00:00Evet, gelin bu konunun detaylarına hep birlikte bir dalış yapalım.
00:03Bugün bu incelememizde yazar Mehmet Edip Ören'in kalemi aldığı
00:06ve Türkiye'nin mevcut politikalarına yönelik gerçekten çok sert,
00:10duygusal ve bir o kadar da çarpıcı eleştiriler barındıran o metni masaya yatırıyoruz.
00:14Bizler burada tamamen tarafsız bir mercek görevi üstlenerek,
00:17yazarın bu oldukça yoğun ve öfkeli iddialarının ardındaki temel argümanları yapılandırıp,
00:22sizin için çok daha anlaşılır kılacağız.
00:24Amaçımız kimseye hak vermek veya kimseyi haksız çıkarmak değil,
00:27sadece bu dikkat çekici metni objektif bir şekilde çözümlemek.
00:31Hani bazen bir metni okumaya başlarsınız ve yazarın o derin hayal kırıklığını,
00:36öfkesini daha ilk cümleden iliklerinize kadar hissedersiniz ya,
00:40işte tam da öyle bir durum.
00:41Yazar, yazısına kelimenin tam anlamıyla cinnete eşdeğer durumlarla karşı karşıya kalıyorum diyerek başlıyor.
00:48Ören'in zaman zaman bilinç akışı tekniğine kayan bu karmaşık ve duygu yüklü serzenişlerini
00:52akışına bırakılmış bir öfke patlaması olmaktan çıkarıp,
00:56sizler için net sindirilebilir ve objektif bir analize dönüştüreceğiz.
01:00Peki bu yoğun metni nasıl ele alacağız?
01:02İşte yol haritamız.
01:04Yazarın uzun argümanlarını beş ana başlıkta toparladık.
01:07Doğanın ve kentlerin tahribatı,
01:08tarım ve üretimdeki çöküş,
01:10ekonomik kriz ve eşitsizlik,
01:12demografi ve dış politika
01:13ve son olarak da muhalefet ve çözüm önerileri.
01:16Hızlıca başlayalım.
01:17Hemen ilk başlığımızla,
01:19yani doğanın ve kentlerin tahribatıyla başlıyoruz.
01:22Yazarın ilk ve kesinlikle en büyük şikayeti çevresel sömürü üzerine,
01:26yazarın çizdiği tabloya göre ülke,
01:29tarihte eşi benzeri görülmemiş,
01:31adeta devasa bir talan alanına dönmüş durumda.
01:34İddiasına göre,
01:35Karadeniz bölgesi başta olmak üzere,
01:38neredeyse memleketin her karışına maden ruhsatları dağıtılmış.
01:41Dahası,
01:42İstanbul'daki o hayati su havzalarının,
01:45sosyal konut yalanıyla lüks inşaatlara kurban gittiğini söylüyor.
01:48Belki de en can yakıcı örneklerinden biri,
01:51dünyanın en iyisi olduğunu savunduğu o meşhur finike portakal bahçelerinin yerini,
01:55artık ruhsuz beton blokların almış olması.
01:58Kısacası,
01:59Ören,
02:00devletin elindeki bu değerli arazileri,
02:02son derece agresif ve plansız bir şekilde elden çıkardığını savunuyor.
02:06Çevresel kaybın boyutunu zihnimizde canlandırmak için,
02:09yazarın kullandığı şu çarpıcı coğrafi karşılaştırmaya bir bakar mısınız?
02:13Trakya kadar tarım alanı kayboldu.
02:16Düşünebiliyor musunuz?
02:17Yazar burada sadece,
02:18ya ağaçlar kesiliyor gibi soyut bir çevrece eleştiri yapmıyor.
02:22Kaybedilen toprağın o fiziksel ölçeğini ve vahametini,
02:26adeta yüzümüze çarpmak için,
02:28bilerek bu devasa coğrafi referansı kullanıyor.
02:31Buradan doğrudan ikinci ana temaya,
02:34tarım ve üretimdeki çöküş meselesine geçiyoruz.
02:36Burada,
02:37Ören,
02:37yerli üretimdeki o dramatik düşüşü çok keskin zıtlıklarla vurguluyor.
02:41Hani o hepimizin bildiği eskilerin gururla anlattığı kendi kendine yeten yedi ülkeden biri olmadır mı var ya,
02:49yazar tam da geçmişe duyduğu bu özlem ile bugünün dışa bağımlılığı arasında müthiş bir zıtlık kuruyor.
