00:00Merhaba, bugünkü kaynak incelememizde gerçekten çok çarpıcı, hani okuduğunuzda bir dakikaya dedirten bir makaleyi masaya yatırıyoruz.
00:08Yazar Mehmet Edip Ören'in oldukça kışkırtıcı ve bir o kadar da düşündürücü olan Çarkın Dişlisi Olma başlıklı yazısını inceliyoruz.
00:16Bu analizde yazarın ekonomik verilerden yola çıkarak mevcut siyasi sisteme yönelttiği o son derece sert eleştirileri adım adım çözümleyeceğiz.
00:24Eğer hazırsanız yazarın bu iddialı tezlerinin derinlerine inmeye başlayalım.
00:29Hemen yol haritamıza bir bakalım, dört ana başlığımız var, ekonomik gerçeklik ve illüzyon, enflasyonun gizli faturası, iktidar ve muhalefet ilişkisi
00:39ve son olarak seçmene kritik uyarı.
00:42Hadi hiç vakit kaybetmeden ilkine geçelim.
00:45Birinci bölüm, ekonomik gerçeklik ve illüzyon.
00:48Yazar Mehmet Edip Ören, makalesine hepimize çok tanıdık gelecek, biraz da acı bir tespitle giriyor.
00:54Diyor ki, takvim yapraklarına bakarsak sözde bir zafer haftasındayız ama ortada kutlanacak bir zafer falan yok.
01:02Enflasyon yüzde otuzlara yapışmış kalmış, adeta iki kere ikinin dört etmediği bir gerçekliğin içindeyiz.
01:08Ve bunu anlatmak için harika nostaljik bir benzetme yapıyor.
01:12Benim yaşımda olanlar bilir diyor, TRT'nin tek kanalı olduğu dönemlerde Üç Yalancı diye meşhur bir yarışma programı vardı.
01:19Ören, bugünün ekonomik verilerini sunan kurumları işte tam da bu eski yarışmaya benzetiyor.
01:24Yani karşımızda üç farklı veri var ve biz halk olarak kimin doğruyu söylediğini bulmaya çalışıyoruz.
01:31Tıpkı o yarışmadaki gibi.
01:32İşte bu benzetme bizi yazarın asıl itiraz noktasına getiriyor.
01:36Olay şu, bir tarafta çalışanların emeklerin maaşlarını belirleyen o düşük rakamlı TÜİK verileri var.
01:43Ama diğer tarafta, yani sokağa, çarşıya, pazara çıktığınızda yüzleştiğiniz o acı gerçekliği yansıtan ENAK ve İTO verileri duruyor.
01:51Yazarın iddiası son derece net. Bizim gelirimiz o düşük rakamlara göre hesaplanırken, hayatın içindeki tüm fiyatlamalar o yüksek rakamlara göre
01:59şekilleniyor.
02:00Yani aslında halk, kimin doğru, kimin yalancı olduğunu o market kasasında bizzat bedelini kendi cebinden ödeyerek anlıyor.
02:07Peki bu veri uyuşmazlığının günlük hayattaki faturası ne kadar?
02:11Ören burada çok spesifik bir rakam veriyor, 5000 ila 6000 lira.
02:15Düşünün daha yılbaşında zam almış bir asgari ücretli bile, temmuz ayına geldiğinde maaşından bu kadarlık bir kısmın eriyip gittiğini görüyor
02:22yazarın hesabına göre.
02:23Ve işin çarpıcı tarafı, öğren bunu basit bir alım gücü düşüşü veya hesaplama hatası olarak görmüyor.
02:29Kesinlikle hayır. Çok daha sert bir ifadeyle bu iki veri arasındaki farkı resmen her sene cebimizden çalınan para olarak tanımlıyor.
02:37Bu da bizi ikinci bölüme taşıyor. Enflasyonun gizli faturası.
02:41Peki bu ekonomik illüzyon devam ederken asıl faturayı kim ödüyor, kazanan kim?
02:47Yazar burada gerçekten çok keskin bir gelir adaletsizliği tablosu çiziyor.
02:51Kaybedenler tarafında açıkça çalışanlar var.
02:53Mesela maaşlı çalışanların bireysel emeklilik sistemi yani BES katkısının %30'lardan %20'lere düşürülmesini örnek gösteriyor.
03:01Kazananlar tarafında ise sermaye var diyor.
03:03İşsizlik fonunun %70'inin işçiye değil de işverene aktarıldığını, hatta ülkeye giren kara paraya akıl almaz vergi muafiyetleri getirildiğini iddia
03:12ediyor.
03:12Örnenin buradaki anlatısı çok net.
03:14Bir yanda sürekli şükretmesi istenerek susturulan koca bir kitle varken, diğer yanda inanılmaz avantajlarla donatılmış bir sermaye sınıfı var.
03:23İşte tam bu noktada makalenin tonu ve yönü bir anda değişiyor.
03:27Tüm bu ekonomik analizden sonra yazar o can alıcı soruyu soruyor.
03:31İyi ama hal böyleyken bu iş bilmez acemiler nasıl oluyor da 24 sene iktidarda kalabiliyorlar?
03:37Bakın, burası gerçekten kırılma noktası.
03:40Çünkü yazar bu sorudan itibaren sadece ekonomiye eleştirmeyi bırakıp,
03:44iktidarın bu kadar uzun süre görevde kalmasının arkasındaki dinamikleri anlatan,
03:48oldukça iddialı ve çok sert bir komplo teorisine geçiş yapıyor.
