Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Bu kısa öykü, Mehmet Özkendirci’nin kaleminden çıkan ve geçicilik ile kayıp temalarını bir kardan figürün erimesi üzerinden işleyen dokunaklı bir hikâyeyi sunmaktadır. Anlatı, kahramanın çocukluğunda yaptığı kardan adamların güneşle yok oluşundan duyduğu üzüntüyle başlayıp, yetişkinliğinde eşi Mualla’yı amansız bir hastalık sonucu kaybetmesine uzanır. Çocukluk masumiyeti, zamanın hızla akıp gitmesi ve sevdiklerimizi koruma çabası, kış mevsiminin melankolik atmosferiyle birleştirilir. Yazar, kardan yapılan bir kadına sarılan adamın yalnızlığını anlatırken, insan hayatının ve mutluluğun kırılganlığını sembolik bir dille vurgular. Son sahnede, eşinin hatırasına kardan bir kadın yapan adamın sergilediği sadakat ve keder, karın dondurucu soğuğuyla harmanlanarak etkileyici bir son oluşturur. Metin genel hatlarıyla, elden kayıp giden değerlere karşı hissedilen çaresizliği ve derin özlemi lirik bir anlatımla yansıtmaktadır.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Herkese merhabalar. Bugün yazar Mehmet Özkendirci'nin kaleminden dökülen,
00:04gerçekten yüreğinize dokunacak bir hikayeyi kardan kadını ele alıyoruz.
00:08Aşk, kayıp ve o bildiğimiz kaçınılmaz yaz döngüsü üzerine muazzam bir anlatı.
00:13Öyle sıradan bir kış masalı beklemeyin, hayır.
00:15Bu insanın içini donduran bir kederin ve o kederin ne pahasına olursa olsun ısıtmaya çabalayan bir sevginin hikayesi.
00:22Hazırsanız bu duygu yüklü metnin satır aralarına hep birlikte dalalım.
00:25Hava soğuktu, kar yağıyordu, adam üşüyordu, kardan bir kadın yaptı, ona sarıldı.
00:31Sabah oldu, kadın yoktu, adam şimdi daha çok üşüyordu.
00:34İşte bu kısacık şiir aslında hikayemizin tüm duygusal temelini tek kalemde atıyor.
00:39Ne kadar çarpıcı öyle değil mi?
00:41Bir şeyi kendi ellerinizle var ediyorsunuz, ona sarılıp ısınmak istiyorsunuz
00:44ama sabah uyandığınızda o tamamen yok olmuş ve geriye sadece daha derin, daha yakıcı bir soğuk kalıyor.
00:50Bölüm 1 Soğuk Bir Giriş
00:53Şimdi çocuklukla yetişkinlik arasındaki o keskin uçuruma bir bakalım.
00:57Bir yanda yazarın o hepimizin içini ısıtan nostaljik geçmişi var.
01:02Toprak damlar, dize kadar kar, saatlerce süren kıyas ya kartopu savaşları.
01:07Düşünsenize, hava buz gibi ama çocukluğun o masum, hareketli sıcaklığı her yeri sarıyor.
01:12Peki ya diğer yanda?
01:13Modern çağın o steril, yalıtılmış yalnızlığı.
01:16Yazarın tabiriyle sefer tasları gibi yan yana dizilmiş devasa apartmanlar.
01:21İnsanlar artık karıt sadece pencere arkasından, sıcak evlerinden öylece pasif bir şekilde izliyor.
01:27Fiziksel olarak sıcaktayız, evet ama o çocukluktaki gerçek sıcaklıktan fersah fersah uzağız.
01:32Adeta yalıtılmış durumdayız.
01:34Bölüm 2 Çocukluğun Kardan Adamı
01:37Yazarımızın hayatındaki o ilk travmanın temelleri tam da burada atılıyor.
01:42Gözünüzde canlandırın, küçük bir çocuk havuç burunlu tatlı bir kardan adam yapıyor.
01:47Sonra akşam haberlerde gecenin çok soğuk olacağını duyuyor.
01:50Ve ne yapıyor biliyor musunuz?
01:52O tertemiz masumiyetiyle kardan adamı üşümesin diye gidip üzerine bir battaniyeyle örtüyor.
01:57Sırf onu sıcak tutmak için.
01:59Ama ertesi sabah heyecanla dışarı fırladığında battaniyenin üzerinde erimiş, sadece kendisine gülümseyen o başı buluyor.
02:07O çocuğun dünyasını düşünebiliyor musunuz?
02:09Sevdiği bir şeyi korumaya, ısıtmaya çalışıyor ama tam da bu koruma çabası onun sonunu getiriyor.
