00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça dikkat çekici bir inceleme ile karşınızdayım.
00:04Yazar A. Yağmur Tunalı'nın Türkiye'nin hem geçmişteki hem de günümüzdeki siyasi çözüm süreçlerine getirdiği o çok tartışılan, oldukça
00:13sert analizini tüm hatlarıyla tarafsızca masaya yatırıyoruz.
00:17Yazarın ortaya koyduğu argümanları, işaret ettiği o kritik tarihsel dönemeçleri ve hepimize yaptığı uyarıları adım adım haritalandıracağız.
00:26Amacımız bu karmaşık ve aslında bir o kadar da yıpratıcı siyasi süreçlerin yazarın gözünden tam olarak ne anlama geldiğini netleştirmek.
00:35Hazırsanız hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:38Yazar analizine çok manidar bir atasözüyle giriş yapıyor. Her atılan taşla kuş vurulmaz.
00:44Yani hani bazen sonuçlarını tam olarak tartmadan bir anlık hevesle büyük adımlar atarız ya.
00:49İşte Tunalı'ya göre toplum olarak tam da bu yüzden kimin ne kazandığını ya da kaybettiğini doğru dürüst sorgulamadan aynı
00:57karanlık dehlizlere, aynı kısır döngülere tekrar tekrar sokuluyoruz.
01:01Atılan adımlar, hedeflenen o parlak sonuçları vermekten ne yazık ki çok uzak.
01:06Birinci çözüm süreci, yazarın iddiasına göre aslında yakın tarihimizde yaşanan o 6 yıllık dönem toplumun hafızasından çoktan silinip gitti bile.
01:14Peki gerçekten ne olmuştu o dönemde? Şöyle bir hafızamızı tazeleyelim çünkü yazarın eleştirilerinin temeli tam da buraya dayanıyor.
01:242009'daki o meşhur habur olayıyla başlıyoruz. Ardından 2013'te Abdullah Öcalan'ın mektubunun okunması süreci var ve nihayetinde 2015'te hepimizi sarsan
01:34o şiddetli hendek operasyonları.
01:36Tunalı işte bu kilometre taşlarını tek tek hatırlatarak bize şunu söylüyor.
01:40Bugünlerde duyduğumuz o umut dolu gelecek vaatleri aslında geçmişteki o acı dolu senaryoların tıpa tıp aynısı.
01:47Tunalı analizinde devasa bir zıtlığa dikkat çekiyor.
01:51Bir yanda o dönemki yetkililerin o büyük iddialı vaatleri vardı.
01:55Neydi bunlar? PKK silah bırakacak ve tamamen Türkiye'den çekilip gidecekti.
02:01Üstelik yazarın ifadesiyle bu söylemler büyük bir cesaret hatta adeta bir parvasızlıkla dile getiriliyordu.
02:08Ama madalyonun diğer yüzü yani sahadaki gerçekler kelimenin tam anlamıyla dehşet vericiydi.
02:15Militanlar dağdan inip şehirlerin göbeğine yerleşmiş, yeni dökülen asfaltların altına uzaktan kuma adalı bombalar yerleştirilmiş ve günün sonunda bunlar bir
02:23bir patlatılmıştı.
02:25Ağır bir psikolojik bedel. İşin sadece fiziksel tahribatı değil, yazara göre asıl yıpratıcı kısmı geride bıraktığı bu ağır psikolojiydi.
02:35287. Bu rakamı duyduğunuzda belki sıradan bir istatistik gibi gelebilir ama düşünsenize güvenlik güçlerinin angajman kurallarının askıya alındığı o dönemde
02:45askerler tam 287 defa ihlal bildiriminde bulunuyor.
02:49Fakat valilerden gelen cevap hep aynı. Dokunmayın.
02:53Tunalı'nın analizine göre inisiyatifin tamamen yerel valilere bırakılması ve güvenlik güçlerinin adeta elinin kolunun bağlanması karşı tarafa öyle akıl
03:02almaz bir cesaret verdi ki olayların boyutu kontrolden çıktı.
03:05İşte kuralların askıya alınmasının sahada yarattığı o yıkıcı psikolojiyi en iyi anlatan belki de en can yakıcı olaylardan biri.
03:14Yazar Diyarbakır'da bir kışlaya girilip bayrağın indirilmesi olayını hafızasından bir türlü silemediğini belirtiyor.
03:21Askerlerin bu duruma müdahale edemedikleri için ağlayarak kahrettiklerini, hatta bazılarının Kıbrıs'ta bayrağı indirmeye kalkanı gözünü kırpmadan vuran Kondakçı Paşa'nın
03:30askerleri gibi davranamadıkları için derin bir bunalıma girdiklerini aktarıyor.
03:34Bu sahne sürecin toplumda ve orduda açtığı o derin yaranın en net özeti aslında.
03:40Ve maalesef Tunalı'nın başarısız olarak nitelendirdiği bu politikanın en ağır bedeli 752 sayısıyla karşımıza çıkıyor.
03:49Anlaşma bozulduktan sonra sadece Diyarbakır Sur ilçesinde yaşanan o dehşet verici çatışma aylarında tam 752 şehit verildi.
03:58Yazar, böylesi bir süreci ve devlet yetkililerinin o dönemki tutumunu sıradan bir öngörüsüzlük ya da basit bir hata olarak değerlendirmenin
04:07kesinlikle imkansız olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.