03:52Ki bu da üçüncü bölümümüzün konusu, iktidar ve muhalefet ilişkisi.
03:57Şimdi geldik tezdeki tartışmasız en ateşli, en kışkırtıcı kısma.
04:03Örneğe göre iktidarın 24 yıl kalmasının sebebi öyle ekonomik bir deha veya sarsılmaz bir halt desteği falan değil.
04:10İddiası şu, ana muhalefet partisi aslında iktidarla gerçekten savaşmıyor.
04:15Tam tersine, onları iktidarda tutmak için adeta bir gizli ortak gibi kasten çalışıyor.
04:20Yazarın bu radikal politik tezinde, Cumhuriyet Halk Partisi toplumdaki muhalif itirazları sönümlemek ve
04:27mevcut sistemin devamlılığını sağlamak için özel olarak kurgulanmış sistemik bir araç olarak resmediliyor.
04:33Hatta makalede eski yönetim için alaycı bir şekilde kart kripto, yeni yönetim içinse yeni rakı partisi gibi bayağı ağır ifadeler
04:40kullanılıyor.
04:41İş daha da ileri gidiyor.
04:43Yazar bu kişilerin ve yapının bizzat ABD, derin devleti tarafından, sırf iktidarın meşruiyetini sürdürmesi için oraya yerleştirildiğini öne sürüyor.
04:51Tekrar altını çizeyim, bu tamamen yazarın kendi komplo okuması.
04:55Peki, bu gizli ortaklık sistemi yazarın gözünde nasıl işliyor?
04:59Bunu sistemli bir şekilde üç adımda özetliyor.
05:02Birinci adım, yeni oluşum ilüzyonu.
05:04Yani muhalefet partilerinde gördüğümüz o lider veya kadro değişimleri, yazara göre tamamen seçmene sahte bir umut ve heyecan pompalamak için
05:12sahnelenen bir tiyatrodan ibaret.
05:15İkinci adım, anket ve iktidar masalları.
05:17Hani geçmiş seçimlerde hep o meşhur %60'la kesin kazanıyoruz algısı yaratılmıştı ya,
05:22işte yazar bunun seçmeni bilerek bir hayal aleminde tutmak için yapıldığını savunuyor.
05:27Ve son adım olan çarkın devamı.
05:29Burada da seçmeni balık hafızalı olmakla eleştiriyor ve her seferinde aynı tuzağa düşüldüğü için bu sistemik çarkın hiçbir şey olmamış
05:37gibi tıkır tıkır işlemeye devam ettiğini iddia ediyor.
05:40Dördüncü ve son durağımız seçmene kritik uyarı.
05:44Şimdi burası gerçekten çok ilginç.
05:47Çünkü yazar öne sürdüğü bu sistemik ihanet teorisini sadece soyut bir komplo olarak havada bırakmıyor.
05:53Bunu kanıtlamak için yakın dönemden çok spesifik siyasi skandalları masaya koyuyor.
05:58Neler mi bunlar?
06:00Mesela tüm itirazlara rağmen Hatay'da inatla aynı belediye başkanı adayının gösterilip muhalefetin bölünmesi.
06:07Ya da Bekoz ve Şile'de göreve gelen başkanların sanki hiçbir şey olmamış gibi hemen ertesi gün iktidar liderinin elini öpmesi.
06:14İzmir Menderes'te yere göğe sığdırılamayan adayın mesajlaşma skandallarıyla tutuklanması
06:19veya Uşak Belediye Başkanı'yla ilgili basına sızan o malum otel odası skandalı.
06:24Ören bu olayların hiçbirine basit birer siyasi hata veya tesadüf demiyor.
06:29Aksine bunların muhalefetin iktidarı bilerek ve isteyerek alan açtığının somut kanıtları olduğunu savunuyor.
06:35Bütün bu argümanların ardından yazar makalesini o en vurucu, en tavizsiz final tezine bağlıyor.
06:43CHP'ye verilen her oy er ya da geç AKP'ye gider.
06:47Bakın yazarın bu cümleyi ne kadar keskin ve kesin bir inançla kaleme aldığını özellikle belirtmek isterim.
06:54Onun dünyasında ya tutarsa diye bir ihtimal yok, bir taktik hatasından da bahsetmiyoruz.
06:59Ona göre sistem öyle bir kurulmuş ki ana muhalefete verdiğiniz siyasi destek doğası gereği eninde sonunda dönüp dolaşıp iktidar partisine
07:07yarayacaktır.
07:08Ve Ören bu kışkırtıcı tezin sonunda muhalif seçmene çok net bir çağrı yapıyor.
07:13Farkında olmadan mevcut çarkın dişlisi olma, Ataçürkçü milliyetçi bloktaki yerini al.
07:19Yani okuyucu yıllardır süre geldiğini iddia ettiği bu siyasi tiyatrodan uyanmaya ve tamamen yeni bir safa geçmeye davet ediyor.
07:26Şimdi her şeyi anlattık. Peki siz ne düşünüyorsunuz?
07:30Tüm bu veriler, ekonomik tablolar, ortaya atılan bu ağır iddialar ışığında.
07:34Yazarın korktuğu gibi hepimiz gerçekten de dönüp duran bu devasa çarkın sadece farkında olmayan birer dişlisi miyiz?
07:41Bu kışkırtıcı soruyla bugünkü kaynak incelememizin sonuna geliyoruz.
07:45Bizi dinlediğiniz ve bu analize ortak olduğunuz için çok teşekkürler. Bir sonraki incelemede görüşmek üzere.