00:00Herkese merhaba, bugünkü analizimizde siyasetin epey hararetli olduğu şu günlerde yazar Mehmet Edip Ören'in oldukça ses getiren çarpıcı iddialarla
00:09dolu o son makalesini masaya yatırıyoruz.
00:11Amacımız günümüzdeki siyasi tartışmaları şekillendiren bu karmaşık bakış açılarını net, anlaşılır ve hiç taraf tutmadan parçalara ayırmak,
00:19yazarın aslında ne demek istediğini, satır aralarında yatan o mesajları adım adım tamamen tarafsız bir gözle birlikte inceleyeceğiz.
00:26Hazırsanız hemen başlayalım.
00:28Açıkçası Metin epey yoğun ve kendi içinde çok fazla argüman barındırıyor.
00:33Bu yüzden yazarın o çok konuşulan itirazlarını daha rahat sindirebilmemiz için beş ana başlığa ayırdık.
00:38Mutlakiyet ve rejim tartışmalarıyla başlayacağız, ardından iktidarın model arayışına bakacağız,
00:44daha sonra yazarın muhalefete yönelttiği o sert eleştirilere geçip, oradan kimlik siyasetine ve son olarak da dış politikadaki söylem harkılıklarına
00:52değineceğiz.
00:52Gelin bu harita üzerinden yazarın iddialarına yakından bakalım.
00:55Yazıya şöyle bir bakıyorsunuz, giriş gayet masum.
00:59Aşina olduğumuz o meşhur türkü sözleriyle başlıyor.
01:02Ama inanın bana, bu öylesine yapılmış bir nostalji falan değil.
01:06Yazar burada son derece kinayeli bir alegori yapıyor.
01:09Türküde geçen o masum saç örme işini alıp, memleketin başına çorap örülmesi meselesiyle işleştiriyor.
01:14Yazarın burada aslında bize söylemek istediği ana fikir şu, halkın gözü fena halde boyanıyor,
01:20üstelik bu öyle kapalı kapılar ardında gizli saklı da değil, adeta gündüz vakti hepimizin gözü önünde yapılıyor.
01:26Peki bu çarpıcı alegori bizi nereye götürüyor?
01:30Gelin yazarın rejimin gidişatına dair o çok tartışılan ilk ana eleştirisine, yani mutlakiyet meselesine bir uzanalım.
01:36Şimdi bakın, yazar burada inanılmaz zekice bir kelime oyunu yapmış, hukukla ilgilenenler kesin bilecektir, mutlak butlan diye çok standart bir
01:45terim vardır.
01:46Hani bir işlemin ya da sözleşmenin baştan itibaren tamamen geçersiz, tamamen yok hükmünde olduğunu anlatır.
01:53Peki yazarımız ne yapıyor?
01:55Küçücük bir harf oyunuyla bunu mutlakiyet butlan yapıveriyor.
01:59Neden mi?
01:59Çünkü mevcut siyasi aktörlerin ülkeyi adım adım tek elden yönetilen mutlakiyetçi bir rejime sürüklediğini öne sürüyor.
02:06Yani o kuru hukuki terimi alıyor ve karşımıza kocaman bir siyasi uyarı tabelası olarak dikiyor.
02:13Tabii bu mutlakiyet çıkışı bizi doğrudan iktidar partisinin o kapalı, kapılar ardında yaşadığı kendi iç hesaplaşmalarına, yani gelecek model arayışlarına
02:22götürüyor.
02:22Makaledeki belki de en vurucu tespitlerden biri işte tam da buradaki o büyük ikilem.
02:28Ören'in iddiasına göre iktidarın kendi içindeki o gizli çekişme var ya, o çekişme aslında demokrasiyi nasıl daha ileri taşırız
02:36kavgası falan değil.
02:37Tam aksine mesele tamamen hangi otokratik modelin benimseneceğiyle ilgili.
02:42Bir kanat Suudi Arabistan veya Birleşik Arap Emirlikleri gibi Orta Doğu modellerine sıcak bakarken, diğer kanat Azerbaycan ya da Özbekistan
02:51gibi Orta Asya modellerini savunuyor.
02:53Yazar aslında ülkenin asıl rotasını bu iki grup arasındaki mücadelenin belirlediğini iddia ediyor.
02:59Peki dışarısı, yani uluslararası güçler bu duruma ne diyor diye düşünebilirsiniz?
03:04Makaleye göre cevap koca bir hiç.
03:06Evet, yanlış duymadınız.
03:08Yazar, ABD yönetiminin içeride Türkiye'nin hangi modeli seçeceğiyle zerre kadar ilgilenmediğini savunuyor.
03:15Dış güçlerin tek derdi kendi stratejik çıkarları, gerisi onlar için tamamen teferruat.
03:21İktidara yönelik bu zehir zemberek analizden sonra işi muhalefet boyutuna geçiyoruz ve emin olun yazarın oklarını çevirdiği muhalefete karşı kullandığı
03:30dil bir milim bile daha yumuşak değil.
