00:00Merhaba, Türkiye'nin stratejik geleceği, etrafımızdaki çember daraldıkça çok daha hararetli bir tartışma konusu haline geliyor.
00:07Bugünkü içerik incelememizde tam da bu ateşli jeopolitik tartışmayı masaya yatırıyoruz. Hazırsanız başlayalım.
00:14Elimizde iki farklı metin var.
00:16Bir yanda Aslı Aydın Taşbaş'ın Freyna Fiers dergisinde yayınlanan Olası Bir İran Savaşı ve Türkiye'nin konumuna odaklanan makalesi.
00:24Diğer yanda ise Ölgür Çelik'in bu makaleyi kelime kelime deşifre ettiği o kapsamlı karşı argümanı.
00:30Aslında bu iki metin arasındaki çekişme bize Türkiye'nin yönüne dair çok daha büyük, köklü bir stratejik vizyon ayrılığını gösteriyor.
00:37İşte bugünkü yol haritamız.
00:39Küresel analizden girecek, tarafsızlık, iç güvenlik, İsrail meselesi, savunma sanayi derken Türkiye'nin kendi stratejisiyle toparlayacağız.
00:49Batı merkezli önerilerle milliyetçi bir stratejik çerçeve arasındaki o derin uçurumu adım adım keşfedeceğiz.
00:56Hemen birinci başlığımızla olayın genel çerçevesiyle başlayalım.
01:00Küresel tezgaha karşı analiz
01:02Foreign Affairs makalesini okuduğunuzda dışarıdan son derece nesnel, düz bir dış politika değerlendirmesi gibi duruyor.
01:09Ancak Özgür Çelik'in incelemesine göre durum hiç de öyle masum değil.
01:13Çelik, metnin satır aralarını okuyarak bunun aslında Türkiye'nin bağımsız karar alma mekanizmasını hedef alan doğrudan bir çerçeveleme operasyonu olduğunu
01:22savunuyor.
01:23Yani diyor ki, mesele sadece bir analiz yapmak değil, ülkeyi belli bir çizgiye çekme çabası.
01:28Peki bu çaba nerede somutlaşıyor?
01:31Gelelim ikinci bölüme.
01:33Tarafsızlık gerçekten bir zafiyet mi?
01:35Diyelim ki bölgesel bir İran savaşı patlak verdi.
01:38Yabancı kaynağa göre Türkiye'nin böyle bir durumda tarafsız kalması tam anlamıyla pasif bir zayıflık.
01:44Hatta doğrudan ABD ve İsrail eksenine yanaşılması gerektiği söyleniyor.
01:48Çelik ise bu argümana şiddetle karşı çıkıyor.
01:50Ona göre tarafsızlık asla bir zafiyet değil.
01:53Aksine tıpkı İkinci Dünya Savaşı'nda uygulanan ve devleti o yıkımdan koruyan o tarihi bilge devlet aklı pratiğinin ta kendisi.
02:01Dış politika böyle, peki ya iç güvenlik?
02:03Üçüncü başlığımız PKK ve iç işlerine müdahale?
02:06Yabancı makalenin bu kısmında çok spesifik, adeta şartlı bir barış reçetesi sunuluyor.
02:12Neler mi var bu reçetede?
02:14Öcalan'ın meşru bir siyasi aktör olarak tanınması,
02:17yerel yönetimlere özellik seviyesinde yetki devri yapılması ve siyasi tutukluların serbest bırakılması.
02:23İşin ilginç yanı, Metin Alttan Orta şu uyarıyı da veriyor.
02:26Eğer bu adımlar atılmazsa dışarıdaki o büyük çatışmalar içerideki PKK sorununu yeniden alevlendirebilir.
02:33İşte Çelik'in en sert itirazlarından biri tam da buraya geliyor.
02:37O, bu önerileri asla diplomatik bir çözüm arayışı olarak görmüyor.
02:41Bunları doğrudan Türkiye'nin üniter yapısına, bölünmez bütününe yapılmış açık bir saldırı olarak yorumluyor.
02:47Bugüne kadar verilen o tarihi fedakarlıkları hatırlatıp,
02:51masaya oturulacak bir durum olmadığını belirterek, terörle sıfır taviz ilkesinin altını kalınca çiziyor.
02:57Tüm bu okumalar bizi Doğu Akdeniz'deki o kritik kavşağa getiriyor.
