazen de inanılmaz bir şekilde tam zamanında gelir.
04:23Aynı şey su kesintilerinde de internet arızalarında da başımıza gelmiyor mu?
04:27Ortada bir beklenti var, evet. Ama gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tam bir yazı tura durumu.
04:33Asıl sorun şu, biz zaten öyle çok yüksek beklentileri olan insanlar değiliz ama standart olması gereken şeylerin bir türlü olmaması
04:40artık bizim genel kimyamızı bozmuş durumda.
04:43Hakikaten, böyle durumlarda kime dökeceksiniz derdinizi?
04:47Eskiler çok güzel dermiş, derdin varsa git Marco Paşa'ya anlat.
04:51Ama o dert yanacağımız Marco Paşa çoktan terki dünya etmiş.
04:55Kendi gitmiş, ismi yadigar kalmış.
04:58Şikayet edeceğimiz ummana o büyük denizlere varmak şöyle dursun, dereler çaylar kesmiş yolumuzu daha baştan.
05:04Derdimizi dökeceğimiz ne bir kapı kalmış ne de yetkili birileri.
05:08Herkes sadece size bakıp, muhtemelen dök içini, eh belki bir duyan olur diyor.
05:13Ama insanın teselliye falan ihtiyacı yok ki, insanın derdinin acilen çözülmesine ihtiyacı var.
05:19Dördüncü bölüm, iş ve ekonomi gerçekleri.
05:22Kaynak metnimizdeki o çok çarpıcı anekdota hatırlayalım şimdi.
05:26Bir kişi iş için başvuru yapıyor, öncesinde danıştığı herkes ona diyor ki,
05:30harika, istedikleri şartların hepsine sahipsin, muhtemelen bu işe seni kesin alırlar.
05:36Düşünsenize, içinizde yeşeren o büyük umudu.
05:39Peki sonuç ne oluyor dersiniz?
05:41Kurumdan gelen yanıt aynen şu.
05:43Muhtemelen seni alırdık ama, işte şöyle oldu, böyle bir gelişme oldu, biz başka birini aldık.
05:48Ama yeni bir imkan oluştuğunda, muhtemelen ilk arayacağımız kişi sen olacaksın.
05:53Yok artık, kırılan heveslerin, sahte umutların ve koca bir belirsizliğin tek bir kelimeye, muhtemelene sığdırılmış hali.
06:00Bu kelimenin ağırlığını, o güzelim itibarını kaybettiği an, işte tam da bu an.
06:06Tabii bir de işin o can alıcı, ekonomi boyutu var ki, aslında oldukça trajikomik bir durum.
06:12Bu muhtemelen kavramı, nedense enflasyon tahminlerinde fena halde çuvallıyor, hep yanılıyor.
06:19Market fiyatlarının dibi vurması beklentilerinde, sınıfta kalıyor.
06:22Ama işin garip, cidden çok ilginç yanı, ne biliyor musunuz?
06:26Muhtemelen kelimesinin tek tuttuğu, sekmeden çalıştığı bir yer var.
06:30Yaz aylarındaki sebze fiyatları.
06:32Evet evet yanlış duymadınız, o çok kuvvetli ihtimal, yaza muhtemelen düşer denilen salatalıkta, patlıcanda, biberde tıkır tıkır işliyor.
06:41Everilere de biraz doping etkisi yapıyor haliyle.
06:43Ama enflasyon canavarı altında ezilip, maaşına esaslı bir zan bekleyenler için, adeta buz gibi bir soğuk duş.
06:50Yani kelimenin o muazzam gücü, anca manava yetiyor.
06:54Beşinci ve son bölüm, gelecek bize ne söylüyor?
06:57Yazarın önümüzdeki aylar için, özellikle de Temmuz için çizdiği ekonomik zaman çizelgesine baktığımızda,
07:04her şey çok tatlı bir muhtemelenle başlıyor ama inanılmaz korkutucu bir netlikle son buluyor.
07:10Açıklanacak verilere bakılıp, muhtemelen enflasyon düşüyor denilecek,
07:15muhtemelen ara zam gündeme gelmeyecek ya da artışlar ötelenecek denilecek,
07:19ama zaman çizelgesinin o sonlarına doğru geldiğimizde, o muhtemelenlerin dönüştüğü kesinleşen acı gerçekler var karşımızda.
07:27Kiralar muhtemelen fahiş oranda artacak ve muhtemelen marketler,
07:31iğneden ipliğe aklınıza gelen bütün ürünlere o meşhur sihirli dokunuşlarını yapacaklar
07:36ve ne yazık ki yapılan o dokunuşlar direkt olarak hepimizin cebine dokunacak,
07:40halimiz, ahvalimiz yüzümüzden okunacak.
07:43Sadece bozulmuş, yozlaşmış bir kelimenin, adım adım nasıl o sert, somut bir gerçeğe dönüştüğünün resmi bu aslında.
07:49Ve son olarak, yazarın bizi baş başa bıraktığı zihnimize kazınan o çarpıcı düşünce.
07:55Tüm bu muhtemelen fırtınası dindiğimde, elimizde kalan tek bir şey oluyor biliyor musunuz?
08:00Bir kucak dolusu ecek ve acak eki.
08:03Düzelecek, düşecek, hallolacak, sürekli hiç bitmeyen bir gelecek zaman kipi.
08:08Sürekli bir bekleme hali ama o beklenen rahatlamanın bir türlü gelme işi.
08:13Şimdi kapatırken size sormak istiyorum.
08:15Sizin hayatınızda en sonu duyduğunuz, size söylenen o muhtemelen sözü,
08:20gerçekten içinizi ısıtan bir umut muydu,
08:23yoksa karşınızdakinin gözünüze baka baka kibarca söylediği bir asla mıydı?
08:27Bir dahaki sefere biri omzunuza dokunup,
08:30muhtemelen hallederiz dediğinde,
08:32o ecek ve acaklarla dolu sonsuz bekleme odasına girmeye gerçekten hazır mısınız?
08:36Bugünkü incelememizin sonuna geldik.
08:38Dinlediğiniz ve kendi muhtemelenlerinizi bizimle birlikte sorguladığınız için çok teşekkürler.
08:43Hoşçakalın.
Yorumlar