03:33Hazırsanız o en çok ses getiren, en tartışmalı bölüme geldik.
03:37Ören, açık açık ana muhalefete verilen oyların dönüp dolaşıp iktidar partisine yaradığını öne sürüyor.
03:43Hatta hızını alamayıp çok daha ciddi bir iddiada bulunuyor.
03:47Ana muhalefetin, iktidarın gücünü korumasını sağlayan bir nevi garanti mekanizması olduğunu söylüyor.
03:53Düşünebiliyor musunuz?
03:54Yazara göre bu durum artık toplum tarafından da kanıksanmış acı bir gerçeğe dönüşmüş.
03:59Tabii yazar bu eleştirilerini havada bırakmıyor.
04:02Kart kripto diye şifreli bir kod adıyla isimlendirdiği spesifik bir muhalefet figürünü doğrudan hedefe koyuyor.
04:09Ve muhalif kesime adeta askeri bir strateji verir gibi çok net bir medya taktiği öneriyor.
04:15Tam saha karartma.
04:17Gidin o evin önündeki kameraları çekin, o kişiye tamamen yok muamelesi yapın ve tek bir lafını bile haberleştirmeyin diyor.
04:24Çünkü Ören'e göre bu tür yapılara gösterilen en ufak bir ilgi bile onların değirmenine su taşıyor.
04:30Bu sert medya stratejisinin hemen ardından makale çok keskin bir viraj alıyor ve doğrudan kimlik siyasetine bilhassa da Alevi toplumunun
04:39buradaki o kritik rolüne odaklanıyor.
04:41Şimdi burada yazarın gerçekten çok net ve hakkını teslim eden pozitif bir duruşu var.
04:47Ören, Alevileri kelimenin tam anlamıyla bu toplumun en katışıksız Türkleri olarak nitelendiriyor.
04:53Makalede üstüne basa basa söylenen bir şey var.
04:56Onların sözlerine sonuna kadar güvenebilirsiniz ve Alevi ile ihanet kelimeleri asla ama asla aynı cümlede bile yan yana gelemez.
05:04Peki bu güçlü kimlik vurgusunun sebebi ne derseniz?
05:08Aslında her şey biraz önce bahsettiğimiz o muhalif figürle bağlantılı.
05:12O siyasetçi Alevi kimliğini öne çıkardığı için yazar bu durumun koskoca tertemiz bir topluluğa haksız bir leke sürmesinden fena halde
05:21endişeli.
05:21İşte tam da bu yüzden o ağır sorumluluğu doğrudan kanaat önderlerine yani kendi deyişiyle erenlere bırakıyor.
05:28Yazar diyor ki toplumun o geniş imajını kurmak için siyasi arenadaki bu kirliliğin bizzat kanaat önderleri tarafından acilen temizlenmesi şart.
05:37İç siyasetteki bu fırtınalı kimlik ve muhalefet tartışmalarından başımızı kaldırıp yazarın dış politikaya özellikle de o devasa çelişkilere dair yaptığı
05:47alaycı analize son bir bakış atalım.
05:49Öğren burada hükümetin vitrine koyduğu kamuoyu söylemiyle arka planda tıkır tıkır işleyen gerçeklik arasında devasa bir uçurum olduğunu iddia ediyor.
05:59Ve inanın bunu İsrail örneği üzerinden adeta bir tablo gibi önümüze koyuyor.
06:04Bakın yazar ne diyor?
06:06Ortada tamamen sahte bir meydan okuma tiyatrosu var.
06:09Bize ticaret durdu deniyor ama arka kapıdan ticaret son sürat devam ediyor.
06:14Vaktiyle alınan o üstün cesaret madalyası falan hala iade edilmiş değil.
06:18Diğer batılı ülkelerde birbiri ardına tutuklama kararları çıkarken bizde böyle bir adımın esamesi okunmuyor.
06:25Yazar tüm bunları halkı oyalamak için sahnelenen bir göstermelik kayıkçı kavgası olarak yorumluyor.
06:31Ve işte bütün bu iddiaları bu yapılandırılmış analizimizi toparlarken aslında ta en baştaki o saç örme metaforuna geri dönmüş oluyoruz.
06:39Yazarın tüm bu satır aralarından süzülen hepimizin aklına kazınması gereken o can alıcı soruyu soralım.
06:45Bütün bu iç çekişmelerin dış politika tiyatrolarının ortasında halk gözünün içine baka baka kendisi için örülen bu senaryonun bu kurgunun
06:53gerçekten farkında mı?
06:55Yoksa her şey o karanlık ayın altında bir sır olarak mı kalacak?
06:59Bugünkü analizimizin sonuna geldik.
07:01Umarım bu tartışmalı siyasi metini tarafsızca sizin için biraz daha berraklaştırabilmişizdir.
07:06Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
07:08Şimdilik hoşçakalın.
Yorumlar