00:00Selamlar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:02Bugün, siyasi söylemlerin o bildiğiniz kültürel deyimlerle nasıl harmanlandığını gösteren,
00:08gerçekten çarpıcı bir metni masaya yatırıyoruz.
00:10Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı bir fikir yazısını adım adım inceleyeceğiz.
00:15Yazar bu metinde, uluslararası ilişkileri çok derin ve tarihi bir kin kavramı üzerinden okuyor.
00:21Oldukça hararetli ve iddialı bir yazı.
00:23Baştan belirteyim, amacımız kesinlikle yazarın argümanlarına taraf olmak ya da onları eleştirmek değil.
00:29Biz sadece tarafsız gözlemciler olarak bu metnin anatomisini çıkaracağız.
00:34Yani böylesine yüklü bir jeopolitik anlatı nasıl inşa ediliyor, birlikte buna bakacağız.
00:39Bugünkü incelememizi dört ana başlıkta topladık.
00:42Önce kuyruk acısının yazar tarafından nasıl tanımlandığına bakacağız, sonra tarihsel suçlamalara geçeceğiz,
00:49üçüncü adımda bu iddiaların modern siyasete yansımalarını inceleyip,
00:54son olarak yazarın devletin bu duruma verdiği yanıtı nasıl yorumladığını ele alacağız.
00:59Başlayalım mı?
01:00Birinci bölümümüz kuyruk acısını tanımlamak.
01:03Yazarın o iddialı jeopolitik tezlerini gerçekten anlayabilmek için her şeyin başladığı noktaya,
01:08yani metnin kalbindeki o meşhur deyime gitmemiz gerekiyor.
01:12Kuyruk acısı.
01:13Gündelik hayatta sıkça kullandığımız bir deyim değil mi?
01:15Ama yazarın dış politikayı tamamen bu psikolojik ve kültürel çerçeveye oturtması gerçekten çok ilginç.
01:21Metinde bu kavram sadece sıradan bir sözöbeği olarak değil,
01:25koskoca devletlerin davranışlarını yönlendiren bir dış politika motoru olarak tanımlanıyor.
01:30Kaleli diyor ki,
01:31bireyler, toplumlar ya da devletler geçmişteki başarısızlıklarının faturasını başkalarına keserek bir intikam sevdasına kapılıyor.
01:38Yani yazarın temel argümanı şu,
01:40modern uluslararası ilişkileri yönlendiren şey öyle rasyonel çıkarlar falan değil,
01:45tam tersine iyileşmemiş tarihi yaralar ve bu gizli kinler.
01:49Geldik ikinci bölüme, tarihsel suçlamalar.
01:52Temel kavramımızı netleştirdiğimize göre,
01:55yazarın bu derin kinleri kimlerin beslediğini iddia ettiğine ve sunduğu zaman çizelgesine geçebiliriz.
02:01Yazar, Avrupa Birliği ülkelerinin yanına biraz şaşırtıcı bir ismi daha ekliyor, Hindistan'ı.
02:07Kaleli'ye göre Hindistan da bu kuyruk acısı olan ülkeler kervanına katılmış durumda.
02:12Üstelik bu kini ta Gazneli Mahmut dönemine kadar götürüyor.
02:15Ardından Ekberşahlar yani Babur İmparatorluğu dönemine oradan da günümüzdeki modern Pakistan'a bağlıyor meseleyi.
02:23Metnin iddiası çok net.
02:24Bu ülkelerin içindeki tarihi kin, tabiri caizse akıllarını başlarından almış ve mantıklı düşünmelerini tamamen engelliyor.
02:31Şimdi haklı olarak sorabilirsiniz,
02:33yahu aralarında binlerce kilometre olan birbirine hiç benzemeyen bu ülkeler nasıl oluyor da Türkiye'ye karşı aynı cephede buluşuyor?
02:40İşte yazar burada üst akıl argümanını devreye sokuyor.
02:44Metne göre bu kuyruk acısı çeken ülkeler öyle kendi başlarına hareket falan etmiyor.
02:49Yazarın ifadesiyle emperyalist ve siyonist bir üst akıl var ve tüm bu koordinasyonu o sağlıyor.
02:55İddiaya göre bu güç İsrail'i, Yunanistan'ı ve Hindistan'ı birer aparat olarak kullanıyor ve Türkiye'ye karşı aralarında
03:01görev dağılımı yapıyor.
03:02Üçüncü bölüm modern jeopolitik iddialar.
03:05Tarihsel tarafı ve yazarın üst akıl konseptini gördük.
03:10Peki tüm bu tarihi kinler bugünün gerçek dünyasında, masada nasıl bir karşılık buluyor?
03:16Yazar bu noktada hedef tahtasına özellikle Avrupa Birliği'ni ve Almanya'yı koyuyor.
03:21Metnin iddiaları oldukça ağır.
03:23Mesela savunma sanayisinin, geçmişteki uçak ve mühimmat fabrikalarının yok edilmesinin,
03:28ekonominin dışa bağımlı hale getirilmesinin arkasında bu kinin yattığını savunuyor.
03:32Terör örgütlerinin ülkenin başına bela edilmesini de buna bağlıyor.
03:35Daha da spesifik olarak yazar, Alman vakıfları, kültür evleri ve fonlanan sivil toplum kuruluşları aracılığıyla,
03:42Türk siyasetinin dizayn edilmeye çalışıldığını ve iç işlerine karışıldığını iddia ediyor.
03:46Burada yazarın tonu, gerçekten çok sertleşiyor ve AB'ye tarihi bir uyarı yapıyor.
03:52Boylarından büyük işlere kalkıştıklarını ve tıpkı 1. ve 2. Dünya Savaşları'nda olduğu gibi,
03:57büyük bir felakete sürüklendiklerini iddia ediyor.
03:59Sırf o savaşlarda yok yere hayatını kaybeden 50 milyondan fazla insanı hatırlatıyor.
04:0450 milyon, düşünün.
04:06Ve yazar şu iddialı tahminde bulunuyor, yeni bir küresel felaket kurgulansa bile bu planlar başarısız olacak ve bu yangın Türkiye
04:13'ye sıçramayacak.
04:14Geldik 4. ve son bölümümüze.
04:16Devletin yanıtı.
04:18Buraya kadar yazarın kurguladığı tehdit ağını anlattık.
04:21Peki Kaleli'nin gözünden Türkiye bu algılanan küresel kuşatmaya nasıl bir cevap veriyor?
04:26Bakın, buradaki en kritik nokta şu, yazar kesinlikle bir kurban psikolojisini kabul etmiyor.
04:32Ortada aktif bir satranç oyunu olduğunu söylüyor, emperyalist aparatlarının karşısına Türk devlet aklını yerleştiriyor.
04:40Metnin iddiasına göre o üst akıl Rusya'ya kurduğu tuzağın aynısını Türkiye'ye de kurmak istiyor.
04:46Fakat Kaleli diyor ki, Türk devlet aklı bu tuzakları görüyor, neyin ne olduğunu çok iyi okuyor ve öylece oturup izlemek
04:54yerine kendi karşı hamlelerini sahaya sürüyor.
04:57Peki, yazar bu hamlelerdeki özgüveni neye bağlıyor?
05:00Şuna, yazar dünyanın artık o eski dünya olmadığını savunuyor.
05:04Metnin ana tezlerinden biri bu.
05:06Küresel dengelerin ve Türkiye'nin konumunun tamamen değiştiğini iddia ediyor.
05:11Doğrudan batıya seslenerek, artık Türkleri Anadolu'dan süremeyeceksiniz diye rest çekiyor.
05:16Hatta yüzyıllardır süre gelen sömürü ve talan düzeninin sonunun geldiğini,
05:21emperyalist güclerin kendi deyimiyle tırnaklarının ve dişlerinin söküldüğünü öne sürüyor.
05:26O zaman bu strateji tam olarak nasıl çalışıyor?
05:28Yazar bunu üç net adıma bölüyor.
05:40Kaleli devletin bu stratejide son derece kararlı adımlar attığını belirtiyor ve buna kanıt olarak da ordunun Doğatepe'de ettiği yeminleri ve
05:48duaları hatırlatıyor.
05:49Ve yazar, yazısını şu tutkulu ve çok net sözlerle zirveye taşıyor.
05:54Bizim bir kızıl elmamız var.
05:57Kızıl elmaya yolculuğumuz sürüyor.
05:59Hesap günü geldiğinde döktüğünüz kanların hesabını soracağız.
06:03Burada küçük bir parantez açalım bilmeyenler olabilir.
06:06Kızıl elma, Türk kültüründe ulaşıldıkça daha da ileriye giden, nihai ve büyük devlet ideallerini sembolize eden çok köklü bir kavramdır.
06:13Yazar tam da bu sembolü kullanarak metnin kararlılığını perçinliyor.
06:17İncelememizin sonuna gelirken şöyle bir geri çekilip büyük resme bakmak lazım.
06:22Lütfullah Kaleli'nin bu metni dış politikayı sadece rakamlar, antlaşmalar veya çıkarlar üzerinden değil, derin duygular ve tarihi hafıza üzerinden
06:30okuyan yaklaşımın çok çarpıcı bir örneğiydi.
06:33Peki ya siz ne düşünüyorsunuz?
06:34Kuyruk acısı gibi o bildiğimiz kültürel deyimler, modern siyasi retoriği ve bizim dünyayı algılayışımızı nasıl şekillendiriyor?
06:42Gerçekten de uluslararası ilişkiler sadece rasyonel masalarda mı şekilleniyor, yoksa yüzyıllık tarihi hafızaların gölgesi o masalara her zaman düşüyor mu?
06:50İzlediğiniz için çok teşekkürler. Bir sonraki incelememizde görüşmek üzere, hoşçakalın.
Yorumlar