00:00Merhaba, şöyle bir düşünelim, yüzyıllar öncesinden gelen bir şiir,
00:05bugünün karmaşık güç savaşlarına, hırslarına nasıl ışık tutabilir?
00:09Mümkün mü bu?
00:10Gelin, iktidarın zirvesindekilerle en diptekilerin sürekli yer değiştirdiği bu sonsuz döngüyü,
00:16çok eski bir bilgelik üzerinden beraberce bir masaya yatıralım.
00:21İşte, her şey bu dizelerle başlıyor aslında.
00:24Şapkası başına küçük gelen hakimler.
00:26Düşünsenize, dün paçavralar içinde tir tir titreyenler,
00:30bugün en kıymetli, en şatafatlı elbiselere burun kıvırıyor.
00:34Tıpkı bir tiyatro sahnesi gibi.
00:36Biri inerken diğeri çıkıyor, sahne hiç boş kalmıyor.
00:40Bu sözler, gücün ne kadar pamuk ipliğine bağlı olduğunun,
00:43kaderin de ne kadar, ne kadar şaşırtıcı olabileceğinin en net kanıtı sanki.
00:48Peki, bu kadar sarsıcı dizelerin arkasında ne var?
00:51Yani, bu bilgelik nereden geliyor?
00:54Hangi derin kaynaklardan besleniyor?
00:56Gelin şimdi, hep beraber bu eski şiirin köklerine inelim.
01:00Koca bir hanedanın yükseliş ve trajik düşüş hikayesine doğru şöyle bir yolculuğa çıkalım.
01:06Şimdi size inanılmaz bir şey söyleyeceğim.
01:08Bu kısacık şiir var ya, aslında 2000 sayfayı aşan devasa bir romanın,
01:1318. yüzyıl Çin edebiyatının baş yapıtlarından kızılodanın rüyasının,
01:18bütün ahlaki felsefesini, bütün özünü taşıyor.
01:21Evet, yanlış duymadınız.
01:23Koca bir hanedanın, o görkemli yükselişi ve bir o kadar trajik çöküşü,
01:28işte bu birkaç dizenin içinde gizli.
01:30Ama durun, bu yükseliş ve düşüş felsefesi sadece Çin'e özgü bir şey değil.
01:34Hayır.
01:35Aslında kökleri çok daha derinlerde.
01:38Farklı coğrafyalara uzanan, ortak bir bilgeliğin bir parçası.
01:41Şimdi çok ilginç bir şeye tanıklık edeceğiz.
01:44Aralarında yüzyıllar olan, bambaşka yerlerde yazılmış iki dev eserin,
01:48aynı felsefede, yani konfüçüsün öğretilerinde nasıl buluştuğunu göreceğiz.
01:52Bakın, tabloya bir bakın.
01:54Bir yanda 18. yüzyıl Çin'inden,
01:56kızılodanın rüyası, bir hanedanın çöküşünü anlatıyor.
02:00Diğer yandaysa, ta 11. yüzyıl Japonya'sından,
02:04dünyanın ilk romanı olarak kabul edilen gencinin hikayesi.
02:08Aralarında ne kadar çok zaman, ne kadar çok mesafe var değil mi?
02:11Ama bu iki dev eseri birleştiren ortak bir ruh var.
02:15O da konfüçüs felsefesi.
02:17İkisi de adeta kulağımıza şunu fısıldıyor.
02:20Güç, ahlak, erdem, hepsi gelip geçici.
02:24İyi de yüzlerce, hatta bin yıl önce yazılmış bu hikayeler,
02:28bugün bize ne anlatıyor ki?
02:30Yani, saray entrikaları, çöken hanedanlar falan,
02:33bütün bunların günümüzün bu karmaşık dünyasında,
02:36bizim kendi hayatlarımızda bir karşılığı var mı gerçekten?
02:39Bir anlam ifade ediyor mu?
02:41İşte tam bu noktada,
02:43o eski bilgeliği alıp,
02:45günümüzün tam ortasına getiriyoruz.
02:47Çünkü, incelediğimiz metnin yazarı,
02:49bu asırlık dersleri almış ve,
02:51bugünün güç sahiplerini adeta bir uyarı gibi sunmuş.
02:54Bakalım, geçmişten gelen bu ses,
02:57bugün kimlerin kulağını çınlatacak?
03:00O ilk dizeyi bir hatırlayalım mı?
03:01Şapkası başına küçük gelen hakimler.
03:04İşte modern eleştirinin fitili de tam olarak burada ateşleniyor.
03:08Bu tek bir dize,
03:09gücün en tehlikeli zehri olan kibre,
03:12gurura karşı yazılmış,
03:13zamansız bir uyarı adeta.
