Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 17 saat önce
Lütfullah Kaleli tarafından kaleme alınan bu metin, Türkiye’nin uluslararası alandaki yükselişine karşı Avrupa Birliği ve bazı Batılı güçlerin sergilediği tutumu sert bir dille eleştirmektedir. Yazar, dış güçlerin Türkiye’yi dizginlemek adına Yunanistan ve Fransa gibi ülkeleri stratejik birer araç olarak kullandığını öne sürerek bu durumu "mayın eşeği" metaforuyla betimler. Metne göre, Türk dünyasının birleşmesi ve bölgedeki nüfuzun artması, küresel odaklarda büyük bir rahatsızlık ve kontrol kaybına yol açmaktadır. Ülke içindeki bazı siyasi aktörlerin dış merkezli politikalara destek vermesi, yazar tarafından milli çıkarlara ihanet ve mandacılık olarak nitelendirilir. Türk devlet aklının tüm bu saldırılara karşı teyakkuzda olduğu belirtilirken, toplumsal birliğin korunması gerektiği vurgulanmaktadır. Nihayetinde yazı, Türkiye’nin güçlenmeye devam edeceği ve engelleri aşacağı inancıyla son bularak milli bir duruş sergilemektedir.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhaba.
00:01Bugünkü incelememizde elimizde gerçekten çok ilginç, bir o kadar da iddialı bir metin var.
00:06Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı
00:08Çıldırmaya Az Kaldı başlıklı köşe yazısını masaya yatırıyoruz.
00:12Şimdi baştan söyleyeyim, bu metin son derece keskin, agresif ve jeopolitik anlamda oldukça yüklü bir dünya görüşünü yansıtıyor.
00:20Bizim buradaki amacımız asla yazarın siyasi pozisyonunu onaylamak ya da çürütmek değil.
00:25Hayır, biz bugün tamamen objektif, adeta klinik bir yaklaşımla yazarın dünya siyasetini, o dış tehdit algısını ve iç politikayı hangi
00:34metaforlarla okuduğuna bakacağız.
00:36Yazarın kullandığı dil inanılmaz derecede kutuplaştırıcı, evet.
00:39Ama tam da bu yüzden argümanların nasıl kurgulandığını anlamak, bugünün siyasi söylemlerinin şifrelerini çözmek için kesinlikle çok önemli.
00:48Hadi hemen konunun derinliklerine dalalım.
00:50Yazar, metnine hepimizin çok iyi bildiği bir şarkı sözüyle başlıyor.
00:54Çıldırmaya az kaldı.
00:55Peki ama kim bu çıldırmak üzere olanlar?
00:58Kaleli'nin iddiasına göre Avrupa Birliği ve Batılı güçler.
01:02Yazar aslında bu başlıkla Avrupa'nın adeta psikolojik bir teşhisini yapıyor.
01:07Türkiye'nin ve Türklerin her geçen gün güçlenmesinin, Avrupalı yöneticileri kelimenin tam anlamıyla çıldırttığını,
01:14rasyonel aklı ve bilimi tamamen rafa kaldırdıklarını savunuyor.
01:17Yani yazar diyor ki, bu ülkelerin bilinç altlarındaki o derin korku artık kontrol edilemez, saklanamaz bir boyuta ulaştı.
01:25Bu incelemede yol aytamız olduktan et.
01:28Önce yazarın temel iddiasına bakacağız, sonra o çarpıcı mayın eşekleri metaforunu inceleyeceğiz,
01:33ardından iç siyaset eleştirileri, artan küresel etki alanları ve son olarak devletin yanıtı ve beklentileriyle analizi toparlayacağız.
01:41Birinci bölümle başlayalım, yazarın temel iddiası.
01:45Kaleli'ye göre mesela Avrupa parlamentosunda Türkiye'ye hakaret etmek artık resmen bir moda haline geldi.
01:52Avrupa Birliği'nin hazırladığı aleyte raporlar, o bitmek bilmeyen yaptırım tehditleri
01:57ya da Türkiye'nin adalet sistemini dışarıdan denetlemeye kalkışmaları,
02:01yazar bunların hiçbirini sıradan diplomatik süreçler olarak görmüyor.
02:05Bunları açıkça ukalalık ve küstahlığın zirvesi olarak nitelendiriyor.
02:09Ona göre tüm bu hamleler Avrupa'nın karşısında yükselen bir güç gördüğünde
02:14yaşadığı derin bilinçaltı kaygısının, o paniğin dışa vurumundan başka bir şey değil.
02:19Gelelim ikinci bölüme, mayın eşekleri metaforu.
02:22Mayın eşekleri.
02:24Açıkçası oldukça sert ve doğrudan askeri bir terminoloji.
02:28Şöyle düşünün, tarihi savaşlarda mayınlı bir arazi var
02:31ve ordular kendi askerlerini riske atmamak için hasta, yaralı veya tabiri caizse işe yaramaz eşekleri önden o mayınlı tarlaya sürüyorlar.
02:41Amaç ne?
02:42Eşekler mayınlara basıp patlatsın, arkadan gelen birliklere güvenli bir yol açılsın.
02:46İşte yazar bu tarihi, acımasız savaş taktiğini alıp günümüz jeopolitiğinin tam ortasına oturtuyor.
02:53Diyor ki, Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olan büyük güçler bizimle doğrudan karşı karşıya gelmeye cesaret edemiyor.
03:00Bunun yerine bazı aparat devletleri, yani piyonları, öne sürerek bizim sabrımızı, gücümüzü test ediyorlar.
03:07Kısacası mayınları onlara patlatıyorlar.
03:09Peki, buradaki can alıcı soru şu.
03:12Yazar bu ağır metaforu kimler için kullanıyor?
03:14Kaleli bu konuda hiç lafı dolandırmıyor.
03:16Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Fransa ve İsrail'i doğrudan mayın eşekleri olarak etiketliyor.
03:23Yazarın iddiasına göre, bu ülkeler öyle kendi başlarına bağımsız falan hareket etmiyorlar.
03:28Onları adeta bir piyon gibi sahaya süren ve Türkiye'nin önünü kesmek için mayınlı yola sokan bir küresel siyonist akıl
03:36var.
03:37Bu tabii ki uluslararası diplomasiyi okuma biçimi açısından son derece kışkırtıcı, çok keskin bir suçlama.
03:423. Bölüm İç Siyasete Yönelik Eleştiriler
03:46Şimdi mesele sadece dış güçler değil.
03:49Yazar oklarını iç siyasetteki muhalif figürlere de çeviriyor ve onların ne yaptığı ile aslında ne yapmaları gerektiği arasına çok kalın
03:57bir çizgi çekiyor.
03:58Bir tarafta bazı siyasetçilerin çıkıp NATO için mücadele ettiğini, kendi devletini gidip Avrupa Birliği'ni Amerika'ya ya da İngiltere
04:05'ye şikayet ettiğini söyleyip onları çok sert eleştiriyor.
04:09Diğer tarafta ise kendi milliyetçi vizyonunu ortaya koyuyor.
04:12Diyor ki, bu siyasetçilerin yapması gereken tek şey sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti için mücadele etmektir.
04:19Sorun mu var? Bunu dışarıya şikayet etmeyeceksin, doğrudan halka yani sineyi millete döneceksin.
04:25Tam da bu noktada yazar, Cumhurbaşkanlığı makamına atfedilen o çarpıcı sözü hatırlatıyor.
04:31Mücadelemiz mandacılarla, yağmacılarla.
04:35Bakın Kaleli bu alıntıyı öyle sıradan geçiştirilecek bir siyasi slogan olarak kullanmıyor.
04:41Aksine iç muhalefet ile dış güçler arasında organik bir bağ olup olmadığını sorgulatmak için devasa bir zemini inşa ediyor.
04:49Acaba bu mandacılarla yağmacıların bağları ne kadar derin diye sorarak, dinleyicinin ya da okuyucunun zihnine iç siyasetteki bazı aktörlerin bağımsızlığıyla
04:59ilgili ciddi bir şüphe tohumu ekiyor.
05:024. Bölüm Artan Küresel Etki Alanları
05:06Peki iyi güzel de yazarın iddia ettiği tüm bu küresel saldırıların, bu panik halinin asıl sebebi ne, neden şimdi?
05:14Kaleli'ye göre cevap basit, Türkiye'nin dünya haritasında devasa stratejik bölgelerde artan hakimiyeti.
05:20Bir düşünün, Kafkaslardaki etkimiz, Ortadolu'daki ağırlığımız, küresel ticaret rotalarının yeniden belirlenmesindeki kilit rolümüz, bitmedi, Afrika'daki genişleyen faaliyetler, Balkanlardaki o güçlü
05:32tarihi bağların canlanması ve belki de en çok altını çizdiği, Türk dünyasının o giderek artan birlik ve beraberliği.
05:39İşte yazara göre batıyı asıl panikletecek, onlarda tam bir varoluşsal kriz yaratacak olan tablo tam olarak bu.
05:46Ve burada yazar, argümanını desteklemek için çok spesifik, çarpıcı bir anekdot patlatıyor.
05:53Almanya'daki aşırı sağcı AFD partisinden geldiği iddia edilen bir söylemi öne çıkarıyor, Türklerin sayısı azaltılsın, güçleniyorlar.
06:01Kaleli için bu sadece talihsiz bir siyasi açıklama falan değil.
06:06Hatırlarsanız en başta Avrupa'nın bilinçaltındaki bir korkudan bahsetmiştik ya, işte yazar bu cünleyi, o korkunun artık gizlenemeyip su yüzüne
06:14çıkmasının kesin bir kanıtı.
06:16Adeta Avrupa'nın bir itirafı olarak sunuyor.
06:19Ve beşinci, son bölümümüz, devletin yanıtı ve beklentiler.
06:23Yazar, devlet aklının bu saldırılar karşısında hem içeride hem dışarıda gerekli güçlü önlemleri çoktan aldığını savunuyor.
06:31Fakat asıl ilginç olan, vatandaş için yazdığı üç adımlık o net reçete.
06:37Birincisi, içerideki her türlü yozlaşmaya karşı dimdik duracaksın.
06:41İkincisi, kriz anlarında devletin yaptığı resmi açıklamaları sorgulamadan kabullenecek ve destekleyeceksin.
06:48Ve üçüncüsü, milli birliğe zerre kadar bile zarar verebilecek her türlü sözden, eylemden kesinlikle uzak duracaksın.
06:56Açıkçası bu, kriz dönemlerinde o sarsılmaz sadakatin ve itaatin talep edildiği, çok klasik ve çok güçlü bir milliyetçi güvenlikleştirme söylemi.
07:05İncelediğimiz metin, gerçekten son derece agresif ve tavizsiz bir finale kapanıyor.
07:12Eski düşman, dost olmaz.
07:14Yazar, Türkiye'nin yükselişinin kimseyi dinlemeyeceğini, düşmanları çıldırtmaya devam edeceklerini çok net bir şekilde belirtiyor.
07:22Ve daha da ötesi, o mayın eşekleri dediği vekil devletlere son derece sert grafik bir uyarı yolluyor.
07:29Onları öyle sadece kontrol altında tutmakla yetinmeyeceklerine, vakti saati geldiğinde çok ağır bir şekilde cezalandıracaklarını söyleyerek, kelimenin tam anlamıyla meydan
07:40okuyarak metni bitiriyor.
07:42Evet, analizi toparlarken hepimizin üzerinde biraz düşünmesi gereken o kritik soruya geliyoruz.
07:47Dünyayı çok kesin ve kalın çizgilerle biz ve düşmanlarımız diye ayıran, karmaşık çok katmanlı diplomatik ilişkileri askeri metaforlarla, mayın eşekleri
07:57gibi sert kavramlarla açıklayan bu tür agresif söylemler, iletişimi siyaseti nasıl şekillendiriyor?
08:04Gerçekten bu dili kullanmak, içeride safları sıkılaştırmak, o birliği sağlamak için vazgeçilmez güçlü bir araç mı?
08:10Yoksa uluslararası rasyonel diyaloğun önüne örülmüş, aşılması imkansız ve tehlikeli bir duvar mı?
08:16Bu sorulara vereceğiniz cevap aslında bundan sonra karşınıza çıkacak medya metinlerini nasıl okuyacağınızı da belirleyecek.
08:23Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
08:25Merak etmeye ve duyduklarınızı eleştirel bir gözle okumaya devam edin.
Yorumlar

Önerilen