Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 21 saat önce
Yazar A. Yağmur Tunalı, Türkiye’deki sosyal kutuplaşmayı ve iletişimsizliği köşe yazılarına gelen okur yorumları üzerinden analiz etmektedir. Toplumun büyük bir kısmının meseleleri anlamak yerine tarafgirlik ve önyargılarla hareket ettiğini belirterek, rasyonel tartışma zemininin kaybolduğuna dikkat çekmektedir. Metin, özellikle tarihsel gerçeklerin güncel siyasi kaygılarla çarpıtılmasını ve Türk devlet yapısına dair nesnel verilerin ırkçılık suçlamasıyla gölgelenmesini eleştirmektedir. Yazar, terörle mücadele ve toplumsal barış arayışlarında izlenen yöntemsel hataların halk arasına ayrılık tohumları ekme riski taşıdığını savunmaktadır. Sonuç olarak kaynak, entelektüel sığlaşma ve toplumsal ayrışmanın vahametini vurgulayan eleştirel bir manzara sunmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhabalar, bu analizimizde yazar A. Yağmur Tunalı'nın Türkiye'deki o derin fay hatlarını, bitmek bilmeyen kutuplaşmayı ele aldığı oldukça çarpıcı
00:09makalesini tamamen tarafsız bir mercekten masaya yatırıyoruz.
00:13İletişimsizlik duvarları, bitmek bilmeyen tarih tartışmaları ve yazarın kendi tabiriyle bir doğrudan kaçış salgını.
00:21Gerçekten de ilginç bir teşhis değil mi?
00:23Gelin, yazarın toplumun bugünkü ruh halini nasıl okuduğuna ve bu sorunların kökenine dair sunduğu argümanlara hep birlikte adım adım bir
00:31bakalım.
00:32Peki bu karmaşık zihin haritasını nasıl çözeceğiz?
00:36Aslında yazarın argümanlarını objektif bir şekilde takip edeceğimiz beş ana durağımız var.
00:41Önce medyadaki ve günlük hayattaki kutuplaşmaya bakacağız, oradan okur psikolojisini inceleyeceğiz,
00:46sonra biraz daha derine inip bu fay hatlarının altındaki tarihsel tartışmalara ve toplumsal tepkilere odaklanacağız.
00:54En sonunda da yazarın çözüm arayışlarına dair o epey sert olan uyarılarını ele alacağız.
00:59Yani anlayacağınız semptomlardan kök nedene doğru giden tam bir laboratuvar incelemesi yapacağız.
01:04İlk durağımız yazarın toplumsal kutuplaşma ve medyanın durumuna koyduğu teşhis.
01:10Tunalı makalesine toplumun şu anki tabiri caizse barut fıçısı halini betimleyerek başlıyor.
01:16Zemin ona göre fena halde kaygan.
01:19Ve şu ifadeyi kullanıyor.
01:21Memleket kaynıyor.
01:22Gerçekten de vurucu bir laf.
01:24Bu söz aslında incelediğimiz metnin ana damarını oluşturuyor diyebiliriz.
01:28Yazara göre üstünde uzlaştığımız o asgari müşterekler yani toplumsal sözleşmemiz adeta çöküşte.
01:35Şöyle bir etrafınıza baktığınızda insanların bir araya gelmekten ziyade ayrışmak ve ötekileştirmek için adeta bahane aradığını söylüyor.
01:42Her kafadan ayrı bir sesin çıktığı, ateşin sürekli harladığı bir ortamdan bahsediyoruz.
01:47Peki, Tunalı bu kaynayan ortamı nasıl ölçüyor derseniz?
01:51İşte burada karşımıza çok ilginç bir metafor çıkıyor.
01:55Laboratuar.
01:55Yazar, yazılarının yayınlardığı gazetenin yorumlar bölümünü, şaşmaz bir anket, makro düzeydeki toplumsal sorunların teşhis edildiği devasa bir mikrokozmos olarak kullanıyor.
02:06Farklı düşünce dünyalarından gelen okurların tepkilerinin ona mükemmel bir memleket fotoğrafı sunduğuna inanıyor.
