00:00Herkese merhaba. Bugün oldukça sert, hatta epey kutuplaştırıcı ama bir o kadar da çarpıcı bir siyasi metni masaya yatırıyoruz.
00:08Yazarın Bahçeli Çıkmaz'a adını verdiği bu ateşli eleştiriyi adım adım tamamen tarafsız bir gözle inceleyeceğiz.
00:14Bakalım yazar tam olarak ne diyor ve bu karmaşık iddiaların altında aslında neler yatıyor.
00:20Hazırsanız hemen başlayalım.
00:22Metnimiz aslında çok keskin bir soruyla, adeta bir yol ayrımı ile başlıyor.
00:26Bize söylendiği gibi gerçekten terörsüz bir Türkiye'ye mi gidiyoruz yoksa yazarın iddia ettiği gibi teröre teslim olmuş bir Türkiye
00:35'ye mi?
00:36Yazar tam da burada hükümetin topluma çizdiği tabloyla kendi gördüğü acı gerçeklik arasındaki o devasa uçuruma dikkat çekiyor.
00:44Bu analizi yaparken altı temel duraktan geçeceğiz.
00:48Önce resmi anlatıya bakacağız, sonra geçmişteki güvenlik durumuna, ardından yazarın yem dediği o tetikleyici unsura uzanacağız.
00:56Tabii militanların buna verdiği tepkiyi ve o meşhur dokuz hukuki suçlamayı da konuşacağız.
01:02En sonunda da yazarın büyük çıkmaz dediği o karanlık tabloya bakıp toparlayacağız.
01:07İlk durağımızla yani şu meşhur terörsüz Türkiye anlatısıyla başlıyoruz.
01:13Yazarın eleştiri oklarını yönelttiği ilk yer, hükümetin topluma adeta bir müjde gibi sunduğu o yeni senaryo.
01:20Metin bunu düpedüz bir psikolojik harekat olarak tanımlıyor.
01:23Düşünün kamulayına şöyle bir hikaye anlatılıyor.
01:26PKK ve diğer tüm uzantıları tamamen silah bırakacak, şartsız şurtsuz teslim olacak ve terör tek bir taviz bile verilmeden bir
01:33anda bitecek.
01:34Ama yazar diyor ki, bir saniye birkaç eski silah yakıldı diye terör biter mi?
01:39Olayın tamamen sahte, pembe bir tablo çizmekten ibaret olduğunu,
01:43hatta Abdullah Öcalan'ın bir anda bir barış güvercini gibi pazarlandığını ve bunun son derece tehlikeli olduğunu savunuyor.
01:49Peki bu yeni söylemlerden hemen önce durum neydi?
01:53İkinci durağımızda tam da o dönemin güvenlik manzarasına bakıyoruz.
01:57Yazarın ne demek istediğini tam anlamak için Devlet Bahçeli'nin o sürpriz açıklamalarından hemen öncesini bir hatırlayalım.
02:04Yazar diyor ki, Bahçeli o lafları etmeden önce Türkiye'nin zaten devasa bir terör sorunu kalmamıştı.
02:11Diyarbakır'daki Cizre'deki o zorlu hendek operasyonlarını düşünün ya da sınır ötesindeki Pençekilit, Fırat Kalkanı ve Zeytindalı harekatlarını.
02:19Yazar çok net bir şey söylüyor.
02:21Bu toprakların güvenliği öyle masa başında karşılıklı pazarlıklarla değil, sahada askerlerin kanı ve canı pahasına çoktan sağlanmıştı zaten.
02:30Örgütün o ayrı devlet hayalleri de tarihin çöplüğüne atılmıştı diyor yazar.
02:35Geldik üçüncü bölüme.
02:37Madem her şey kontrol altındaydı, ne oldu da her şey bir anda tersine döndü?
02:42İşte yazarın tetikleyici ve yem dediği kısım burası.
02:45Metindeki belki de en çarpıcı, en zekice metafor tam burada karşımıza çıkıyor.
02:50Avcı mühresi.
02:51Bu aslında bir avcılık terimi.
02:53Avı, kendi cinsinden biriyle tuzağa düşürmek yani dikoy, bir yem kullanmak demek.
02:58Yazar, milliyetçi kimliğiyle bu kadar ön planda olan devlet Bahçeli'nin tam da bu kumpasta bir mühre yani bir yem
03:05olarak kullanıldığını iddia ediyor.
03:06İlanılmaz bir iddia değil mi?
03:08Peki amaç ne?
03:09Metne göre amaç, Türk milletinin o milli reflekslerini, o itiraz seslerini en başından bastırmak ve adeta kaleyi içeriden fethetmek.
03:17Bahçeli'nin uzattığı o ilk el var ya, yazarın gözünde cini şişeden çıkaran asıl karanlık hamle tam da buydu.
03:24Dördüncü başlığımız örgütün yanıtı, yani işin dağdaki karşılığı.
03:29Hükümet bize silah bırakacaklar derken, peki sahadaki gerçeklik, yani militan liderlerin buna tepkisi ne oldu?
03:37Yazar, aradaki o devasa uçuruma çekiyor dikkatimizi.
03:40Cemil Bayık, Duran Kalkan gibi kilit isimlerin açıklamalarını alıntılıyor.
03:44Adamlar açıkça çıkıp, biz silah falan bırakmayız, silah bizim en büyük güvencemiz diyorlar.
03:49Hatta, ancak Türkiye kendi deyimleriyle teslim yasaları çıkarırsa, bunu bir ihtimal düşünebileceklerine ekliyorlar.
03:56Yazara göre bu sert reddiyeler, halk uyanmasın, tepki göstermesin diye özellikle hasır altı ediliyor, kamuoyundan saklanıyor.
04:03Beşinci bölümümüz, kolunun en doğrudan ve en hukuki kısmı.
04:08Yazarın yönelttiği o meşhur 9 hukuki suçlama.
04:12Şimdi işin rengi biraz daha değişiyor çünkü yazar doğrudan kanunlara, yani terörle mücadele kanununa ve Türk ceza kanununa dayanarak,
04:22devlet Bahçeli'ye karşı tam 9 maddelik, inanılmaz sert bir iddianame çıkarıyor.
04:27Şöyle bir baktığımızda, terör yöntemlerini meşru göstermek, terör propagandası yapmak, suçu ve suçluyu övmek,
04:34hatta terör örgütüne yardım edip örgüt liderini yüceltmek gibi çok ama çok ağır hukuki iddialar var.
04:40Yazar lafını hiç sakınmıyor, bu suçların bizzat Bahçeli tarafından işlendiğini ve şu an bile işlenmeye devam ettiğini savunuyor.
04:48Metnin bu kısmındaki o yargılayıcı, keskin dil aslında konunun ne kadar hassas olduğunu da gösteriyor.
04:55Ve geliyoruz 6. son bölümümüze.
04:58Yazarın büyük çıkmaz olarak adlandırdığı o karanlık tablo.
05:03Yazar diyor ki uygulanan bu siyasi stratejinin zehri şimdiden toplumsal damarlarımızı sızmaya başladı bile.
05:09Yani toplumun adım adım nasıl bir çatışma zeminine çekildiğini anlatıyor.
05:14Nelerden bahsediyor peki?
05:15Türk bayrağına yapılan saygısızlıklar, Ahmet spor kutlamalarındaki o provokatif hareketler,
05:20Mardin'de Türk kahvesinin bir anda Kürt kahvesi diye sunulmaya çalışılması
05:24ve yazarın en çok altını çizdiği, en trajik bulduğu şey idamlık bir mahkum olan Öcalan'ın bir anda barış koordinatörü
05:32mertebesine yükseltilmesi.
05:34Yazar tüm bu olan biteni, işte o Bahçeli'nin bizi soktuğu çıkmazın bir sonucu,
05:38Doğu bizim, Batı hepimizin diyen o şımarık anlayışın bir yansıması olarak görüyor.
05:43İncelememizin sonuna gelirken metnin o çok güçlü ve edebi ritmiyle karşılaşıyoruz.
05:49Yazar ard arda çok net, çok keskin hükümler sıralıyor.
05:53İlki şu, dünyada teröriste paye verilerek sağlanan bir barış yoktur.
05:58Hemen ardından doz daha da artıyor, dünyada teröre teslim olunarak getirilen bir huzur yoktur.
06:05Yazarın sözde barış süreci diye sunulan bu adımların düpedüz bir devlet teslimiyeti olduğuna dair inancını burada net bir şekilde hissedebiliyoruz.
06:14Peşinden o hukuki vurgu geliyor.
06:17Dünyada hukuk çiğnenerek kurulan bir düzen yoktur.
06:20Az önce konuştuğumuz o dokuz maddelik iddiaları düşününce, yazarın kurallara ve adalete yaptığı bu vurgu adeta cuk oturuyor.
06:28Sonra kültürel ve milli kaygılar tekrar devreye giriyor.
06:31Dünyada kendi bayrağına ve milli simgelerine hakaret ettirerek onurlu kalabilen bir halk yoktur.
06:37Metin burada adeta okuyucusunu silkeleyip o milli refleksleri uyandırmaya çalışıyor.
06:42Ve son kesin hüküm doğrudan devlete yönelik.
06:45Dünyada suçluları cezasız bırakarak asayiş sağlayabilen bir devlet yoktur.
06:51Yazar bu süreci masum bir hata olarak falan görmüyor.
06:54Ona göre bu kurnazca kurulmuş çok tehlikeli bir tezgah ve içinden çıkılması imkansız koca bir kumpas.
07:00Ve işte tüm bu sert, kutuplaştırıcı iddialar bizi günün sonunda çok sarsıcı bir soruyla baş başa bırakıyor.
07:08Eğer yazarın dediği gibi devasa bir kumpasın içindeysek bu bahçeli çıkmazlığından kurtulmanın o son kaçınılmaz bedeli ne olacak?
07:16Yazarın son sözü akıllardan çıkmayacak cinsten bir uyarı aslında.
07:20Ne kadar gecikilirse bedel o kadar ağır olur.
07:23Bakalım bu çıkmazın sonu nereye varacak?
07:26İncelememize katıldığınız için çok teşekkürler.
07:28Hoşçakalın.
Yorumlar