Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 gün önce
Yazar Müyesser Yıldız, bu köşe yazısında Donald Trump ve Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki karmaşık diplomatik ilişkiyi bir dış politika eleştirisi üzerinden ele almaktadır. Trump’ın Erdoğan’a yönelik övgü dolu sözlerinin ve Türk ordusuna duyduğu hayranlığın, Türkiye’yi bölgesel çatışmalara dahil etme amacı taşıyan bir strateji olup olmadığını sorgular. Metin, ABD’nin Türkiye’ye sunduğu Halkbank davası veya savunma sanayi paketleri gibi vaatleri, Kıbrıs ve Ege gibi milli çıkarlardan taviz verilmesi beklenen birer "havuç" olarak nitelendirir. Özellikle yaklaşan Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde, Türkiye’nin Batı değerleri ile İran ve Rusya gibi aktörler arasında bir seçim yapmaya zorlandığı vurgulanır. Sonuç olarak, Trump’ın dostane yaklaşımının ardında, Türkiye’yi Ortadoğu’daki enerji ve güvenlik denklemlerinde Batı çıkarları doğrultusunda konumlandırma hedefinin yattığı savunulur. Yazar, bu süreçte Türkiye’nin kurumsal kimliğinden ziyade tek bir lider üzerinden yürütülen diplomasinin yaratabileceği risklere dikkat çeker.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba, bugün oldukça karmaşık ama bir o kadar da merak uyandıran bir konuyu masaya yatırıyoruz.
00:06Elimizdeki detaylı analizi temel alarak, ABD, Türkiye ve NATO arasındaki, o hepimizin bildiği ama tam olarak çözemediği diklomatik ilişkileri tarafsız
00:15bir gözle inceleyeceğiz.
00:16Önümüzde gerçekten çarpıcı bir tablo var, perde arkasında neler döndüğünü anlamak için harika bir fırsat.
00:22Hazırsanız hemen başlayalım.
00:24Önümüzde net bir yol haritası var, konuyu dört ana başlıkta toparlayacağız.
00:28Liderlerin arasındaki keşisel dinamik, diplomasideki havuç sopa taktikleri, NATO zirvesinin nasıl bir satranç tahtasına dönüştüğü ve o meşhur taraf seçme
00:38baskısı.
00:38Vakit kaybetmeden ilk sıradakiyle devam edelim.
00:41Birinci bölüm, Trump-Erdoğan dinamiği.
00:44Kaynağımız, yaklaşan NATO zirvesi öncesinde zemini hazırlayan bu son derece kişiselleştirilmiş ilişkinin altını özellikle çiziyor.
00:52Biliyorsunuz, işin arka planında her zaman jeopolitik hedefler vardır.
00:57Metin burada oldukça ilginç bir detaya, ABD'nin yaptığı atamalara dikkat çekiyor.
01:02Özellikle de Tom Barrack ismine.
01:05Analize göre bu atama, Washington'ın bölgedeki Şii hilalini kırma stratejisine odaklandığının ve YPG-PKK ile ilişkilere öncelik verdiğinin çok
01:15net bir sinyeni.
01:16Haliyle bu durum, Ankara ile Washington arasındaki diyaloğu oldukça zorlaştırıyor.
01:21Fakat işin çok ilginç bir yanı var, siyasi arenada nadiren şahit olduğumuz türden bir kişisel yakınlık söz konusu.
01:29Yazar, Trump'ın Erdoğan'a yönelik o doğrudan ve samimi övgülerini çok güzel yakalamış.
01:34Erdoğan, benim dostum, çok çetin bir adam ve onu çok seviyorum diyor Trump.
01:39Zaten ikilinin karşılaştıkları problemleri hızlıca çözebilme potansiyelinin de kaynağı tam olarak bu güçlü kişisel dostluk.
01:48Üstelik sadece bununla da kalmıyor, metine göre Trump'ın Türk silahlı kulletlerine yönelik son derece yüksek övgüleri var.
01:55Türkiye'nin askeri açıdan ne kadar büyük bir güç olduğunu, çok güçlü bir ordusu bulunduğunu açıkça belirtiyor.
02:01Yani Türkiye'yi sıradan bir ülke değil, gerçekten vazgeçilmez bir askeri müttefik olarak konumluyor.
02:07Ama durun, kaynağımız bilançoyu anında dengeliyor ve bize o meşhur geçmiş tehdidi hatırlatıyor.
02:14Hani Trump'ın Türkiye'nin Suriye operasyonlarını durdurmak için savurduğu, aptal olma, ekonominizi mahvederim çıkışı vardı ya.
02:21İşte bu zıtlık bizi çok kritik bir soruya getiriyor.
02:24Liderler arasındaki bu yoğun muhabbet ve geçmişteki sert tehditler aynı anda masada nasıl durabiliyor?
02:31İşte bu bizi ikinci bölüme diplomatik havuçlar ve sopalar başlığına getiriyor.
02:36Bu çalkantılı ilişkinin gerçek politikalara tam olarak nasıl yansıdığına bakacağız.
02:42Yazarın harika bir şekilde özetlediği temel çelişki tam da burada yatıyor aslında.