02:13Bu da bizi yazarın laboratuvarından çıkan o sarsıcı sonuçlara yani okur profilleri ve yorumlar bölümüne getiriyor.
02:20İnsanlar bilgiyi tam olarak nasıl tüketiyor ve nasıl tepki veriyor?
02:24Analizi gerçekten çok net.
02:26Yazar, okuyucu kitlesini üç ana kategoriye ayırıyor.
02:30İlk iki grup aslında bilirsiniz aynı madalyonun iki yüzü gibi.
02:34Bir tarafta sadece kendi tarafında diye yazarı koşulsuz alkışlayan amigo ruhlu taraftarlar var.
02:40Diğer tarafta ise yine sırf karşı tarafta gördüğü için körü körüne yuhalayanlar.
02:45Yazarın isyan ettiği noktada tam olarak bu, anlamaya çalışmaktan çok sadece karşıya gol atma derdinde olan devasa bir kitle.
02:53Üçüncü kategori ise ne yazık ki oldukça küçük bir azınlık olan, içeriği gerçekten okuyup üzerine kafa yoran o düşünenler grubu.
03:02Tunalı, işte o düşünmeden reaksiyon gösteren büyük çoğunluğun bugünkü tartışma kültürümüzü maalesef rehin aldığını savunuyor.
03:09Hatta yazarın kendi duruşuyla okurun onu algılayışı arasında neredeyse komik diyebileceğimiz devasa bir uçurum var.
03:17Düşünün Tunalı, ben hiçbir partiye mensup değilim, siyasete kültürel bir pencereden bakıyorum ve herkesi eleştirebilirim diyor.
03:25Ama okur bunu duyuyor mu? Hayır.
03:27Okuyucu kafasında çoktan oluşturduğu o şablonla yazarı anında siyasi bir kutuya hapsediyor, üstüne bir de had bildirmeye kalkıyor.
03:34Yazar da bu kaba iletişimsizlik halini, o sağırlar diyaloğunu yeni zamanların insan ve toplum modeli olarak adlandırıyor.
03:42Şimdi medyadaki bu yüzeysel atışmalardan biraz çıkalım ve yazarın kutuplaşmanın tam kalbinde olduğuna inandığı o derin meselelere, tarihsel tartışmalar ve
03:52devlete yakından bakalım.
03:54Tunalı'nın argümanına göre toplumun zihnindeki bu kırılmanın asıl sebebi tarihsel gerçeklerin yalan kurgularla değiştirilmeye çalışılması.
04:02Yazar burada lafı hiç dolandırmıyor ve doğrudan en eski Türk yazıtlarına, Bengütaşlara kadar uzanıyor.
04:08İddiası şu, evet devletler zamanla büyüyebilir veya küçülebilir ama Türk devlet geleneğinde tarihsel olarak ortaklık diye bir kavram yoktur diyor.
04:17Bin yıl boyunca Rum, Ermeni, Kürt, Arap pek çok farklı unsuru içinde barındırsa da buranın asla bir federasyon olmadığını, kesin
04:25ve net bir biçimde Türk devleti karakterini koruduğunu savunuyor.
04:28Şimdi bunu duyunca bu sadece milliyetçi bir refleks değil mi diye sorabilirsiniz.
04:34Fakat yazar tam da bu noktada ben bunu sadece Türk olduğum için söylemiyorum diyerek çok farklı bir referans noktası sunuyor.
04:42Argümanını batılı doğu bilimcilere yani meşhur oryantalistlere dayandırıyor.
04:47Hammer, Gwyneth, Ernest Renan veya Türklere pek de sıcak bakmadığı bilinen Louis Massignon gibi birçok yabancı ismi kanıt olarak gösteriyor.
04:56Yani ona göre bu devlet anlayışı dostun da düşmanın da kabul ettiği nesnel, değiştirilemez bir tarihi gerçek.
05:04Tabii bu kadar keskin ve sınırları çizilmiş bir tarih tezi ortaya koyduğunuzda toplumun buna nasıl reaksiyon gösterdiğine bakmak da epey
05:12aydınlatıcı.
05:13Yazarın aldığı itirazlara ve o meşhur ırkçılık suçlamasına bir bakalım.
