Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 saat önce
Yazar Müyesser Yıldız tarafından kaleme alınan bu metin, hükümetin terör örgütüyle yürüttüğü iddia edilen yeni pazarlık süreçlerini ve Meclis gündemine gelmesi beklenen yasa taslaklarını sert bir dille eleştirmektedir. Kaynak, devletin güvenlik politikalarındaki yumuşamayı ve açılım süreci benzeri adımları, milli iradeye ve şehitlerin hatırasına bir ihanet olarak nitelendirmektedir. Metinde ayrıca, iktidar ortaklarının çelişkili beyanları ile DEM Parti temsilcilerinin Türkiye’ye yönelik soykırım ithamları ve ayrılıkçı söylemleri mercek altına alınmaktadır. NATO zirvesi nedeniyle uygulanan kısıtlamalar ile terör yandaşlarına tanınan serbestlik arasındaki tezatlık vurgulanarak, mevcut gidişatın ülkenin bölünmez bütünlüğüne zarar verdiği savunulmaktadır. Yazar, terörün sona erdirilmesi adı altında sunulan projelerin aslında bölücü faaliyetlere meşruiyet zemini hazırladığını iddia ederek kamuoyunu uyarmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün gerçekten çarpıcı bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:04Gazeteci Müyesser Yıldız'ın kaleme aldığı,
00:06Türkiye'de şu sıralar perde arkasında sessiz sedasız ilerleyen o çok katmanlı siyasi değişimleri
00:12ve derin çelişkileri haritalandıran oldukça eleştirel bir makaleyi inceleyeceğiz.
00:17Aslında dışarıdan bakıldığında birbirinden tamamen bağımsızmış gibi duran olayların
00:21nasıl tek ve karmaşık bir anlatıda birleştiğine birlikte bakacağız.
00:25Amacımız bu iddiaların ve tespitlerin hepimizin hayatını ve ülkenin yönünü nasıl etkileyebileceğini
00:31yazarın gözünden adım adım çözmek. Hazırsanız hemen başlayalım.
00:35Gündemimizde beş ana başlık var.
00:37Yeni yasa iddiaları, güvenlik uygulamalarındaki zıtlıklar, meydanlardaki siyasi çelişkiler,
00:43bayrak ve marş tartışmaları ve son olarak tarihi iddialar ve kriz.
00:48Hepsine sırasıyla değineceğiz.
00:50İlk başlığımız olan yeni yasa ve süreç iddialarıyla hızlıca başlayalım.
00:54Yazar, makalesine Ankara kulislerinde konuşulan bomba gibi bir iddiayla başlıyor.
01:00PKK için çıkarılması planlandığı öne sürülen ve yazarın tabiriyle bir kök hücre yasası yolda.
01:06İddiaya göre Cumhurbaşkanı kısa süre önce düzenlenen bir siyasi kampta bu yasanın doğrudan çıkarılması yönünde bir talimat vermiş.
01:13Peki bu süreç nasıl işleyecek derseniz, yazarın aktardığı söylentilere dayalı bir yumuşak geçiş formülü var
01:19ve bu formül üç adımdan oluşuyor.
01:21Birinci adımda devlet tarafı çerçeve denilen bir yasa taslağını meclise sunuyor.
01:26İkinci adımda taslak meclisteyken PKK belirlenen bölgelerden çekilmeye başlıyor.
01:31Ve üçüncü adımda çekilme tamamlandıktan sonra yasa genel kurul gündemine alınıyor.
01:35Yazar, iktidarın daha önceki önce silahlar bırakılacak şeklindeki katı duruşundan esneyip bu çok aşamalı yasamaya geçişini doğrudan bir pazarlık süreci
01:44olarak yorumluyor ve bunu oldukça sert bir dille eleştiriyor.
01:47Tabii eğer bu tasarı yasalaşırsa meclis bu konuda ilk kez mesa yapmış olmayacak, yazar bizi tam 10 yıl öncesine 10
01:54Temmuz 2014'te kabul edilen ilk açılım süreci yasasına götürüyor.
01:58O dönemde Sır-ı Süreyya Önder'in bugüne kadar kimsenin başaramadığını siz başardınız, müzakereyle devlete yasa çıkarttırdınız şeklindeki övgülerini hatırlatan
02:07yazar bu yeni formülün de benzer bir siyasi tavizin parçası olduğunu iddia ediyor.
