00:00Münih Güvenlik Konferansı'nda çok tuhaf şeyler oldu.
00:03Düşünün, Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı bir isim, kırmızı halıda karşılanıyor, en üst düzeyde ağırlanıyor, peki Türkiye yeti nerede?
00:12Kenarda.
00:13Neden? İşte bugün yazar Müyesser Yıldız'ın analizinden yola çıkarak Ankara'nın bu derin sessizliğinin ardında yatan o şaşırtıcı nedenlere
00:22bakacağız.
00:22Bu laf Münih Sirki, aslında konferansa davet edilmeyen İran Dışişleri Bakanı'ndan geliyor.
00:28Ama Müyesser Yıldız'a göre asıl sirk, Türkiye'nin tam da gözünün önünde yaşandı.
00:34Peki neydi bu jeopolitik sirk? Gelin sahne arkasına bakalım.
00:38İlk olarak Münih'teki bu sirkin sahnesini bir kuralım.
00:42Bu jeopolitik tartışmanın tam ortasında Türkiye için inanılmaz hassas bir isim vardı.
00:47Peki kim bu mazlum Kobani?
00:49Şöyle ki, kendisi Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği SDG'nin lideri.
00:54Sadece bu da değil, hakkında kırmızı bültenle arama kararı var.
00:57Yani Türkiye'nin aradığı bir adam, dünyanın en önemli güvenlik konferanslarından birinde resmi bir konuk gibi ağırlanıyor.
01:04İşte bu Ankara için tam anlamıyla bir diplomatik skandaldı.
01:08Şimdi ikinci bölüme, yani aranan bir adamın nasıl ağırlandığına gelelim.
01:13Yazarın delil olarak sunduğu şeylere bakalım.
01:15Kobani ve ekibinin bu diplomatik turda nasıl bir VIP muamelesi gördüğüne.
01:19Kobani'yi meşrulaştırma süreci öyle rastgele falan değil.
01:23Bayağı sistematik işliyor.
01:24Önce senatör Lindsey Graham'la bir görüşme, sonra senatör Jean Shahin'le.
01:28Ama asıl bomba senatör Shahin'in resmi açıklamasında geliyor.
01:33Kobani için kullandığı unvana dikkat, general.
01:36İşte bu, sembolik olarak her şeyi değiştiren o kritik adımdı.
01:40Ve bu durum sadece Amerika ile sınırlı kalmıyor, sakın öyle düşünmeyin.
01:44Almanya, Fransa, Suudi Arabistan, Irak, hatta Birleşmiş Milletlerden yetkililerle bile görüşmeler yapılıyor.
01:50Bu tablo bize neyi gösteriyor?
01:52Kobani'nin uluslararası sahnede nasıl bir aktör olarak parlatıldığını.
01:57Yazar da bu geniş diplomatik ağın altını özellikle çiziyor.
02:01Ve işte, olayı daha da tuhaf hale getiren bir detay.
02:04Irak Dışişleri Bakanı, önce bizim MIT Başkanımız İbrahim Kalın'la görüşüyor,
02:10hemen ardından da gidip Kobani'ye, Sayın Kobani diyerek onu kabul ediyor.
02:14Yazar bunu, Türkiye'ye yönelik diplomatik bir soğuk duş etkisi yarattı diye yorumluyor.
02:20Peki, tüm bunlar olurken Ankara ne yapıyordu, Türkiye neredeydi?
02:23İşte hikayenin en kafa karıştırıcı, en gizemli kısmı da tam olarak burası.
02:28Evet, yazarın sorduğu ve aslında tüm bu analizin temelini oluşturan soru da bu.
02:34Resmi Türkiye heyeti neredeydi?
02:36STC kırmızı halda yürürken Ankara neden oyunun dışında kalmıştı?
02:40Aradaki o inanılmaz farkı şimdi göreceğimiz tabloda çok daha net anlayacaksınız.
02:45İşte bu tablo aslında her şeyi özetliyor.
02:48Bakın, bir tarafta VIP muamelesi gören, politikaları şekillendiren bir STC heyeti var.
02:53Diğer tarafta ise ana panellerden adı çıkarılan, dışişleri ve savunma bakanları davet bile edinmemiş bir Türkiye heyeti.
03:00Bu tezatlık, yazarın deyimiyle durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
03:05Peki resmi açıklama neydi?
03:07Söylenene göre Dışişleri Bakan Yardımcımızın ismi o Suriye paneline sehven yani yanlışlıkla yazılmış ama yazar bu açıklamayı hiç inandırıcı bulmuyor.
03:16Ve haklı olarak soruyor, madem yanlışlıktı neden anında düzeltilmedi?
03:21Şimdi sadece ne olduğunu anlatmayı bırakıp aktörlerin açıklamalarındaki o gizli mesajları, o ipuçlarını çözümlemeye geçelim.
03:30Çünkü yazara göre asıl gerçekler tam da bu satır aralarında saklı.
03:35Münih'te verilen mesajlar da acayip çelişkiliydi.
03:37Mesela Suriye Dışişleri Bakanı çıkıp, SDG heyeti özellik falan istemedi diyor ama Kobani tam tersini söylüyor.
03:45Yazar bu durumu, SDG'nin asıl niyetleri konusunda bilinçli bir kafa karışıklığı yaratma taktiği olarak görüyor.
03:52Ve işte geldik yazarın itiraf dediği o kilit cümleye.
03:57Üst düzey bir Amerikalı yetkili tüm bu sürecin amacını tek bir cümleyle özetliyor.
04:02Amaç, Kürtlerin Suriye'deki yeni sisteme dahil edilmesi için zaman kazanmaktı.
04:07İşte bu, Münih'te olan biten her şeyi açıklayan stratejinin ta kendisiydi.
04:12Peki, bütün bu kanıtları, bu ipuçlarını bir araya getirdiğimizde nereye varıyoruz?
04:17Yazarın Ankara'nın bu derin sessizliğine getirdiği açıklamaya.
04:21Neydi bu sessizliğin sebebi?
04:22Peki, bu sahneyi kim kurdu?
04:25İşte yazarın sunduğu son kanıt, ipleri kimin elinde tuttuğunu net bir şekilde gösteriyor.
04:31Kobali'nin yardımcısı İlham Ahmet'in anlattığına göre,
04:35bu tartışmalı görüşmeyi organize eden, tarafları masaya oturtan güç doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ymiş.
04:42Ve böylece yazarın vardığı sonuçla netleşiyor.
04:45Ankara sessiz kaldı çünkü bu toplantıyı protesto etmek,
04:49organizatörün kendisiyle, yani Amerika Birleşik Devletleri ile doğrudan yüzleşmek anlamına gelecekti.
04:55Anlayacağınız bu duruma ses çıkarmak çok daha büyük bir diplomatik krizi göze almak demekti.
05:00Müyesser Yıldız'ın bu analizi bizi tam da bu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
05:05Ankara'nın bu sessizliği önceden düşünülmüş stratejik bir hamle miydi,
05:10yoksa beklenmedik, hazırlıksız yakalanılmış bir diplomatik başarısızlık mı?
05:14Yazara göre bu sorunun cevabı,
05:17Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki dış politikasının da şifrelerini barındırıyor olabilir.
Yorumlar