Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Yazar A. Yağmur Tunalı, Türkiye'deki çözüm süreçlerini ve bu politikaların toplumsal ve güvenlik üzerindeki olumsuz etkilerini eleştirel bir dille ele almaktadır. Metin, geçmişteki açılım döneminde yapılan hataların, askeri otoritenin zayıflatılmasının ve terör örgütünün şehirlerde yapılanmasına göz yumulmasının ağır bedeller ödettiğini vurgular. Özellikle milli sembollere yönelik saldırılar ve verilen tavizlerin yarattığı psikolojik tahribat, güncel siyasi gelişmelerle bağdaştırılarak analiz edilir. Yazar, bu tür girişimlerin terörü bitirmekten ziyade ayrılıkçı hareketlere stratejik alan kazandırdığını ve devlet ciddiyetine zarar verdiğini savunur. Sonuç olarak kaynak, tarihsel tecrübeler ışığında mevcut yaklaşımların milli egemenlik ve toplumsal huzur için büyük riskler taşıdığına dikkat çeker.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça dikkat çekici bir inceleme ile karşınızdayım.
00:04Yazar A. Yağmur Tunalı'nın Türkiye'nin hem geçmişteki hem de günümüzdeki siyasi çözüm süreçlerine getirdiği o çok tartışılan, oldukça
00:13sert analizini tüm hatlarıyla tarafsızca masaya yatırıyoruz.
00:17Yazarın ortaya koyduğu argümanları, işaret ettiği o kritik tarihsel dönemeçleri ve hepimize yaptığı uyarıları adım adım haritalandıracağız.
00:26Amacımız bu karmaşık ve aslında bir o kadar da yıpratıcı siyasi süreçlerin yazarın gözünden tam olarak ne anlama geldiğini netleştirmek.
00:35Hazırsanız hiç vakit kaybetmeden başlayalım.
00:38Yazar analizine çok manidar bir atasözüyle giriş yapıyor. Her atılan taşla kuş vurulmaz.
00:44Yani hani bazen sonuçlarını tam olarak tartmadan bir anlık hevesle büyük adımlar atarız ya.
00:49İşte Tunalı'ya göre toplum olarak tam da bu yüzden kimin ne kazandığını ya da kaybettiğini doğru dürüst sorgulamadan aynı
00:57karanlık dehlizlere, aynı kısır döngülere tekrar tekrar sokuluyoruz.
01:01Atılan adımlar, hedeflenen o parlak sonuçları vermekten ne yazık ki çok uzak.
01:06Birinci çözüm süreci, yazarın iddiasına göre aslında yakın tarihimizde yaşanan o 6 yıllık dönem toplumun hafızasından çoktan silinip gitti bile.
01:14Peki gerçekten ne olmuştu o dönemde? Şöyle bir hafızamızı tazeleyelim çünkü yazarın eleştirilerinin temeli tam da buraya dayanıyor.
01:242009'daki o meşhur habur olayıyla başlıyoruz. Ardından 2013'te Abdullah Öcalan'ın mektubunun okunması süreci var ve nihayetinde 2015'te hepimizi sarsan
01:34o şiddetli hendek operasyonları.
01:36Tunalı işte bu kilometre taşlarını tek tek hatırlatarak bize şunu söylüyor.
01:40Bugünlerde duyduğumuz o umut dolu gelecek vaatleri aslında geçmişteki o acı dolu senaryoların tıpa tıp aynısı.
01:47Tunalı analizinde devasa bir zıtlığa dikkat çekiyor.
01:51Bir yanda o dönemki yetkililerin o büyük iddialı vaatleri vardı.
01:55Neydi bunlar? PKK silah bırakacak ve tamamen Türkiye'den çekilip gidecekti.
02:01Üstelik yazarın ifadesiyle bu söylemler büyük bir cesaret hatta adeta bir parvasızlıkla dile getiriliyordu.
02:08Ama madalyonun diğer yüzü yani sahadaki gerçekler kelimenin tam anlamıyla dehşet vericiydi.
