Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 16 saat önce
Prof. Dr. Harun Demirkaya’nın kaleme aldığı bu metin, Kazakistan ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) arasında gelişen beklenmedik diplomatik ve ekonomik yakınlaşmayı analiz etmektedir. Kazakistan’ın bir Rum lidere ilk kez ev sahipliği yapması ve "Dostluk Nişanı" gibi üst düzey sembollerle bu süreci pekiştirmesi, Türk kamuoyunda ciddi bir stratejik endişe yaratmaktadır. Yazar, Astana’nın çok yönlü dış politika anlayışını kabul etmekle birlikte, bu durumun Türk Devletleri Teşkilatı içindeki siyasi dayanışma ruhuna ve Türkiye’nin Kıbrıs davasına zarar verebileceğini savunmaktadır. Kaynak, Türk dünyasının kültürel bağların ötesine geçerek ortak bir jeopolitik refleks geliştirip geliştiremeyeceğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunmaktadır. Nihayetinde bu diplomatik hamleler, Türk devletlerinin milli meselelerdeki samimiyetinin ve birliğin gelecekteki stratejik gücünün test edilmesi olarak yorumlanmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün uluslararası diplomasi koridorlarında fısıltıyla konuşulan ama aslında yeri göğü inletme potansiyeli taşıyan bir gelişmeyi mercek altına alıyoruz.
00:09Kazakistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimi arasında bir anda filizlenen o beklenmedik yakınlaşma.
00:14Peki haritaya baktığınızda aralarında kilometrelerce mesafe olan bu iki aktörün attığı adım bölgenin o hassas jeopolitik fay hatlarını nasıl tetikleyecek?
00:23Gelin hiçbir taraf tutmadan tamamen objektif bir mercekle bu büyük resmi hep birlikte inceleyelim.
00:28Şimdi Kıbrıs Rum kesiminden çıkan şu manşete bir bakar mısınız?
00:32Türk planlarına kama Kıbrıs'ın diplomatik izi genişliyor. İddialı değil mi?
00:36Bu sadece dikkat çekmek için atılmış sıradan bir başlık falan değil.
00:40Aslında Doğu Akdeniz'den ta Orta Asya'ya uzanan eksende yaşanabilecek devasa bir jeopolitik depremin çok net bir habercisi.
00:47Peki bu tarihi ve bir o kadar da sürpriz diplomatik yakınlaşma tam olarak nasıl başladı?
00:53Gelin olayların akışına bir bakalım.
00:54Her şey Kazakistan'ın Güney Kıbrıs'a bir büyük elçi atamasıyla başlıyor.
00:59İlk bakışta ne var bunda her ülke birbirine büyük elçi atar diyebilirsiniz ama olay burada kalmıyor.
01:06Hemen ardından Rum yönetimi lideri Nikos Hristodulidis Astana'ya o tarihi ilk ziyareti gerçekleştiriyor.
01:13Üstelik bu temaslar sırasında sadece karşılıklı doğrudan uçuşlar başlamakla kalmıyor.
01:18Aynı zamanda Hristodulidis'e Kazakistan'ın devlet nişanı olan dostluk nişanı veriliyor.
01:24Gelecek hedeflerine baktığımızda ise Güney Kıbrıs'ın Astana'da bir büyük elçilik açma planı var.
01:30Yani işler bir anda ciddileşiyor.
01:32Sıradan bir el sıkışmanın çok ötesine geçiyoruz.
01:35Şimdi bu noktada Astana'nın yani Kazakistan'ın bu hamlesinin altında yatan devlet aklını anlamamız lazım.
01:42Neden böyle bir adım atıyorlar?
01:44Uluslararası ilişkilerde çok yönlü dış politika dediğimiz son derece kritik bir strateji var.
01:49Kazakistan'ı sahnede birden fazla tabağı aynı anda düşürmeden çevirmeye çalışan bir sirk ustası gibi düşünün.
01:55Kendi ulusal çıkarlarını maksimize etmek için Rusya, Çin, Avrupa Birliği, Amerika ve elbette Türkiye gibi devler alasındaki dengeyi inanılmaz bir
02:04hassasiyetle korumak zorundalar.
02:05Yani olaya tamamen rasyonel ve analitik bir mercekten bakarsak, Güney Kıbrıs ile kurulan bu temaslar Kazakistan için Avrupa Birliği'ne
02:14ve o devasa Avrupa pazarlarına giden yolda ustaca inşa edilmiş bir köprüden ibaret.
02:19Amaç diplomatik manevralarla Avrupa'ya açılan kapıyı kendi adlarına biraz daha aralayabilmek.
02:24Ama asıl sormamız gereken can alıcı soru şu.
02:27Gerçekten sadece ekonomik bir hamleyle mi karşı karşıyayız yoksa işin içinde siyasi bir satranç da var mı?
02:34Ortadaki şu tabloya bir bakın.
