00:00Herkese merhaba. Bugün tarihi şikayetlerin günümüz jeopolitiğiyle nasıl iç içe geçtiğini anlamak için çok çarpıcı bir metni inceleyeceğiz.
00:07Elimizde Mehmet Özkendirci tarafından kaleme alınmış oldukça sert bir eleştiri var.
00:12Yazar, Türkiye'nin geçmişteki tarihsel yaralarını alıp doğrudan günümüzdeki gerilimlere ve yaklaşan NATO zirvesine bağlıyor.
00:20Tarihi bir isyandan çıkıp uluslararası diplomasinin zirvesine nasıl ulaştığımızı adım adım göreceğiz.
00:25Amacımız yazarın argümanını nasıl inşa ettiğini tarafsız bir şekilde masaya yatırmak.
00:31Gelin bu iddialı metne yakından bakalım.
00:34Önümüzde dört ana başlık var.
00:361- Şeyh Said tartışması
00:382- İç protestolar ve çifte standartlar
00:413- Ankara NATO zirvesi
00:444- Amerika için jeopolitik sorular
00:46Tarihten günümüze uzanan bu yolculuğa hemen başlayalım.
00:501. Bölüm
00:51Şeyh Said tartışması ve modern Türkiye'deki tarihsel şikayetler
00:55Yazarın tüm bu güngel olaylara yönelttiği öfkeyi anlamak için önce metnin temelindeki o tartışmalı tarihi figüre bakmamız lazım.
01:03Yazar burada kesinlikle taviz vermiyor.
01:06Şeyh Said'i tarafsız bir figür olarak değil doğrudan tırnak içinde söylüyorum sözde dini lider ve İngiliz kuklası olarak tanımlıyor.
01:14Metne göre bu kişi yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı tamamen din elden gidiyor yalanı ve bahanesiyle bir isyan başlattı.
01:21Bu çok önemli çünkü yazarın bugüne dair tüm eleştirileri tarihe olan bu net bakış açısının üzerine inşa ediliyor.
01:27Şimdi sayılara bir bakalım çünkü yazarın iddiasına göre bu öyle 3-5 kişilik ufak bir isyan falan değildi.
01:34Tam 40 bin kişilik koca bir ordudan bahsediyoruz.
01:37Peki yazar bu devasa gücün arkasında kimin olduğunu söylüyor?
01:40Doğrudan İngilizleri işaret ediyor.
01:42İddiaya göre Musul ve Kerkük petrollerinin kokusunu alan İngilizler bu isyanı kışkırtan asıl güçtü.
01:48Yani anlayacağınız metin bu olayı basit bir iç mesele değil, resmen uluslararası bir petrol oyununun parçası olarak okuyor.
01:54Peki faturası ne oldu dersiniz?
01:57Yazarın penceresinden bu 1925 isyanı tam bir felaketti.
02:01Kerkük ve Musul'un kaybedilmesini doğrudan bu isyana bağlıyor, binlerce Türkmenin katledildiğini, mallarına el konulduğunu anlatıyor ve asıl can alıcı
02:09nokta şu,
02:09yazar bugün milli gelirin büyük bir kısmının petrole gitmesinin sebebini de bu isyana bağlıyor.
02:14Yani geçmişteki bir ihanet, bugünkü ekonomik zorlukların ana nedeni olarak gösteriliyor.
02:19İşte tam bu noktada geçmiş bugünle çarpışıyor.
02:23Yazar, bu tarihi arka planı modern bir siyasetçiye, Zafer Partisi lideri Ümit Özdağ'ın durumuna bağlıyor.
02:29Özdağ'ın, yazarın hain ve işbirlikçi olarak gördüğü bu figürü eleştirdiği için,
02:34anısına saygısızlık suçlamasıyla para cezasına çarptırılmasını büyük bir öfkeyle karşılıyor.
02:39Hatta nedir bu anısına saygı diyerek, hislerine tercüman olduğu için Özdağ metninde açıkça teşekkür ediyor.
02:46Gelelim ikinci bölüme.
02:48İç protestolar ve çifte standartlar.
02:50Yazarın riyakarlık üzerine görüşlere.
02:53Yazar buradan günümüz iç politikasına çok keskin bir geçiş yapıyor ve gördüğü çifte standartları sert bir dille eleştiriyor.
03:01Ortada çok çarpıcı bir kıyaslama var.
03:03Bir tarafta Tunceli'de dikilen Şeyh Said heykelleri.
03:06Eski belediye başkanı Fatih Mehmet Maçoğlu'nun bu heykelleri Dersim halkının sevip saygı duymasıyla savunduğunu hatırlatıyor.
03:13Ve ardından o tehlikeli soruyu soruyor.
03:16Eğer mesele sadece yerel halkın sevmesiyle çözülüyorsa,
03:20yarın öbür gün asrın canisi olarak tanımladığı Öcalan'ın heykelleri doğuda dikilmek istense
03:25ve bu örnek emsal gösterirse iktidar buna ne diyecek?
03:29Çifte standart eleştirisi burada bitmiyor tabii.
03:31Yazar, sıradan vatandaşın en temel anayasal hakkı olan toplantı ve yürüyüş yapmasının yetkililerce engellendiğini söylüyor.
03:38Fakat öte yandan, kendi deyimiyle PKK'nın dört ayrı ilde büyük mitingler yapmasına,
03:44bu etkinliklerde bezlerini sallayıp sözde milli marşlarını okumalarına göz yumulduğunu iddia ediyor.
