Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 12 saat önce
Yazar Özgür Çelik, yaklaşmakta olan NATO zirvesi ekseninde Türkiye’nin Batı ile ilişkilerini ve egemenlik mücadelesini kapsamlı bir perspektifle ele almaktadır. Metinde, son dönemde artan diplomatik ve askeri baskıların tesadüf olmadığı, aksine Türkiye’nin bağımsız dış politika arayışına karşı kurulan bir sistemin parçası olduğu savunulmaktadır. Mavi Vatan, Kıbrıs meselesi ve savunma sanayii gibi stratejik konuların hükümetler üstü bir devlet aklı ile korunması gerektiği vurgulanmaktadır. Makale, Türkiye’nin küresel güç odakları arasında bir seçim yapmaya zorlanmasına karşı çıkarak, ülkenin kendi çıkarlarını koruyan bir özne olarak kalmasının önemine dikkat çekmektedir. Sonuç olarak, ekonomik zorluklara ve dış dayatmalara rağmen, milli güvenliğin ve tarihsel kazanımların pazarlık konusu edilmemesi gerektiği hatırlatılmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Merhaba. Bugün aslında hepimizin aklından geçen, haberlerde sürekli duyduğumuz ama tam olarak adını koyamadığımız o büyük meseleyi masaya yatırıyoruz.
00:09Özgür Çelik'in gerçekten ezber bozan bir makalesi var elimizde.
00:13Tamamen objektif bir gözle bakacağız.
00:15Türkiye, Batı'dan tamamen kopuyor mu yoksa aslında mesele sadece kendi egemenliğini savunmak mı?
00:21Hadi gelin bu karmaşık jeopolitik düğümü hep beraber çözelim.
00:25Hani yıllardır televizyonlarda, gazetelerde o meşhur eksen kayması tartışmasını duyuyoruz ya, işte yazarımız hikayeyi tam da bu can alıcı soruyla
00:33bambaşka bir yere taşıyor.
00:35Türkiye gerçekten yüzünü batıdan çevirip başka bir yöne mi gidiyor yoksa ortada bizim pek de fark etmediğimiz çok daha derin
00:42bir hayatta kalma mücadelesi mi var?
00:44Bugün yazarın sunduğu kanıtlara bakıp alışılmışın dışına çıkacağız.
00:47Bu incelememizde şöyle bir yol izleyeceğiz.
00:50Önce ufuktaki NATO zirvesine ve o büyük resme bakacağız.
00:53Ardından yazarın devlet aklı kavramını nasıl tanımladığını konuşacağız.
00:57Tabi yaptırımları ve ekonomiyi es geçmek olmaz.
01:00Oradan Akdeniz ve Karadeniz'deki o iki ateş arası duruma uzanıp çok ilginç bir şekilde 1925 Musul meselesiyle bugünü karşılaştıracağız.
01:08En sonunda da o meşhur teslimiyet mi tecrit mi ikileminden nasıl çıkılabileceğine değineceğiz.
01:14Birinci bölümle başlayalım.
01:15NATO zirvesi ve büyük tablo.
01:17Yani aslında yazarın tanımıyla o baskı mimarisi.
01:20Biliyorsunuz Temmuz ayında Ankara'da çok kritik bir NATO zirvesi var.
01:25Çele'ye göre bu zirve öyle sıradan bir toplantı değil.
01:28Son yılların en kritik kırılma noktası.
01:31Neden mi?
01:31Çünkü yıllardır biriken tüm jeopolitik sürtüşmeler tam da burada zirveye çıkacak.
01:36Şöyle bir son dönem haberlerine göz atın.
01:39Heybe ile adı Ruhman Okulu tartışmaları birden yeniden gündemde.
01:43Kıbrıs'ta o bildiğimiz eski federasyon formülü yine masaya sürülüyor.
01:48Doğu Akdeniz'de Amerika, Yunanistan, Kıbrıs ve İsrail'in başı çektiği yeni yasa tasarıları konuşuluyor.
01:54Ve Avrupa parlamentosundan doğrudan mavi vatanı hedef alan raporlar çıkıyor.
01:59Çelik, bunlar tesadüf olamaz diyor.
02:01Yazara göre bu haberlerin hiçbiri birbirinden bağımsız değil.
02:05Bunlar Ankara'nın etrafını adım adım saran son derece bilinçli bir baskı mimarisinin tuğlaları.
02:11Gelelim ikinci bölüme.
02:12Lider değil, devlet haklı.
02:14Bir başka deyişle uzun vadeli politikayı günlük siyasetten ayırmak.
02:18Bu kısım yazarın tüm analizinin bel kemiğini oluşturuyor diyebilirim.
02:22Yazar burada çok net bir çizgi çekiyor.
02:24Bir tarafta siyasi liderlerin günlük tercihleri, taktiksel adımları ya da iç politikadaki hataları var.
02:30Bunlar tabii ki eleştirilebilir, bu gayet doğal.
02:32Ama diğer tarafta kurumların uzun vadeli bekasını temsil eden o devasa devlet haklı var.
02:38Ne demek bu?
02:39Kıbrıs'taki topraklardan taviz vermemek, mavi vatanın ne pahasına olursa olsun savunmak veya S-400 gibi adımlarla hava savunma bağımsızlığını sağlamak.
02:47Çelik'e göre iktidarda kim olursa olsun devletin bu refleksi değişmez.
02:50Yani aslında yaklaşan zirvede hedefe konulan şey bir siyasi yönetim değil, doğrudan bu bağımsız devlet aklının ta kendisi.
02:58Şimdi üçüncü bölüme, yani hepimizin hayatına dokunan o sıcak noktaya geliyoruz.
03:03Yaptırımlar ve ekonomik baskı.
03:05Yazarın deyimiyle bağımsızlığın bedeli.
03:082015 ile 2022 arasındaki o fırtınalı süreci bir hatırlayalım isterseniz.
03:13Yazar, Türkiye'nin batıdan öyle durduk yere keyfi bir şekilde uzaklaşmadığını savunuyor.
03:18Olaylar silsilesine bir bakın, 2015'te müttefikimiz dediğimiz ABD sınırın hemen dibinde gidip YPG'yi desteklemeye başlıyor.
03:262016 darbe girişiminin o karanlık gecesinde batı başkentleri saatlerce süren şüpheli bir sessizliğe gömülüyor.
03:33Haliyle 2017'deki S-400 alımı çeliğin penceresinden bakınca bir Rusya'ya yanaşma hamlesi değil,
03:40kendi hava sahasını başkasının insafına ve vetosuna bırakmamak için atılmış zorundu bir egemenlik adımı.
03:46Fakat sonucunda ne oluyor? 2019'da F-35 programından apar topar çıkarılma ve o ağır yaptırımlar.
03:53İşte tam bu noktada tezin belki de en sarsıcı iddiasıyla karşılaşıyoruz.
03:57Yazar, ülkede yaşanan enflasyonu, liranın o sert değer kaybını veya yabancı sermayenin aniden çıkışını
04:04sadece yanlış ekonomi politikaları diyerek kestirip atmıyor.
04:07Evet, iç dinamikler muhakkak var ama çeliğe göre bu ekonomik darboğaz aslında bağımsız hareket etmeye cüret eden bir devleti dışarıdan
04:16cezalandırma mekanizmasının çok kritik bir parçası.
04:19Yani tabiri caizse kendi bildiğini okursan faturayı böyle ödersin mesajı veriliyor.
04:25Dördüncü bölümümüz İki cephe.
04:27Yani Akdeniz ve Karadeniz.
04:29Hadi o devasa jeopolitik satranç tahtasına biraz daha yakından bakalım.
04:33Yazarın çizdiği baskı haritasına göre Türkiye şu an eş zamanlı bir şekilde iki devasa cepheden birden adeta mengeneye alınmış durumda.
04:42Bir yanda Doğu Akdeniz var, Batı'nın acil bir enerji ihtiyacı var ve kaynaklara ulaşmalarındaki en büyük engel Türkiye'nin
04:49o mavi vatan yaklaşımı.
04:51Diğer tarafta ise Karadeniz.
04:53Türkiye Montro Sözleşmesi üzerinden oldukça aktif bir tarafsızlık yürütmeye çalışıyor ama Türk sularındaki şüpheli tanker saldırıları gibi olaylarla Ankara'ya
05:01sürekli bir gözdağı veriliyor.
05:03Kısacası yazar ülkenin her iki deniz sınırında da inanılmaz bir sıkıştırma operasyonu yürütüldüğünü iddia ediyor.
05:09Ve tabi Doğu Akdeniz cephesinin tam kalbindeki o en kritik mesele Kıbrıs.
05:15Çelik burada çok ciddi bir uyarıda bulunuyor.
05:17Masaya yeniden getirilen o federasyon planı sadece sıradan bir barış anlaşması değil.
05:22Bu plan kapalı Maraş'ın, güzel yurdun verilmesi, Türk askerinin oradan çekilmesi ve Türkiye'nin o fiili garantörlünün eritilmesi demek.
05:30Yazara göre Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti uzaklarda bir dış politika konusu değil.
05:35Tam aksine Anadolu'nun güneyden kuşatılmasını engelleyen mali vatanın adeta kilit taşıdır.
05:41Eğer o ada bir NATO şemsisi altına sokulup koparılırsa mavi vatan tamamen çöker.
05:46İşin bir diğer karanlık boyutu da yazarın tanımladığı NATO Ortadoğusu projesi.
05:52Kulağa belki ilk başta süslü ve masum bir güvenlik konsepti gibi geliyor olabilir.
05:56Ama yazarın çok çarpıcı bir iddiası var.
05:59Bu yapı, bölgedeki tek NATO üyesi olan Türkiye'yi,
06:03İsrail ve Amerika'nın çıkarları için bir nevi taşeron müdahale gücüne dönüştürme riski taşıyor.
06:08Yani Ankara'yı kendi komşularıyla sonu gelmez bir ateşe atacak son derece tehlikeli bir şemsiye bu.
06:14Beşinci bölümümüz, bugünü daha iyi anlamak için tarihin sayfalarına baktığımız o kısım,
06:201925 Musul'dan alınan ders ve tarihsel uyarı.
06:24Hani hep derler ya tarih tekerrürden ibarettir diye,
06:27yazar da tam olarak böyle tüyler ürpertici bir tarihsel benzerliğe dikkat çekiyor.
06:31Yıl 1925, milletler cemiyetinde Musul gibi devasa, hayati bir mesele masadayken,
06:37içeride Şeyh Said isyanı patlak veriyor.
06:40Ankara'nın tüm enerjisi, dikkati içeri çekilmör ve dışarıda İngiltere maalesef istediğini alıyor.
06:45Yazar diyor ki,
06:46Bugün yaşadığımız iç siyasi kutuplaşmalar ve derin ekonomik krizler,
06:50aynı o günkü gibi dışarıdaki güçlerin ağzını sulandırıyor.
06:53Çünkü iç cephesi zayıflayan bir devlet,
06:56mavi vatan gibi hayati davalarda dışarıya her an devasa tavizler vermek zorunda kalabilir.
07:00Ve geldik 6. son bölümümüze,
07:04Teslimiyet veya Tecrit Çıkmazı.
07:07Yani bu bize dayatılan ikili seçenekten bir kaçış yolu bulmak.
07:11Peki bu sahte ikilemden nasıl çıkacağız?
07:14Bize sürekli ya ekonomik çöküş yaşarsınız ya da jeopolitik bağımsızlığınızdan vazgeçersiniz deniyor.
07:21Çelik bu tuzağı bozmak için iki somut adım öneriyor.
07:24İlki, savunma sanayisinde dışa bağımlılığı tamamen kırmak.
07:28Şu son yıllarda gördüğümüz İHA'lar, milli tank projeleri,
07:32yazara göre bunlar sadece teknolojik birer gösteriş değil,
07:35aksine o dış boyunduruğu kırmanın ta kendisi.
07:38İkinci adımsa çok daha diplomatik.
07:40Montre gibi çok değerli denge mekanizmalarını korumak
07:43ve kimsenin provokasyonuna gelmeden,
07:45yeni maceralara atılmadan o aktif tarafsızlık duruşunu inatla sürdürmek.
07:50Bir de tabii şu bitmek bilmeyen kutuplaşma meselesi var.
07:53Analizde çok objektif, çok net bir tespit yapılıyor.
07:56Ankara, Washington ile Moskova arasında bir taraf seçmek zorunda falan değil.
08:01Neden mi?
08:01Çünkü yazar, her iki tarafında eşit derecede güvenilmez olduğunu hatırlatıyor.
08:05Washington'ın terör örgütlerine verdiği destek ve uyguladığı ambargolar ne kadar can yakıcı bir gerçekse,
08:11Moskova'nın Suriye'de ayağımıza dolanması veya Karadeniz'de tansiyonu yükseltmesi de bir o kadar gerçek.
08:16O yüzden Türkiye'nin birilerinin sadık vasalı olma lüksü yok.
08:20Kendi göbeğini kendi kesen, kendi kararlarını alan bir özne olmak zorunda.
08:25İncelememizi yavaş yavaş toparlarken yazarın makalesindeki o can alıcı aslında her şeyi tek bir cümlede özetleyen kısmını aynen okumak istiyorum
08:33sizlere.
08:34Şöyle diyor Çelik, ne tam teslimiyet ne tecrit sadece kendi kararını kendi veren bir Türkiye.
08:39İşte mesele aslında tam olarak bu kadar net.
08:42NATO'ya şirin görünmek veya Rusya'ya yaslanmak değil.
08:45Birilerinin vesayetine girmeden kendi aklını ve iradesini masaya koyabilmek.
08:49Ve geldik kapanışa.
08:51Tüm bu verilerin, haritaların ve tarihsel derslerin ardından aklımızda o büyük, o provokatif soru kalıyor.
08:57Türkiye, bu iki kutuplu devasa baskı çemberini yarıp, o yaklaşan kritik NATO zirvesinden kendi bağımsız eksenini kurarak çıkabilecek mi?
09:05Özgür Çelik'in tezine göre, eğer o konuştuğumuz devlet haklı devrede kalırsa bu hiç de imkansız değil.
09:11Umarım bugün masaya yatırdığımız bu analiz, son dönemde etrafınızda duyduğunuz haberlere çok daha farklı bir pencereden bakmanızı sağlamıştır.
09:19Bir sonraki derinlemesine incelememizde buluşuncaya dek, her zaman soru sormaya ve dünyayı farklı açılardan okumaya devam edin.
09:27Kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar

Önerilen