00:00Merhaba, bazen tek bir cümle, ufacık bir fikir, hayata bakışımızı kökünden değiştirebilir, değil mi?
00:06İşte bugün tam da bunu yapacağız.
00:08Tarihin en büyük beyinlerinin, zihnimizi ve ruhumuzu aydınlatan o zamansız kikirleri arasında kısa bir yolculuğa çıkıyoruz.
00:15Hazırsanız bu bilgelik dolu sözlere birlikte kulak verelim.
00:19Hadi başlayalım.
00:20Ve işte, daha ilk andan sarsıcı bir başlangıç.
00:24Nietzsche'den geliyor.
00:25Diyor ki, seni övdükleri sürece kendi yolunda gittiğini sanma, başkasının yolunda gidiyorsun.
00:32Ne kadar kışkırtıcı, değil mi?
00:34Yani düşünsenize, o peşinden koştuğumuz takdir, o alkışlar, ya aslında bir tuzaksa, herkes sizi alkışlıyorsa, belki de bu kendi yolunuzu
00:42değil, onların istediği yolu yürüdüğünüz içindir.
00:45İşte bu sarsıcı fikirle, hadi ilk konumuza şöyle bir dalalım.
00:49Peki, tamam. Başkasının yolunda gitmeyeceğiz de, o kendi yolumuz dediğimiz şey ne?
00:55Onu nasıl bulacağız?
00:56İşte ilk durağımız tam olarak bu sorunun kalbine iniyor.
01:00Konumuz, orijinal olma cesareti.
01:03Ve tabii, kalabalığa uymamanın o kaçınılmaz bedeliyle yüzleşmek.
01:08Bakın, Dostoyevski ne kadar güzel özetlemiş bu durumu.
01:11Herkes gibi olmak, ne çekilmez bir durumdur.
01:13Yani hepimizin içinde var olan o tuhaf çelişki.
01:17Bir yanımız bir gruba ait olmak, sevilmek, kabul görmek istiyor.
01:21Ama diğer yanımız da o sıradanlıktan, herkesle aynı olmanın boğucu hissinden ölesiye kaçıyor.
01:27Bu ikilem size de çok tanıdık gelmiyor mu?
01:30Peki, bu ikilemden nasıl çıkacağız?
01:32Belki de cevabı Herman Hesse veriyordur.
01:35Diyor ki, her insanın bir tek gerçek işi var.
01:39Kendine giden yolu bulmak.
01:41Bakın, bu çok önemli.
01:42Bu bir hobi değil, bir seçenek değil.
01:45Hesse'ye göre varoluşumuzun ta kendisi.
01:48Asıl amacı bu.
01:49Yani bütün o dışarıdaki arayış, aslında içimize yapmamız gereken bir yolculuk.
01:54Walter ise meseleye çok daha, nasıl desem, keskin bir dille yaklaşıyor.
01:59Diyor ki, başkalarının gelip sizi kurtarmasını bekliyorsanız, siz aslında birer köleden farksızsınız.
02:06Uf, çok sert değil mi?
02:07Gerçek özgürlüğü bulanlar kimler peki?
02:10Kendi yolunu kendi çizenler.
02:12Yani bir tarafta pasif bir şekilde bekleyenler var, diğer tarafta ise kaderini eline alıp aktif olarak bir şeyler yaratanlar.
02:19Aradaki fark işte bu kadar net.
02:21Tamam, diyelim ki kendi yolumuzu bulma cesaretini gösterdik.
02:25Harika! Peki bu yolda ilerlerken bize rehberlik edecek en önemli aracımız ne?
02:30Tabii ki zekamız.
02:32İşte şimdi rotamızı biraz daha iç dünyamızdan, zihnimize, yani düşünme biçimimize çeviriyoruz.
02:38Çünkü bu yolculukta gerçek anlayış sadece var olmakla değil, doğru düşünebilmekle de mümkün.
02:44Şimdi size bir soru.
02:46Parlak bir zihnin gerçek ölçüsü nedir sizce?
02:49Şöyle bir durup düşünelim.
02:51Biz zekayı genellikle neyle ölçüyoruz?
02:53Çok şey bilmekle mi, güçlü bir hafızayla mı ya da belki problemleri hızlı çözmekle mi?
02:59Ve şimdi Albert Einstein'dan gelen ve belki de bildiğimiz her şeyi unutturacak o muhteşem cevap geliyor.
03:06Diyor ki, bir insanın zekası verdiği cevaplardan değil, sorduğu sorulardan belli olur.
03:12Bu fikir beni her seferinde derinden etkiler.
03:15Düşünsenize, zeka bildiğimiz cevaplarda değil, sormaya cesaret ettiğimiz sorularda gizliymiş.
03:21Çünkü cevaplar bir yolculuğu bitirir.
03:24Ama doğru sorular, sonsuz sayıda yeni yolculuğun kapısını aralar.
03:28İyi de, ya sorduğunuz o zekice sorular sizi o kadar farklı bir yere götürürse ki,
03:34etrafınızdakiler artık sizi anlamamaya başlarsa, ne olacak o zaman?
03:38İşte Peyami Safa tam da bu yaraya parmak basıyor.
03:41Anlaşılmayan ruhlara deli demek adettendir.
03:44Ne kadar doğru ve acı bir tespit değil mi?
03:46Kalıplara sığmıyorsan, farklı düşünüyorsan, deli damgasını yemek işten bile değil.
03:51Unutmayalım ki, bugün dahi dediğimiz nice insan, yaşadığı dönemde tam da bu şekilde dışlanmıştı.
03:57Peki, zeka tek başına yeterli mi?
03:59Her şey zekadan mı ibaret?
04:01İşte şimdi zihinden kalbe doğru harika bir köprü kuruyoruz.