04:11Hesap verilebilirliğin eksikliği
04:13İnsan böylesine büyük bir felaketten sonra doğal olarak bir öz eleştiri, bir mahcubiyet bekliyor değil mi?
04:19Ama Tunalı'ya göre durum hiç de öyle olmadı.
04:22Süreci başlatanlar, olaylar felaketle sonuçlandıktan sonra bile sanki ortada kazanılmış bir zafer varmış gibi davrandılar.
04:30Yazar, bu kişilerin sebep oldukları o büyük bozgun için zerre kadar suçluluk hissetmemelerini ve hiçbir şekilde hesap vermemelerini çok sert
04:38bir dille eleştiriyor.
04:39Peki tüm bu olan biten, sokaktaki vatandaşa, bize nasıl yansıdı?
04:45Tunalı bunu sosyal sermaye kavramıyla çok güzel özetliyor.
04:49Yani bizi biz yapan, toplumu bir arada tutan ve içten çürümeye karşı direncimizi sağlayan o ortak psikoloji, o görünmez bağlar,
04:58analize göre yıllarca süren bu kimlik tartışmaları ve yaşanan o derin travmalar Türkiye'nin sosyal sermayesini tam anlamıyla tüketti.
05:07Milletin ruh sağlığı telafisi çok zor bir yere aldı.
05:11Yeni bir süreç mi başlıyor?
05:13Evet, yazar geçmişin o karanlık ve ağır tablosunu çizdikten sonra yüzünü tam olarak bugüne dönüyor.
05:20Ona göre, şu an şahit olduğumuz o taze siyasi manevralar, inanın bana, birinci sürecin basit ve hatalı bir kopyasından başka
05:28bir şey değil.
05:28Yazar, bu güncel tekrarı hepimizin yakın zamanda siyaset sahnesinde duyup irkildiği o cümleyle örneklendiriyor.
05:37Apo gelsin mecliste konuşsun.
05:39Tunalı diyor ki, inanın sadece bu söylem bile ayrılıkçı kesimlere belki de son 50 yılda silahla elde edemedikleri devasa bir
05:48psikolojik üstünlüğü altın tepside sundu.
05:50Dahası, daha o sözü söyleyen kişi, kürsüden inmeden bile bu mesafenin aşıldığını ve maalesef geçmişin hatalarından zerre kadar ders çıkarılmadığını
06:00savunuyor.
06:01Tunalı'nın mevcut gidişatla ilgili acil koduyla verdiği üç temel uyarı var.
06:06Birincisi, ayrılıkçı destekçileri gücendirmemek adına sahada canını ortaya kuymuş rütbesiz gazi askerlerin tamamen yok sayıldığı, görmelden gelindiği hissinin yayılması.
06:17İkincisi, o bahsettiğimiz eski, travmatik ve yıpratıcı psikolojinin aynen topluma geri dönmesi.
06:23Ve üçüncüsü, asıl ürkütücü olan da bu, kaosun bizzat yeni bir düzen haline gelme tehlikesi.
06:30Yazar, bu aceleci adımların bizi içinden çıkılamaz bir kaos döngüsünü sürüklediği konusunda son derece net.
06:37Sevre karşı Lozan
06:38İşte analizde işlerin iyice ciddileştiği, konunun günlük siyasetten çıkıp tamamen varoluşsal bir boyuta taşındığı yer burası.
06:47Tunalı burada tarihi bir perspektif sunarak eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in o meşhur ve sarsıcı sözünü hatırlatıyor,
06:55fırsat bulurlarsa sevri masa altından çıkarırlar.
06:58Yazar diyor ki bugün atılan bu adımlar sadece siyasi birer manevra değil, eğer dikkat etmezsek çok daha derin, tarihsel ve
07:06geri dönüşü olmayan bir tehdidi barındırıyor.
07:08Bu yüzden yazar, çerçeve adı verilen o yeni kanunların tam da Sevre Anlaşması'nın yıl dönümüne denk getirilmesinin öyle basit
07:17bir tesadüf falan olduğuna inanmıyor.
07:19Ona göre bu durum, bir yanda Türkiye'nin parçalanmasına öngören Sevre'in sembolik olarak yeniden masaya sürülmesi,
07:25diğer yanda ise bu toprakların tapusu, güvencesi olan Kurucu-Lozan Anlaşması'nın alttan alta açıkça reddedilmesi demek.
07:33Tunalı, bu mesajın toplumun adeta gözünün içine baka baka verildiğini iddia ediyor.
07:38Peki, şimdi ne olacak?
07:40İncelememizin sonunda, yazarın zihinlerimize kazıdığı o hayati, o can alıcı soruyla baş başa kalıyoruz.
07:46Türk toplumunun tarihi tecrübesi bu kısır döngüyü kıracak mı, yoksa kaos gerçekten de yeni düzenimiz mi oluyor?
07:53Tunalı'nın mesajı aslında çok umutsuz değil ama çok net.
07:57Toplum, iyi niyet ambalajıyla sunulan söylemlere kanmamalı ve geçmişin o çok acı tecrübelerini hatırlayarak bu gidişatı dur demeli.
08:04Zira bu sorunun cevabı hepimizin ortak geleceğini şekillendirecek.
08:09Bu derinlikli haritayı incelediğimiz süre boyunca bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler, umarım bu analiz olaylara çok daha farklı bir pencereden
08:16bakmanızı sağlamıştır.
08:18Görüşmek üzere.