02:36Uçuşlar başlıyor, yeni büyükelcilikler planlanıyor, dev iş forumları organize ediliyor.
02:42Bir de üzerine devlet başkanına verilecek olan o meşhur dostluk nişanı eklenince bütün bunları alt alta topladığınızda olayın sadece biz
02:50biraz ticaret yapalım seviyesinde olmadığını,
02:52son derece sembolik ve yüksek profilli siyasi bir yakınlaşma olduğunu çok net bir şekilde görebiliyorsunuz.
02:58Ve işte bu derinleşen yakınlaşma bizi Doğu Akdeniz'deki o aşılamaz kırmızı çizgilere ve tam bir jeopolitik kilitlenmeye götürüyor.
03:06Buradaki zıtlık gerçekten inanılmaz.
03:09Bir tarafta Avrupa Birliği ve Güney Kıbrıs'ın o esnemez duruşu var.
03:12Rum yönetimini adanın tek yasal hakimi olarak kabul ediyorlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni kesinlikle tanımıyorlar ve Türkiye'nin adadaki
03:21askeri varlığını açıkça bir işgal olarak tanımlıyorlar.
03:24Tablonun tam karşısında ise Türkiye var ve Türkiye için Kıbrıs asla basit bir dış politika detayı değil,
03:30mavi vatan doktrininin tam kalbi, mutlak bir beka ve ulusal güvenlik meselesi.
03:34Ortada uzlaşması neredeyse imkansız, birbirine taban tabana zıt iki devasa kutup var.
03:39Hal böyle olunca dışarıdan bakan tarafsız bir gözlemci için Türkiye'deki endişeyi anlamak hiç de zor değil.
03:47Türk kamuoyu haklı olarak şunu soruyor.
03:49Acaba bu karlı ticari adımlar zamanla Kazakistan'ın siyasi duruşunu bizim aleyhimize değiştirir mi?
03:56Zira tarih bize defalarca göstermiştir ki bazen yeni ve karlı ortaklıklar eski dostlukların ve siyasi dayanışmaların önceliklerini yavaş yavaş aşındırabiliyor.
04:08Peki işin aslı ne?
04:09Bu durum kültürel birliğin mi yoksa stratejik çıkarların mı galip geldiğini gösteriyor?
04:15Aslında burada çok klasik ama bir o kadar da çarpıcı bir halkların ideali ve devletlerin real politiği çatışması duruyor karşımızda.
04:23Sokaktaki insan için ortak tarih ve dilden gelen o duygu seliyle Kuzey Kıbrıs Türk dünyasının ayrılmaz doğal bir parçası.
04:30Ama işin devlet kademesine o soğuk real politiğe indiğinizde dinamikler tamamen değişiyor.
04:36Bağımsız devletler kararlarını duygulara veya kardeşlik türkülerine göre değil,
04:41uluslararası hukuka, kasalarına girecek paraya ve Avrupa Birliği ile aralarındaki o kritik köprüleri korumaya bakarak veriyorlar.
04:47Ama durun hemen eyvah Türk dünyası parçalanıyor diyerek karalar bağlamaya da gerek yok.
04:52Türkiye ile Kazakistan arasında öyle bir günde silinip atılamayacak kökleri çok ama çok derin bir işbirliği ağı var.
04:59İkili ekonomik bağlar her geçen gün daha da güçleniyor, savunma sanayisinde devasa ortaklıklar yapılıyor,
05:05milyarlarca dolarlık enerji projeleri dönüyor,
05:08dahası her iki ülkede Türk Devletleri Teşkilatı'nın büyümesi için masada omuz omuza çalışmaya devam ediyor.
05:14İşte bütün bu parçaları birleştirdiğimizde şu gerçek adeta yüzümüze çarpıyor.
05:20Evet, Türk dünyası harika bir kültürel ve tarihi mirası paylaşıyor.
05:24Ama söz konusu jeopolitik bir kriz veya dış politika hamlesi olduğunda,
05:28mesela bir Avrupa Birliği gibi tek vücut olup aynı anda reaksiyon gösteremiyorlar.
05:33Bu ortak refleks eksikliği de maalesef yaşanan bu son gelişmeyi,
05:38diplomatik arenada Avrupa Birliği hanesine bir artı, Türkiye hanesine ise bir gerileme olarak yazıyor.
05:43Bu incelememizin sonuna gelirken, aklınızı kurcalayacak o kritik soruyu sormak istiyorum.
05:48Sizce Türk Devletleri Teşkilatı, gelecekte sadece ortak bayramlarda bir araya gelen kültürel bir kulüp olarak mı kalacak,
05:56yoksa jeopolitik kriz anlarında masaya yumruğunu tek ses olarak vurabilen gerçek bir stratejik güce mi dönüşecek?
06:02Bu sorunun cevabı, inanın bana, önümüzdeki 10 yılların küresel tarihini şekillendirecek.
06:08Bu analizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkürler, bir sonrakinde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar

Önerilen