02:12Hatta sürecin bir diğer aktörü Pervin Bulda'nın bütüncül bir yasa olmazsa Öcalan ve PKK buna karşı çıkacak minvalindeki sözlerini
02:20de ekleyerek masadaki baskının tarihsel olarak ne kadar eskiye dayandığının altını çiziyor.
02:25Buradan ikinci bölümümüze geçiyoruz güvenlik uygulamalarındaki zıttıklar.
02:29Yazar tam da bu noktada tüm bu siyasi pazarlık iddialarının sahaya yani ülkenin dört bir yanındaki güvenlik uygulamalarına nasıl sarsıcı
02:37çelişkilerle yansıdığını gösteriyor.
02:39Düşünün bir yanda İçişleri Bakanlığı terörsüz Türkiye hedefiyle ülke genelindeki tam 2763 kontrol ve arama noktasını kaldırıyor.
02:48Harika değil mi? Ama diğer yanda Elazığ Valiliği bir NATO zirvesi nedeniyle şehre giriş çıkışları bile yasaklayan adeta olağanüstü hal
02:57benzeri katı kısıtlamalar uyguluyor.
02:59Yazar binlerce güvenlik noktasının terör örgütüne yönelik sözde bir yumuşama kapsamında kaldırılmasını NATO karşıtı gösterilere uygulanan bu acımasız yasaklarla yan
03:08yana koyuyor ve haklı olarak soruyor.
03:10Devletteki güvenlik öncelikleri nasıl bu kadar çelişebiliyor? Yani aslında vatandaşın günlük hayatta hangisinin gerçeklik olduğu konusunda kafasını karıştıran bir tablo
03:19var ortada.
03:20Üçüncü başlığımıza geldik. Meydanlardaki siyasi çelişkiler.
03:23İşin biraz da sokak ve meydan boyutuna bakalım.
03:27Yazar, siyasi aktörler ve ideolojiler arasında yaşanan o derin çatışmaların artık alenen, ulu orta sergilendiğine dikkat çekiyor.
03:35Ve bunu çok spesifik bir örnekle yapıyor. 1991 yılında 12 kişinin hayatını kaybettiği bir eylem nedeniyle tam 33 yıl hapis
03:45yatan Çetin Arkaş, tahliyesinin ardından Mersin'deki bir mitingde çıkıp aynen şu ifadeleri kullanıyor.
03:52Dönüp dolaşıp pişmanlık yasasına gelecekseniz dönüp bize bakın. Bizde pişman olmuş bir hal var mı?
03:58Yazar, bu ve buna benzer konuşmaları önümüze koyarak, arka planda çıkarılması planlanan yasalara muhatap olan bu grupların aslında hiçbir pişmanlık
04:06duymadıklarını ve devlete açıkça meydan okumaya devam ettiklerini savunuyor.
04:11Yani siyasi sahnede verilen o yumuşama mesajlarıyla sahadaki gerçeklik taban tabana zıt diyor.
04:17İşte burada akıllara o can alıcı soru geliyor.
04:20Normalde kamusal alandaki konuşmalara en ufak bir eleştiriye karşı bile en sert hukuki yaptırıları talep eden siyasi figürler bu aleni
04:29düşmanlık karşısında neden sessiz kalıyor?
04:31Yazar, bu soruyu sorarak açık bir siyasi ikiyüzlülük iddiasını ortaya atıyor.
04:36Hatırlayın, ittifak ortaklarından Mustafa Destici bir komedyenin şakaları üzerine onun dilini koparmaktan bahsedecek kadar sert tepki göstermişti.
04:45Yazar, tescilli bir ismin sahnede alenen sergilediği bu meydan okuma karşısında aynı isimlerin tamamen sessiz kalmasını devasa bir çelişki olarak
04:54nitelendiriyor.
04:55Buradan dördüncü bölüme geçiyoruz. Bayrak ve marş tartışmaları.
04:58Siyasetteki bu derin fay hatları kendini en net şekilde ulusal semboller üzerinden belli ediyor.
05:05Yani Türk bayrağı ve İstiklal Marşı gibi.
05:08İçişleri Bakan Yardımcısı Bürent Turan aslında tansiyonu düşürmeye ve milli birliğe vurgu yapmaya çalışıyor.
05:14Diyor ki, bir partimizin ben daha çok bayrak seviyorum demesinin hiçbir anlamı yok.
05:19Biz 86 milyonun bayrağı sevdiğine inanmak istiyoruz.
05:23Gayet birleştirici bir çağrı öyle değil mi?
05:25Ancak yazar, iktidarın söylemdeki bu birleştirici temennilerini bizzat kendi siyasi orcaklarının sahada gözlemlediği o sert gerçeklerle çarpıştırıyor.
05:35İşte yazar tam da bu noktada o birleştirici temennilerin bizzat iktidar bloğunun içinden gelen çıkışlarla nasıl sarsıldığını gösteriyor bize.
05:42İttifak ortağı Mustafa Destici çıkıp, eline Türk bayrağı almayan bunu reddeden benim hasmımdır.
05:47O malum takımın kutlamalarında bir tane alanda Türk bayrağı gördük mü diyerek bölgesel mitinglerde Türk bayrağının yok sayılmasına büyük bir
05:54öfke kusuyor.
05:55Yazar, birlik ve beraberlik anlatısının içinin sahadaki bu kopuşlarla nasıl boşaltıldığını savunarak tabloyu bizim için daha da netleştiriyor.
06:02Yazar, bu gerilimin sadece lafta kalmadığını, soyut şikayetlerden ibaret olmadığını kanıtlamak için son dönemdeki spesifik etkinlikleri sıralıyor ard ardına.
06:12Aralık ayında Batman'da düzenlenen seminer, Mart'ta Diyarbakır'daki toplantı ve son olarak 16 Haziran'da Adana'da Milletleşmek başlığıyla düzenlenen konferanslar,
06:22Yazar, bu etkinliklerde İstiklal Marşı yerine sözde Kürt Ulusal Marşı olan Ey Rakip'in okunduğunu özenle çiziyor.
06:29Hatta Dem Parti lideri Tuncer Bakırhan'ın ortak ad Türkiye'liliktir şeklindeki çıkışını da hatırlatarak,
06:35bütün bunların Türk milleti kavramını alenen reddetmek için yapılmış sistematik bir politika olduğunu öne sürüyor.
06:42Açıkçası bu durumun toplumun o ortak zeminini nasıl da aşındırdığını sorguluyor.
06:47Ve geldik 5. aynı zamanda son bölümümüze Tarihi İddialar ve Kriz.
06:52Makalenin sonuna doğru yazar, bu çelişkilerin sadece güncel güvenlikle veya sembollerle sınırlı kalmadığını,
06:59doğrudan ülkenin geçmişine, tarihine de uzandığını anlatıyor.
07:02Bir tarafa bakıyorsunuz, Türkiye'nin binlerce yıllık tarihinde sadece adalet ve merhamet olduğunu söyleyerek,
07:09ülkenin tarihini uluslararası arenada savunan ve İsrail kabinesinin iddialarını kesin bir dille reddeden bir cumhurbaşkanı var.
07:16Ama diğer tarafa bakıyorsunuz, tam da içerideki yol arkadaşı olarak nitelendirilen Dem Parti içinden,
07:22bir yönetici 1915 olayları için açıkça kitlesel kıyım tanınması talep ediyor.
07:27Yazar, devletin dışarıda tarihini savunurken, içerideki bir siyasi fraksiyonun alenen soykırım tanınması talep etmesini,
07:35adeta yönetilemez boyutta bir kriz ve devasa bir tutarsızlık olarak önümüze koyuyor.
07:40Bugünkü incelememizi, yazarın okuyucuya bıraktığı o çok provokatif ve gerçekten düşündürücü soruyla getiriyoruz.
07:47Acaba iktidarın terersiz Türkiye projesi, meydanlarda bangır bangır yankılanan,
07:52terörü bırak, bölücülüğe devam et gerçeğinin yarattığı bu muazzam çelişkiyle hayatta kalabilir mi?
07:58Arka planda dönen tüm bu siyasi pazarlık iddiaları, güvenlikteki zıtlıklar ve tarihsel sürtüşmeler,
08:04Türkiye'nin geleceği için hepimizi o malum soruyla baş başa bırakıyor.
08:08Peki, şimdi ne olacak?
08:10Bu incelememizde bize katıldığınız için çok teşekkürler, merakla ve bilgiyle kalın, hoşça kalın.
Yorumlar

Önerilen