02:55Eskiden TRT ekranlarında halkı yerli mercimek yemeye teşvik eden o nostaljik kampanyaları hatırlatıp,
03:02bugünkü tabloyu adeta topa tutuyor.
03:05Yazara göre bugün geldiğimiz o acı nokta,
03:08buzlar ülkesi Kanada'dan mercimek,
03:10komşu Yunanistan'dan pirinç ve tam Meksika'dan nohut ithal eden tamamen dışa bağımlı bir sistem.
03:16Peki ama bu makro sorunlar,
03:18tarladaki çiftçiye,
03:19o bireysel üreticiye nasıl yansıyor?
03:21Örümün anlattığına göre durum tam bir finansal felaket.
03:23Düşünün, tarlada 5 lira olan bir ürün markette 100 liraya satılıyor.
03:27Yazar, aradaki bu akıl almaz uçurumun üreticiyi kelimenin tam anlamıyla bitirdiğini vurguluyor.
03:32Besicilerin sütü maliyetinin bile altına sapmak zorunda kaldığını,
03:35bu yüzden süt veren anaç ineklerin bile çaresizlikten kesime yollandığını iddia ediyor.
03:40Hatta iş öyle bir noktaya gelmiş ki,
03:42kazanamayan çiftçinin en temel üretim aracı olan o emektar traktörü bile artık hacizlik durumda.
03:48Tarım ve doğa böyleyken,
03:49gelelim üçüncü başlığımıza,
03:51ekonomik kriz ve eşitsizlik.
03:53Şimdi, odak noktamızı biraz daha makroekonomik politikalara çeviriyoruz.
03:57Şimdi, burada asıl ilginç olan şey,
04:00yazarın tüm o yoğun duygusal argümanını,
04:02çok çarpıcı, hatta ürkütücü diyebileceğimiz bir orana dayandırması.
04:06Yüzde 80.
04:08Ören, ülke nüfusunun yüzde 80'inin açlık veya yoksulluk sınırının altında bir yaşam mücadelesi verdiğini iddia ediyor.
04:15Geniş kitlelerin beslenme alışkanlığının ise,
04:17sadece makarna, bulgur ve halk ekmekten oluşan o dar şeytan üçgenine hapsedildiğini söylüyor.
04:23Ve ekonomideki bu iddia edilen çöküşün baş sorumlusu olarak,
04:26yazar çok spesifik bir söylemi hedef tahtasını oturtuyor.
04:29Evet, bildiğiniz o meşhur faiz sebep, enflasyon sonuç dogması.
04:33Yazar, bu ekonomi politikasında inat edilmesiyle birlikte,
04:37ülke ekonomisinin bir daha belini doğrultamadığını savunuyor.
04:41Öğrenin bu teze yönelik ne kadar derin ve uzlaşmaz bir öfke beslediğini metnin her satırında görmek mümkün.
04:47Tabii yazarın derdi sadece yoksulluk değil,
04:49asıl isyanı, bu eşitsizliğin son derece sistemli bir şekilde yapıldığı iddiası.
04:54Bir tarafta, hani şu yap-işlet-devret projeleriyle yapılan yolların, köprülerin bedelini,
05:00yıllarca hatta torunlarıyla birlikte ödemeye mahkum edildiğini iddia ettiği sıradan vatandaşlar var.
05:05Diğer yanda ise, sayıları mantar gibi çoğalan dolar milyonerleri,
05:09seçkinlere özel çıkarılan vergi afları ve yazara göre kaynağı belirsiz kara paraya adeta serilen kırmızı halılar var.
05:17Bu tablo, yazarın toplumdaki o devasa uçuruma bakış açısını çok ama çok net yansıtıyor.
05:224. Bölümümüz Demografi ve Dış Politika
05:26Bakalım yazar değişen nüfus dinamikleri ve ülkenin egemenliği konusunda ne gibi sert argümanlar ortaya koyuyor?
05:33Demografik değişimler konusunda yazarın iddiası oldukça net ve bir o kadar da karamsar.
05:38Biliyorsunuz, Türkiye bir zamanlar Avrupa'nın en genç nüfusuna sahip olma avantajını elinde tutuyordu.
