00:00Herkese merhaba. Bugün aslında hepimizin çok iyi bildiği ama belki de günlük hayatın koşturmacasında yüzleşmekten biraz kaçtığı o konuyu masaya
00:07yatırıyoruz.
00:08Bu yeni incelememize hoş geldiniz.
00:10Erol Sunat'ın o müthiş denemesinden yola çıkarak hızla yaklaşan bayramın bizim için gerçekte ne anlama geldiğini konuşacağız.
00:17Bugünlerin sadece takvimdeki kırmızı renkli bir tatilden ibaret olmadığını, aslında ruhsal bir uyanış için nasıl bir fırsat sunduğunu hep birlikte
00:25keşfedeceğiz.
00:26Hazırsanız lafı hiç uzatmadan bu derin yolculuğa başlayalım.
00:30Pekala, hadi konunun tam kalbine, en derinine inelim.
00:33Yazar Erol Sunat metnine öyle bir dörtlükle başlıyor ki, hani derler ya tam 12'den vuruyor.
00:38Maaş yetmez 5 bilete, gidemedik memlekete.
00:40Bu sadece alt alta dizilmiş kelimeler değil, aslında çoğumuzun şu anki sessiz çığlığı öyle değil mi?
00:46Bayram normalde kavuşmak demektir.
00:48Ama bugün pek çok aile için bayram, o bir türlü alınamayan otobüs biletleri, kurulamayan büyük sofralar ve mahzun kalan çocuklar
00:55anlamına geliyor.
00:55Yazarın da hissettirdiği gibi, gelemiyoruz diyerek telefonu kapatanların o ince hüznünü anlamak, bu dönemin gerçekliğini kavramamız için çok ama çok
01:04önemli.
01:04İşte tam da bu ağır hislerle birinci bölümümüze geliyoruz, bayramın acı gerçekleri.
01:10Şimdi baharı geride bıraktık, yaza giriyoruz.
01:13Normalde içimizin kıpır kıpır olması lazım değil mi?
01:16Ama durum pek de öyle değil.
01:17Ekonomi, hayat mücadelesi, bitmeyen bir tempo derken kendimizi kocaman bir kargaşanın tam ortasında buluverdik.
01:24Ve ekranda gördüğünüz bu devasa iki rakamı var ya, bu rakam aslında her şeyi özetliyor.
01:30Yazarımızın altını çizdiği inanılmaz somut bir durum var ortada.
01:33Bugün büyükbaş bir kurbağana girmek isterseniz, tek bir kişinin payı tam iki emekli maaşına denk geliyor.
01:40İki tam maaş, inanılmaz gerçekten.
01:43Yani o eski geleneksel kutlamalar, kalabalık sofralar artık pek çok kişi için ulaşılması zor, uzak bir hayale dönüştü.
01:50Eskiden bayram deyince aklımıza hemen ne gelirdi?
01:53Tabii ki o meşhur kavurmalar, etraflıca kurulan bereketli sofralar, ayrılmaz birikiliydi onlar.
01:59Ama bugünün tablosuna bir bakın, insanlar bırakın o büyük sofraları kurmayı, misafire ikram edilecek bir şişe kolonya, bir kilo şeker
02:08alırken bile ince ince hesap yapıyor.
02:10Yazarın o harika tabiriyle, emekli amcamız arpacı kumrusu gibi kara kara düşünüyor.
02:16Asgari ücretliği zaten çoktan derin bir efkar basmış durumda.
02:20Hatta öyle ki insanlar işi, bayram gelmiş neyime türküsünü günümüze uyarlayıp dertlerini dörtlüklerle anlatmaya kadar götürdüler.
02:28Şimdi buradaki asıl ilginç nokta şu, evet cüzdanımızdaki yangını, ekonomik sıkıntıları konuştuk, haklıyız da.
02:35Peki ama yazarın sorduğu o can alıcı soruya ne diyeceğiz?