02:46Bir kefede hep o duyduğumuz havuçlar var, mesela Halkbank davasının düşürülmesi veya 700 milyon dolarlık Kağan uçak motoru satış paketinin
02:55ABD kongresine bildirilmesi gibi somut kazanımlar.
02:57Ama diğer kefede tam karşısında devasa sopalar duruyor.
03:01Kongre'nin F-35 jetlerini ertelemesi ya da Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki stratejik enerji merkezinden dışlanması gibi büyük pürüzler.
03:09Kaynağımız bu sopalara biraz daha yakından mercek tutuyor ve bazı spesifik manevralara dikkat çekiyor.
03:15Mesela Doğu Akdeniz, ABD'nin Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail ile birlikte bir enerji merkezi kurup Türkiye'yi bunun dışında bıraktığını
03:23görüyoruz.
03:24Veya Kıbrıs müzakereleri, Rum tarafının NATO'ya girmesini ve Türk askerinin adadan çekilmesini hedefleyen bir diplomatik baskı var.
03:32Hatta Türkiye'yi bürokratik olarak Avrupa'dan ayırıp ABD'nin Orta Doğu bürosuna kaydırma çabaları bile var.
03:39Bunlar o övgü dolu sözlerin ardındaki oldukça sert stratejik gerçekler.
03:44Peki bu durum daha büyük ölçekte ne anlama geliyor?
03:48Üçüncü bölümümüz NATO zirvesi satranç tahtası.
03:51Türkiye'nin coğrafi konumu burada bütün işin odak noktasına oturuyor.
03:55Siyasi sürtüşmelere bir anlığına kenara bırakırsak, yazar NATO'nun Türkiye içindeki askeri varlığına ve somut adımlarına dikkat çekiyor.
04:04Türkiye'de kurulan çok uluslu kolordo karargahı, İstanbul'daki NATO Deniz Unsur Komutanlığı, İncirlik ve Konya'ya konuşlandırılan hava savunma sistemleri.
04:14Yani tüm o anlaşmazlıklara rağmen askeri ittifak aslında kendisini Türkiye'ye çok sağlam bir şekilde demirliyor.
04:21Entegrasyon tam gaz devam ediyor.
04:23Analize göre Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tam da bu tabloyu işaret ederek çok net bir mesaj veriyor.
04:30Diyor ki, Türkiye güvenlik mimarisinin kenarında değil merkezinde yer alan bir ülkedir.
04:35Yani Türkiye olan biteni uzaktan izleyen bir seyirci değil, ittifakın geleceğine yön veren o aktif merkezi karargahlardan biri.
04:43Şimdi dördüncü ve son bölümümüze taraf seçme baskısına gelelim.
04:48Merkezde olmanın kulağa hoş geldiğini biliyorum ama bunun elbette çok ağır bir bedeli var.
04:53Yazar, Orta Doğu konusunda batılı müttefiklerden gelen o muazzam baskıyı daha iyi anlamamız için bizi şöyle bir geçmişe götürüyor.
05:012005'te NATO'nun Orta Doğu'yu adeta bir yeni Berlin duvarı olarak tanımlamasından başlayan, 2010'da Türkiye'nin İsrail'in OECD
05:09üyeliğine onay vermesiyle devam eden ve 2023'te Avrupa Birliği'nin o açık ültimatomuna kadar uzanan 10 yıllık bir süreç.
05:17Çember daraldıkça Türkiye'den beklentiler de artıyor haliyle.
05:21İşte bu baskının doruk noktasını da AB yetkilisi Margarita Sişinas'ın metne yansıyan şu keskin sözlerinde görüyoruz.
05:28Türkiye tarafını seçmeli diyor açıkça.
05:31AB ve NATO'nun mu yanında olacaklar yoksa Rusya, İran, Hamas ve Hizbullah'ı mı destekleyecekler?
05:37Gri alan bırakmayan oldukça sert ve net bir ültimatom bu.
05:40Türkiye'nin bölgesel sadakatini kesin olarak belirlemesi isteniyor.
05:44Peki bütün bunların sonu nereye varıyor derseniz kaynağımız oldukça rasyonel bir çıkarım yapıyor.
05:51NATO zirvesinin sonunda yayınlanacak olan o standart resmi bildirgeler bir yana asıl etkiyi yaratacak olan şey Trump ve Erdoğan arasındaki
06:00o baş başa ikili görüşme olabilir.
06:02Yani bu karmaşık denklemin çözümü liderler arasındaki o ikili dinamiğe bağlı gibi duruyor.
06:08Bu analizi kaynağımızda da doğrudan atıf yapılan, hepimizin çok iyi bildiği o Türk deyimiyle noktalayalım.
06:14Kaz gelecek yerden tavuk isirgenmez.
06:17Peki ama bu kadar yüksek riskli bir diplomatik oyunda masadaki o cazip ikili vaatler, yani kaz, bölgede yapılması istenecek devasa
06:25jeopolitik fedakarlıkları, yani tavuğu, gerçekten haklı çıkaracak mı?
06:29Üzerine epey kafa yormamız gereken bölgenin kaderini çizecek bir soru bu.
06:34Bugün bu karmaşık denklemi bizimle birlikte adım adım çözdüğünüz için teşekkür ederiz.
06:39Görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen