00:00Herkese merhaba. Bugün Ankara'da geçtiğimiz günlerde yaşanan ve çok konuşulan gazi eylemlerini o kaotik 48 saati tüm çıplaklığıyla masaya yatırıyoruz.
00:08Sadece sağdan gelen raporlara ve somut gerçeklere odaklanacağımız bu analizimize hoş geldiniz.
00:14Hazırsanız lafı hiç uzatmadan hemen başlayalım.
00:17Düşünün, 38 gün boyunca son derece barışçıl bir şekilde devam eden bir gazi protestosu var ortada.
00:23Peki ne oluyor da bu sessiz bekleyiş sabah saat 4'e 45 geçe ani bir polis baskınıyla son buluyor?
00:30İşlerin nasıl bu noktaya geldiğini anlamak için önce bu insanları güven parkta bir aydan fazla sokakta yatmayı iten o asıl
00:37meseleye yani sorunun tam kalbine inmemiz lazım.
00:40Bakın meselenin kökünde aslında çok net bir yapısal ayrım var.
00:44Bir tarafta tüm hakları doğrudan Milli Savunma Bakanlığı tarafından korunan subay ve azsubay gazilerimiz duruyor.
00:50Diğer tarafta ise Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na bağlı olan er şehitlerimiz ve er gazilerimiz var.
00:56Bütün bu krizin çıkış noktası tam olarak burası.
00:59İki grup arasında sadece askeri rütbeye ve bağlı oldukları bakanlığa dayanan gerçekten de dağlar kadar büyük bir hak eşitsizliği var.
01:07İnanılmaz değil mi?
01:08Dilek olay tam 38 gün.
01:10Er rütbesindeki gazilerimiz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sadece 500-600 metre mesafedeki güven parkta işte bu kadar süre kamp
01:18kurdular.
01:19Tek istedikleri tamamen barışçıl bir şekilde yetkililerin dikkatini bu devasa eşitsizliğe çekmekti.
01:26Ama koca 38 gün boyunca yetkililerden tek bir somut adım, tek bir çözüm önerisi gelmedi.
01:32Tansiyonun gerçekten yükselmeye başladığı an ise baskından tam bir gün öncesine dayanıyor.
01:38Şehit Anaları Derneği Başkanı Pakize Ana'yı duymuşsunuzdur.
01:41Bir bakanlık yetkilisiyle görüşme talebi reddedilince Adalet Bakanlığı önünde çok çarpıcı bir çıkış yaptı.
01:47Şehitlerimizin katillerini affederken bize mi sordunuz dedi.
01:51İşte bu inanılmaz derecede duygusal ve sert tepki aslında bir sonraki gece yaşanacaklarında fitinini ateşlemiş oldu diyebiliriz.
01:59Ve işte o meşhur 39. gün.
02:01Haftalardır gayet sakin ve olaysız geçen o bekleyiş sabaha karşı 4'e 45 geçe kelimenin tam anlamıyla sarsıcı bir şekilde
02:09bıçak gibi kesildi.
02:11Şimdi o anlarda sağdan yansıyan detaylara biraz daha yakından bakalım.
02:15Gelen raporları incelediğimizde gerçekten şaşırtıcı detaylarla karşılaşıyoruz.
02:20Gaziler polislere en başından beri açıkça şunu söylemişlerdi.
02:24Bize bir operasyon emri gelirse lütfen haber verin.
02:27Çoğumuz protezliyiz.
02:29Yaka paça araçlara bindirmeyin.
02:30Kendi isteğimizle yürürüz.
02:32Buna rağmen raporlar yüzlerce polisin adeta bir hücre evine girercesine alana müdahale ettiğini yazıyor.
02:39Oradaki protezlerin çöp torbalarına konulduğu, alana asılı Türk bayrağının indirildiği ve gazilerin zorla Bilkent'teki gazi uyum evine götürüldüğü belirtiliyor.
02:48Bu müdahalenin ardından işler tam bir bürokratik labirente dönüştü.
02:52Gaziler neden böyle bir muamele gördük diye sormak için İçişleri Bakanlığı'na gitmeye kalktıklarında yolda tekrar polis ablukasıyla karşılaştılar.
03:00Ardından aralarında Ümit Özdağ'ın da olduğu siyasetçiler devreye girip ara buluculuk yapmaya çalıştı ama nafile.
03:06Sonunda oldukça ilginç bir gelişme oldu.
03:0838 gün boyunca parka hiç gelmeyen eski CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu araya girdi ve İçişleri Bakanlığı'ndan o zorlu randevuyu
03:15kopardı.
03:16Peki bu kadar zor alınan o randevuda neler konuşuldu?
03:20Gaziler haklı olarak sabahın dördündeki bu sert müdahalenin Pakize Ana'nın bir gün önceki protestosuyla bir ilgisi olup olmadığını sordular.
03:28İçişleri Bakanı ise bu bağlantıyı kesin bir dille reddetti.
03:32Olan biteni yorgunluğa bağlayıp 38 gün oldu siz de polisler de gerilmiş olabilir, meclis de kapandı yapacak bir şey yok
03:40diyerek konuyu kendi açısından özetleyip kapattı.
03:43Tam bu esnada eş zamanlı olarak bambaşka bir gariplik daha yaşanıyordu.
03:47Farklı bir gazi grubu da Aile Bakanlığı yetkilileriyle görüşmeye çalışıyordu.
03:52Bakan Ankara'da olmadığı için bakan yardımcısıyla bir araya geldiler ama sıkı durun görüştükleri bu bakan yardımcısı gazilerden değil engellilerden sorumlu
04:02kişiydi.
04:03Yani karşılarındaki devlet yetkilisi aslında konunun doğrudan muhatabı bile değildi.
04:08Gerçekten devlet işleyişindeki o kopukluğu görmek açısından inanılmaz bir örnek.
04:13Şimdi olayın belki de en çarpıcı kısımlarından birine geliyoruz.
04:17Yani medyadaki iddialarla sahadaki gerçeklik arasındaki o devasa uçuruma.
04:22İktidara yakın medyada yeni yasayla birlikte gazilerin maaşının 253 bin liraya çıkacağı yazılıp çizilmişti.
04:30Muazzam bir rakam öyle değil mi?
04:31Fakat gerçek öyle değildi.
04:33Gazi Mehmet Çelik cebinden resmi maaş bordrosunu çıkarıp gösterdiğinde o gerçek rakamın sadece 58 bin lira olduğu tüm çıplaklığıyla ortaya
04:42çıktı.
04:43İşin asıl şok edici kısmı ise şu.
04:45Gazi Çelik medyada çıkan bu yanlış algının düzeltilmesini isteyip o 58 bin liralık resmi bordroyu masaya koyduğunda yetkilinin cevabı ne
04:54oldu dersiniz?
04:55Sadece iki kelime güzel para.
04:57Evet, vatanı için bedel ödemiş bir insana yanlış haberleri düzeltmek yerine verilen o diplomatik ve tek yanıt maalesef sadece buydu.
05:05Gelelim akşam saatlerine.
05:07Olaylar durulacağına daha da tuhaf bir hal aldı.
05:10Yoldaki o ablukadan zar zor çıkıp geçici olarak kaldıkları bilkentteki gazi uyum evine dönen gaziler bu defa kendi evlerinin önünde
05:19askerlerin kurduğu bir barikatla karşılaştılar.
05:22Tam bir saat süren o gergin tartışmaların ardından araya emniyet yetkililerinin girmesiyle saat akşam yedi buçuk sularında ancak içeri alınabildiler.
05:30O anki o derin hayal kırıklığını biraz olsun anlayabilmek için barikatın önünde durdurulan gazilerin şu isyanına kulak verelim.
05:39Çaresizce kendi evimize giremiyoruz, terörist miyiz, niye almıyorsunuz diye bağırdılar.
05:44Kendi üniformaları uğruna bedenlerinden parça bırakmış bu insanların yine aynı üniformayı taşıyan askerler tarafından içeri alınmaması sağdaki raporlara işte bu
05:53sarsıcı kelimelerle geçti.
05:54Gaziler içeri girdikten çok kısa bir süre sonra işin dijital boyutu devreye girdi.
06:00Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi yani DDM acil bir bülten yayınladı.
06:07Bu açıklamada gazilerin uyum evine alınmadığı ya da barikat kurulduğu iddiaları kesin bir dille yalanlandı ve tüm bunların asılsız bir
06:15algı operasyonu olduğu söylendi.
06:17Ama biliyorsunuz dijital çağda hiçbir şey gizli kalmıyor.
06:21Sağdaki gazeteciler her şeyi an be an kaydetti.
06:24Hatta 15 Temmuz gazisi eski emniyet müdürü Fatih Er Yılmaz yaşananları bizzat videoya aldı.
06:31Çok ilginçtir resmi yalanlama mesajının altına vatandaşlar bizzat bu videoları yükleyerek açıklamayı çürüttüler.
06:38Yani devletin resmi bir kurumuyla sahadaki o belgelenmiş gerçeklik tamamen ters düşmüştü.
06:43Bu analizimizi sürecin belki de en trajikomik en ironik detayıyla bitirelim.
06:48Sahadan gelen en son bilgilere göre uyum evi yetkilileri tesise artık yeni yatış kabul etmeyeceklerini ve kalanların da sürelerini uzatmayacaklarını
06:57duyurdu.
06:58Gerekçesi mi?
06:5819 Eylül gaziler günü için tesiste temizlik, boya ve badana yapılacak olması.
07:04Düşünebiliyor musunuz?
07:05Sırf onların gününü kutlamak için yapılacak hazırlıklar yüzünden gazilerin bizzat kendileri kapı dışarı ediliyor.
07:11Gerçekten akıl alır gibi değil.
07:13İşte tüm bu verileri, tüm bu yaşananları alt alta koyduğumuzda sizi tek bir soruyla baş başa bırakmak istiyorum.
07:21Resmi kurumlarda gaziler günü için böyle şatafatlı hazırlıklar yapılırken, sahadaki gerçekte o gazilerin kendileri boya badana için gözden uzaklaştırılıyorsa, sabahın
07:32köründe çöp poşetleriyle tahliye ediliyorsa, sahi vefa kelimesi gerçekten ne anlama geliyor?
07:38O kağıt üzerindeki süslü saygıyla bu insanların sokakta maruz kaldığı muamele arasındaki o uçurumu lütfen bir düşünün.
07:46Bu analizimizin sonuna geldik.
07:48Olayların arka planını sorgulamaya ve gerçekleri merak etmeye devam edin.
07:53Hoşçakalın.