00:00Herkese selam. Bugünkü analizimize hemen vakit kaybetmeden dalıyoruz.
00:04Bugün masamızda oldukça iddialı, tartışma yaratacak kadar keskin ve son derece milliyetçi bir jeopolitik metin var.
00:12Lütfullah Kaleli'nin kaleme aldığı Zirve ve Hedef Makalesi.
00:16Amacımız kesinlikle taraf tutmak değil, onu baştan söyleyeyim.
00:19Biz sadece yazarın dünya görüşünü, olaylara hangi mercekten baktığını objektif bir şekilde masaya yatıracağız.
00:25Hazırsanız Kaleli'nin bu çarpıcı zihin dünyasına doğru ufak bir yolculuğa çıkalım.
00:31Hızlıca yol haritamıza bir göz atalım.
00:33Önce yazarın kavramlarını çözeceğiz, sonra analizimizi üç ana cepheye ayıracağız.
00:38Amerika, Avrupa ve İran.
00:40En sonunda da tüm bu tabloyu yazarın milli egemenlik vizyonuyla, yani o nihai hedefle toparlayacağız.
00:47O zaman birinci bölümle, yani kavramları tanımlamakla başlayalım.
00:51Zirve ve Hedef.
00:52Şimdi, metni tam anlamak için yazarın başlığa da taşıdığı bu iki kelimeyle ne demek istediğine bakmamız lazım.
00:59Kaleli'ye göre zirve dediğimiz şey, hani şu şatafatlı NATO toplantıları falan var ya, işte onlar.
01:05Yani tamamen yüzeysel bir diplomatik vitrin.
01:08Hedef ise devletlerin kapalı kapılar ardında güttükleri asıl sinsi niyetler.
01:13Yazar makale boyunca bizi adeta, o cilalı diplomatik pozlara sakın aldanmayın, asıl hedefe odaklanın diyor.
01:20Görünüş ve gerçeklik arasındaki bu devasa uçuruma dikkat çekiyor.
01:24Gelelim ikinci cepheye, ABD ve tarihsel güvensizlik.
01:28Bakalım bu güvensizliğin kökleri nereye dayanıyormuş?
02:01ABD'nin ne kadar sistematik ve uzun vadeli bir hasım olduğunun net kanıtları.
02:05Ve işte yazarın Amerika için vardığı o çarpıcı net sunuç.
02:09Adamlar zaten kafalarında Türkiye Cumhuriyeti'ne düşman konumuna yerleştirmişler.
02:14Yani yazara göre ekranlara çıkıp, F-16 alacak mıyız, motoru kim verecek diye saatlerce tartışmak aslında koca bir zaman kaybı.
02:23Çünkü ABD zaten Türkiye'yi temelden bir düşman olarak kodlamış durumda.
02:28Üçüncü bölümümüz Avrupa Cephesi, Kıbrıs ve İkiyüzlülük.
02:31Batıya doğru ilerliyoruz.
02:33Burada yazar, Avrupa'nın ikiyüzlülüğünü devasa bir tezat üzerinden vuruyor yüzümüze.
02:39Bir yanda bizi Avrupa Birliği kapısında tam 50 yıl boyunca oyalayan, bekleten bir yapı var.
02:45Diğer yanda ise bir NATO zirvesi sırasında Avrupa Parlamentosu'nun kalkıp Kıbrıs'taki Türk askerine açıkça işgalci demesi.
02:54Kaleli bu büyük çelişkiyi göstererek bize diyor ki,
02:58Avrupalı dostlarımız masalı tamamen bir illüzyon, asıl niyetleri hiç de dostane değil.
03:03Üstelik hızını da alamıyor, acımasız ambargolar, Yunanistan'ın her fırsatta şartsız şartsız kayrılması ve Hollanda'da Türk bakanlara yapılan o malum
03:13muamele.
03:14Tüm bunları alt alta koyduğunda Kaleli'nin vardığı sonuç şu.
03:18Avrupa'nın asıl hedefi, Türkleri önce Avrupa'dan sonra da tamamen Anadolu'dan sürmek.
03:24Hatta yazar, Avrupa'nın Türkiye'nin güçlenmesinden kuduracak derecede rahatsızlık duyduğunu iddia ediyor.
03:29Geçelim dördüncü bölüme İran cephesi ve bölgesel gerilimler.
03:35Doğu sınırımızdayız, burada yazarın gerçekten çok kışkırtıcı iddiaları var.
03:4045 milyon, rakam inanılmaz iddialı değil mi?
03:44Kaleli metninde tam olarak bunu söylüyor.
03:47İran sınırları içinde 45 milyon Türk yaşıyor.
03:51Yani yazara göre nüfusun tam %50'si Türk.
03:55Düşünün sokaktaki her iki kişiden biri.
03:57Peki bunu niye söylüyor?
03:59Yazar bu demografiyi alıp İran'ın iç siyasetine bağlıyor.
04:03Mesela Cumhurbaşkanı Pezeşkian'a yönelik saldırıları ya da reisinin ölümünü doğrudan onların Türk kökenleriyle ilişkilendiriyor.
04:10Bunları Farsların Türk varlığına duyduğu öfkenin bir dışa vurumu olarak okuyor.
04:14Hatta İran içindeki asıl planın bu devasa Türk nüfusunu sindirmek ve imha etmek olduğunu öne sürüyor.
04:21İş, dış politikaya geldiğinde ise suçlamalar çok daha keskinleşiyor.
04:25Yazara göre İran, PKK'ya destek veriyor, Ermeni yayılmacılığının arkasında duruyor ve Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını sürekli baltalıyor.
04:34Kalelini en çok çileden çıkaran şey ise içerideki bazı kesimlerin bu düşmanlığı görememesi.
04:39Onun gözünde Farslar, tarih boyunca tıpkı Avrupalılar gibi Türkiye'nin en amansız rakiplerinden biri olmuş.
04:47Ve geldik son bölüme.
04:49Milli Egemenlik ve Kızıl Elma hedefi.
04:51Dört bir yanımız düşmanlarla çevrili.
04:54Peki çözüm ne?
04:55Kesinlikle karamsarlık ya da teslimiyet değil.
04:58Tüm o tehditleri saydıktan sonra yazarın rotası çok net.
05:01Kutlu yolda Kızıl Elma'ya yürüyüşümüz sürecektir.
05:04Biliyorsunuz Kızıl Elma, Türk mitolojisinde ulaşılacak o en yüce ülküdür.
05:09Kaleli diyor ki, dış güçlerin o sahte zirve masallarına aldanmayı bülakın.
05:13Biz sadece kendi öz gücümüze güvenerek, kendi ayaklarımız üzerinde durarak bu kadim hedefe yürümeliyiz.
05:19Hatta bu bağımsızlık vurgusunu doğrudan Cumhurbaşkanlığından aldığı o meşhur cümleyle taçlandırıyor.
05:25Güvenliğimiz kimseye emanet edilemez.
05:28Yazar için bu sadece laf olsun diye söylenmiş bir şey değil.
05:31Türkiye'nin savunmasını Amerika'dan, Avrupa'dan ya da herhangi bir ittifaktan tamamen koparması gerektiğinin bir manifestosu.
05:39Ona göre güvenliğin tek bir anahtarı var.
05:41Yüzde yüz yerli, milli ve bağımsız olmak.
05:43Evet, tarihi güvensizliklerden yola çıkıp, devasa nüfus iddialarından Kızıl Elma ülküsüne kadar Kaleli'nin o keskin dünya görüşünü hep birlikte
05:53inceledik.
05:54Peki, tüm bunlardan sonra asıl düşünmemiz gereken soru şu.
05:57Her şeyin birbiriyle bu kadar iç içe geçtiği, ittifakların bu kadar karmaşık olduğu bir çağda, kusursuz ve tam bir bağımsızlık
06:05gerçekten de mümkün mü?
06:06Yoksa uluslararası masada olmak her zaman bir denge ve taviz mi gerektirir?
06:11Ne dersiniz?
06:12Kaleli'nin bu iddialı analizi, gerçekten de dış politikaya bakışımızı sarsacak cinsten.
06:17Bu incelemede bize katıldığınız için harikasınız.
06:20Bir sonrakinde görüşmek üzere, öğrenmeye ve tabii ki sorgulamaya devam edin.
Yorumlar