02:14Bu kayba ve çaresizlikle ilk derin yüzleşmesi.
02:18Ertesi yıl o çocuk tabii ki pes etmiyor.
02:21Büyükler daha dayanıklı olur mantığıyla bu kez çok daha büyük bir kardan adam inşa ediyor.
02:26Başlarda rüzgara direniyor ama sonuç ne yazık ki aynı.
02:30Güneş yüzünü gösterdiği an o da erimeye başlıyor.
02:33Fakat burada yazar, ileride kalbimize bir bıçak gibi saplanacak o ifadeyi kullanıyor.
02:38Gözlerinin önünde hasta bir adam gibi erimeye başladı.
02:42Bu benzetme kesinlikle tesadüf değil.
02:45Çocuğu derinden sarsan bu ikinci başarısızlık aslında geleceğe dair çok acı bir ön sezi taşıyor.
02:50Çocuğun bu duruma tepkisi o kadar saf ve umutsuz ki, kutupta bir eskimo çocuğu olmayı diliyor önce, sonra zengin olmak
02:58için çok ciddi bir plan yapıyor.
03:00Sebebi ne derseniz, onlarca buzdolabı ve soğuk hava deposu alacak, böylece o çok sevdiği kardan adamlar asla ama asla erimeyecek.
03:08Sırf bu hayali gerçekleştirmek, sevdiklerini korumak uğruna derslerine asılıyor, yaz tatillerinde babasının dükkanında çalışıyor.
03:17Etrafındaki o eriyişi durdurmak için ettiği bu masum yemin aslında onun tüm hayatını ve psikolojisini şekillendiriyor.
03:24Bölüm 3 Birlikte Hayat Kurmak
03:26Yıllar akıp gidiyor.
03:28Yazarımızın o şahane betimlemesiyle yıllar yaptığı kardan adamlar gibi eriyip giderken bir gün Mualla ile yolları kesişiyor.
03:36Mualla, sade yaşamayı seven, mütevazi bir devlet memuru.
03:40Evleniyorlar ve Mualla, adamın o darmadağınık bekar hayatına öyle bir düzen, öyle bir sıcaklık getiriyor ki tabiri caizse evde güller
03:48açıyor.
03:49Yılların kardan adamlar gibi erimesi metaforunun hayatının aşkını bulduğu o anla nasıl bağlandığını fark ettiniz mi?
03:55İnanılmaz güçlü bir köprü bu.
03:56Ve 8 milyar, düşünsenize koca dünyada 8 milyar insan yaşıyor.
04:00Yazar eşi Mualla ile olan bağını anlatırken bu muazzam kalabalığın içinde ruh eşini bulabilmiş o şanslı azınlıktan olduklarını hissettiriyor.
04:08Bu sayı bize bir insanın gerçek ruh eşini, o sığınacak sıcaklığı bulmasının ne kadar nadir ve kıymetli bir şans olduğunu
04:15tüm çıplaklığıyla gösteriyor.
04:16Bölüm 4 Boş Yuva
04:18Zamanın o acımasız, kaçınılmaz akışı başlıyor.
04:22Fiziksel mesafeler yıllar içinde yavaş yavaş açılıyor.
04:25Önce büyük oğul İrfan, mühendis olarak ta Kanada'ya taşınıyor.
04:29Sonra evdeki diğer kuş, Hakan, yüksek lisans için İtalya'ya gidip oraya yerleşiyor.
04:35Derken Rasim Can ve Mualla Janet isimli torunlar doğuyor.
04:39Ama bambaşka ülkelerde, çok uzaklarda.
04:41O kalabalık, sıcak aile tablosu yavaş yavaş dağılıyor ve yaşlanan çiftimiz kendi kabuklarına çekilmek zorunda kalıyor.
04:48Geriye kalan ne mi?
04:50Sessizliğin yankılandığı dört duvar.
04:53Uzaklardaki çocuklarına ve torunlarına sadece o soğuk telefon ekranlarından dokunabilen,
04:59bayramlarda bile gerçek bir sarılmanın sıcaklığından mahrum kalan bir çift.
05:03Ailenin fiziksel varlığına duyulan bu derin hasret ve yaşlı çiftin o sessiz yaşantısı
05:09gerçekten iç burkan bir sadelikle yüzümüze vuruyor.
05:13Bölüm 5 Kar gibi eriyip gitmek
05:15Ve ne yazık ki hastalığın o amansız ilerleyişi mevsimlerin döngüsüyle acımasızca senkronize oluyor.
05:23Yazın o ölümcül hastalık aniden kapılarını çalıyor.
