00:00Selamlar. Bugün Mehmet Edip Ören'in oldukça ses getiren, hatta diyebilirim ki sarsıcı bir makalesini masaya yatırıyoruz.
00:07Birlikte şöyle bir düşüneceğiz.
00:10Uluslararası sulardaki sınır anlaşmazlıkları nasıl oluyor da doğrudan bizim mutfağımıza, market fişlerimize yansıyor?
00:16Bu incelemede yazarın hem makro hem de mikro ölçekteki iddialarına tarafsız bir gözle bakacağız.
00:22İşin aslı o uzaktaki gibi görünen krizlerin günlük hayatımıza nasıl dokunduğunu adım adım göreceğiz.
00:28Hazırsanız hemen başlayalım.
00:30Yazarın eleştirilerini daha rahat takip edebilmek için konuyu dört temel başlıkta toparladık.
00:35Önce Ege Adaları ve egemenlik iddialarına bakacağız.
00:39Ardından Akdeniz sondajları ve Mavi Vatan meselesine geçeceğiz.
00:42Sonrasında tarım ve gıda enflasyonuyla doğrudan mutfağımıza girecek.
00:46En son da emekli maaşlarındaki eşitsizlikleri konuşarak toparlayacağız.
00:50O zaman hiç vakit kaybetmeden ilk durağımız olan makro seviyeye yani Ege Adaları ve egemenlik iddialarına bir bakalım.
00:59Yazar tezini anlatmaya başlarken bizi direkt 90'lı yıllara, o meşhur Kardak krizine götürüyor.
01:06Hatırlarsanız o efsaneleşmiş sözü, o bayrak inecek, o asker gidecek.
01:10Ön, geçmişteki bu tavizsiz, sert duruşu hatırlatarak yazarın iddiasına göre bugünkü durumla ne kadar büyük bir uçurum olduğunu vurgulamak istiyor.
01:20Şimdi iddianın boyutu gerçekten çok çarpıcı.
01:23Yazar, Hurşit, Bulamaç, Keçi, Nergizcik, Formos, Solçor, Koçbebe ve Ardacıklar gibi bir çırpıda saydığı bir sürü adanın ismini veriyor.
01:33Diyor ki, uluslararası anlaşmalara göre buralar hukuken tamamen Türkiye'nin hakkı.
01:39Ama yazarın iddiasına göre bu adalar zamanla adeta sessiz sedasız kendi kaderlerine, daha doğrusu başkalarının inisiyatifine terk edilmiş.
01:48Peki örene göre buradaki en can alıcı nokta ne dersiniz?
01:51İddiaya göre bu adalar artık aktif Yunan yerleşimlerine dönüşmüş durumda.
01:55Hatta öyle ki buralarda yerel seçimler yapılmış, şapeller açılmış, yetkililer gidip boy boy fotoğraflar çektirmiş.
02:01Tüm bu tablo karşısında yazar Türkiye'nin tam bir sessizlik içinde olduğunu ve tek bir diplomatik nota bile vermediğini savunuyor.
02:09Doğrusu bu makaledeki en sert dış politika eleştirilerinden birini oluşturuyor.
02:13Gelelim ikinci bölümümüze Akdeniz sondajları ve Mavi Vatan meselesi.
02:18Denizlerdeki bu iddialar nasıl şekilleniyor birlikte bakalım.
02:22İşte tam burada yazarın gündemine Mavi Vatan giriyor.
02:25Biliyorsunuz Amiral Cihat Yaycı'nın ortaya koyduğu deniz yetki alanlarımızı tanımlayan o meşhur doktrin.
02:32Bir dönem iç siyasette ne kadar büyük bir yankı uyandırdığını hepimiz hatırlıyoruz.
02:37Ancak yazar çok ilginç bir noktaya parmak basıyor.
02:40Bu hayati tezi iç hukuka bağlayacak olan yasa teklifi aniden ve sebepsiz yere meclisten geri çekildi.
02:47Ören bu geri adımın arkasında dış güçlerin hatta yabancı devlet başkanlarının etkisinin olabileceğine dair ciddi şüpheler dile getiriyor.
02:55Makaledeki en dikkat çekici kısımlardan biri de yazarın başlangıçtaki niyetle ortaya çıkan sonuç arasında kurduğu o keskin zıttık.
03:03Neydi plan?
03:04Akdeniz'de aktif olarak sondaj yapmaktı.
03:07Ama yazar diyor ki Avrupa Birliği'nden gelen baskılar yüzünden geri adım atıldı.
03:11Hatta bu iddiaya göre o koca sondaj gemileri Akdeniz'den çekilip Somali'ye ve Karadeniz'e yönlendirildi.
03:17Yazar bunu egemenlik haklarından verilen bir başka büyük taviz olarak okuyor.
03:22Yazarımız iç meselelere o sıcak gündeme geçmeden hemen önce aslında oldukça ironik kısa bir parantez açıyor.
03:29Uzay misyonu ve aya iniş planları etrafındaki o derin sessizliği soruyor.
03:34Hani bir zamanlar sert iniş, yumuşak iniş diyerek büyük bir coşkuyla konuşulan o hedefler vardı ya.
03:39İşte yazar dış politikadaki iddia edilen geri adımlarla teknolojik vizyondaki bu durgunluk arasında alaycı bir bağ kurmadan edemiyor.
03:48Şimdi o derin uluslararası sulardan çıkıp doğrudan mutfağımıza soframıza geliyoruz.
03:53Üçüncü bölümümüz tarım ve gıda enflasyonu.
03:55Yazar bugün eleştirmeye başlamadan önce hepimize bir hatırlatma yapmak istiyor.
04:00Hani o okul kitaplarında okuduğumuz dünyada tarımsal aşıdan kendi kendine yetebilen o yedi ülkeden biri olduğumuz gurur verici günler.
04:07Makale işte o tarihi gerçeği önümüze koyarak bugünkü duruma çok sağlam hem duygusal hem de mantıksal bir zemin hazırlıyor.
04:15Ama yazara göre maalesef o eski görkemli bağımsızlıktan eser yok.
04:19Düşünsenize mercimek, nohut, pirinç, buğday bunlar bizim en temel ürünlerimiz öyle değil mi?
04:25Yazar artık bunları bile dışarıdan aldığımızı, bağımlı bir sisteme uyandığımızı iddia ediyor.
04:30Dahası var, iç piyasadaki süt fiyatlarının düşüklüğü yüzünden hayvancılığın bitme noktasına geldiğini,
04:35yakında tereyağından peyniri hatta yoğurda kadar her şeyin ithal edileceğini savunuyor.
04:40Özenay Ören'in buradaki iddiası çok sert.
04:42Diyor ki bu ithalat bağımlılığı bir tesadüf değil, belli çevrelere rant kapısı açmak için bilerek kurgulanmış bir sistem.
04:49Peki veriler ne söylüyor?
04:51Yazarın alıntıladığı araştırmaya baktığımızda gerçekten sarsıcı bir tablo var.
04:55Son 5 yıldaki gıda enflasyonumuz, sıkı durun, küresel ortalamanın tam 8 katından fazla.
05:03Şöyle özetleyeyim, dünyada gıda fiyatları ortalama %100 artarken,
05:07Türkiye'de bu oran inanılmaz bir şekilde %833'e fırlamış durumda.
05:12Bu, kağıt üzerindeki bir istatistikten ziyade resmen mutfağa düşen bir ateş.
05:18İşte tam burada yazar en kritik, en can alıcı soruyu soruyor.
05:22Eşi benzeri görünmemiş bu %833'lük devasa enflasyonun gerçek kazananları kim?
05:29Dünyadaki fiyatlarla aradaki o inanılmaz farktan doğan bu kar, tam olarak kimin ceplerine dolduruyor?
05:36Yazar, durumun basit bir ekonomik hata falan olmadığını,
05:40basbayağı kasıtlı bir siyasi kayırmacılık döngüsü olduğunu iddia ediyor.
05:43Ve geldik son bölüme.
05:46Yazar eleştirisini bu kez doğrudan cebimize, vatandaşın cüzdanına indirgiyor.
05:50Dördüncü başlığımız, emekli maaşlarındaki eşitsizlikler.
05:54Yazarın son itiraz noktası, farklı emekli grupları arasındaki zam oranları.
05:58Rakamlara bakıyoruz, Bağkur ve SSK emeklisine %18,
06:02memur emeklisine ise %13 gibi bir artış uygun görülmüş.
06:06Öğren, makalesini bu net finansal eşitsizliği masaya koyarak bitiriyor.
06:10Yani ona göre, adaletsizlik sadece o derin sularda ya da tarlalarda değil,
06:15bizzat emeklinin aldığı o birkaç puanlık zam farkında bile kendini gösteriyor.
06:20Şimdi, yazarın çizdiği tüm bu büyük tabloya şöyle bir uzaktan bakarsak,
06:24unutulmuş adalardan başlayıp,
06:26mutfağımızdaki o fahiş fiyatlara kadar uzanan bu çarpıcı analizden sonra
06:30sormamız gereken bir soru var, öyle değil mi?
06:33Küresel dış politika kararlarıyla mutfağımızdaki bu yakıcı yerel gerçekler arasındaki bu devasa gerilim,
06:39önümüzdeki günleri ve hayatımızı nihai olarak nasıl şekillendirecek?
06:44İşte yazarın makalesi bizi tam da bu kışkırtıcı soru işaretiyle baş başa bırakıyor.
06:50Bize katıldığınız için teşekkür ederiz, bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
06:56İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar