00:00Herkese merhabalar. Bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleminden dökülen,
00:04gerçekten yüreğinize dokunacak bir hikayeyi kardan kadını ele alıyoruz.
00:08Aşk, kayıp ve o bildiğimiz kaçınılmaz yaz döngüsü üzerine muazzam bir anlatı.
00:13Öyle sıradan bir kış masalı beklemeyin, hayır.
00:15Bu insanın içini donduran bir kederin ve o kederin ne pahasına olursa olsun ısıtmaya çabalayan bir sevginin hikayesi.
00:22Hazırsanız bu duygu yüklü metnin satır aralarına hep birlikte dalalım.
00:25Hava soğuktu, kar yağıyordu, adam üşüyordu, kardan bir kadın yaptı, ona sarıldı.
00:31Sabah oldu, kadın yoktu, adam şimdi daha çok üşüyordu.
00:34İşte bu kısacık şiir aslında hikayemizin tüm duygusal temelini tek kalemde atıyor.
00:39Ne kadar çarpıcı öyle değil mi?
00:41Bir şeyi kendi ellerinizle var ediyorsunuz, ona sarılıp ısınmak istiyorsunuz
00:44ama sabah uyandığınızda o tamamen yok olmuş ve geriye sadece daha derin, daha yakıcı bir soğuk kalıyor.
00:50Bölüm 1 Soğuk Bir Giriş
00:53Şimdi çocuklukla yetişkinlik arasındaki o keskin uçuruma bir bakalım.
00:57Bir yanda yazarın o hepimizin içini ısıtan nostaljik geçmişi var.
01:02Toprak damlar, dize kadar kar, saatlerce süren kıyas ya kartopu savaşları.
01:07Düşünsenize, hava buz gibi ama çocukluğun o masum, hareketli sıcaklığı her yeri sarıyor.
01:12Peki ya diğer yanda?
01:13Modern çağın o steril, yalıtılmış yalnızlığı.
01:16Yazarın tabiriyle sefer tasları gibi yan yana dizilmiş devasa apartmanlar.
01:21İnsanlar artık karıt sadece pencere arkasından, sıcak evlerinden öylece pasif bir şekilde izliyor.
01:27Fiziksel olarak sıcaktayız, evet ama o çocukluktaki gerçek sıcaklıktan fersah fersah uzağız.
01:32Adeta yalıtılmış durumdayız.
01:34Bölüm 2 Çocukluğun Kardan Adamı
01:37Yazarımızın hayatındaki o ilk travmanın temelleri tam da burada atılıyor.
01:42Gözünüzde canlandırın, küçük bir çocuk havuç burunlu tatlı bir kardan adam yapıyor.
01:47Sonra akşam haberlerde gecenin çok soğuk olacağını duyuyor.
01:50Ve ne yapıyor biliyor musunuz?
01:52O tertemiz masumiyetiyle kardan adamı üşümesin diye gidip üzerine bir battaniyeyle örtüyor.
01:57Sırf onu sıcak tutmak için.
01:59Ama ertesi sabah heyecanla dışarı fırladığında battaniyenin üzerinde erimiş, sadece kendisine gülümseyen o başı buluyor.
02:07O çocuğun dünyasını düşünebiliyor musunuz?
02:09Sevdiği bir şeyi korumaya, ısıtmaya çalışıyor ama tam da bu koruma çabası onun sonunu getiriyor.
02:14Bu kayba ve çaresizlikle ilk derin yüzleşmesi.
02:18Ertesi yıl o çocuk tabii ki pes etmiyor.
02:21Büyükler daha dayanıklı olur mantığıyla bu kez çok daha büyük bir kardan adam inşa ediyor.
02:26Başlarda rüzgara direniyor ama sonuç ne yazık ki aynı.
02:30Güneş yüzünü gösterdiği an o da erimeye başlıyor.
02:33Fakat burada yazar, ileride kalbimize bir bıçak gibi saplanacak o ifadeyi kullanıyor.
02:38Gözlerinin önünde hasta bir adam gibi erimeye başladı.
02:42Bu benzetme kesinlikle tesadüf değil.