03:01Her iki tarafında sormamızı istediği asıl soru şu.
03:03İsrail'in Türkiye'yi çevreleme stratejisine karşı asıl çözüm ne olmalı?
03:08Dördüncü bölümümüz.
03:10İsrail ile ilişkiler ve bölgesel çevreleme.
03:13Buradaki vizyon ayrılığı gerçekten inanılmaz.
03:16Foreign Affairs makalesi, İsrail'in eylemleriyle, örneğin Suriye'deki vuruşları veya Akdeniz'deki rekabetiyle,
03:22Türkiye'yi çevrelemeye çalıştığını aslında inkar etmiyor, bunu kabul ediyor.
03:26Ama buna rağmen, siz yine de diyaloğu koparmayın, ilişkileri normalleştirin tavsiyesinde bulunuyor.
03:31Çelik'in tarafına baktığımızda ise bambaşka bir tablo var.
03:34O, böyle bir normalleşmenin Türkiye'nin Filistin davasına olan tarihi sorumluluğunu çöpe atmak demek olduğunu,
03:40bunun da tam bir ahlaki ve stratejik iflas anlamına geleceğini savunuyor.
03:44Ve bu stratejik tartışma bizi doğrudan devletin donanımına, beşinci başlığımıza taşıyor.
03:50Savunma, S-400 ve bağımsızlığın bedeli.
03:53Batı perspektifinden baktığınızda olay şu, S-400 füzelerini almak, Türkiye'yi NATO korumasından dışladı ve füze tehditlerine karşı tamamen savunmasız
04:03bıraktı.
04:03Bu bir zafiyet olarak yansıtılıyor.
04:05Ama Çelik'in karşı argümanı bu durumu dışlanma veya yalnızlık olarak değil, egemenliğin asıl sınavı olarak okuyor.
04:13İhalar, sihalar, yerli havacılık, kendi savunma sanayinize tam bağımsız hale getirmezseniz, zaten o dış dayatmalara karşı ayakta kalamazsınız diyor.
04:22Sonuç olarak tüm bu parçalar nasıl birleşiyor?
04:25Altıncı ve son bölümümüz, Türkiye'nin kendi stratejisi.
04:28Kafkasya'ya baktığımızda bile aynı derin çatlağı görüyoruz.
04:32Yabancı makale, meşhur orta koridor ticareti canlansın diye, Türkiye'ye Ermenistan sınırını açmasını salık veriyor.
04:39Fakat Çelik, bu öneriyi duyduğu an reddediyor.
04:41Neden mi?
04:42Çünkü bu hamlenin, Azerbaycan'la kurulan tek millet iki devlet ittifakını ve bölgedeki tarihi gerçekleri tamamen görmezden geldiğini söylüyor.
04:51Yani, ticari rotalar için tarihi bağlar feda edilemez diyor.
04:55Ekranda gördüğünüz bu tablo, aslında bugün anlattığımız her şeyi çok güzel özetliyor.
04:59İki zıt stratejinin çarpışması bu.
05:01Bir yanda Türkiye'nin tamamen Batı İttifakı'na entegre olmasını, İsrail'le normalleşmesini ve içerideki meselelerde esnek davranmasını öneren bir
05:10reçete var.
05:10Diğer yanda ise, savunmada tam bağımsızlık diyen, tarihi davalardan vazgeçmeyen ve iç güvenlikte taviz kelimesini lügatından çıkaran milliyetçi bir vizyon
05:19var.
05:19Çelik tüm bu analizini toparlarken, Alparslan Türkeş'in o çok bilindik sözüne atıfta bulunuyor.
05:25Türk milleti, tarihini kendi eliyle yazmıştır ve yazmaya devam edecektir.
05:29Bu alıntı, incelediğimiz metnin ruhunu oluşturuyor.
05:32Dışarıdan gelen hazır reçetelere kesin ve net bir red.
05:35Haritamızın etrafında bölgesel krizler ve savaş senaryoları şekillenmeye devam ediyor.
05:40Bu incelemeyi bitirirken biz de sizi o kilit soruyla baş başa bırakalım.
05:44Yaklaşan bu yeni krizlerde, Türkiye, başkalarının elleriyle yazıp önüne koyduğu bir metni mi okuyacak, yoksa kendi tarihini kendi bildiği gibi
05:51mi yazacak?
05:52Katıldığınız için çok teşekkürler, bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
Yorumlar