03:49Kısacası devlet, vatandaşına anayasal hakkını çok görürken yasa dışı yapılara alan açıyor diyor yazar.
03:553. Bölüm Ankara NATO Zirvesi
03:58Uluslararası Cephe'ye geçiyoruz
04:00Metin burada gerçekten çok ilginç bir viraj alıyor.
04:03Yazar, iç politikayı bir kenara bırakıp,
04:05merceğini doğrudan Ankara'da yaklaşan Uluslararası NATO Zirvesi'ne çeviriyor.
04:09Yazarın gözlemlerine göre,
04:11Ankara Zirve için resmen kilitlenmiş güzergahlarda kuş uçurtulmuyor.
04:14Ama yazarın asıl takıldığı şey bu güvenlik önlemleri değil,
04:18işin makyaj kısmı.
04:19Geçiş güzergahlarının yeniden boyanıp,
04:21gösterişli hale getirilmesini oldukça ironik bir dille eleştiriyor.
04:24Üstelik bu makyajlama çalışmasını muazzam bir tarihsel anekdotla örneklendiriyor.
04:30Ankara'nın bu yeni boyanmış kozmetik yollarını Şah-Pehlevi dönemi İran'ına benzetiyor.
04:37O dönem Tahran Havalimanı'ndan şehre giden yollarda,
04:40dışarıdan gelen misafirler gerçekleri,
04:42o kötü manzarayı görmesin diye her yerin tahta perdelerle gizlendiğini hatırlatıyor.
04:47Dışarıya karşı gösterişli ama gerçeği yansıtmayan bir vitrin eleştirisi bu.
04:52Tabi bir de işin protokol boyutu var.
04:55Metin bu zirvenin şeref konuğunun Trump olduğunu ve Erdoğan'ın daveti üzerine geldiğini belirtiyor.
05:00Ancak çok dikkat çekici bir detay var.
05:03Yazar Trump'tan bahsederken doğrudan İsrail'in hamisi sıfatını kullanıyor.
05:08Yazarın bu çerçevelemeyi bilerek yapması,
05:10yaklaşan zirvedeki müttefiklik ilişkilerine ne kadar şüpheci yaklaştığının çok açık bir göstergesi.
05:164. ve son bölüm
05:19Amerika için jeopolitik sorular, zirveden beklentiler
05:23Yazar, zirvenin sadece boyalı yollar ve protokollerden ibaret kalmaması gerektiğini söylüyor
05:29ve yönetimin Amerika'ya sormasını talep ettiği 3 kritik soruyu sıralıyor.
05:331. Yunanistan 12 ada ve kayalığı işgal ettiğinde,
05:37Başkan Biden, oraların Yunanistan'da olması bizim için önemli demişti.
05:41Yazar soruyor, gelecekte hangi topraklarımız Amerika için önemli olacak?
05:452. Yunanistan sınırımıza ABD'nin yaptığı ağır silah yığınağının hedefi Türkiye mi?
05:51Ve 3. Parası çoktan ödenmiş olan uçaklar neden hala Türk silahlı kuvvetlerine verilmiyor?
05:56Bu 3 madde yazarın o devasa güvensizliğinin tam bir özeti.
06:00Aslında tüm bu pragmatik yaklaşımı yazarın şu cümlesinde özetleyebiliriz.
06:05Uluslararası ilişkilerde dostluklar değil çıkarlar önemlidir.
06:09Yazar, masada o içi boş diplomatik gülümsemeler yerine somut ulusal çıkarların kıyasıya savunılmasını istiyor.
06:16Ama tam uluslararası arenayı konuşurken Metin aniden çok sert bir şekilde tekrar iç poetikaya dönüyor.
06:23Yazarın aktardığına göre bu gösterişli zirve yaklaşırken aralarında tema gönüllülerinin de bulunduğu 103 kişi
06:30örgüt üyesi oldukları iddiasıyla aniden tutuklandı.
06:33Dışarıya çizilen o şaşalı diplomasi vitriniyle içerideki bu sert ve ani güvenlik önlemleri arasındaki tezatı yazar özellikle vurguluyor.
06:41Ve işte tüm bu incelemeyi özetleyen o kışkırtıcı soru sizce yönetim bir yandan içeride çevre gönüllülerini tutuklarken
06:49diğer yandan uluslararası masaya oturup müttefiklerine bu zorlu bu sert jeopolitik soruları gerçekten sorabilecek mi?
06:57Bugün yazarın 1925'in tarihsel acılarından yola çıkıp günümüzün boyalı Ankara sokaklarına ve NATO masasına uzanan o iddialı argümanını sizlerle
07:07paylaştık.
07:07Diplomasi, tarih ve iç politikanın nasıl bu kadar karmaşık bir şekilde iç içe geçtiğini görmek gerçekten büyüleyici.
07:14Bakalım zaman bize hangi cevapları getirecek?
07:16Bize katıldığınız için teşekkürler.
07:18Bilgiyle kalın.
07:20Bilgiyle kalın.
07:20Bilgiyle kalın.
07:21Bilgiyle kalın.
07:21Bilgiyle kalın.
07:21Bilgiyle kalın.
07:21Bilgiyle kalın.
07:22Bilgiyle kalın.
07:22Bilgiyle kalın.
07:22Bilgiyle kalın.
Yorumlar