Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu köşe yazısı, Türkiye'deki güncel siyasi tartışmaları ve eğitim sistemindeki ideolojik dönüşümleri sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, terörle mücadele politikalarındaki tutarsızlıkları ve şehit ailelerinin hissettiği mağduriyeti vurgularken, adaletin taraflı uygulandığını savunmaktadır. Özellikle son dönemde yaşanan okul saldırıları üzerinden Milli Eğitim Bakanlığı'nın tarikat ve cemaatlerle olan iş birliği hedef alınmaktadır. Metinde, dini eğitim modellerinin bilimsel derslere entegre edilmesi yönündeki köktenci öneriler ve kamu kaynaklarının eğitim yerine dini yapılara aktarılması temel sorunlar olarak sunulmaktadır. Sonuç olarak, devletin laik yapısının zayıfladığı ve can güvenliğinin ideolojik tercihler gölgesinde kaldığı bir tablo çizilmektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça hassas ama bir o kadar da önemli bir konuyu Mehmet Özkendirci'nin kaleminden acının siyasetini mercek
00:07altına alıyoruz.
00:09Türkiye'de yaşanan trajedilerin, toplumsal yasın siyasi bir dile nasıl dönüştürüldüğünü gelin bu analiz üzerinden adım adım anlamaya çalışalım.
00:17Yazırın bütün analizini aslında tam da bu cümle özetliyor.
00:20Hep duyarız değil mi? Acının siyaseti olmaz. Güzel laf ama Özkendirci hemen arkasından şunu soruyor.
00:25Peki madem öyle, adalet gibi, din gibi en temel kurumların iliklerine kadar siyaset işlemişken nasıl olacak bu iş?
00:33İşte bu soru bizi çok daha derin bir yere analizin tam kalbine götürüyor.
00:37Peki önümüzdeki dakikalarda neler konuşacağız? Şöyle bir bakalım.
00:41Önce acının siyaseti kavramının kendisiyle başlayacağız.
00:44Sonra adalet ve güvenlik konularındaki eleştirilere bakacağız.
00:48Ardından en hararetli tartışmaların yaşandığı eğitim meselesine,
00:52bu konuda ortaya atılan iki ilginç teklife ve son olarak da doğrudan bakana yöneltilen suçlamaya geleceğiz.
00:58Hadi o zaman ilk bölümle başlayalım.
01:01Acının siyaseti.
01:02Yazar burada aslında şunu anlatmaya çalışıyor.
01:05Hepimizi derinden sarsan toplumsal bir acı nasıl oluyor da siyasi bir argümana, bir araca dönüşebiliyor?
01:12İşte temel soru bu.
01:14Özkenderci'ye göre eskiden ulusal yaz dendiğinde aklımıza ilk gelen, belki de tek gelen şey şehit annelerinin acısıydı.
01:21Ama yazar diyor ki artık bu çember genişledi.
01:24Hem de tehlikeli bir şekilde.
01:25Artık okulda şiddete kurban giden bir çocuğun ya da bir öğretmenin ailesinin acısı da bu ulusal acı potasına dahil ediliyor.
01:33Bu yazar için acının sınırlarının siyaseten yenimen çizildiğinin bir kanıtı.
01:37Peki tamam acı siyasallaşıyor da ne oluyor?
01:40Bizi nereye götürüyor bu durum?
01:42İşte yazara göre tam da burası işin koptuğu yer.
01:45Bizi doğrudan adalet sistemini ve can güvenliğimizi sorguladığımız bir krize sürüklüyor.
01:49Gelin şimdi bu eleştirilere bakalım.
01:51İşte yazarın endişesini belki de en sert şekilde özetleyen cümle bu.
01:55Ya bizden olursunuz ya da telef.
01:57Bu kutuplaşmanın, bu biz ve onlar ayrımının kanun önünde hepimizin eşit olması gereken o temel ilkiyi nasıl yerle bir ettiğini
02:06iddia ediyor yazar.
02:07Bu karşılaştırma aslında her şeyi anlatıyor.
02:09Bir tarafta anayasada kanunlarda yazan o ideal durum var, hepimiz eşit.
02:14Diğer taraftaysa yazarın iddia ettiği o acı pratik, bizden olanlar ve olmayanlar.
02:19Yazara göre bu ikisi arasındaki makas o kadar açıldı ki artık can ve mal güvenliği dediğimiz şey herkes için bir
02:26garanti olmaktan çıktı.
