00:00Herkese merhaba.
00:01Bugünkü incelememizde elimizde gerçekten çok ilginç, bir o kadar da iddialı bir metin var.
00:06Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı
00:08Çıldırmaya Az Kaldı başlıklı köşe yazısını masaya yatırıyoruz.
00:12Şimdi baştan söyleyeyim, bu metin son derece keskin, agresif ve jeopolitik anlamda oldukça yüklü bir dünya görüşünü yansıtıyor.
00:20Bizim buradaki amacımız asla yazarın siyasi pozisyonunu onaylamak ya da çürütmek değil.
00:25Hayır, biz bugün tamamen objektif, adeta klinik bir yaklaşımla yazarın dünya siyasetini, o dış tehdit algısını ve iç politikayı hangi
00:34metaforlarla okuduğuna bakacağız.
00:36Yazarın kullandığı dil inanılmaz derecede kutuplaştırıcı, evet.
00:39Ama tam da bu yüzden argümanların nasıl kurgulandığını anlamak, bugünün siyasi söylemlerinin şifrelerini çözmek için kesinlikle çok önemli.
00:48Hadi hemen konunun derinliklerine dalalım.
00:50Yazar, metnine hepimizin çok iyi bildiği bir şarkı sözüyle başlıyor.
00:54Çıldırmaya az kaldı.
00:55Peki ama kim bu çıldırmak üzere olanlar?
00:58Kaleli'nin iddiasına göre Avrupa Birliği ve Batılı güçler.
01:02Yazar aslında bu başlıkla Avrupa'nın adeta psikolojik bir teşhisini yapıyor.
01:07Türkiye'nin ve Türklerin her geçen gün güçlenmesinin, Avrupalı yöneticileri kelimenin tam anlamıyla çıldırttığını,
01:14rasyonel aklı ve bilimi tamamen rafa kaldırdıklarını savunuyor.
01:17Yani yazar diyor ki, bu ülkelerin bilinç altlarındaki o derin korku artık kontrol edilemez, saklanamaz bir boyuta ulaştı.
01:25Bu incelemede yol aytamız olduktan et.
01:28Önce yazarın temel iddiasına bakacağız, sonra o çarpıcı mayın eşekleri metaforunu inceleyeceğiz,
01:33ardından iç siyaset eleştirileri, artan küresel etki alanları ve son olarak devletin yanıtı ve beklentileriyle analizi toparlayacağız.
01:41Birinci bölümle başlayalım, yazarın temel iddiası.
01:45Kaleli'ye göre mesela Avrupa parlamentosunda Türkiye'ye hakaret etmek artık resmen bir moda haline geldi.
01:52Avrupa Birliği'nin hazırladığı aleyte raporlar, o bitmek bilmeyen yaptırım tehditleri
01:57ya da Türkiye'nin adalet sistemini dışarıdan denetlemeye kalkışmaları,
02:01yazar bunların hiçbirini sıradan diplomatik süreçler olarak görmüyor.
02:05Bunları açıkça ukalalık ve küstahlığın zirvesi olarak nitelendiriyor.
02:09Ona göre tüm bu hamleler Avrupa'nın karşısında yükselen bir güç gördüğünde
02:14yaşadığı derin bilinçaltı kaygısının, o paniğin dışa vurumundan başka bir şey değil.
02:19Gelelim ikinci bölüme, mayın eşekleri metaforu.
02:22Mayın eşekleri.
02:24Açıkçası oldukça sert ve doğrudan askeri bir terminoloji.
02:28Şöyle düşünün, tarihi savaşlarda mayınlı bir arazi var
02:31ve ordular kendi askerlerini riske atmamak için hasta, yaralı veya tabiri caizse işe yaramaz eşekleri önden o mayınlı tarlaya sürüyorlar.
02:41Amaç ne?
02:42Eşekler mayınlara basıp patlatsın, arkadan gelen birliklere güvenli bir yol açılsın.
02:46İşte yazar bu tarihi, acımasız savaş taktiğini alıp günümüz jeopolitiğinin tam ortasına oturtuyor.
02:53Diyor ki, Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olan büyük güçler bizimle doğrudan karşı karşıya gelmeye cesaret edemiyor.
03:00Bunun yerine bazı aparat devletleri, yani piyonları, öne sürerek bizim sabrımızı, gücümüzü test ediyorlar.
03:07Kısacası mayınları onlara patlatıyorlar.
03:09Peki, buradaki can alıcı soru şu.
03:12Yazar bu ağır metaforu kimler için kullanıyor?
03:14Kaleli bu konuda hiç lafı dolandırmıyor.
03:16Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum yönetimi, Fransa ve İsrail'i doğrudan mayın eşekleri olarak etiketliyor.
03:23Yazarın iddiasına göre, bu ülkeler öyle kendi başlarına bağımsız falan hareket etmiyorlar.
03:28Onları adeta bir piyon gibi sahaya süren ve Türkiye'nin önünü kesmek için mayınlı yola sokan bir küresel siyonist akıl
03:36var.
03:37Bu tabii ki uluslararası diplomasiyi okuma biçimi açısından son derece kışkırtıcı, çok keskin bir suçlama.
03:423. Bölüm İç Siyasete Yönelik Eleştiriler
03:46Şimdi mesele sadece dış güçler değil.
03:49Yazar oklarını iç siyasetteki muhalif figürlere de çeviriyor ve onların ne yaptığı ile aslında ne yapmaları gerektiği arasına çok kalın
03:57bir çizgi çekiyor.
03:58Bir tarafta bazı siyasetçilerin çıkıp NATO için mücadele ettiğini, kendi devletini gidip Avrupa Birliği'ni Amerika'ya ya da İngiltere
04:05'ye şikayet ettiğini söyleyip onları çok sert eleştiriyor.
04:09Diğer tarafta ise kendi milliyetçi vizyonunu ortaya koyuyor.
04:12Diyor ki, bu siyasetçilerin yapması gereken tek şey sadece ve sadece Türkiye Cumhuriyeti için mücadele etmektir.
04:19Sorun mu var? Bunu dışarıya şikayet etmeyeceksin, doğrudan halka yani sineyi millete döneceksin.
04:25Tam da bu noktada yazar, Cumhurbaşkanlığı makamına atfedilen o çarpıcı sözü hatırlatıyor.
04:31Mücadelemiz mandacılarla, yağmacılarla.
04:35Bakın Kaleli bu alıntıyı öyle sıradan geçiştirilecek bir siyasi slogan olarak kullanmıyor.
04:41Aksine iç muhalefet ile dış güçler arasında organik bir bağ olup olmadığını sorgulatmak için devasa bir zemini inşa ediyor.
04:49Acaba bu mandacılarla yağmacıların bağları ne kadar derin diye sorarak, dinleyicinin ya da okuyucunun zihnine iç siyasetteki bazı aktörlerin bağımsızlığıyla
04:59ilgili ciddi bir şüphe tohumu ekiyor.
05:024. Bölüm Artan Küresel Etki Alanları
05:06Peki iyi güzel de yazarın iddia ettiği tüm bu küresel saldırıların, bu panik halinin asıl sebebi ne, neden şimdi?
05:14Kaleli'ye göre cevap basit, Türkiye'nin dünya haritasında devasa stratejik bölgelerde artan hakimiyeti.
05:20Bir düşünün, Kafkaslardaki etkimiz, Ortadolu'daki ağırlığımız, küresel ticaret rotalarının yeniden belirlenmesindeki kilit rolümüz, bitmedi, Afrika'daki genişleyen faaliyetler, Balkanlardaki o güçlü
05:32tarihi bağların canlanması ve belki de en çok altını çizdiği, Türk dünyasının o giderek artan birlik ve beraberliği.
05:39İşte yazara göre batıyı asıl panikletecek, onlarda tam bir varoluşsal kriz yaratacak olan tablo tam olarak bu.
05:46Ve burada yazar, argümanını desteklemek için çok spesifik, çarpıcı bir anekdot patlatıyor.
05:53Almanya'daki aşırı sağcı AFD partisinden geldiği iddia edilen bir söylemi öne çıkarıyor, Türklerin sayısı azaltılsın, güçleniyorlar.
06:01Kaleli için bu sadece talihsiz bir siyasi açıklama falan değil.
06:06Hatırlarsanız en başta Avrupa'nın bilinçaltındaki bir korkudan bahsetmiştik ya, işte yazar bu cünleyi, o korkunun artık gizlenemeyip su yüzüne
06:14çıkmasının kesin bir kanıtı.
06:16Adeta Avrupa'nın bir itirafı olarak sunuyor.
06:19Ve beşinci, son bölümümüz, devletin yanıtı ve beklentiler.
06:23Yazar, devlet aklının bu saldırılar karşısında hem içeride hem dışarıda gerekli güçlü önlemleri çoktan aldığını savunuyor.
06:31Fakat asıl ilginç olan, vatandaş için yazdığı üç adımlık o net reçete.
06:37Birincisi, içerideki her türlü yozlaşmaya karşı dimdik duracaksın.
06:41İkincisi, kriz anlarında devletin yaptığı resmi açıklamaları sorgulamadan kabullenecek ve destekleyeceksin.
06:48Ve üçüncüsü, milli birliğe zerre kadar bile zarar verebilecek her türlü sözden, eylemden kesinlikle uzak duracaksın.
06:56Açıkçası bu, kriz dönemlerinde o sarsılmaz sadakatin ve itaatin talep edildiği, çok klasik ve çok güçlü bir milliyetçi güvenlikleştirme söylemi.
07:05İncelediğimiz metin, gerçekten son derece agresif ve tavizsiz bir finale kapanıyor.
07:12Eski düşman, dost olmaz.
07:14Yazar, Türkiye'nin yükselişinin kimseyi dinlemeyeceğini, düşmanları çıldırtmaya devam edeceklerini çok net bir şekilde belirtiyor.
07:22Ve daha da ötesi, o mayın eşekleri dediği vekil devletlere son derece sert grafik bir uyarı yolluyor.
07:29Onları öyle sadece kontrol altında tutmakla yetinmeyeceklerine, vakti saati geldiğinde çok ağır bir şekilde cezalandıracaklarını söyleyerek, kelimenin tam anlamıyla meydan
07:40okuyarak metni bitiriyor.
07:42Evet, analizi toparlarken hepimizin üzerinde biraz düşünmesi gereken o kritik soruya geliyoruz.
07:47Dünyayı çok kesin ve kalın çizgilerle biz ve düşmanlarımız diye ayıran, karmaşık çok katmanlı diplomatik ilişkileri askeri metaforlarla, mayın eşekleri
07:57gibi sert kavramlarla açıklayan bu tür agresif söylemler, iletişimi siyaseti nasıl şekillendiriyor?
08:04Gerçekten bu dili kullanmak, içeride safları sıkılaştırmak, o birliği sağlamak için vazgeçilmez güçlü bir araç mı?
08:10Yoksa uluslararası rasyonel diyaloğun önüne örülmüş, aşılması imkansız ve tehlikeli bir duvar mı?
08:16Bu sorulara vereceğiniz cevap aslında bundan sonra karşınıza çıkacak medya metinlerini nasıl okuyacağınızı da belirleyecek.
08:23Bir sonraki analizimizde görüşmek üzere.
08:25Merak etmeye ve duyduklarınızı eleştirel bir gözle okumaya devam edin.
Yorumlar