02:39Mesele gerçekten ama gerçekten sadece o otobüs biletini alamamak ya da kurban kesememek mi?
02:44Yani hadi bu sene olmadı, seneye toparlar keseriz inşallah deyip bu sorunun üzerini çizebilir miyiz?
02:50Yazar bizi o maddi eksikliklerden tutup çekiyor ve çok daha derin bir yere, ruhumuzdaki ve kalbimizdeki o büyük eksikliğe, ciddi
02:58bir iç hesaplaşmaya doğru yönlendiriyor.
03:00Ve bu da bizi doğal olarak ikinci bölümümüze taşıyor, hoşgörüyü nasıl kaybettik?
03:06Yazar Sunat burada gerçekten yüzümüze tokat gibi çarpan o acı tespitini yapıyor.
03:11Diyor ki yarın öbür gün paramız pulumuz olsa, tüm o maddi dertler bitse bile biz zaman içinde öyle huylar edindik
03:18ki,
03:18o kutsal günler, bayramlar bile bizi kendimize getirmeye yetmiyor artık.
03:22Neden mi?
03:23Çünkü birbirimizi sevmeyi resmen unuttuk.
03:25Hoşgörüyü bir kenara fırlatıp attık, sokakta, işte, evde sürekli kaşlarımız çatık.
03:30Yay gibi gerildik lafı vardır ya, aynen öyle.
03:33Çiğ çiğ laflar ediyoruz, hiç düşünmeden o kalpleri kırıp döküyoruz, gönül almak nedir tamamen aklımızdan çıkmış.
03:40Anlık öfkelere ve sonu gelmez hırslara o kadar yenik düştük ki, bayramın o yumuşatıcı etkisine bile kapalıyız.
03:46Peki bu noktaya nasıl geldik?
03:48İşte bu duygusal çöküşün köklerine indiğimizde karşımıza üçüncü bölüm çıkıyor.
03:52Gurur, kibir ve sıkışmışlık.
03:54Hani hep deriz ya, hayat gailesi, geçim derdi, işe git, eve gel, faturalar derken bu amansız tempo bizi nefessiz bıraktı.
04:04Bu çöküşü adımlara ayırırsak aslında manzara çok daha netleşiyor.
04:08İlk adımda ne var?
04:09Hayatın o koşturmacası altında resmen ezilmek.
04:12Sonra ikinci adım devreye giriyor.
04:15Yazarın tabiriyle gurur ve kibir denen saçmalamalar.
04:18Kendimizi dev aynasında görüp oradan oraya savruluyoruz.
04:21Ve üçüncü, o en acı adım, yüzüstü kapaklanıp garip bir çıkmaz sokağın tam ortasında yapayalnız kala kalmak.
04:30İşin en kötü tarafı ne biliyor musunuz?
04:33Kaybolduğumuzu bir türlü kabul etmiyoruz.
04:35Hala inatla ayak diretiyor, gittiği yere kadar diye kendimizi kandırmaya devam ediyoruz.
04:40Buradan da dördüncü bölümümüze geçiyoruz.
04:43Geçmişin bayram sofralarından bugünün tatil anlayışına.
04:46Şimdi bir düşünün, önümüzde upuzun dokuz günlük bir tatil var.
04:50Kimisi için bu derin bir nefes almak demek, kimisi içinse evde oturup düşüncelere dalmak.
04:56Ama asıl trajedi günlerin uzunluğu falan değil.
04:59Asıl trajedi bizim bu günlere içimizde bir gram, evet sadece bir gram bile barış ve huzur barındırmadan giriyor oluşumuz.
05:06Düşünsenize, valizleri hazırlamışız, biletleri almışız ama barışı, hoşgörüyü, anlayışı geride bırakmışız.
05:12İnsanları bir kalemde silip atmışız.
05:14Bayram gelmiş, kimin umurunda?
05:16Kırdığımız o kalplerin üzerinde yürüyerek bayram kutlayacağımızı sanıyoruz.
05:20Gerçekten çok acı.
05:22Oysa atalarımız ne güzel söylemiş değil mi?
05:24Altın kapı gün gelir ağaç kapıya muhtaç olur diye.
05:27Hadi şimdi bir sonraki adıma geçelim ve işin nasıl bir çözüme bağlandığına bakalım.
05:31Bölüm 5 Gönüllerin Bayramlaşma Vakti
05:34Neyse ki yazar bizi bu zifiri karanlıkta tek başımıza umutsuz bir girdapta bırakmıyor.
05:40Onca kibre, onca kaybolmuşluğa rağmen çıkış yolunu gösteriyor.
05:44Nerede mi?
05:45Köklerimizde.
05:47Erol Sunat bizi kendimize getirmek için Yunus Emre'nin o muazzam bilgeliğine sığınıyor.
05:53Ekranda gördüğünüz o meşhur dizeler, bir kez gönül kırdın ise bu kıldığın namaz değil.
05:58Yani işin özü şu, istersen bütün ibadetleri eksiksiz yap, şekilsel olarak her şeyi yerine getir,
06:05eğer bir kalbi kırdıysan hepsi boş, koskoca bir hiç.
06:10Bayram işte o kırdığımız gönülleri tamir etmek, o yaraları sarmak için elimizdeki en büyük fırsat.
06:17Ardından bir başka büyük isimden Mevlana'dan o sıcacık, o kucaklayan çağrı geliyor.
06:23Dün dünle gitti cancağızım, bugün yeni şeyler söylemek lazım.
06:27O kadar doğru ve o kadar zamanında söylenmiş ki, dünkü kavgaları, dünkü kırgınlıkları artık dünde bırakmanın zamanı gelmedi mi sizce
06:35de?
06:36O ağzımıza sakız ettiğimiz, inatla sarıldığımız nefret dilini bir kenara atıp barışa bir şans vermenin tam vakti.
06:43Bugün yeni şeyler söylemeli, içimizdeki o zehirli öfkeleri, tatlıya bağlayacak hoşgörü iklimini yeniden inşa etmeliyiz.
06:50Yani buradaki asıl kritik nokta şu, bayramlar sıradan günler değildir.
06:55Bayram sevincin, kucaklaşmanın, affetmenin günüdür.
06:58Yazarımız burada müthiş bir metafor yapıyor.
07:00Diyor ki, şu kalbinizde kök salan o haset tohumlarını, o kin çiçeklerini bir söküp atın artık.
07:05Kibir ve gurur denen o zehirli zakkumları kökünden kazıyın.
07:09Ve onların yerine ne ekin biliyor musunuz?
07:11Sevgi gülleri ekin, zambaklar, leylaklar ekin gönül bahçenize.
07:15Şu ayrılığı gayrılığı incir çekirdeğini doldurmayan meseleleri bir kenara bırakın.
07:20Sarılın, barışın ve gerçekten ama gerçekten bayramlaşın.
07:24Bu güzel ve derin incelememizin sonuna gelirken aslında sözü çok da uzatmaya gerek yok.
07:30Sizi çok basit ama cevabı bir o kadar ağır, çok güçlü bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:35Ekrana dikkatlice bakın.
07:37Bugün kimi affedeceksiniz?
07:39Hangi kırık kalbi onaracak?
07:40Kime o ilk zeytin dalını uzatacaksınız?
07:43Lütfen unutmayın, gerçek bir bayram cüzdanlarınızın ne kadar dolu olduğuyla değil,
07:48kalbinizin ne kadar geniş, ne kadar zengin olduğuyla yaşanır.
07:52Umarım kalplerin gerçekten bayramlaştığı, sevgi ve hoşgörü dolu harika bir gün geçirirsiniz.
07:57Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, kendinize çok iyi bakın.
08:02İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar