Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 21 saat önce
Müyesser Yıldız tarafından kaleme alınan bu köşe yazısı, 62. Münih Güvenlik Konferansı sırasında yaşanan diplomatik gelişmeleri Türkiye'nin milli çıkarları ve güvenlik kaygıları ekseninde eleştirel bir dille analiz etmektedir. Yazar, Türkiye tarafından kırmızı bültenle aranan YPG/SDG yöneticilerinin uluslararası platformda üst düzey ABD'li yetkililer ve Avrupalı liderlerle bir araya getirilmesini "rezalet" olarak nitelendirmektedir. Kaynak, bu görüşmelerde Suriye'nin geleceğine dair özerklik ve entegrasyon konularının tartışıldığını, ancak Ankara'nın bu duruma sessiz kaldığını ileri sürmektedir. Türk yetkililerin konferanstaki silik katılımı ve etkisiz diplomasisi sorgulanırken, terör örgütü üyelerinin meşrulaştırılma çabalarına vurgu yapılmaktadır. Metin genel olarak, müttefiklerin tutarsız politikaları ile Türkiye'nin dış politika yönetimindeki zafiyetleri arasındaki çelişkiye odaklanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Münih Güvenlik Konferansı'nda çok tuhaf şeyler oldu.
00:03Düşünün, Türkiye'nin kırmızı bültenle aradığı bir isim, kırmızı halıda karşılanıyor, en üst düzeyde ağırlanıyor, peki Türkiye yeti nerede?
00:12Kenarda.
00:13Neden? İşte bugün yazar Müyesser Yıldız'ın analizinden yola çıkarak Ankara'nın bu derin sessizliğinin ardında yatan o şaşırtıcı nedenlere
00:22bakacağız.
00:22Bu laf Münih Sirki, aslında konferansa davet edilmeyen İran Dışişleri Bakanı'ndan geliyor.
00:28Ama Müyesser Yıldız'a göre asıl sirk, Türkiye'nin tam da gözünün önünde yaşandı.
00:34Peki neydi bu jeopolitik sirk? Gelin sahne arkasına bakalım.
00:38İlk olarak Münih'teki bu sirkin sahnesini bir kuralım.
00:42Bu jeopolitik tartışmanın tam ortasında Türkiye için inanılmaz hassas bir isim vardı.
00:47Peki kim bu mazlum Kobani?
00:49Şöyle ki, kendisi Türkiye'nin terör örgütü olarak kabul ettiği SDG'nin lideri.
00:54Sadece bu da değil, hakkında kırmızı bültenle arama kararı var.
00:57Yani Türkiye'nin aradığı bir adam, dünyanın en önemli güvenlik konferanslarından birinde resmi bir konuk gibi ağırlanıyor.
01:04İşte bu Ankara için tam anlamıyla bir diplomatik skandaldı.
01:08Şimdi ikinci bölüme, yani aranan bir adamın nasıl ağırlandığına gelelim.
01:13Yazarın delil olarak sunduğu şeylere bakalım.
01:15Kobani ve ekibinin bu diplomatik turda nasıl bir VIP muamelesi gördüğüne.
01:19Kobani'yi meşrulaştırma süreci öyle rastgele falan değil.
01:23Bayağı sistematik işliyor.
01:24Önce senatör Lindsey Graham'la bir görüşme, sonra senatör Jean Shahin'le.
01:28Ama asıl bomba senatör Shahin'in resmi açıklamasında geliyor.
01:33Kobani için kullandığı unvana dikkat, general.
01:36İşte bu, sembolik olarak her şeyi değiştiren o kritik adımdı.
01:40Ve bu durum sadece Amerika ile sınırlı kalmıyor, sakın öyle düşünmeyin.
01:44Almanya, Fransa, Suudi Arabistan, Irak, hatta Birleşmiş Milletlerden yetkililerle bile görüşmeler yapılıyor.
01:50Bu tablo bize neyi gösteriyor?
01:52Kobani'nin uluslararası sahnede nasıl bir aktör olarak parlatıldığını.
01:57Yazar da bu geniş diplomatik ağın altını özellikle çiziyor.
02:01Ve işte, olayı daha da tuhaf hale getiren bir detay.
02:04Irak Dışişleri Bakanı, önce bizim MIT Başkanımız İbrahim Kalın'la görüşüyor,
02:10hemen ardından da gidip Kobani'ye, Sayın Kobani diyerek onu kabul ediyor.
02:14Yazar bunu, Türkiye'ye yönelik diplomatik bir soğuk duş etkisi yarattı diye yorumluyor.
02:20Peki, tüm bunlar olurken Ankara ne yapıyordu, Türkiye neredeydi?
02:23İşte hikayenin en kafa karıştırıcı, en gizemli kısmı da tam olarak burası.
02:28Evet, yazarın sorduğu ve aslında tüm bu analizin temelini oluşturan soru da bu.
02:34Resmi Türkiye heyeti neredeydi?
02:36STC kırmızı halda yürürken Ankara neden oyunun dışında kalmıştı?
02:40Aradaki o inanılmaz farkı şimdi göreceğimiz tabloda çok daha net anlayacaksınız.
02:45İşte bu tablo aslında her şeyi özetliyor.
02:48Bakın, bir tarafta VIP muamelesi gören, politikaları şekillendiren bir STC heyeti var.
02:53Diğer tarafta ise ana panellerden adı çıkarılan, dışişleri ve savunma bakanları davet bile edinmemiş bir Türkiye heyeti.
03:00Bu tezatlık, yazarın deyimiyle durumu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.
03:05Peki resmi açıklama neydi?
03:07Söylenene göre Dışişleri Bakan Yardımcımızın ismi o Suriye paneline sehven yani yanlışlıkla yazılmış ama yazar bu açıklamayı hiç inandırıcı bulmuyor.
03:16Ve haklı olarak soruyor, madem yanlışlıktı neden anında düzeltilmedi?
03:21Şimdi sadece ne olduğunu anlatmayı bırakıp aktörlerin açıklamalarındaki o gizli mesajları, o ipuçlarını çözümlemeye geçelim.
03:30Çünkü yazara göre asıl gerçekler tam da bu satır aralarında saklı.
03:35Münih'te verilen mesajlar da acayip çelişkiliydi.
03:37Mesela Suriye Dışişleri Bakanı çıkıp, SDG heyeti özellik falan istemedi diyor ama Kobani tam tersini söylüyor.
03:45Yazar bu durumu, SDG'nin asıl niyetleri konusunda bilinçli bir kafa karışıklığı yaratma taktiği olarak görüyor.
03:52Ve işte geldik yazarın itiraf dediği o kilit cümleye.
03:57Üst düzey bir Amerikalı yetkili tüm bu sürecin amacını tek bir cümleyle özetliyor.
04:02Amaç, Kürtlerin Suriye'deki yeni sisteme dahil edilmesi için zaman kazanmaktı.
04:07İşte bu, Münih'te olan biten her şeyi açıklayan stratejinin ta kendisiydi.
04:12Peki, bütün bu kanıtları, bu ipuçlarını bir araya getirdiğimizde nereye varıyoruz?
04:17Yazarın Ankara'nın bu derin sessizliğine getirdiği açıklamaya.
04:21Neydi bu sessizliğin sebebi?
04:22Peki, bu sahneyi kim kurdu?
04:25İşte yazarın sunduğu son kanıt, ipleri kimin elinde tuttuğunu net bir şekilde gösteriyor.
04:31Kobali'nin yardımcısı İlham Ahmet'in anlattığına göre,
04:35bu tartışmalı görüşmeyi organize eden, tarafları masaya oturtan güç doğrudan Amerika Birleşik Devletleri'ymiş.
04:42Ve böylece yazarın vardığı sonuçla netleşiyor.
04:45Ankara sessiz kaldı çünkü bu toplantıyı protesto etmek,
04:49organizatörün kendisiyle, yani Amerika Birleşik Devletleri ile doğrudan yüzleşmek anlamına gelecekti.
04:55Anlayacağınız bu duruma ses çıkarmak çok daha büyük bir diplomatik krizi göze almak demekti.
05:00Müyesser Yıldız'ın bu analizi bizi tam da bu can alıcı soruyla baş başa bırakıyor.
05:05Ankara'nın bu sessizliği önceden düşünülmüş stratejik bir hamle miydi,
05:10yoksa beklenmedik, hazırlıksız yakalanılmış bir diplomatik başarısızlık mı?
05:14Yazara göre bu sorunun cevabı,
05:17Türkiye'nin önümüzdeki dönemdeki dış politikasının da şifrelerini barındırıyor olabilir.
Yorumlar

Önerilen