Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Lütfü Şahsuvaroğlu’nun "Çıkanlar ve İnenler" başlıklı yazısı, Çin edebiyatının klasik eseri Kızıl Odanın Rüyâsı üzerinden iktidarın geçiciliğini ve erdemin önemini ele almaktadır. Metin, yükselenlerin bir gün mutlaka düşeceği gerçeğini hatırlatarak mevcut iktidar sahiplerini ve hukuktan sapan hâkimleri uyarmaktadır. Konfüçyüs felsefesinin izinde, insanların hırslarına köle olmaması gerektiğini vurgulayan yazar, güzellik arayışının ancak erdemle bütünleştiğinde gerçek değerine ulaştığını belirtir. Sonuç olarak erdem; dini ritüellerde veya maddiyatta değil, mazlumun ve masumun yanındaki duruşta aranmalıdır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba, şöyle bir düşünelim, yüzyıllar öncesinden gelen bir şiir,
00:05bugünün karmaşık güç savaşlarına, hırslarına nasıl ışık tutabilir?
00:09Mümkün mü bu?
00:10Gelin, iktidarın zirvesindekilerle en diptekilerin sürekli yer değiştirdiği bu sonsuz döngüyü,
00:16çok eski bir bilgelik üzerinden beraberce bir masaya yatıralım.
00:21İşte, her şey bu dizelerle başlıyor aslında.
00:24Şapkası başına küçük gelen hakimler.
00:26Düşünsenize, dün paçavralar içinde tir tir titreyenler,
00:30bugün en kıymetli, en şatafatlı elbiselere burun kıvırıyor.
00:34Tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi.
00:36Biri inerken diğeri çıkıyor, sahne hiç boş kalmıyor.
00:40Bu sözler, gücün ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunun,
00:43kaderin de ne kadar, ne kadar şaşırtıcı olabileceğinin en net kanıtı sanki.
00:48Peki, bu kadar sarsıcı dizelerin arkasında ne var?
00:51Yani, bu bilgelik nereden geliyor?
00:54Hangi derin kaynaklardan besleniyor?
00:56Gelin şimdi, hep beraber bu eski şiirin köklerine inelim.
01:00Koca bir hanedanın yükseliş ve trajik düşüş hikayesine doğru şöyle bir yolculuğa çıkalım.
01:06Şimdi size inanılmaz bir şey söyleyeceğim.
01:08Bu kısacık şiir var ya, aslında 2000 sayfayı aşan devasa bir romanın,
01:1318. yüzyıl Çin edebiyatının baş yapıtlarından kızılodanın rüyasının,
01:18bütün ahlaki felsefesini, bütün özünü taşıyor.
01:21Evet, yanlış duymadınız.
01:23Koca bir hanedanın, o görkemli yükselişi ve bir o kadar trajik çöküşü,
01:28işte bu birkaç dizenin içinde gizli.
01:30Ama durun, bu yükseliş ve düşüş felsefesi sadece Çin'e özgü bir şey değil.
01:34Hayır.
01:35Aslında kökleri çok daha derinlerde.
01:38Farklı coğrafyalara uzanan, ortak bir bilgeliğin bir parçası.
01:41Şimdi çok ilginç bir şeye tanıklık edeceğiz.
01:44Aralarında yüzyıllar olan, bambaşka yerlerde yazılmış iki dev eserin,
01:48aynı felsefede, yani konfüçüsün öğretilerinde nasıl buluştuğunu göreceğiz.
01:52Bakın, tabloya bir bakın.
01:54Bir yanda 18. yüzyıl Çin'inden,
01:56kızılodanın rüyası, bir hanedanın çöküşünü anlatıyor.
02:00Diğer yandaysa, ta 11. yüzyıl Japonya'sından,
02:04dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen gencinin hikayesi.
02:08Aralarında ne kadar çok zaman, ne kadar çok mesafe var değil mi?
02:11Ama bu iki dev eseri birleştiren ortak bir ruh var.
02:15O da konfüçüs felsefesi.
02:17İkisi de adeta kulağımıza şunu fısıldıyor.
02:20Güç, ahlak, erdem, hepsi gelip geçici.
02:24İyi de yüzlerce, hatta bin yıl önce yazılmış bu hikayeler,
02:28bugün bize ne anlatıyor ki?
02:30Yani, saray entrikaları, çöken hanedanlar falan,
02:33bütün bunların günümüzün bu karmaşık dünyasında,
02:36bizim kendi hayatlarımızda bir karşılığı var mı gerçekten?
02:39Bir anlam ifade ediyor mu?
02:41İşte tam bu noktada,
02:43o eski bilgeliği alıp,
02:45günümüzün tam ortasına getiriyoruz.
02:47Çünkü, incelediğimiz metnin yazarı,
02:49bu asırlık dersleri almış ve,
02:51bugünün güç sahiplerini adeta bir uyarı gibi sunmuş.
02:54Bakalım, geçmişten gelen bu ses,
02:57bugün kimlerin kulağını çınlatacak?
03:00O ilk dizeyi bir hatırlayalım mı?
03:01Şapkası başına küçük gelen hakimler.
03:04İşte modern eleştirinin fitili de tam olarak burada ateşleniyor.
03:08Bu tek bir dize,
03:09gücün en tehlikeli zehri olan kibre,
03:12gurura karşı yazılmış,
03:13zamansız bir uyarı adeta.
03:15İncelediğimiz kaynağın yazarına göre,
03:17bu dizeler bugün de,
03:18özellikle adalet sistemi için,
03:20çok şey ifade ediyor.
03:21Yazar diyor ki,
03:22hukukun üstünlüğünü bir kenara bırakıp,
03:24farklı efendilere hizmet edenler,
03:26tıpkı o şiirdeki gibi,
03:27bir gün o gücü kaybedebilirler.
03:29Bu tezi desteklemek için de,
03:31kendi coğrafyasından spesifik bir örnek veriyor.
03:33FETÖ'nün hakimleri vakası.
03:35Bu örnek üzerinden de,
03:36gücün ne kadar geçici olduğunun,
03:38ve adaletin elinde sonunda bir denge bulacağının,
03:40altını çiziyor.
03:41Bütün bunlar bizi insan doğasıyla ilgili,
03:44en temel soruya getiriyor aslında.
03:46Neden?
03:47Yani insanlar neden güçten,
03:49servetten paylarını alırtan,
03:51bir yandan da,
03:52hırslarının esiri oluveriyorlar.
03:55Üstelik bu tehlikeli dansın sonunun,
03:57genellikle hüsranla bittiğini bile bile.
03:59Neden talihin her döneminde,
04:01biz aynı filmi,
04:02aynı oyunu izliyoruz?
04:03İşte bu sorunun cevabını ararken,
04:06yolumuz bizi bir kez daha,
04:08binlerce yıl öncesine,
04:09Bilge Konfüçyus'e götürüyor.
04:10Çünkü anlıyoruz ki,
04:12meselenin özü aslında güçten ya da hırstan bile daha derinde.
04:16Güzellik ve erdem arasındaki o çok hassas dengede yatıyor.
04:20Ve işte,
04:21Konfüçyus'un o meşhur sitemiyle karşılaşıyoruz.
04:24Keşke güzelliğin peşinde olanlar,
04:26biraz da erdemin peşinde olsalar.
04:28Aslında ne kadar basit,
04:30ama ne kadar derin bir söz değil mi?
04:32Sadece dış görünüşün,
04:34görünenin peşindeki o bitmek bilmeyen koşturmacada,
04:37asıl önemli olanın,
04:38yani karakterin, ahlakın,
04:39nasıl ikinci plana atıldığına dair,
04:42zamansız müthiş bir eleştiri bu.
04:44Ama,
04:45burada ilginç bir meydan okumada var.
04:47Ya Konfüçyus bir şeyi eksik söylüyorsa,
04:50ya güzellik ve erdem aslında birbirinden apayrı arayışlar değilse,
04:54belki de asıl sormamız gereken soru şu,
04:56erdemin peşinde koşmak,
04:58zaten güzelliğin en yüce hali,
05:00en saf biçimi değil midir?
05:02Belki de gerçek güzellik,
05:04erdemli bir yaşamın ta kendisidir.
05:06Peki, tamam.
05:08Diyelim ki en yüce güzellik erdem.
05:10O zaman bu soyut kavramı nerede arayacağız?
05:13Büyük tapınaklarda mı?
05:14Kutsal kitapların sayfalarında mı?
05:17İşte incelediğimiz yazar,
05:18bize çok daha basit,
05:20çok daha insani bir cevap veriyor.
05:22Gerçek erdemin nerede saklı olduğunu gösteriyor.
05:25Ve cevap yine şiirle geliyor.
05:28Diyor ki,
05:28erdem ne Şaban'dadır,
05:30ne Ramazan'da,
05:31ne kutsal aylarda,
05:32ne de okyanusları aşan gemilerde.
05:34O, bir masumun göz ferindedir,
05:37bir mazlumun ahındadır.
05:38Yani anlıyoruz ki erdem,
05:41büyük törenlerde,
05:42gösterişli ritüellerde değil,
05:44hayatın en küçük,
05:45en savunmasız anlarında aldığımız her bir nefeste gizli.
05:49Ve sonunda yine en başa dönüyoruz.
05:52Gücün, servetin, makamların
05:55sürekli el değiştirdiği bu büyük dünya sahnesinde,
05:58geriye gerçekten ne kalıyor?
06:00Bütün o yükselişler,
06:02bütün o düşüşler bittiğinde,
06:04kalıcı olan ne?
06:05Belki de cevap,
06:06gerçekten de bir mazlumun o sessiz iç çekişinde,
06:10bir masumun o saf bakışında saklıdır.
06:12Ne dersiniz?
06:13Üzerini düşünmeye değer.
Yorumlar

Önerilen