00:00Bilirsiniz, bazen öyle anlar olur ki gözümüzün önündeki şeyi bir türlü göremeyiz.
00:05Sanki görünmez bir el gelip gözlerimizi bağlamış gibi.
00:09Apaçık ortada duran gerçeği fark edemediğimiz o tuhafiz,
00:12işte bu bölümde hepimizi zaman zaman esir alan o garip durumu,
00:16yani halk arasında sıkça söylenen basiret bağlanması meselesini masaya yatırıyoruz.
00:21Peki, hadi direkt kanunun kalbine inelim.
00:24İnsan nasıl olur da gözünün önündekini görmez?
00:27Yani elini uzatsa dokunacak kadar yakınındaki bir gerçeği nasıl olur da fark edemez?
00:33Gerçekten akıl almaz bir durum değil mi?
00:35İşte bugünkü sohbetimizin tam da merkezinde bu soru var.
00:38İşte bu duruma biz basiret bağlanması diyoruz.
00:41Yani bir nevi zihinsel ya da ruhsal bir körlük hali.
00:44Düşünün, size yol göstermesi gereken en güçlü şey,
00:47o içgüdünüz, sezginiz bir anda fişi çekilmiş gibi devre dışı kalıyor.
00:52Peki neden?
00:53Belki aşırı güvenden, belki yorgunluktan ya da belki de duymak istemediğimiz bir gerçekle yüzleşmekten o kadar korkuyoruz ki.
01:01Sebep her ne olursa olsun sonuç maalesef hep aynı.
01:04Görüşümüz kapanıyor, önümüze bir perde iniyor.
01:07Peki bu körlük hali bir gecede mi oluyor?
01:09Yoksa yavaş yavaş sinsi sinsi mi hayatımıza sızıyor?
01:12Belirtileri neler?
01:13Bizi psikolojik olarak nasıl bir sürece sokuyor?
01:16Gelin şimdi hep birlikte o berrak görüşün nasıl adım adım bulanıklaştığına, nasıl o kör düğme dönüştüğüne bir bakalım.
01:23İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz?
01:25Bu süreç bayağı sistemli işliyor.
01:28Her şey bir şok anıyla başlıyor.
01:30Zaman sanki donuyor.
01:31Öylece kala kalıyorsunuz.
01:33Sonra ikinci aşama geliyor.
01:35Kayıtsızlık.
01:35O an tepki verme, bir şey yapma refleksiniz tamamen yok oluyor.
01:39Ve en sonunda da zihnimiz kendini korumak için en iyi bildiği yola başvuruyor.
01:44Bahaneler.
01:44Artık o eylemsizliği haklı çıkarmak için sürekli gerekçeler buluyoruz.
01:49Bu adeta bir hayatta kalma mekanizmasına dönüşüyor.
01:52Ve işte o noktada etrafımızda olup biten her şeye karşı tamamen pasif bir gözlemciye dönüşüyoruz.
01:58Sadece bakıyoruz.
02:00Biri bir şey anlatıyor, duyuyorsunuz ama dinlemiyorsunuz.
02:03Zihniniz anlamlandırmayı reddediyor.
02:05Hani içinizden bir ses itiraz etmek istese bile o ses o kadar cılız çıkıyor ki bir fısıltıdan öteye gidemiyor.
02:12Tam bir kopukluk.
02:12Ve insanın içini kemiren o acı güçsüzlük hissi.
02:16Tabii ki bu durum sadece o kişiyi etkileyip kalmıyor.
02:19Hiçbir zaman kalmaz.
02:20Tek bir kişinin basiretinin bağlanması biliyorsunuz suya atılan bir taş gibidir.
02:25Halkaları giderek büyür.
02:26Önce en yakın ilişkileri.
02:28Sonra çevresini.
02:29Hatta bütün bir toplumu etkiler.
02:31İşte şimdi bu dalga etkisine yani sonuçlarına bakacağız.
02:34Şu karşılaştırmaya bir bakın.
02:36Aradaki fark ne kadar da çarpıcı değil mi?
02:39Görüşü açık olan yani basirette olan ne yapar?
02:42Kalır.
02:42Hatırlar.
02:43Ve sevmekten asla vazgeçmez.
02:45Çünkü vefanın, bağların, geçmişin kıymetini bilir.
02:49Peki ya basireti bağlanan o tam tersini yapar.
02:52İlk giden o olur.
02:53İlk unutan o olur.
02:54Ve sevgiyle arasına o duvarı ilk örende yine o olur.
02:58Peki bu bireysel körlük yayılırsa ne olur?
03:01İşte o zaman toplumsal bir erozyon başlıyor.
03:05Vefa gibi bizi biz yapan o en sağlam harç buharlaşıp gidiyor.
03:10Yılların dostlukları, onca anı sanki hiç yaşanmamış gibi bir çırpıda unutuluyor.
03:15Ve en sonunda toplum neye dönüşüyor?
03:18Birbirini duymayan, anlamayan, herkesin kendi küçük dünyasına hapsolduğu parçalara.
03:23Kaynakta geçen şu cümle, sanırım bu hayal kırıklığının boyutunu çok acı bir şekilde özetliyor.
