Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazar Erol Sunat, insanların hakikatleri görmesini ve doğru kararlar vermesini engelleyen basiret bağlanması durumunu derin bir teessürle ele almaktadır. Metin, bu ruh halinin kişiyi tepkisizliğe, vefasızlığa ve derin bir duyarsızlığa sürükleyerek toplumsal bağları nasıl kopardığını anlatır. Sezgi yeteneğinin yitirilmesiyle birlikte bireylerin dostluğu, sevgiyi ve geçmişi unutarak kendi kabuklarına çekildikleri vurgulanmaktadır. Kaybolan bu feraset duygusu, insanların çevresindeki acılara ve yanlışlara karşı dilsiz kalmasına neden olan manevi bir engel olarak tasvir edilir. Sonuç olarak eser, vicdan ve merhamet gibi insani hasletlerin yeniden canlanması ve bu ruhsal düğümün çözülmesi için samimi bir temennide bulunur.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bilirsiniz, bazen öyle anlar olur ki gözümüzün önündeki şeyi bir türlü göremeyiz.
00:05Sanki görünmez bir el gelip gözlerimizi bağlamış gibi.
00:09Apaçık ortada duran gerçeği fark edemediğimiz o tuhafiz,
00:12işte bu bölümde hepimizi zaman zaman esir alan o garip durumu,
00:16yani halk arasında sıkça söylenen basiret bağlanması meselesini masaya yatırıyoruz.
00:21Peki, hadi direkt kanunun kalbine inelim.
00:24İnsan nasıl olur da gözünün önündekini görmez?
00:27Yani elini uzatsa dokunacak kadar yakınındaki bir gerçeği nasıl olur da fark edemez?
00:33Gerçekten akıl almaz bir durum değil mi?
00:35İşte bugünkü sohbetimizin tam da merkezinde bu soru var.
00:38İşte bu duruma biz basiret bağlanması diyoruz.
00:41Yani bir nevi zihinsel ya da ruhsal bir körlük hali.
00:44Düşünün, size yol göstermesi gereken en güçlü şey,
00:47o içgüdünüz, sezginiz bir anda fişi çekilmiş gibi devre dışı kalıyor.
00:52Peki neden?
00:53Belki aşırı güvenden, belki yorgunluktan ya da belki de duymak istemediğimiz bir gerçekle yüzleşmekten o kadar korkuyoruz ki.
01:01Sebep her ne olursa olsun sonuç maalesef hep aynı.
01:04Görüşümüz kapanıyor, önümüze bir perde iniyor.
01:07Peki bu körlük hali bir gecede mi oluyor?
01:09Yoksa yavaş yavaş sinsi sinsi mi hayatımıza sızıyor?
01:12Belirtileri neler?
01:13Bizi psikolojik olarak nasıl bir sürece sokuyor?
01:16Gelin şimdi hep birlikte o berrak görüşün nasıl adım adım bulanıklaştığına, nasıl o kör düğme dönüştüğüne bir bakalım.
01:23İşin ilginç yanı ne biliyor musunuz?
01:25Bu süreç bayağı sistemli işliyor.
01:28Her şey bir şok anıyla başlıyor.
01:30Zaman sanki donuyor.
01:31Öylece kala kalıyorsunuz.
01:33Sonra ikinci aşama geliyor.
01:35Kayıtsızlık.
01:35O an tepki verme, bir şey yapma refleksiniz tamamen yok oluyor.
01:39Ve en sonunda da zihnimiz kendini korumak için en iyi bildiği yola başvuruyor.
01:44Bahaneler.
01:44Artık o eylemsizliği haklı çıkarmak için sürekli gerekçeler buluyoruz.
01:49Bu adeta bir hayatta kalma mekanizmasına dönüşüyor.
01:52Ve işte o noktada etrafımızda olup biten her şeye karşı tamamen pasif bir gözlemciye dönüşüyoruz.
01:58Sadece bakıyoruz.
02:00Biri bir şey anlatıyor, duyuyorsunuz ama dinlemiyorsunuz.
02:03Zihniniz anlamlandırmayı reddediyor.
02:05Hani içinizden bir ses itiraz etmek istese bile o ses o kadar cılız çıkıyor ki bir fısıltıdan öteye gidemiyor.
02:12Tam bir kopukluk.
02:12Ve insanın içini kemiren o acı güçsüzlük hissi.
02:16Tabii ki bu durum sadece o kişiyi etkileyip kalmıyor.
02:19Hiçbir zaman kalmaz.
02:20Tek bir kişinin basiretinin bağlanması biliyorsunuz suya atılan bir taş gibidir.
02:25Halkaları giderek büyür.
02:26Önce en yakın ilişkileri.
02:28Sonra çevresini.
02:29Hatta bütün bir toplumu etkiler.
02:31İşte şimdi bu dalga etkisine yani sonuçlarına bakacağız.
02:34Şu karşılaştırmaya bir bakın.
02:36Aradaki fark ne kadar da çarpıcı değil mi?
02:39Görüşü açık olan yani basirette olan ne yapar?
02:42Kalır.
02:42Hatırlar.
02:43Ve sevmekten asla vazgeçmez.
02:45Çünkü vefanın, bağların, geçmişin kıymetini bilir.
02:49Peki ya basireti bağlanan o tam tersini yapar.
02:52İlk giden o olur.
02:53İlk unutan o olur.
02:54Ve sevgiyle arasına o duvarı ilk örende yine o olur.
02:58Peki bu bireysel körlük yayılırsa ne olur?
03:01İşte o zaman toplumsal bir erozyon başlıyor.
03:05Vefa gibi bizi biz yapan o en sağlam harç buharlaşıp gidiyor.
03:10Yılların dostlukları, onca anı sanki hiç yaşanmamış gibi bir çırpıda unutuluyor.
03:15Ve en sonunda toplum neye dönüşüyor?
03:18Birbirini duymayan, anlamayan, herkesin kendi küçük dünyasına hapsolduğu parçalara.
03:23Kaynakta geçen şu cümle, sanırım bu hayal kırıklığının boyutunu çok acı bir şekilde özetliyor.
03:30Kendimden şüphe ederim, ondan şüphe etmem.
03:33Denilenler de bırakıp gittiler.
03:35Düşünsenize, o asla yapmaz dediğiniz, sarsılmaz bir güvenle inandığınız insanların bile bir gün çekip gitmesi.
03:42İşte bu basiret bağlanmasının belki de en yaralayıcı, en can yakıcı sonucu bu.
03:48Ve gidişleri de öyle sıradan bir gidiş olmuyor.
03:51Gemileri yakıyorlar.
03:52Arkalarına dönüp bir an bile bakmıyorlar.
03:54Yani sadece limandan ayrılmıyorlar.
03:57Limanın kendisini de ateşe veriyorlar.
03:59Geçmişe dair ne varsa hepsi kül oluyor.
04:02Bu da bağların ne kadar derinden, ne kadar kökten koparıldığını gösteriyor aslında.
04:06Geriye hiçbir şey bırakmıyorlar.
04:08Peki, peki tüm bu enkazın ortasında bir anlığına duralım ve düşünelim.
04:12Biz neyi kaybettik?
04:14Tam olarak neyi yitirdik?
04:15Gelin bir an için o bağlanmamış, o berrak, o açık sezginin yani basiretin aslında ne kadar güçlü, ne kadar kıymetli
04:23bir rehber olduğunu yeniden bir hatırlayalım.
04:25İşte galiba en can alıcı nokta da burası.
04:28Eğer o basiretimiz bağlı olmasaydı, nerede yanlış yaptığımızı bilirdik.
04:33Neyi göremediğimizi, hangi detayı atladığımızı bilirdik.
04:36Neyi çözmekte geç kaldığımızı, neyi kurtaramadığımızı, hepsini bilirdik.
04:40Çünkü o iç sesimiz bize doğruları fısıldardı.
04:44Yani anlıyorsunuz, kaybettiğimiz şey öyle sıradan bir fikir değil, hayatın ta kendisi için bir yol haritası, bir pusula.
04:51Çünkü basiretin doğasında bu var, o en zifiri karanlıkta, en ümitsiz tünellerde bile bir ışık sızıntısı arar ve o çıkış
05:00yolunu bir şekilde bulur.
05:01O bizim en çaresiz anlarımızdaki hayatta kalma içgüdümüzdür aslında.
05:05Ama işte en vurucu soru da tam burada geliyor.
05:08Hani bizim en büyük rehberimiz, en yakın sırdaşımız olması gereken bu sezgi,
05:13eğer şimdi karşı kıyıdan bize sadece el sallıyorsa ve biz ne kadar çağırırsak çağıralım,
05:18çığlıklarımıza rağmen yanımıza gelmiyorsa, buna ne demeli?
05:21Bu insanın içini yakan o derin terk edilmişlik ve çaresizlik hissinden başka ne olabilir ki?
05:26Bütün bu karanlık tabloya rağmen, yine de içimizde bir yerlerde bir uyanış umudu, bir netlik arayışı her zaman var.
05:34İşte ele aldığımız metnin son bölümü de tam olarak bu derin yakarışa odaklanıyor zaten.
05:40Çünkü basiretin ve şefkatin bıraktığı o kocaman boşluk maalesef hiç boş kalmadı.
05:46Onu hemen zehirli duygular doldurdu.
05:49Aramıza kin girdi, ayrılık girdi, dillerimize öfke, kalplerimize nefret yerleşti.
05:55Girmemesi gereken ne varsa sanki bir sel gibi o boşluktan içeri aktı.
06:00Ve insan burada durup sormadan edemiyor, gerçekten tüm samimiyetimizle kendimize sormamız lazım.
06:06Ne oldu bize? Bu ani kopuş, bu toplu yabancılaşmada nereden çıktı?
06:11Ne oldu o sevgiyle bakan gözlerimize?
06:13Hani bir zamanlar birbirimize şüpheyle değil de anlamaya çalışarak bakardık ya.
06:19O yargısız, o sıcak bakışlar nereye gitti? Nereye kayboldu?
06:24Peki ya o şefkatle hiç düşünmeden uzanan ellerimize ne oldu?
06:28Birbirimize bestek oluşumuza ve belki de hepsinden önemlisi,
06:32geceleri başımızı yastığa koyduğumuzda rahat uyumamızı sağlayan o tertemiz vicdanımıza ne oldu?
06:38Onlar şimdi nerede?
06:40İşte dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz, tam da başladığımız yere.
06:43Tüm bu yaşananları başka nasıl açıklayacağız ki?
06:46Basiretimiz mi bağlandı?
06:48Yoksa hepimizin üzerine bir ağırlık mı çöktü, bir nazar mı değdi?
06:51Ele aldığımız metin, işte bu dokunaklı ve umut dolu cümleyle bitiyor.
06:55Basiret'in bize bağışladığı bir nimet olan gözümüz açılmadı bir türlü.
07:00Açılır inşallah.
07:01Basiret'in bize en büyük hediyesi olan o içgörü gözümüzün bir gün yeniden açılması dileğiyle.
07:08Biz de bu dileğe bütün kalbimizle katılıyoruz.
07:11Umalım ki o gözler bir gün yeniden açılsın.
Yorumlar

Önerilen