02:15Militanlar dağdan inip şehirlerin göbeğine yerleşmiş, yeni dökülen asfaltların altına uzaktan kuma adalı bombalar yerleştirilmiş ve günün sonunda bunlar bir
02:23bir patlatılmıştı.
02:25Ağır bir psikolojik bedel. İşin sadece fiziksel tahribatı değil, yazara göre asıl yıpratıcı kısmı geride bıraktığı bu ağır psikolojiydi.
02:35287. Bu rakamı duyduğunuzda belki sıradan bir istatistik gibi gelebilir ama düşünsenize güvenlik güçlerinin angajman kurallarının askıya alındığı o dönemde
02:45askerler tam 287 defa ihlal bildiriminde bulunuyor.
02:49Fakat valilerden gelen cevap hep aynı. Dokunmayın.
02:53Tunalı'nın analizine göre inisiyatifin tamamen yerel valilere bırakılması ve güvenlik güçlerinin adeta elinin kolunun bağlanması karşı tarafa öyle akıl
03:02almaz bir cesaret verdi ki olayların boyutu kontrolden çıktı.
03:05İşte kuralların askıya alınmasının sahada yarattığı o yıkıcı psikolojiyi en iyi anlatan belki de en can yakıcı olaylardan biri.
03:14Yazar Diyarbakır'da bir kışlaya girilip bayrağın indirilmesi olayını hafızasından bir türlü silemediğini belirtiyor.
03:21Askerlerin bu duruma müdahale edemedikleri için ağlayarak kahrettiklerini, hatta bazılarının Kıbrıs'ta bayrağı indirmeye kalkanı gözünü kırpmadan vuran Kondakçı Paşa'nın
03:30askerleri gibi davranamadıkları için derin bir bunalıma girdiklerini aktarıyor.
03:34Bu sahne sürecin toplumda ve orduda açtığı o derin yaranın en net özeti aslında.
03:40Ve maalesef Tunalı'nın başarısız olarak nitelendirdiği bu politikanın en ağır bedeli 752 sayısıyla karşımıza çıkıyor.
03:49Anlaşma bozulduktan sonra sadece Diyarbakır Sur ilçesinde yaşanan o dehşet verici çatışma aylarında tam 752 şehit verildi.
03:58Yazar, böylesi bir süreci ve devlet yetkililerinin o dönemki tutumunu sıradan bir öngörüsüzlük ya da basit bir hata olarak değerlendirmenin
04:07kesinlikle imkansız olduğunun altını kalın çizgilerle çiziyor.
04:11Hesap verilebilirliğin eksikliği
04:13İnsan böylesine büyük bir felaketten sonra doğal olarak bir öz eleştiri, bir mahcubiyet bekliyor değil mi?
04:19Ama Tunalı'ya göre durum hiç de öyle olmadı.
04:22Süreci başlatanlar, olaylar felaketle sonuçlandıktan sonra bile sanki ortada kazanılmış bir zafer varmış gibi davrandılar.
04:30Yazar, bu kişilerin sebep oldukları o büyük bozgun için zerre kadar suçluluk hissetmemelerini ve hiçbir şekilde hesap vermemelerini çok sert
04:38bir dille eleştiriyor.
04:39Peki tüm bu olan biten, sokaktaki vatandaşa, bize nasıl yansıdı?
04:45Tunalı bunu sosyal sermaye kavramıyla çok güzel özetliyor.
04:49Yani bizi biz yapan, toplumu bir arada tutan ve içten çürümeye karşı direncimizi sağlayan o ortak psikoloji, o görünmez bağlar,
04:58analize göre yıllarca süren bu kimlik tartışmaları ve yaşanan o derin travmalar Türkiye'nin sosyal sermayesini tam anlamıyla tüketti.
05:07Milletin ruh sağlığı telafisi çok zor bir yere aldı.
05:11Yeni bir süreç mi başlıyor?
05:13Evet, yazar geçmişin o karanlık ve ağır tablosunu çizdikten sonra yüzünü tam olarak bugüne dönüyor.
05:20Ona göre, şu an şahit olduğumuz o taze siyasi manevralar, inanın bana, birinci sürecin basit ve hatalı bir kopyasından başka
05:28bir şey değil.
05:28Yazar, bu güncel tekrarı hepimizin yakın zamanda siyaset sahnesinde duyup irkildiği o cümleyle örneklendiriyor.
05:37Apo gelsin mecliste konuşsun.
05:39Tunalı diyor ki, inanın sadece bu söylem bile ayrılıkçı kesimlere belki de son 50 yılda silahla elde edemedikleri devasa bir
05:48psikolojik üstünlüğü altın tepside sundu.
05:50Dahası, daha o sözü söyleyen kişi, kürsüden inmeden bile bu mesafenin aşıldığını ve maalesef geçmişin hatalarından zerre kadar ders çıkarılmadığını
06:00savunuyor.
06:01Tunalı'nın mevcut gidişatla ilgili acil koduyla verdiği üç temel uyarı var.
06:06Birincisi, ayrılıkçı destekçileri gücendirmemek adına sahada canını ortaya kuymuş rütbesiz gazi askerlerin tamamen yok sayıldığı, görmelden gelindiği hissinin yayılması.
06:17İkincisi, o bahsettiğimiz eski, travmatik ve yıpratıcı psikolojinin aynen topluma geri dönmesi.
06:23Ve üçüncüsü, asıl ürkütücü olan da bu, kaosun bizzat yeni bir düzen haline gelme tehlikesi.
06:30Yazar, bu aceleci adımların bizi içinden çıkılamaz bir kaos döngüsünü sürüklediği konusunda son derece net.
06:37Sevre karşı Lozan
06:38İşte analizde işlerin iyice ciddileştiği, konunun günlük siyasetten çıkıp tamamen varoluşsal bir boyuta taşındığı yer burası.
06:47Tunalı burada tarihi bir perspektif sunarak eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in o meşhur ve sarsıcı sözünü hatırlatıyor,
06:55fırsat bulurlarsa sevri masa altından çıkarırlar.
06:58Yazar diyor ki bugün atılan bu adımlar sadece siyasi birer manevra değil, eğer dikkat etmezsek çok daha derin, tarihsel ve
07:06geri dönüşü olmayan bir tehdidi barındırıyor.
07:08Bu yüzden yazar, çerçeve adı verilen o yeni kanunların tam da Sevre Anlaşması'nın yıl dönümüne denk getirilmesinin öyle basit
07:17bir tesadüf falan olduğuna inanmıyor.
07:19Ona göre bu durum, bir yanda Türkiye'nin parçalanmasına öngören Sevre'in sembolik olarak yeniden masaya sürülmesi,
07:25diğer yanda ise bu toprakların tapusu, güvencesi olan Kurucu-Lozan Anlaşması'nın alttan alta açıkça reddedilmesi demek.
07:33Tunalı, bu mesajın toplumun adeta gözünün içine baka baka verildiğini iddia ediyor.
07:38Peki, şimdi ne olacak?
07:40İncelememizin sonunda, yazarın zihinlerimize kazıdığı o hayati, o can alıcı soruyla baş başa kalıyoruz.
07:46Türk toplumunun tarihi tecrübesi bu kısır döngüyü kıracak mı, yoksa kaos gerçekten de yeni düzenimiz mi oluyor?
07:53Tunalı'nın mesajı aslında çok umutsuz değil ama çok net.
07:57Toplum, iyi niyet ambalajıyla sunulan söylemlere kanmamalı ve geçmişin o çok acı tecrübelerini hatırlayarak bu gidişatı dur demeli.
08:04Zira bu sorunun cevabı hepimizin ortak geleceğini şekillendirecek.
08:09Bu derinlikli haritayı incelediğimiz süre boyunca bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler, umarım bu analiz olaylara çok daha farklı bir pencereden
08:16bakmanızı sağlamıştır.
08:18Görüşmek üzere.

Önerilen