02:27Yazar, adalet sistemindeki bu endişelerden sonra rotayı bambaşka bir alana, ülçenin geleceğinin şekillendiği yere yani eğitime çeviriyor.
02:36Ona göre asıl savaş alanı burası.
02:39Ve işte burada yazar gerçekten çok kışkırtıcı, hatta kimilerine göre rahatsız edici bir soruyu masaya koyuyor.
02:45Diyor ki son yaşananlara bakınca insan sormadan edemiyor.
02:49Türkiye Cumhuriyeti'nin kendisi bazıları için artık sıradan bir tarikata mı dönüştü?
02:53Bu devletin rolünün nasıl algılandığına dair çok derin bir endişeyi ortaya koyuyor.
02:59Peki bu ağır soruyu sorduran ne?
03:01İşte şimdi kilit bir noktaya, bir kelime oyununa geliyoruz.
03:05Yazarın iddiasına göre Milliyetin Bakanı, tarikat ve cemaatler için bu ifadeleri kullanmak yerine daha modern, daha kabul edilebilir bir kılıf
03:12bulmuş.
03:13Sivil toplum kuruluşları yani STK'ler.
03:16İşte bu masum görünen ifade değişikliği yazara göre birazdan göreceğimiz her şeyin kapısını aralayan bir anahtar.
03:23Tamam iddialar bunlar ama kanıtlar nerede?
03:25İşte Özkendirce tam bu noktada soyut eleştirilerden çıkıp bizi somut örneklere iki gazete yazarının çok ses getiren tekliflerine götürüyor.
03:34Karşımızdaki ilk isim Akit gazetesi yazarı Ali Erkan Kavaklı.
03:38Bakalım kendisi eğitim sisteminin baştan aşağı değiştirilmesi için nasıl önerilerde bulunmuş?
03:44Özkendircinin aktardığına göre Kavaklı'nın üç adımlı bir planı var.
03:49Bir, öğretmenler için tek bir rol modeli olmalı, o da Hz. Muhammed.
03:54İki, bütün okullara Kur'an medeniyeti adında zorunlu bir ders konmalı.
03:58Ve üç, belki de en radikal olanı, fen bilimleri müfredatı komple, Müslüman bir bakış açısıyla baştan sona yeniden yazılmalı.
04:06Daha bitti mi? Hayır.
04:08Aynı gazeteden bir başka isim Ali Karahasanoğlu tartışmayı alıp bambaşka bir seviyeye taşıyor.
04:14Şimdi de onun argümanlarına bakalım.
04:17Karahasanoğlu'nun temel argümanı bu cümlede saklı aslında.
04:21Okullardaki şiddetin tek sebebini dinsizliğe bağlıyor ve çözüm olarak da, evet, şeriatla yönetilen Afganistan'ı gösteriyor.
04:28Hem de çiçek gibi bir model olarak.
04:31Ve geldik analizin finaline.
04:33Özkendirci yazısını adeta bir mahkeme sahnesi gibi bitiriyor ve bu kez spot ışıklarını doğrudan Milli Eğitim Bakanı'na ve çok
04:39somut bir bütçe rakamına çeviriyor.
04:42Yazar, son darbeyi vurmak için hafızalarımıza kazınan o anı hatırlatıyor.
04:46Öldürülen öğretmenin cenazesi.
04:48Ve acılı eşin kameraların önünde Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in üzerine yürüdüğü o anlar.
04:53İşte bu, yazar için kişisel acıyla siyasi sorumluluğun çarpıştığı an.
04:57Ve işte o anın, o yüzleşmenin arkasında yatan asıl neden olarak yazarın işaret ettiği devasa rakam bu, tam 6 milyar
05:07Türk lirası.
05:07Peki ne bu 6 milyar lira?
05:09Yazarın iddiası çok açık ve net.
05:11Bu para okullarımıza, çocuklarımıza harcanması gerekirken, bakanın o STK diye tanımladığı tarikat ve cemaatlere bu yıl aktarılan paranın ta kendisi.
05:20İşte bu, Özkendirci'nin analizindeki en somut, en ağır suçlama.
05:24Ve Mehmet Özkendirci tüm bunları anlattıktan sonra analizini bir hükümle bitirmiyor.
05:30Aksine topu okura, yani aslında hepimizi atıyor.
05:34Bütün bu iddialar, bu teklifler, bu suçlamalar ortadayken, biz de onun bıraktığı yerden soruyoruz, yorum sizin.
Yorumlar

Önerilen