04:05Voltaire diyor ki, insan zeka karşısında eğilir ama şefkat karşısında diz çöker.
04:12Ne kadar güzel bir söz.
04:13Zeka etkileyicidir evet, saygı uyandırır.
04:16Ama bizi asıl insan yapan, karşımızdakine diz çöktüren şey şefkattır.
04:21Zeki olmak harika ama hem zeki hem de şefkatta olabilmek, işte bilgelik belki de tam olarak budur.
04:28Şimdiye kadar ne yaptık?
04:29Kendimize giden yolu bulma cesaretinden ve zekanın gerçek anlamından bahsettik.
04:35Ama bu yolculuk tek başına yürünecek bir yol değil değil mi?
04:38İşte şimdi en önemli konulardan birine geliyoruz.
04:41Diğer insanlarla kurduğumuz bağlara.
04:44Yani hayatın en büyük zenginliğine.
04:47Gerçek zenginlik nedir diye sorsam aklınıza ne gelir?
04:50Para, mal, mülk mü?
04:52Eric Fromm'dan ilhamla söylüyorum, gerçek zenginlik bambaşka bir şey.
04:56Yanında huzur bulduğumuz insanlar.
04:58Evet, aynen bu.
04:59Bize sığınak olan, yargılanma korkusu olmadan kendimiz olabildiğimiz o insanlar.
05:04İşte bizim asıl servetimiz onlar.
05:07Bu bağ kurma meselesinin ne kadar hayati olduğunu belki de en sarsıcı şekilde William Somerset Moehm anlatıyor.
05:14Diyor ki,
05:14Yaşamın en büyük dramı insanların yok olması değil, sevmekten vazgeçmesidir.
05:20Şuna bakın, hayattaki asıl trajedi ölmek değil, sevme yeteneğimizi yitirmek.
05:26Çünkü sevmekten vazgeçtiğimiz o an aslında gerçekten yaşamaktan da vazgeçmiş oluyoruz.
05:31Einstein ise bu bağ kurma fikrini alıp bambaşka daha uhrevi bir boyuta taşıyor.
05:37Diyor ki,
05:38Tanrı'ya inanan bir insan olmak kolaydır.
05:40Asıl zorluk, Tanrı'nın inanacağı bir insan olmaktır.
05:43Bu inanılmaz bir ayrım.
05:45Mesele sadece ben inanıyorum demek değil.
05:47Mesele öyle bir karakter, öyle bir dürüstlük sergilemek ki,
05:51eğer bir yaratıcı varsa size bakıp,
05:54Evet, işte buna inanılır demesi.
05:56Yani sadece inanmak değil, inancına layık yaşamak asıl sınav bu.
06:01Peki, tamam.
06:02Kendini buldun, zihnini aydınlattın, güzel bağlar kurdun.
06:06Hayat güllük gülüstanlık mı olacak?
06:09Elbette hayır.
06:10Kaçınılmaz olan o acılar, zorluklar kapıyı çaldığında ne yapacağız?
06:15İşte yolculuğumuzun bu son etapında acının üstesinden gelmenin,
06:19hatta ondan güçlenerek çıkmanın sırlarına bakacağız.
06:23Ve hemen bir umut mesajıyla başlayalım.
06:26Hölderlin diyor ki,
06:28Kim acısının üstüne çıkarsa yükselecektir.
06:31Ne kadar net ve güçlü bir ifade.
06:34Acı bizi dibe çekmek zorunda değil.
06:36Tam tersi, üzerine basıp yükseleceğimiz bir basamak olabilir.
06:40Yükselmenin yolu, bizi aşağı çeken şeyin tam da üstüne çıkmaktan geçiyor.
06:46Peki bu yükselmek tam olarak ne demek?
06:49Hölderlin'in bahsettiği bu yükselişi Proust o kadar güzel açıklıyor ki,
06:53gerçek keşif, yeni diyarlar bulmak değil, yeni gözlerle bakmaktır.
06:58İşte bu.
06:59Acının üstesinden gelmek, bize yeni bir bakış açısı, yani yeni gözler kazandırıyor.
07:05Dünya aynı dünya, insanlar aynı insanlar.
07:07Ama bizim onlara bakışımız tamamen değişiyor.
07:10İşte asıl keşif bu.
07:11Ve tüm bu farkındalık yolculuğunda aklımızdan asla çıkarmamamız gereken tek bir şey var.
07:17Zaman.
07:18Sabahettin Ali o kadar acı bir şekilde hatırlatıyor ki,
07:20ve çok geçten kötüsü yoktur hayatta.
07:23Bu söz insanın içine işliyor.
07:25Kendini bulmayı, yeni gözlerle bakmayı, sevdiklerinle bağ kurmayı.
07:29Bunları erteleyemeyiz.
07:31Çünkü yarın olduğunda bazen geriye sadece çok geç kelimesi kalıyor.
07:35Bundan daha büyük bir pişmanlık olabilir mi?
07:37Ve şimdi, bu yolculuğu, tüm öğrendiklerimizi tek bir soruda toplayan o güçlü düşünceyle noktalayalım.
07:44Kendi yolumuzu, bu acılarımızı aşmaya çalışırken bir de başkalarının yolculuğuna bakalım.
07:50Bu Kavski'den ilhamla soralım kendimize.
07:52Sebeplerimi bilmiyorsan seçimlerimi nasıl yargılayabilirsin?
07:55İşte bu soru, bütün bu yolculuğun özeti gibi.
07:58Bizi sadece kendi içimize değil, etrafımızdaki her bir insana daha derin bir empatiyle,
08:04daha anlayışlı gözlerle bakmaya davet ediyor.
08:06Üzerine şöyle bir kafa yormak için ne kadar da güçlü bir final değil mi?
Yorumlar