02:45Çocuğu derinden sarsan bu ikinci başarısızlık aslında geleceğe dair çok acı bir ön sezi taşıyor.
02:50Çocuğun bu duruma tepkisi o kadar saf ve umutsuz ki, kutupta bir eskimo çocuğu olmayı diliyor önce, sonra zengin olmak
02:58için çok ciddi bir plan yapıyor.
03:00Sebebi ne derseniz, onlarca buzdolabı ve soğuk hava deposu alacak, böylece o çok sevdiği kardan adamlar asla ama asla erimeyecek.
03:08Sırf bu hayali gerçekleştirmek, sevdiklerini korumak uğruna derslerine asılıyor, yaz tatillerinde babasının dükkanında çalışıyor.
03:17Etrafındaki o eriyişi durdurmak için ettiği bu masum yemin aslında onun tüm hayatını ve psikolojisini şekillendiriyor.
03:24Bölüm 3 Birlikte Hayat Kurmak
03:26Yıllar akıp gidiyor.
03:28Yazarımızın o şahane betimlemesiyle yıllar yaptığı kardan adamlar gibi eriyip giderken bir gün Mualla ile yolları kesişiyor.
03:36Mualla, sade yaşamayı seven, mütevazi bir devlet memuru.
03:40Evleniyorlar ve Mualla, adamın o darmadağınık bekar hayatına öyle bir düzen, öyle bir sıcaklık getiriyor ki tabiri caizse evde güller
03:48açıyor.
03:49Yılların kardan adamlar gibi erimesi metaforunun hayatının aşkını bulduğu o anla nasıl bağlandığını fark ettiniz mi?
03:55İnanılmaz güçlü bir köprü bu.
03:56Ve 8 milyar, düşünsenize koca dünyada 8 milyar insan yaşıyor.
04:00Yazar eşi Mualla ile olan bağını anlatırken bu muazzam kalabalığın içinde ruh eşini bulabilmiş o şanslı azınlıktan olduklarını hissettiriyor.
04:08Bu sayı bize bir insanın gerçek ruh eşini, o sığınacak sıcaklığı bulmasının ne kadar nadir ve kıymetli bir şans olduğunu
04:15tüm çıplaklığıyla gösteriyor.
04:16Bölüm 4 Boş Yuva
04:18Zamanın o acımasız, kaçınılmaz akışı başlıyor.
04:22Fiziksel mesafeler yıllar içinde yavaş yavaş açılıyor.
04:25Önce büyük oğul İrfan, mühendis olarak ta Kanada'ya taşınıyor.
04:29Sonra evdeki diğer kuş, Hakan, yüksek lisans için İtalya'ya gidip oraya yerleşiyor.
04:35Derken Rasim Can ve Mualla Janet isimli torunlar doğuyor.
04:39Ama bambaşka ülkelerde, çok uzaklarda.
04:41O kalabalık, sıcak aile tablosu yavaş yavaş dağılıyor ve yaşlanan çiftimiz kendi kabuklarına çekilmek zorunda kalıyor.
04:48Geriye kalan ne mi?
04:50Sessizliğin yankılandığı dört duvar.
04:53Uzaklardaki çocuklarına ve torunlarına sadece o soğuk telefon ekranlarından dokunabilen,
04:59bayramlarda bile gerçek bir sarılmanın sıcaklığından mahrum kalan bir çift.
05:03Ailenin fiziksel varlığına duyulan bu derin hasret ve yaşlı çiftin o sessiz yaşantısı
05:09gerçekten iç burkan bir sadelikle yüzümüze vuruyor.
05:13Bölüm 5 Kar gibi eriyip gitmek
05:15Ve ne yazık ki hastalığın o amansız ilerleyişi mevsimlerin döngüsüyle acımasızca senkronize oluyor.
05:23Yazın o ölümcül hastalık aniden kapılarını çalıyor.
05:26Sonbahar aylarına geldiklerinde hastalık durmaksızın şiddetini arttırıyor.
05:30Ve kış, o nihai, dondurucu soğuk hayatlarına tamamen çöküyor.
05:36Kışın gelişi, adamın hayatının da kışa girdiğinin en somut, en acı habercisi oluyor.
05:42Lütfen yazarın şu sözlerindeki derin acıya kulak verin.
05:45Cennete bile onsuz girmem dediği kadın yaptığı kardan adamlar gibi eriyordu.
05:49Gerçekten inanılmaz bir ifade.
05:51Çocuklukta üzerini battaniyeyle örttüğü ama erimesini bir türü durduramadığı o kardan adamlar gibi
05:56şimdi de hayatının anlamını gözlerinin önünde yitiriyor.
05:59Ve o küçükken hayalini kurduğu devasa buzdolapları bile artık sevdiği kadının erimesini durduramaz.
06:05Çaresizliğin en dibi tam da bu işte.
06:07Adam bu süreçte adanmışlığın en saf, en gerçek halini gösteriyor.
06:12Son nefesine kadar eşinin başucundan bir an olsun ayrılmıyor.
06:15Onu kendi elleriyle yıkıyor, kefenliyor ve eşini toprağa verirken
06:18o çocukluk travmasının ve şimdiki tarifsiz yasının sembolü olan kar lapa lapa yağmaya başlıyor.
06:24Sanki doğada onun bu devasa kederine eşlik ediyor.
06:29Kar öyle bir yağıyor ki 3 gün boyunca aralıksız devam ediyor.
06:34Hatta yarım asır önceki o çocukluk anılarındaki toprak damların boyuna kadar ulaşıyor.
06:39Fiziksel dünya sanki o geçmişteki çocukluk günlerine geri dönmüş durumda.
06:44Ama yaşanan acı yepyeni ve tarifsiz.
06:47Dışarıda dondurucu bir soğuk var ama inanın adam bunun zerresini hissetmiyor.
06:51Çünkü içinde her şeyi kavurup kül eden, alev alev yanan bir keder var.
06:56Akşama doğru adam o kuytu sessiz köşeye geçiyor ve kardan bir kadın yapıyor.
07:02Soğuğun ondan acımasızca kopardığı o hayat sıcaklığını kendi elleriyle kardan yeniden var etmeye çabalıyor.
07:09Bu o kadar çaresiz, o kadar şiirsel bir eylem ki.
07:12Çocukken sevgisini bir kardan adama yansıtan o küçük çocuk şimdi tüm acısını ve aşkını kardan bir kadına döküyor.
07:20Adamın bu veda sahnesindeki minicik detayları bir insanın kalbini gerçekten paramparça edebilir.
07:26Eşine çok yakıştırdığı o kırmızı puantiyeli eşarbı alıp kardan kadının başına şefkatle sarıyor.
07:31Evlilik yüzüklerini bağladığı kolyeyi onun boynuna asıyor.
07:35Adeta geçmişteki o sıcaklığı bu buz kütlesinde yeniden diriltmeye çalışıyor.
07:39Ve ardından ona sımsıkı sarılıp son bir kez öpüyor.
07:43Karın şiddeti iyice artıyor, hava kelemenin tam anlamıyla buz kesiyor ve o kendi deyimiyle son görevini yapmak için muallasına sımsıkı
07:52sarılıyor.
07:53Bu an sadece doğaya veya soğuğa değil kendi devasa kederine olan mutlak bir teslim et anı.
07:59Dondurucu soğuğun tam ortasında sevdiği kadının anısıyla yarattığı o heykele sarılıp sonsuz ve sessiz bir uykuya bırakıyor kendini.
08:07Ve incelememizin sonuna gelirken aklınızda hep yankılanacak o soruyu sormadan edemeyeceğim.
08:12Sizce adamın en sonunda yaptığı bu kardan kadın onun soğuğa ve ölüme teslimiyetinin bir sembolü müydü?
08:18Yoksa içinde taşıdığı o devasa sevgenin sıcaklığını, ölümü pahasına bile olsa korumaya çalışan, umutsuz ama eşsiz bir son direniş miydi?
08:26Mehmet Özkendirci'nin bu sarsıcı hikayesinin asıl hüznü ve güzelliği galiba bu sorunun cevapsızlığında gizli.
08:32Bize katıldığınız için çok teşekkürler. Hayatınızdaki o güzel sıcaklıkları hiç kaymetmemeniz dileğiyle bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
08:41Kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar