00:00Herkese merhaba. Bugün sizlerle bir yazarın ekonomik çıkmazlar, siyasi yoklamalar ve memleket çeşitlemeleri başlıklı yazısına derinlemesine bir dalış yapacağız.
00:09Bu yazıda Türkiye'nin mevcut durumuna dahil oldukça sert, bir o kadar da düşündürücü eleştiriler var.
00:14Gelin yazar ülkenin nabzını nasıl tutmuş birlikte bakalım.
00:18İşte yazar analizini tam da bu sözlerle başlıyor.
00:21Ne kadar edebi değil mi? Ama aynı zamanda içinde hafif bir kaygı da barındırıyor.
00:26Nisan ayına girerken bir umut var ama bir yandan da inşallah sonu da hoş olur diyen bir tedirginlik.
00:32Aslında bu cümle var ya bize anlatacaklarının adeta bir habercisi gibi.
00:36Ve tahmin edebileceğiniz gibi eleştirilerin ilk ve en önemli durağı ekonomi.
00:42Yazarın ekonomik çıkmazlar olarak adlandırdığı bu bölüme şimdi bir göz atalım.
00:46Şimdi yazarın ekonomik eleştirilerinin tam merkezine koyduğu bir kavram var.
00:51Yedek akçe. Nedir bu yedek akçe?
00:53Aslında ülkenin en ama en zor zamanları için yani Allah korusun bir savaş, bir doğal afet gibi durumlarda kullanılmak üzere
01:02kenara ayrılmış bir rezerv.
01:04Hani halk arasında kefen parası derler ya işte tam olarak o.
01:08Yazar durumu özetlemek için hiç lafı dolandırmıyor ve bu çarpıcı ifadeyi kullanıyor.
01:13Memleketin dibini kazıdılar.
01:15Ona göre mesele sadece o acil durum fonunun yani yedek akçenin tükenmesi değil, anlatmak istediği, ülkenin genel olarak tüm kaynaklarının
01:25artık tükenme noktasına getirildiği.
01:26Peki yazar somut olarak ne diyor?
01:29İşte üç temel eleştirisi.
01:30Birincisi kasa tam takır diyor.
01:32Yani o meşhur rezervler erimiş gitmiş.
01:35İkincisi o boşalan kasanın yerine ne konmuş?
01:37Yüksek faizli dolarla alınan borçlar.
01:40Ve üçüncüsü artık o da yetmeyince sıra elde kalan son varlıklara yani köprülere otoyollara gelmiş.
01:47Bunların satışı konuşuluyor.
01:48Ve yazarın en büyük endişesini biliyor musunuz?
01:50Bütün bu faturanın bizim çocuklarımıza torunlarımıza kalacak olması.
01:54Ekonomiyi şimdilik bir kenara bırakalım.
01:57Yazar buradan çok daha hassas, çok daha banteli bir konuya geçiyor.
02:00Milli kimlik.
02:01Ama dikkat edin bu konudaki olaylara basitçe olay demiyor, adeta kasıtlı yoklamalar olarak bakıyor.
02:07Peki ne demek bu yoklama?
02:10İşte yazarın verdiği çok somut bir örnek var Karaman'da yaşanan o olay.
02:14Düşünün bir anma törenindesiniz ve İstiklal Marşı, evet bizim milli marşımız başka bir dilde okunuyor.
02:22Yazar için bu kesinlikle sıradan bir hata değil, çok daha derin bir anlamı olan bir sembol.
02:28İyi ama neden bu olay bu kadar önemli?
02:30Yazar neden üzerinde bu kadar duruyor?
02:32Çünkü işin içinde iki tane çok kritik detay var.
02:35Birincisi olayın yaşandığı yer Karaman.
02:37Yani yüzyıllar önce Karaman'oğlu Mehmet Bey'in çıkıp bundan sonra her yerde Türkçe konuşulacak dediği yer.
02:44İkincisi de marşın kendisi yani Mehmet Akif Ersoy'un emaneti.
02:48İşte yazar iki kişinin kemikleri sızlıyor derken tam da bu inanılmaz tarihsel ve manevi bağda.
02:54E tam bu noktada yazar o can alıcı soruyu doğrudan bize yani okurlarına soruyor.
03:00Diyor ki sizce bu basit bir aymazlık mı yoksa organize bir ihanet mi?
03:05Yani bu bir gaflet mi yoksa toplumun sinir uçlarıyla oynamak için tepkisini ölçmek için yapılmış bilinçli bir hamle mi?
03:12Kararı size bırakıyor.
03:13Peki hala şimdi de yazarın dikkat çektiği başka bir konuya yani tepedeki politikaların bir sıradan vatandaşların cebine nasıl yeni yükler
03:21getirdiğine bakalım.
03:22Yazara göre bu iş artık bir formüle bağlanmış durumda.
03:26Yazar istihdam yaratma formülünü oldukça ironik bir dille üç adımda anlatıyor.
03:30Formül şuymuş.
03:32Önce bak bakalım hangi meslek grubunda çok işsiz var?
03:35Avukatlar mı?
03:36Tamam onları seç.
03:37İkinci adım hemen yeni bir zorunluluk icat et.
03:40Mesela de ki artık her ev alım satımında avukat tutmak mecburi.
03:45Eee sonuç?
03:46Sonuç basit.
03:47Avukatlara yeni bir iş kapısı açılıyor belki ama o kapının faturasını kim ödüyor?
03:51Tabii ki evini satan ya da yeni bir ev alan vatandaş.
03:55Analiz sadece ülke içi meselelerle sınırlı kalmıyor tabii.
03:58Yazar rotayı şimdi de düş politikaya ve dünya liderlerine çeviriyor.
04:03Ve burada da oldukça çarpıcı yorumları var.
04:06Mesela Amerikan dış politikasıyla ilgili gerçekten de şaşırtıcı bir bakış açısı sunuyor.
04:11Yazar küresel sistemin artık değişmesi gerektiğine inanıyor ve bu değişimi kimin tetikleyebileceğine dair bir umudu var.
04:19Donald Trump.
04:20Evet yanlış duymadınız.
04:22Trump'ın Amerikan emperyalizmine son verebileceğini düşünüyor.
04:25Hatta onu Sovyetler Birliği'nin dağılmasındaki rolü nedeniyle Gorbacov'a belizletiyor.
04:31Oldukça iddialı bir benzetme değil mi?
04:33Yazar artık yazısının sonuna doğru geliyor.
04:35Bu son bölümün adını da gündemden çeşitlemeler koymuş.
04:39Hani böyle hızlı hızlı farklı farklı konulara dokunan ama hepsinde o eleştirel tavrını koruduğu kısa notlar gibi düşünebilirsiniz.
04:46Bu çeşitlemelerden biri mesela Dolmabahçe'de yapılan o dikkat çekici görüşme.
04:51Yazar Türkiye lideriyle dünyanın en büyük tefecisi ve İsrail'in bir numaralı destekçisi olarak tanımladığı Larry Fink arasındaki bu samimi
05:00buluşmaya dikkat çekiyor.
05:01Ve tabii ki bu görüşmenin ardında ne olduğunu sorgulamadan edemiyor.
05:05Bir başka çeşitleme de İmralı'dan gelen bir yorumla ilgili yazar Teneke Han diye birinden alıntı yaparak alaycı bir dille api
05:13için külliye yapılıyormuş diyor.
05:15Bakın bu kadar kısa, iğneleyici ve doğrudan bir not.
05:18İşte bu son bölümün tonu tam olarak böyle.
05:21Ve geldik sona, tüm bu analizi yazarın o büyük finansal buluşmayla ilgili sorduğu tek bir soruyla noktalıyoruz.
05:28Aslında bu soru bütün yazının özeti gibi.
05:30Diyor ki, hayrımıza olacağına inanan var mı?
05:33İşte yazar bu soruyla bizi tüm bu anlattığı endişelerle ve eleştirilerle baş başa bırakıyor düşünmemiz için.
Yorumlar