05:44Ancak hükümetin sürekli tekrarladığı o üç çocuk söylemlerine rağmen,
05:48yazar bu büyük potansiyelin tamamen heba edildiğini savunuyor.
05:51Sonuç olarak bugün geldiğimiz noktada aile ortalamasının hızla küçüldüğünü,
05:56nüfus artışının durduğunu ve Türkiye'nin artık o dinamik yapısını kaybedip hızla yaşlanan bir ülkeye dönüştüğünü iddia ediyor.
06:03Dış politikaya geldiğimizde ise Ören, askeri ve diplomatik egemenlik üzerinden gerçekten çok keskin bir kıyaslama yapıyor.
06:10Hani o, 90'larda, yakın geçmişte, bir avuç kayalık olan kardak için savaşı göze alan,
06:16canını vermeye hazır bir devlet duruşu varken,
06:19bugün 18 adanın Yunanistan tarafından işgal edildiğini ve devleti yönetenlerin buna karşılık bir müzik notası bile veremediğini iddia ediyor.
06:27Bu argüman, yazarın geçmişteki askeri kararlılıkla bugünkü diplomatik pasifliği kıyasladığı en sert noktalardan biri.
06:35Ve geldik incelememizin en can alıcı, en sarsıcı son kısmına,
06:385. bölüm, muhalefet ve çözüm önerileri.
06:41Burada oklar sadece iktidara değil, muhalefete de dönüyor.
06:44Çünkü yazara göre sorunun kaynağı tek taraflı değil.
06:47Muhalefete, özellikle de ana muhalefet partisine karşı inanılmaz bir güvensizlik besliyor.
06:52Geçmişte milletvekilliği veya belediye başkanlığı yapmış önemli CHP figürlerinin bugün iktidar safında itirafçı konumuna düştüğünü iddia ediyor.
07:00Evet, devlet müfettişlerinin ve savcıların sürekli tek bir partinin belediyelerini denetlemesini adaletsiz buluyor,
07:05ama asıl uyarısını doğrudan CHP seçmenine yapıyor.
07:08Mevcut muhalefet alternatifinden ülkeye hiçbir fayda gelmeyeceğini açıkça savunarak,
07:12seçmenleri akıllarını başlarına almaya ve bir 15-20 yılı daha heba etmemeye çağırıyor.
07:16Yani işin özü şu, yazar mevcut sistemi inancını o kadar yitirmiş ki sunduğu çözümlerde bir o kadar radikal ve adeta
07:23cezalandırıcı.
07:24Mesela ne mi diyor?
07:25Olası bir iktidar değişikliğinde bugüne kadar yapılan tüm arsa satışlarının ve maden ruhsatlarının iptal edilmesi için anında bir referandum yapılmasını
07:33öneriyor.
07:34Doğayı korumak için bir zeytin dalı koparanın bile tüm mal varlığına el konulmasını istiyor.
07:38Datça'daki o meşhur kum zambağını koparmaya kesilen 300-500 bin liralık devasa para cezalarının tüm çevresel ihlallere yaygınlaştırılmasını savunuyor.
07:47Siyasi olarak nihai çağrısı ise tek çıkış yolu olarak gördüğü Atatürkçü Milliyetçi İttifak Çatısı altında birleşmek.
07:53İşte tüm bu çarpıcı iddiaları ve ezber bozan radikal çözüm önerilerini inceledikten sonra sizleri şu kilit soruyla baş başa bırakıyoruz.
08:01Yazarın öne sürdüğü bu mal varlığına el koyma gibi son derece ağır cezalar ve anayasal sınırları zorlayan referandum önerileri gerçekten
08:09ülkeyi o karanlık tablodan çıkarıp ileriye taşıyacak pratik bir siyasi vizyon mu?
08:13Yoksa tüm bunlar yıllar içinde birikmiş derin bir toplumsal öfkenin tehlikeli boyutlara varan bir dışa vurumu mu?
08:20Şunu unutmamak lazım. Kutuplaşma siyasi iklimlerde sorunlara duyulan öfke çözüm önerilerini de tam olarak böyle keskinleştirebiliyor.
08:27Bu sorunun cevabı üzerine düşünmek günümüz siyasi ortamını anlamak adına kesinlikle aklınızda tutmanız gereken en büyük detay.
08:34Bir sonraki analizimizde tekrar görüşmek üzere. Hoşçakalın.
Yorumlar