03:15İncelediğimiz kaynağın yazarına göre,
03:17bu dizeler bugün de,
03:18özellikle adalet sistemi için,
03:20çok şey ifade ediyor.
03:21Yazar diyor ki,
03:22hukukun üstünlüğünü bir kenara bırakıp,
03:24farklı efendilere hizmet edenler,
03:26tıpkı o şiirdeki gibi,
03:27bir gün o gücü kaybedebilirler.
03:29Bu tezi desteklemek için de,
03:31kendi coğrafyasından spesifik bir örnek veriyor.
03:33FETÖ'nün hakimleri vakası.
03:35Bu örnek üzerinden de,
03:36gücün ne kadar geçici olduğunun,
03:38ve adaletin elinde sonunda bir denge bulacağının,
03:40altını çiziyor.
03:41Bütün bunlar bizi insan doğasıyla ilgili,
03:44en temel soruya getiriyor aslında.
03:46Neden?
03:47Yani insanlar neden güçten,
03:49servetten paylarını alırtan,
03:51bir yandan da,
03:52hırslarının esiri oluveriyorlar.
03:55Üstelik bu tehlikeli dansın sonunun,
03:57genellikle hüsranla bittiğini bile bile.
03:59Neden talihin her döneminde,
04:01biz aynı filmi,
04:02aynı oyunu izliyoruz?
04:03İşte bu sorunun cevabını ararken,
04:06yolumuz bizi bir kez daha,
04:08binlerce yıl öncesine,
04:09Bilge Konfüçyus'e götürüyor.
04:10Çünkü anlıyoruz ki,
04:12meselenin özü aslında güçten ya da hırstan bile daha derinde.
04:16Güzellik ve erdem arasındaki o çok hassas dengede yatıyor.
04:20Ve işte,
04:21Konfüçyus'un o meşhur sitemiyle karşılaşıyoruz.
04:24Keşke güzelliğin peşinde olanlar,
04:26biraz da erdemin peşinde olsalar.
04:28Aslında ne kadar basit,
04:30ama ne kadar derin bir söz değil mi?
04:32Sadece dış görünüşün,
04:34görünenin peşindeki o bitmek bilmeyen koşturmacada,
04:37asıl önemli olanın,
04:38yani karakterin, ahlakın,
04:39nasıl ikinci plana atıldığına dair,
04:42zamansız müthiş bir eleştiri bu.
04:44Ama,
04:45burada ilginç bir meydan okumada var.
04:47Ya Konfüçyus bir şeyi eksik söylüyorsa,
04:50ya güzellik ve erdem aslında birbirinden apayrı arayışlar değilse,
04:54belki de asıl sormamız gereken soru şu,
04:56erdemin peşinde koşmak,
04:58zaten güzelliğin en yüce hali,
05:00en saf biçimi değil midir?
05:02Belki de gerçek güzellik,
05:04erdemli bir yaşamın ta kendisidir.
05:06Peki, tamam.
05:08Diyelim ki en yüce güzellik erdem.
05:10O zaman bu soyut kavramı nerede arayacağız?
05:13Büyük tapınaklarda mı?
05:14Kutsal kitapların sayfalarında mı?
05:17İşte incelediğimiz yazar,
05:18bize çok daha basit,
05:20çok daha insani bir cevap veriyor.
05:22Gerçek erdemin nerede saklı olduğunu gösteriyor.
05:25Ve cevap yine şiirle geliyor.
05:28Diyor ki,
05:28erdem ne Şaban'dadır,
05:30ne Ramazan'da,
05:31ne kutsal aylarda,
05:32ne de okyanusları aşan gemilerde.
05:34O, bir masumun göz ferindedir,
05:37bir mazlumun ahındadır.
05:38Yani anlıyoruz ki erdem,
05:41büyük törenlerde,
05:42gösterişli ritüellerde değil,
05:44hayatın en küçük,
05:45en savunmasız anlarında aldığımız her bir nefeste gizli.
05:49Ve sonunda yine en başa dönüyoruz.
05:52Gücün, servetin, makamların
05:55sürekli el değiştirdiği bu büyük dünya sahnesinde,
05:58geriye gerçekten ne kalıyor?
06:00Bütün o yükselişler,
06:02bütün o düşüşler bittiğinde,
06:04kalıcı olan ne?
06:05Belki de cevap,
06:06gerçekten de bir mazlumun o sessiz iç çekişinde,
06:10bir masumun o saf bakışında saklıdır.
06:12Ne dersiniz?
06:13Üzerini düşünmeye değer.
Yorumlar