05:18Burası gerçekten de bugünün tartışma iklimini harika özetliyor.
05:22Yazar belgelerle, alıntılarla objektif bir tarihi gerçeklik sunduğunu düşünüyor değil mi?
05:27Peki karşılığında aldığı cevap ne oluyor dersiniz?
05:30Akademik bir çürütme mi? Ne gezer?
05:32Yazarın aktardığına göre kimse çıkıp şu belgedeki bilginiz yanlış demiyor.
05:37Bunun yerine tartışma anında şahsiyete kayıyor ve bir anda sen ırkçısın çığlıkları yükseliyor.
05:43Gerçeklerin yerini sloganların ve yaftalamaların aldığı tam da o nokta.
05:46Zaten yazarın en çok şikayet ettiği şey de bu ezbere dayalı diyalogsuzluk ortamı.
05:52Tunalı bu konuda bir adım bile geri atmıyor.
05:55Ona göre Türklere yönelik yalan ve iftiralarla tarihi ters yüz etmeye çalışmak kesinlikle imkansız bir görev.
06:02Bu tür zorlamaların topluma hiçbir fayda sağlamayacağını,
06:05aksine sadece toplumsal yapıyı yıkarak bir çürümeye yol açacağını çok net bir dilde ifade ediyor.
06:11Ve geliyoruz sonuncu, belki de en hararetli bölüme.
06:16Tüm bu medya tahlillerinden, tarihsel okumalardan süzülüp,
06:20Türkiye'nin en can yakıcı meselelerinden birine,
06:24PKK ve yazarın çözüm arayışlarına yönelik çok keskin uyarısına bakacağız.
06:29Yazar konuya öncelikle muhatabın net bir tanımını yaparak giriyor.
06:33PKK'nın çok yönlü bir terör ve suç örgütü olduğunun altını kalınca çiziyor.
06:37Diyor ki eğer ortada dökülen kanı durdurmak için atılacak adımlar varsa,
06:41bu muhatabın o suçla yoğrulmuş gerçekliği asla unutulmadan yapılmalıdır.
06:46Yani örgüt liderlerine siyasi bir statü, bir paye verilmesine kesinlikle karşı çıkıyor.
06:51Devletin ciddiyetini koruması, adımlarını kılı kırk yararak o yapıya meşruiyet kazandırmadan atması gerektiğini savunuyor.
06:58İşte yazarın asıl alarm zillerini çaldığı yer tam da burası.
07:02Barış getireceği varsayılan ama yanlış kurgulanmış adımların nasıl bir bumerang etkisine yol açabileceğini anlatıyor.
07:09Çok çarpıcı bir tespiti var.
07:11Siz kavgayı durduracağız derken kavgayı büyütüyorsunuz diyerek süreci şöyle özetliyor.
07:16Önce kanı durdurma niyetiyle yola çıkılıyor ama bir bakıyorsunuz bunu yaparken Türk kimliğine veya tarihine saldırılmaya başlanmış ve sonuç ne
07:25oluyor biliyor musunuz?
07:26Yazar diyor ki PKK'nın yıllarca uğraşıp da yapamadığı şeyi yani Türkleri ve Kürtleri birbirine düşman etme işini bu yanlış
07:34çözüm arayışları maalesef kendi elleriyle yapıyor.
07:36Toplumu ortadan ikiye bölen asıl tehlikenin bu yanlış retorik olduğunu savunuyor.
07:41Makale boyunca yazarın çizdiği tablo açıkçası E.K. Karamsar, toplum adına konuştuğunu iddia edenlerin aslında o topluma nasıl ayrılık tohumları
07:51ektiğini dinledik ve geriye zihnimizde yankılanan o devasa soru kalıyor.
07:56Yalan kurguların, körü körüne taraftar psikolojisinin ve tarihi ters yüz etme çabalarının sardığı böylesine sisli bir ortamda biz toplum olarak
08:05bu derin ayrışmayı, bu kutuplaşmayı gerçekten aşabilecek miyiz?
08:09Üzerine hepimizin epey kafa yorması gereken bir soru bu.
08:12Bu analizde bize eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen