Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 10 saat önce
Yazar Mehmet Edip Ören, erken seçim ihtimalini ve Türkiye'nin mevcut siyasi atmosferini sert bir dille eleştirmektedir. Metinde, baraj altında kalma korkusu yaşayan küçük partilerin iktidara yanaşma çabaları ve muhalefet içindeki stratejik hatalar geniş bir yer tutar. Yazar, ekonomik sıkıntıların gölgesinde toplumun farklı kesimlerinin yaşadığı sosyal adaletsizliklere ve terörle mücadeledeki siyasal risklere dikkat çeker. Ayrıca, günlük yaşamda karşılaşılan trafik terörü ve kurumsal düzeydeki operatör usulsüzlükleri gibi toplumsal sorunlar üzerinden bir kaos tablosu çizilir. Sonuç olarak, vatanseverlerin ve milliyetçilerin ortak bir paydada birleşmesi gerektiğini savunan yazar, halkı yaklaşan tehlikelere karşı uyanık olmaya davet eder.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Hoş geldiniz. Bugün önümüzde Mehmet Edip Ören'in o çok konuşulan, oldukça sert ve kişisel tespitlerle dolu makalesi var.
00:07Şöyle düşünün, yazar bir anda yüksek gerilimli Ankara siyasetinden çıkıp, sokakta yürürken başımıza gelen o sinir bozucu gündelik dertlere inanılmaz
00:16keskin bir geçiş yapıyor.
00:18Gelin lafı hiç uzatmadan bu kaotik tabloyu hep beraber masaya yatıralım.
00:22Makale aslında çok çarpıcı, hatta baya sinik bir cümleyle başlıyor.
00:26Yazar diyor ki, yoksulluk sınırının altındaki milyonlar için yaz mevsiminin aslında hiçbir tadı tuzu yok.
00:32Yani denizmiş, sahilmiş, tatilmiş bunlar büyük bir lüks.
00:36Çoğunluk için yaz demek, sadece en azından üşümüyoruz ve daha ucuza karın doyurabiliyoruz demek.
00:42Sosyoekonomik merceği ta en baştan işte böyle acımasız bir netlikle kuruyor.
00:47Ören'in yazısı adeta bir makinalı tüfek gibi.
00:50Birbiriyle alakasız görünen şikayetler peş peşe geliyor.
00:53O yüzden bu fikir fırtınasında kaybolmamak için dört ana durağımız olacak.
00:58Siyasetteki baskın seçim telaşı, muhalefetin durumu, terör eksenindeki iddialar ve son olarak da hepimizin yaşadığı o gündelik toplumsal sıkıntılar.
01:07Hemen ilk durağımızla yani siyasette baskın seçim telaşıyla başlayalım.
01:12Bakalım Ankara'nın kulislerinde yazarın gözünden neler oluyor.
01:15İşte yazarın mevcut siyasi manzaraya bakışı tam olarak bu şekilde.
01:19Tabi biz burada sadece olanı aktarıyoruz.
01:22Ören eski ittifaklarını bırakıp iktidara tutunmaya çalışan bazı küçük muhalefet partilerinden bahsederken Bebecan ve Devitoğlu gibi oldukça küçümseyici lakaplar kullanıyor.
01:32Analizine göre bu küçük partiler can havliyle iktidara yanaşmaya çabalarken MHP kapıda katı bir bekçi gibi dikiliyor ve kesinlikle içeri
01:40girmelerine izin vermiyor.
01:42Peki neden bu kadar ısrarcılar?
01:44Yazarın iddiasına göre bu küçük grupların CHP gibi eski müttefiklerine aniden saldırmasının tek bir sebebi var, saf bir panik.
01:52Çünkü tek başlarına yazarın tabiriyle küsurat olarak kalacaklarını ve siyaseten silinip gideceklerini çok iyi biliyorlar.
02:00Tek umutları yeni kurulacak bir ekonomi yönetiminin kıyısında köşesinde kendilerine bir yer bulabilmek.
02:06Şimdi iktidar cephesinden biraz uzaklaşıp ikinci bölümümüze muhalefetin durumu ve uyarılar başlığına geçiyoruz.
02:11Yazarın bu noktada ana muhalefete özellikle de Atatürkçü üyeleri çok sert hatta epey dramatik bir uyarısı var.
02:18Açıkça diyor ki kurban rolü oynamayı artık bırakın ve ipleri elinize alın.
02:22Eğer hemen harekete geçmezlerse partinin ya tamamen kapatılacağını ya da sürekli kart kripto diye isimlendirdiği bir figürün eline geçeceğini iddia
02:30ediyor.
02:30Hatta işi bir adım ileri taşıyıp siyasete takım tutar gibi fanatiklik yapılamayacağını milliyetçilerle acilen tek bir çatı altında birleşmeleri gerektiğini
02:38savunuyor.
02:39Ve geldik üçüncü başlığımıza terör ve siyaset iddiaları.
02:43Yazar burada eleştirinin dozunu inanılmaz bir seviyeye çıkarıyor.
02:46Şöyle ki Ören'in çok net bir tanımı var.
02:49Diyor ki silahlı propaganda yapan terör örgütlerinin tek bir nihai amacı vardır.
02:53Masada siyasi tavizler koparmak.
02:55Ve yazar oldukça tartışmalı bir şekilde PKK gibi örgütlerin şu anda tam da bu siyasal kazanımları elde etmeye başladığını öne
03:03sürüyor.
03:03Yani ona göre örgüt aslında misyonunu tamamlıyor ve bu yazarın gözünde kesinlikle kabul edilemez bir durum.
03:09İşte yazarın öfkesinin adeta zirve yaptığı yer burası.
03:13İsim vermeden ihtiyar bunak diyerek etiketlediği bir siyasi figüre çok ağır yükleniyor.
03:18Bu figürün can çekişen bir sistemi yeniden dirilttiğini iddia ediyor.
03:22Daha da çarpıcısı bu yaşananları açık bir ihanet olarak tanımlıyor ve bugün buna alkış tuçan kalabalıkların günü geldiğinde hesap vermek
03:30zorunda kalacaklarını söylüyor.
03:31Çok ağır laflar değil mi?
03:33Şimdi derin bir nefes alalım çünkü dördüncü ve son bölümümüzde gündelik hayattaki toplumsal çeşitlemeleriyle devlet meselelerinden inip sokağa hepimizin günlük
03:43hayatına sert bir geçiş yapıyoruz.
03:45Yazarın bu uzun isyanın arasına sıkıştırdığı şu istatistiğe bir bakar mısınız?
03:49Trafikteki araçların sadece %21'i motosiklet ama gelin görün ki kazaların %47'sinde onlar var.
03:57Neredeyse yarısı.
03:59Ören bunu Türkiye'nin hızla Hindistan'a dönüştüğünün bir kanıtı olarak sunuyor.
04:03İş öyle bir noktaya gelmiş ki yazarın tabiriyle artık yollarda yürümek kaldırımda yürümekten daha güvenli.
04:10Çünkü kaldırımda giderken bile her an bir motokurye sizi sıyırıp geçebilir.
04:14Hepimiz bunu az çok yaşıyoruz.
04:16Haksız mıyız?
04:17Motosikletlerden sonra konu bir anda cep telefonu faturasına geliyor.
04:21Yazar burada bizzat yaşadığı hepimizin de başına gelebilecek o klasik kurumsal tuzaklardan birini anlatıyor.
04:27Dört adımlık bir sinir harbi düşünün.
04:29Önce telekom şirketinden 55 lira iadeniz var diye bir mesaj geliyor.
04:34Linke tıklıyorsunuz kafa karıştırıcı bir sürü sayfa.
04:36Sonra sizden gidip IBAN bilgilerinizi girmeniz isteniyor.
04:39Ve final sistem hata veriyor.
04:41Parayı alamıyorsunuz şirket paranın üstüne yatıyor.
04:44O kadar tanıdık bir hikaye ki.
04:47Peki mantıklı olan neydi?
04:48Yazar tam da bunu sorguluyor.
04:50Eğer niyet gerçekten iyi olsaydı o 55 lira bir sonraki faturadan otomatik olarak düşülür değil mi?
04:56Ama kurumsal gerçeklik böyle işlemiyor.
04:59Sistem sizi o karmaşık IBAN sayfalarında bilerek yorup aman 55 lira için kim uğraşacak şimdi dedirtmek üzerine kurulu.
05:06Yazar bu küçücük mikro dolandırıcılığı aslında çok daha büyük bir resmin,
05:11sıradan vatandaşın her an her yerde nasıl istismar edildiğinin bir sembolü olarak kullanıyor.
05:17Makalenin sonuna doğru gelirken Ören rotayı medyaya çeviriyor.
05:21Sürekli kart kripto dediği o siyasi figürün haber yapılmasından,
05:25ona bedavadan halkla ilişkiler çalışması sunulmasından inanılmaz rahatsız.
05:30Medyaya ve okuyuculara çok net bir çağrısı var.
05:32Bana göre yok hükmünde biridir, sizler için de yok hükmünde olsun.
05:36Kısacası onu tamamen görmezden gelmemizi ve bu kişiyi tamamen gündemden düşürmemizi istiyor.
05:42Tüm bu analizi toparlarken aslında sormamız gereken ve yazarın da bizi ittiği o kışkırtıcı soru şu.
05:48Ankara'daki o devasa siyasi panik havasıyla cebimizden tırtıklanan 55 liralık bir kısa mesaj tuzağı birbirine nasıl bağlanıyor?
05:55Görünüşte birbirinden tamamen kopuk bu makro ve mikro olaylar birleşip,
05:59o sürekli tetikte olmamızı gerektiren, hepimizi yoran bu kaotik toplumsal gerçekliği nasıl inşa ediyor?
06:06Bunu bir düşünün derim.
06:07Vakit ayırdığınız için teşekkürler.
06:09Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
06:10Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen