Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 23 saat önce
Bu öykü, yazar Mehmet Özkendirci’nin merceğinden modern toplumun tek tipleşen güzellik anlayışını ve estetik operasyonlara olan aşırı düşkünlüğü eleştirel bir dille ele almaktadır. Hikaye, ünlü yazarların ilginç çalışma alışkanlıklarından yola çıkarak, karakterlerin değişen dış görünüşleri üzerinden toplumsal bir dönüşümün izini sürer. Özellikle "dolar vergisi" kavramıyla vurgulanan maddi güce dayalı güzellik, bireylerin doğal hallerinden uzaklaşıp birbirinin kopyası haline gelmesini trajikomik bir üslupla betimler. Asude Hanım’ın hikayesi aracılığıyla, sadakatsizlik ve özgüven arayışının nasıl bir fiziksel başkalaşım sürecine evrildiği gözler önüne serilir. Sonuç olarak yazar, harcanan büyük paraların ve estetik müdahalelerin gölgesinde kalan özgün kimlik kaybına dikkat çeker.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhabalar, bugünkü incelememize hoş geldiniz.
00:03Bugün, hani hepimizin sokakta yürürken, yahu herkes birbirine mi benziyor ne dediğimiz o modern güzellik standartlarına,
00:11işin absürt ama bir o kadar da içimizden olan satirik yüzüne dalıyoruz.
00:16Hikayemiz gerçekten ironik, epey komik ve bayağı da düşündürücü.
00:20Hazırsanız lafı hiç uzatmadan başlıyoruz.
00:24Dayi, aşk olsun beni tanımadın mı?
00:27Düşünsenize, yorucu bir mesainin ardından durakta servisinizi bekliyorsunuz ve arkanızdan tam olarak bu tiz ses yankılanıyor.
00:36Hikayemizin kahramanı Levent Hoca tam olarak böyle irkiliyor işte.
00:41Arkasını bir dönüyor ve tam bir şok, kafa karışıklığı.
00:45Karşısındaki kişiyi daha önce hayatında hiç görmemiş, hiç tanımamış gibi kala kalıyor.
00:51Yani insan kendi ailesini bile tanıyamadığında ne yapar ki?
00:55Levent Hoca'nın karşısında fındık burunlu, masmavi gözlü, baştan aşağı marka giyinmiş ve makyajı epey abartmış genç bir kız duruyor.
01:04Ama sıkı durun, bu kız aslında onun öz yeğeni Nur.
01:08Eskiden iri kemerli bir burnu, şehla gözleri olan Münire Havva Nur, yüzünü baştan aşağı yeniden tasarlatırken,
01:15ismindeki o fazlalıkları da bir kenara atmış anlayacağınız.
01:17İşte bu an, bugünkü incelememizin tam da kalbine iniyor.
01:24Yeğeniyle yaşadığı o sarsıcı karşılaşma, Levent Hoca'nın resmen uykularını kaçırıyor.
01:29Kendi yeğenini tanıyamamak, hani o gece yatağında döner durur ya insan, işte tam öyle bir azgın boğaya dönüşen ilham perisi
01:36geliyor ona.
01:37İlginçtir, tam da o gece eseri için battaniyeye sarılıp çırılçıplak yazan Victor Hugo,
01:43günde elli fincan kahve içen Balzac veya ayakta dikilerek çalışan Hemingway gibi tuhaf alışkanlıkları olan yazarları okuyormuş.
01:51Tıpkı onlar gibi, Levent Hoca da gecenin bir yarısı yatağından fırlıyor
01:54ve insanlığın bu güzellik ve gösteriş tutkusu üzerine o harika hicmini kaleme almaya başlıyor.
02:00İkinci bölüm, Güzelliğin Evrimi
02:03Şimdi gösteriş merakının tarihsel yürüyüşüne bir bakalım.
02:07Levent Hoca bunu öyle güzel özetliyor ki, insanlığın şafağında ilk kadın Havva'nın farklı incir yaprakları denemesiyle başlıyor bu iş.
02:15Çocuklar geliyoruz, 12 yaşındaki şehirli kızlar annelerinin makyaj malzemeleriyle, topuklu ayakkabılarıyla oynuyor.
02:21Yetişkinlikte sokağa ruşsuz çıkmayı kesinlikle reddeden büyük ninelerimizi görüyoruz.
02:26Hatta iş öyle bir noktaya geliyor ki, saçını, kaşını, bıyığını zindan karasına boyatan 80'lik büyük babalar çıkıyor karşımıza.
02:32Yani insanın dış görünüşüyle oynama arzusu, inanın bana ne yaş dinliyor ne de çağ.
02:38Ve işte can alıcı nokta tam da burası.
02:41Klonlanmış bir toplum.
02:43Levent Hoca fark ediyor ki, gençlerden, yaşlılara, herkes ama herkes farklı görünmekten ölesiye korkuyor.
02:50Sokaktaki gençlerin saç kesimleri aynı, kadınların makyaj tarzları birebir kopyalanmış, sanki hepsi aynı fabrikadan, aynı üretim bandından sipariş edilmiş gibi.
03:00Kimse kendisi olamıyor, herkes bir başkasının kopyası olarak hayatına devam ediyor.
03:06Üçüncü bölümümüz, dolar vergisi sahneye çıkıyor.
03:09Peki bu dolar vergisi denen şey tam olarak nedir?
03:13Doğal güzelliğin yerini, basbayağı parayla satın alınan estetiğin aldığı o modern çılgınlık,
03:19güzellik endüstrisi bir gruba ait olma ve belirli bir standartta görünme yönündeki o derin arzumuzdan devasa milyarlarca dolarlık bir pazar
03:28yarattı.
03:29Güzellik artık bir standarda bağlandı ve işin garibi bu standarda ulaşmanın bedeli, kelimenin tam anlamıyla dolarla ödeniyor.
03:36Eskiden şöyle bir laf vardı bilirsiniz, Allah vergisi.
03:40Yani doğuştan gelen, kişiye has o eşsiz doğal güzellik.
03:44Ama bugün karşısında çok daha agresif bir rakip var, dolar vergisi.
03:48Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmektense gidip yepyeni bir yüz satın almaya doğru yaşanan o dramatik ve bir o kadar da
03:55yapay geçişi çok net görebiliyoruz burada.
03:58Dördüncü bölüm, Asude'nin estetik intikamı.
04:02Şimdi gelin bu vergi pratikte nasıl işliyor, inanılmaz komik bir hikayeyle bakalım.
04:06Asude Hanım, iş adamı kocası Fadıl'ın kendisini 20'li yaşlarda genç bir kadının aldattığını öğreniyor.
04:12Siz olsanız ne yaparsınız? Ortalığı birbirine katarsınız değil mi?
04:15Asude Hanım hiç öyle yapmıyor.
04:18Gidip onları gizlice kameraya çekiyor.
04:20Sonra ne mi yapıyor?
04:21Kocasının o genç kadınla Avrupa'ya rahatça kaçabilmesi için adamın suçluluk duygusunu kullanıyor
04:26ve elit bir güzellik merkezinde kendine lüks bir yalnız tatil finanse ettiriyor.
04:31İnanılmaz bir kurnazlık, gerçekten şapka çıkarılır.
04:34Kliniğe bir gidiyor o ki, eline tutuşturulan estetik menüsü tam anlamıyla absürtlükte son nokta.
04:40Angelina Jolie dudakları 3000 dolar.
04:43Liz Taylor'ın o meşhur menekşe rengi gözleri için özel lensler 5000 dolar,
04:47Salma Hayek göğüsleri veya Jennifer Lopez kalçaları zaten en çok satanlar listesinde başı çekiyor.
04:52Hatta Ajda Pekkan stili yüz gerdirme operasyonu santimetre kare başına hesaplanıyor yahu.
04:57Ünlülerin vücut hatlarını resmen metallaştırıldığı, üzerlerine fiyat etiketlerinin yapıştırıldığı o acımasız tabloyu olağanüstü bir hicivle okuyoruz.
05:05Asude Hanım orada geçirdiği bir ay boyunca öyle sıkı bir kampa giriyor ki sormayın,
05:10diyet isteyenler spor salonlarında dökülen terler.
05:13Yetmiyor, yeni bir burun, yeni dudaklar ve göğüsler için peş peşe ameliyat masasına yatıyor.
05:17Bir ayın sonunda o kliniğin kapısından çıktığında sonuç tek kelimeyle inanılmaz.
05:22Tam 15 yaş gençleşmiş, adeta bir film yıldızı gibi parlayan yepyeni bir Asude var karşımızda.
05:30E tabi, bu devasa estetik yatırımının bir de getirisi oluyor haliyle.
05:35Yenilenmiş, özgüveni tavan yapmış Asude Hanım, bir kafede 40'lı yaşlarda oldukça yakışıklı bir marina sahibinin dikkatini çekiyor.
05:44Romantik bir dans, ardından gelen aşk.
05:47Asude yıllar sonra ilk defa gerçekten değer gördüğünü, sevildiğini hissediyor.
05:52Ve asıl darbe finalde eski kocası Fadıl'a geliyor.
05:56Asude boşanmak için telefonu açıyor, elindeki o gizli çekim videoları masaya koyuyor ve adamdan dudak uçuklatan bir servet koparıyor.
06:04Dolar vergisi Asude'ye harika bir intikam sunarken, Fadıl hem aldatılmış hem de cüzdanı fena halde boşalmış şekilde öylece kalakalıyor.
06:12Beşinci ve son bölümümüz klonlanmış bir toplum.
06:16Asude Hanım'ın bu çılgın macerasından sonra tekrar gerçek dünyaya hikayemizin yazarı Levent hocanın o sıradan sabahına dönelim.
06:24Ertesi gün Levent Bey tam evden çıkacak, eşi kuaföre gitmek için para istiyor.
06:29Ve aralarında öyle komik, öyle tanıdık bir diyalog geçiyor ki, eşi diyor ki,
06:33''Yahu sitede botoks yaptırmayan bir ben kaldım, burnunu ve dudaklarını bile yaptıranlar var.
06:38Düşünün, sadece bir dip boyası ve röfle isteği bile estetik furyasının gerisinde kalma korkusuyla o mahalle baskısıyla harmanlanmış durumda.
06:47En ufak bir istek bile toplumun bu görünüş beklentisini ne kadar içselleştirdiğimizi resmen yüzümüze vuruyor.''
06:54Ve fatura çıkıyor, bin beş Türk lirası.
06:57Levent hoca, hiç tartışmaya girmemek ve kendini bir an önce evden sokağa atabilmek için eşinin eline bu spesifik sıradan rakamı
07:04sıkıştırıveriyor.
07:05Asude'nin o binlerce dolarlık devasa ameliyat faturalarını düşününce, bin beş liralık bu kuaför masrafı çok komik, çok masum kalıyor
07:13değil mi?
07:13Ama aslında bu rakam, dolar vergisinin en küçük bütçelere, en sıradan evlere, ufacık dokunuşlarla bile nasıl usulca sızdığının en net
07:21kanıtı.
07:22Levent hoca evden kaçıp sokağa karıştığında, etrafında birbirine benzeyen ama asla kendileri olamayan insanlardan oluşan, o aynı tornadan çıkmış kalabalığın
07:32arasına karışıyor.
07:33İşte bu manzara, bugünkü incelememizi çok çarpıcı bir soruyla bitirmemizi sağlıyor.
07:38Kendimizi kusursuzlaştırma telaşı içinde birbirimizin sadece birer kopyası olmaya mı mahkumuz?
07:44Dolar vergisinin cebimizden neler götürdüğünü artık çok iyi biliyoruz.
07:48Peki ya bireyselliğimizden, o bizi biz yapan eşsiz doğamızdan çaldıkları?
07:52Bunun üzerine düşünmeye kesinlikle değer.
07:55Bugünkü incelememizde bana eşlik ettiğiniz için çok teşekkür ederim.
07:59Bir sonraki sefere kadar ne olursa olsun kendiniz olarak kalmaya çalışın.
08:03Görüşmek üzere.
Yorumlar

Önerilen