Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 7 saat önce
Erol Sunat’ın bu yazısı, modern dünyada bireylerin ve toplumun içsel bir sükûnete duyduğu derin ihtiyacı, huzur kavramının yitirilişi üzerinden ele almaktadır. Yazar, insanların birbirine olan tahammülsüzlüğünün ve artan şiddet olaylarının gerçek huzuru nasıl uzaklaştırdığını etkileyici bir dille sorgular. Huzurun sadece bir kelimeden ibaret kaldığı günümüzde, sahte davranışlar ve bencil beklentiler nedeniyle bu kıymetli duygunun insanlardan kaçtığı vurgulanmaktadır. Kaynağa göre asıl huzur, dış dünyada değil; ancak kırılan kalplerin onarılması, erdemli davranışlara dönülmesi ve dilin nezaketle harmanlanmasıyla bireyin kendi içinde bulunabilir. Sonuç olarak eser, toplumsal barışın ve kişisel mutluluğun anahtarının, insanın kendi vicdanıyla barışmasında yattığını hatırlatan dokunaklı bir çağrıdır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün hepimizin peşimde olduğu bazen bulduğumuzu sandığımız, bazen de galiba tamamen kaybettik dediğimiz o his var ya,
00:07işte bugün konumuz huzur. Gelin bakalım neymiş bu huzur meselesi.
00:12Bu sözler hepimize bir yerlerden tanıdık geliyor değil mi?
00:15Ferdi Tayfur'un bu şarkısı sanki hepimiz adına yazılmış ortak bir sitem gibi.
00:19Hani bazıları der ya bu fani dünyada huzur ne gezer diye ama biz yine de içten içe onu aramaktan hiç
00:25vazgeçmiyoruz.
00:27Evet, milyon dolarlık soru bu işte.
00:30Nerede bu huzur? Her yere bakıyoruz, soruyoruz, soruşturuyoruz ama nafile. Sanki bir sır olmuş, kaybolmuş.
00:37Peki neden? Belki de arayışımızda bir şeyleri en başından beri yanlış yapıyoruzdur ne dersiniz?
00:43İlk durağımız huzurun neden aramızda olmadığı, belki de sorun huzurun bizden kaçması falan değil, belki de sorun bizim onu kovmuş
00:51olmamızdır.
00:52Şöyle düşünelim, huzur bir kavram değil de kalbini fena halde kırdığımız eski bir dost.
00:57Aynen öyle, maalesef durum bu. O dostun yani huzurun kalbini kırmışız, istenmediğim yerde ne işim var diye düşünmüş belli ki.
01:06E haklı değil mi? Kendi olduğu yerde huzursuz ettiğimiz bir dost bize nasıl huzur versin ki?
01:11İşin en acayip tarafı da bu zaten. Resmen hadi canım yolun açık olsun demişiz ona. Hatta gidişini kutlayanlar, zil takıp
01:20oynayanlar bile olmuş.
01:22Huzursuzluğu adeta bir zafer gibi karşılamışız. Ve kutlamalar biter bitmez, o gitsin diye tempo tutanlar da dahil herkes sokaklara dökülüp,
01:31Huzur nereye gitti yahu diye bağırmaya başlamış. Kendi ellerimizle ittiğimiz bir şeyi şimdi deli gibi arıyoruz. Bu nasıl bir çelişki
01:39ama?
01:40Peki bu sonuçsuz arayışın arkasında ne yatıyor?
01:43Kaynağımıza göre mesele dönüp dolaşıp tek bir yerde kilitleniyor. Aynalarda. Daha doğrusu aynadaki yansımamızda.
01:50İşte arayışımızın neden sonuç vermediğinin ilk adımı. Gerçekle yani kendimizle yüzleşmemek için bize bizi gösteren o aynanın üstünü kalın tozlu
02:01bir bezle kapatmışız.
02:03Kendimizi görmekten köşe bucak kaçıyoruz. Tabi sadece örtmekle kalmamışız, o aynayı almışız, en karanlık, en ücra köşeye, kimsenin girmediği bir
02:13izbeye fırlatıp atmışız.
02:15Hakikatle aramızdaki o son bağı da koparmak için.
02:19Ve son dokunuş. O izbenin kapısına tam kırk tane kilit vurmuşuz. Kırk. Yanlışlıkla bile olsa kendimizle yüzleşme ihtimalini tamamen ortadan
02:28kaldırmak için.
02:29Demek ki asıl mesele şu. Kendimize bakmaktan fena halde korkuyoruz.
02:34Kendini bir mahzene kilitleyip sonra da huzuru sokaklarda dışarılarda aramak. Bu arayışın bir sonuca varması sizce mümkün mü?
02:42Peki aynayı kilitleyip huzuru kapı dışarı ettiğimizde nasıl bir dünyayla karşılaşıyoruz?
02:47Üzgünüm ama cevap pek de iç açıcı değil. Huzurun boşalttığı yeri çok daha kötü şeyler dolduruyor.
02:54Bakın huzurun yokluğu nelere mal oluyor?
02:56Uzaklaştırma kararlarına rağmen öldürülen kadınlar, okullarda birbirine eziyet eden çocuklar, can güvenliği tartışılan öğretmenler,
03:04aile kavgaları evlerden taşıp sokaklara dökülüyor.
03:07Huzursuzluk hayatın her zerresine sızıyor.
03:10Yani özetle biz huzuru dışarı attığımızda onun yerine kaos yerleşiyor.
03:16Huzurun olmadığı bir denklemde sonuç hep aynı.
03:19Tehdit, yaralama ve ne yazık ki ölüm.
03:21İşte bu arayış tam da bu yüzden bu kadar hayati.
03:24Bu kadar karanlık bir tablodan sonra şimdi gözlerimizi bir anlığına kapatalım ve hayal edelim.
03:30Peki ya huzur geri dönerse?
03:31O kapıyı açıp içeri adım attığında dünya nasıl bir yere dönüşür?
03:36Düşünsenize huzur geldiğinde o dinmeyen fırtınalar birden kesiliyor, yerini tatlı bir melteme bırakıyor.
03:43Yıkıcı seller değil, toprağı canlandıran ılık bir bahar yağmuru yağıyor.
03:48Sanki her yere cemre düşmüş gibi evlerdeki mutluluk sokaklara taşıyor.
03:53Peki ne bu sihirli kelime huzur?
03:56Kaynağımız onu o kadar güzel tanımlıyor ki huzur bir gülümseme aslında.
04:00Derin bir oh be çekme hali.
04:03Kaybettiğimiz nezaket, hoşgörü, anlayış gibi ne kadar güzelerden varsa hepsinin bir anda geri gelmesi demek.
04:10İyi de bu kadar değerli bir şeyi nerede bulacağız?
04:13Yüksek dağların tepesine mi tırmanmamız lazım?
04:16Aylarca süren yolculuklara mı çıkacağız?
04:18Son bölümde cevapların aslında ne kadar ama ne kadar yakınımızda olduğuna çok şaşıracaksınız.
04:25Öncelikle şunu bir netleştirelim.
04:26Huzur öyle ulaşılması imkansız, efsanevi bir yerde saklanmıyor.
04:31Onu bulmak için dünyayı gezmemize ya da bir uzay mekiğine atlayıp gitmemize falan hiç gerek yok.
04:36İşte cevap, huzur tam burada, yanı başımızda.
04:40Önce dilimizde başlıyor, öfkeyle konuşmayı bırakıp güzel kelimeler kurduğumuz o anda,
04:45sonra kalbimize iniyor, kalp kırmayı bırakıp gönül almaya başladığımızda,
04:50ellerimize uzanıyor, bir dost eli omzumuza dokunup nasılsın diye sorduğunda
04:55ve en sonunda içimizi o tarifsiz, derin rahatlama hissi kapladığında.
05:00İşte huzur tam da o andır.
05:02Sonuç olarak, belki de aradığımız o büyük, destansı, filmlerdeki gibi bir huzur değil.
05:08Belki de tek istediğimiz az biraz huzurdur.
05:11Belki de dev adımlar atmak yerine, işe sadece dilimize, kalbimize ve ellerimize sahip çıkarak başlamalıyız.
05:19Ne dersiniz?
05:19O kilitli mahzendeki aynanın üzerindeki örtüyü kaldırmaya artık hazır mıyız?
Yorumlar

Önerilen