05:26Sonbahar aylarına geldiklerinde hastalık durmaksızın şiddetini arttırıyor.
05:30Ve kış, o nihai, dondurucu soğuk hayatlarına tamamen çöküyor.
05:36Kışın gelişi, adamın hayatının da kışa girdiğinin en somut, en acı habercisi oluyor.
05:42Lütfen yazarın şu sözlerindeki derin acıya kulak verin.
05:45Cennete bile onsuz girmem dediği kadın yaptığı kardan adamlar gibi eriyordu.
05:49Gerçekten inanılmaz bir ifade.
05:51Çocuklukta üzerini battaniyeyle örttüğü ama erimesini bir türü durduramadığı o kardan adamlar gibi
05:56şimdi de hayatının anlamını gözlerinin önünde yitiriyor.
05:59Ve o küçükken hayalini kurduğu devasa buzdolapları bile artık sevdiği kadının erimesini durduramaz.
06:05Çaresizliğin en dibi tam da bu işte.
06:07Adam bu süreçte adanmışlığın en saf, en gerçek halini gösteriyor.
06:12Son nefesine kadar eşinin başucundan bir an olsun ayrılmıyor.
06:15Onu kendi elleriyle yıkıyor, kefenliyor ve eşini toprağa verirken
06:18o çocukluk travmasının ve şimdiki tarifsiz yasının sembolü olan kar lapa lapa yağmaya başlıyor.
06:24Sanki doğada onun bu devasa kederine eşlik ediyor.
06:29Kar öyle bir yağıyor ki 3 gün boyunca aralıksız devam ediyor.
06:34Hatta yarım asır önceki o çocukluk anılarındaki toprak damların boyuna kadar ulaşıyor.
06:39Fiziksel dünya sanki o geçmişteki çocukluk günlerine geri dönmüş durumda.
06:44Ama yaşanan acı yepyeni ve tarifsiz.
06:47Dışarıda dondurucu bir soğuk var ama inanın adam bunun zerresini hissetmiyor.
06:51Çünkü içinde her şeyi kavurup kül eden, alev alev yanan bir keder var.
06:56Akşama doğru adam o kuytu sessiz köşeye geçiyor ve kardan bir kadın yapıyor.
07:02Soğuğun ondan acımasızca kopardığı o hayat sıcaklığını kendi elleriyle kardan yeniden var etmeye çabalıyor.
07:09Bu o kadar çaresiz, o kadar şiirsel bir eylem ki.
07:12Çocukken sevgisini bir kardan adama yansıtan o küçük çocuk şimdi tüm acısını ve aşkını kardan bir kadına döküyor.
07:20Adamın bu veda sahnesindeki minicik detayları bir insanın kalbini gerçekten paramparça edebilir.
07:26Eşine çok yakıştırdığı o kırmızı puantiyeli eşarbı alıp kardan kadının başına şefkatle sarıyor.
07:31Evlilik yüzüklerini bağladığı kolyeyi onun boynuna asıyor.
07:35Adeta geçmişteki o sıcaklığı bu buz kütlesinde yeniden diriltmeye çalışıyor.
07:39Ve ardından ona sımsıkı sarılıp son bir kez öpüyor.
07:43Karın şiddeti iyice artıyor, hava kelemenin tam anlamıyla buz kesiyor ve o kendi deyimiyle son görevini yapmak için muallasına sımsıkı
07:52sarılıyor.
07:53Bu an sadece doğaya veya soğuğa değil kendi devasa kederine olan mutlak bir teslim et anı.
07:59Dondurucu soğuğun tam ortasında sevdiği kadının anısıyla yarattığı o heykele sarılıp sonsuz ve sessiz bir uykuya bırakıyor kendini.
08:07Ve incelememizin sonuna gelirken aklınızda hep yankılanacak o soruyu sormadan edemeyeceğim.
08:12Sizce adamın en sonunda yaptığı bu kardan kadın onun soğuğa ve ölüme teslimiyetinin bir sembolü müydü?
08:18Yoksa içinde taşıdığı o devasa sevgenin sıcaklığını, ölümü pahasına bile olsa korumaya çalışan, umutsuz ama eşsiz bir son direniş miydi?
08:26Mehmet Özkendirci'nin bu sarsıcı hikayesinin asıl hüznü ve güzelliği galiba bu sorunun cevapsızlığında gizli.
08:32Bize katıldığınız için çok teşekkürler. Hayatınızdaki o güzel sıcaklıkları hiç kaymetmemeniz dileğiyle bir sonraki incelememizde görüşmek üzere.
08:41Kendinize çok iyi bakın.
Yorumlar

Önerilen