00:00Merhabalar, bu analizimizde yazar A. Yağmur Tunalı'nın Türkiye'deki o derin fay hatlarını, bitmek bilmeyen kutuplaşmayı ele aldığı oldukça çarpıcı
00:09makalesini tamamen tarafsız bir mercekten masaya yatırıyoruz.
00:13İletişimsizlik duvarları, bitmek bilmeyen tarih tartışmaları ve yazarın kendi tabiriyle bir doğrudan kaçış salgını.
00:21Gerçekten de ilginç bir teşhis değil mi?
00:23Gelin, yazarın toplumun bugünkü ruh halini nasıl okuduğuna ve bu sorunların kökenine dair sunduğu argümanlara hep birlikte adım adım bir
00:31bakalım.
00:32Peki bu karmaşık zihin haritasını nasıl çözeceğiz?
00:36Aslında yazarın argümanlarını objektif bir şekilde takip edeceğimiz beş ana durağımız var.
00:41Önce medyadaki ve günlük hayattaki kutuplaşmaya bakacağız, oradan okur psikolojisini inceleyeceğiz,
00:46sonra biraz daha derine inip bu fay hatlarının altındaki tarihsel tartışmalara ve toplumsal tepkilere odaklanacağız.
00:54En sonunda da yazarın çözüm arayışlarına dair o epey sert olan uyarılarını ele alacağız.
00:59Yani anlayacağınız semptomlardan kök nedene doğru giden tam bir laboratuvar incelemesi yapacağız.
01:04İlk durağımız yazarın toplumsal kutuplaşma ve medyanın durumuna koyduğu teşhis.
01:10Tunalı makalesine toplumun şu anki tabiri caizse barut fıçısı halini betimleyerek başlıyor.
01:16Zemin ona göre fena halde kaygan.
01:19Ve şu ifadeyi kullanıyor.
01:21Memleket kaynıyor.
01:22Gerçekten de vurucu bir laf.
01:24Bu söz aslında incelediğimiz metnin ana damarını oluşturuyor diyebiliriz.
01:28Yazara göre üstünde uzlaştığımız o asgari müşterekler yani toplumsal sözleşmemiz adeta çöküşte.
01:35Şöyle bir etrafınıza baktığınızda insanların bir araya gelmekten ziyade ayrışmak ve ötekileştirmek için adeta bahane aradığını söylüyor.
01:42Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, ateşin sürekli harladığı bir ortamdan bahsediyoruz.
01:47Peki, Tunalı bu kaynayan ortamı nasıl ölçüyor derseniz?
01:51İşte burada karşımıza çok ilginç bir metafor çıkıyor.
01:55Laboratuar.
01:55Yazar, yazılarının yayınlardığı gazetenin yorumlar bölümünü, şaşmaz bir anket, makro düzeydeki toplumsal sorunların teşhis edildiği devasa bir mikrokozmos olarak kullanıyor.
02:06Farklı düşünce dünyalarından gelen okurların tepkilerinin ona mükemmel bir memleket fotoğrafı sunduğuna inanıyor.
02:13Bu da bizi yazarın laboratuvarından çıkan o sarsıcı sonuçlara yani okur profilleri ve yorumlar bölümüne getiriyor.
02:20İnsanlar bilgiyi tam olarak nasıl tüketiyor ve nasıl tepki veriyor?
02:24Analizi gerçekten çok net.
02:26Yazar, okuyucu kitlesini üç ana kategoriye ayırıyor.
02:30İlk iki grup aslında bilirsiniz aynı madalyonun iki yüzü gibi.
02:34Bir tarafta sadece kendi tarafında diye yazarı koşulsuz alkışlayan amigo ruhlu taraftarlar var.
02:40Diğer tarafta ise yine sırf karşı tarafta gördüğü için körü körüne yuhalayanlar.
02:45Yazarın isyan ettiği noktada tam olarak bu, anlamaya çalışmaktan çok sadece karşıya gol atma derdinde olan devasa bir kitle.
02:53Üçüncü kategori ise ne yazık ki oldukça küçük bir azınlık olan, içeriği gerçekten okuyup üzerine kafa yoran o düşünenler grubu.
03:02Tunalı, işte o düşünmeden reaksiyon gösteren büyük çoğunluğun bugünkü tartışma kültürümüzü maalesef rehin aldığını savunuyor.
03:09Hatta yazarın kendi duruşuyla okurun onu algılayışı arasında neredeyse komik diyebileceğimiz devasa bir uçurum var.
03:17Düşünün Tunalı, ben hiçbir partiye mensup değilim, siyasete kültürel bir pencereden bakıyorum ve herkesi eleştirebilirim diyor.
03:25Ama okur bunu duyuyor mu? Hayır.
03:27Okuyucu kafasında çoktan oluşturduğu o şablonla yazarı anında siyasi bir kutuya hapsediyor, üstüne bir de had bildirmeye kalkıyor.
03:34Yazar da bu kaba iletişimsizlik halini, o sağırlar diyaloğunu yeni zamanların insan ve toplum modeli olarak adlandırıyor.
03:42Şimdi medyadaki bu yüzeysel atışmalardan biraz çıkalım ve yazarın kutuplaşmanın tam kalbinde olduğuna inandığı o derin meselelere, tarihsel tartışmalar ve
03:52devlete yakından bakalım.
03:54Tunalı'nın argümanına göre toplumun zihnindeki bu kırılmanın asıl sebebi tarihsel gerçeklerin yalan kurgularla değiştirilmeye çalışılması.
04:02Yazar burada lafı hiç dolandırmıyor ve doğrudan en eski Türk yazıtlarına, Bengütaşlara kadar uzanıyor.
04:08İddiası şu, evet devletler zamanla büyüyebilir veya küçülebilir ama Türk devlet geleneğinde tarihsel olarak ortaklık diye bir kavram yoktur diyor.
04:17Bin yıl boyunca Rum, Ermeni, Kürt, Arap pek çok farklı unsuru içinde barındırsa da buranın asla bir federasyon olmadığını, kesin
04:25ve net bir biçimde Türk devleti karakterini koruduğunu savunuyor.
04:28Şimdi bunu duyunca bu sadece milliyetçi bir refleks değil mi diye sorabilirsiniz.
04:34Fakat yazar tam da bu noktada ben bunu sadece Türk olduğum için söylemiyorum diyerek çok farklı bir referans noktası sunuyor.
04:42Argümanını batılı doğu bilimcilere yani meşhur oryantalistlere dayandırıyor.
04:47Hammer, Gwyneth, Ernest Renan veya Türklere pek de sıcak bakmadığı bilinen Louis Massignon gibi birçok yabancı ismi kanıt olarak gösteriyor.
04:56Yani ona göre bu devlet anlayışı dostun da düşmanın da kabul ettiği nesnel, değiştirilemez bir tarihi gerçek.
05:04Tabii bu kadar keskin ve sınırları çizilmiş bir tarih tezi ortaya koyduğunuzda toplumun buna nasıl reaksiyon gösterdiğine bakmak da epey
05:12aydınlatıcı.
05:13Yazarın aldığı itirazlara ve o meşhur ırkçılık suçlamasına bir bakalım.
05:18Burası gerçekten de bugünün tartışma iklimini harika özetliyor.
05:22Yazar belgelerle, alıntılarla objektif bir tarihi gerçeklik sunduğunu düşünüyor değil mi?
05:27Peki karşılığında aldığı cevap ne oluyor dersiniz?
05:30Akademik bir çürütme mi? Ne gezer?
05:32Yazarın aktardığına göre kimse çıkıp şu belgedeki bilginiz yanlış demiyor.
05:37Bunun yerine tartışma anında şahsiyete kayıyor ve bir anda sen ırkçısın çığlıkları yükseliyor.
05:43Gerçeklerin yerini sloganların ve yaftalamaların aldığı tam da o nokta.
05:46Zaten yazarın en çok şikayet ettiği şey de bu ezbere dayalı diyalogsuzluk ortamı.
05:52Tunalı bu konuda bir adım bile geri atmıyor.
05:55Ona göre Türklere yönelik yalan ve iftiralarla tarihi ters yüz etmeye çalışmak kesinlikle imkansız bir görev.
06:02Bu tür zorlamaların topluma hiçbir fayda sağlamayacağını,
06:05aksine sadece toplumsal yapıyı yıkarak bir çürümeye yol açacağını çok net bir dilde ifade ediyor.
06:11Ve geliyoruz sonuncu, belki de en hararetli bölüme.
06:16Tüm bu medya tahlillerinden, tarihsel okumalardan süzülüp,
06:20Türkiye'nin en can yakıcı meselelerinden birine,
06:24PKK ve yazarın çözüm arayışlarına yönelik çok keskin uyarısına bakacağız.
06:29Yazar konuya öncelikle muhatabın net bir tanımını yaparak giriyor.
06:33PKK'nın çok yönlü bir terör ve suç örgütü olduğunun altını kalınca çiziyor.
06:37Diyor ki eğer ortada dökülen kanı durdurmak için atılacak adımlar varsa,
06:41bu muhatabın o suçla yoğrulmuş gerçekliği asla unutulmadan yapılmalıdır.
06:46Yani örgüt liderlerine siyasi bir statü, bir paye verilmesine kesinlikle karşı çıkıyor.
06:51Devletin ciddiyetini koruması, adımlarını kılı kırk yararak o yapıya meşruiyet kazandırmadan atması gerektiğini savunuyor.
06:58İşte yazarın asıl alarm zillerini çaldığı yer tam da burası.
07:02Barış getireceği varsayılan ama yanlış kurgulanmış adımların nasıl bir bumerang etkisine yol açabileceğini anlatıyor.
07:09Çok çarpıcı bir tespiti var.
07:11Siz kavgayı durduracağız derken kavgayı büyütüyorsunuz diyerek süreci şöyle özetliyor.
07:16Önce kanı durdurma niyetiyle yola çıkılıyor ama bir bakıyorsunuz bunu yaparken Türk kimliğine veya tarihine saldırılmaya başlanmış ve sonuç ne
07:25oluyor biliyor musunuz?
07:26Yazar diyor ki PKK'nın yıllarca uğraşıp da yapamadığı şeyi yani Türkleri ve Kürtleri birbirine düşman etme işini bu yanlış
07:34çözüm arayışları maalesef kendi elleriyle yapıyor.
07:36Toplumu ortadan ikiye bölen asıl tehlikenin bu yanlış retorik olduğunu savunuyor.
07:41Makale boyunca yazarın çizdiği tablo açıkçası E.K. Karamsar, toplum adına konuştuğunu iddia edenlerin aslında o topluma nasıl ayrılık tohumları
07:51ektiğini dinledik ve geriye zihnimizde yankılanan o devasa soru kalıyor.
07:56Yalan kurguların, körü körüne taraftar psikolojisinin ve tarihi ters yüz etme çabalarının sardığı böylesine sisli bir ortamda biz toplum olarak
08:05bu derin ayrışmayı, bu kutuplaşmayı gerçekten aşabilecek miyiz?
08:09Üzerine hepimizin epey kafa yorması gereken bir soru bu.
08:12Bu analizde bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Yorumlar