03:30Kendimden şüphe ederim, ondan şüphe etmem.
03:33Denilenler de bırakıp gittiler.
03:35Düşünsenize, o asla yapmaz dediğiniz, sarsılmaz bir güvenle inandığınız insanların bile bir gün çekip gitmesi.
03:42İşte bu basiret bağlanmasının belki de en yaralayıcı, en can yakıcı sonucu bu.
03:48Ve gidişleri de öyle sıradan bir gidiş olmuyor.
03:51Gemileri yakıyorlar.
03:52Arkalarına dönüp bir an bile bakmıyorlar.
03:54Yani sadece limandan ayrılmıyorlar.
03:57Limanın kendisini de ateşe veriyorlar.
03:59Geçmişe dair ne varsa hepsi kül oluyor.
04:02Bu da bağların ne kadar derinden, ne kadar kökten koparıldığını gösteriyor aslında.
04:06Geriye hiçbir şey bırakmıyorlar.
04:08Peki, peki tüm bu enkazın ortasında bir anlığına duralım ve düşünelim.
04:12Biz neyi kaybettik?
04:14Tam olarak neyi yitirdik?
04:15Gelin bir an için o bağlanmamış, o berrak, o açık sezginin yani basiretin aslında ne kadar güçlü, ne kadar kıymetli
04:23bir rehber olduğunu yeniden bir hatırlayalım.
04:25İşte galiba en can alıcı nokta da burası.
04:28Eğer o basiretimiz bağlı olmasaydı, nerede yanlış yaptığımızı bilirdik.
04:33Neyi göremediğimizi, hangi detayı atladığımızı bilirdik.
04:36Neyi çözmekte geç kaldığımızı, neyi kurtaramadığımızı, hepsini bilirdik.
04:40Çünkü o iç sesimiz bize doğruları fısıldardı.
04:44Yani anlıyorsunuz, kaybettiğimiz şey öyle sıradan bir fikir değil, hayatın ta kendisi için bir yol haritası, bir pusula.
04:51Çünkü basiretin doğasında bu var, o en zifiri karanlıkta, en ümitsiz tünellerde bile bir ışık sızıntısı arar ve o çıkış
05:00yolunu bir şekilde bulur.
05:01O bizim en çaresiz anlarımızdaki hayatta kalma içgüdümüzdür aslında.
05:05Ama işte en vurucu soru da tam burada geliyor.
05:08Hani bizim en büyük rehberimiz, en yakın sırdaşımız olması gereken bu sezgi,
05:13eğer şimdi karşı kıyıdan bize sadece el sallıyorsa ve biz ne kadar çağırırsak çağıralım,
05:18çığlıklarımıza rağmen yanımıza gelmiyorsa, buna ne demeli?
05:21Bu insanın içini yakan o derin terk edilmişlik ve çaresizlik hissinden başka ne olabilir ki?
05:26Bütün bu karanlık tabloya rağmen, yine de içimizde bir yerlerde bir uyanış umudu, bir netlik arayışı her zaman var.
05:34İşte ele aldığımız metnin son bölümü de tam olarak bu derin yakarışa odaklanıyor zaten.
05:40Çünkü basiretin ve şefkatin bıraktığı o kocaman boşluk maalesef hiç boş kalmadı.
05:46Onu hemen zehirli duygular doldurdu.
05:49Aramıza kin girdi, ayrılık girdi, dillerimize öfke, kalplerimize nefret yerleşti.
05:55Girmemesi gereken ne varsa sanki bir sel gibi o boşluktan içeri aktı.
06:00Ve insan burada durup sormadan edemiyor, gerçekten tüm samimiyetimizle kendimize sormamız lazım.
06:06Ne oldu bize? Bu ani kopuş, bu toplu yabancılaşmada nereden çıktı?
06:11Ne oldu o sevgiyle bakan gözlerimize?
06:13Hani bir zamanlar birbirimize şüpheyle değil de anlamaya çalışarak bakardık ya.
06:19O yargısız, o sıcak bakışlar nereye gitti? Nereye kayboldu?
06:24Peki ya o şefkatle hiç düşünmeden uzanan ellerimize ne oldu?
06:28Birbirimize bestek oluşumuza ve belki de hepsinden önemlisi,
06:32geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda rahat uyumamızı sağlayan o tertemiz vicdanımıza ne oldu?
06:38Onlar şimdi nerede?
06:40İşte dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz, tam da başladığımız yere.
06:43Tüm bu yaşananları başka nasıl açıklayacağız ki?
06:46Basiretimiz mi bağlandı?
06:48Yoksa hepimizin üzerine bir ağırlık mı çöktü, bir nazar mı değdi?
06:51Ele aldığımız metin, işte bu dokunaklı ve umut dolu cümleyle bitiyor.
06:55Basiret'in bize bağışladığı bir nimet olan gözümüz açılmadı bir türlü.
07:00Açılır inşallah.
07:01Basiret'in bize en büyük hediyesi olan o içgörü gözümüzün bir gün yeniden açılması dileğiyle.
07:08Biz de bu dileğe bütün kalbimizle katılıyoruz.
07:11Umalım ki o gözler bir gün yeniden açılsın.
Yorumlar